Için Arşiv Nisan, 2017

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

Gönderen:

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

Okuma ve Anlama Üstüne Saptamalar

Saptama-1

Eskiden metnin anlamına ulaşmak için defalarca okunması gerektiği düşünülüyor ve metinler öğrencilere defalarca okutuluyordu.PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?
Yorum: Öğrenci ne anlamış, nasıl anlamış kimsenin umrunda değilmiş. Oku oku oku oku….

Saptama -2

Paragrafta Hız – Okuma ve Anlama Özürlülüğünden Nasıl Kurtulmalıyız?

1900’lü yıllarda metinler derinlemesine incelenmiştir. Metin incelemede metnin konusu,olayları, ana fikri vb. ögeler üzerinde durulmuş.
Yorum: Bunda da öğrenciler anlamalarını geliştirmek yerine metnin anlamını ezberlemişler.Ezberlenenler de haliyle bir süre sonra unutulmuş.

Saptama -3

Paragrafta Hız – Okuma ve Anlama Özürlülüğünden Nasıl Kurtulmalıyız?

1970′ yıllarda öğrencilerin anlamları için sessiz okumaya metnin sonunda verilen anlama sorularını cevaplamaya ağırlık verilmiştir.
Yorum: Metnin anlamı ile ilgili sorulan sorular hatırlamaya ilişkin olduğu için yine ezberleyen ve unutmayan öğrenciler önemsenmiştir.
Hatta bazı öğrencilerin anlamak için çok çalışmalarına rağmen durumlarının düzelmediği , okuduklarını anlayamadıklarını ifade etmiştir.
Bu konuda Pressley, okullarda öğrencilerin anlama becerilerinin değerlendirildiği ancak anlamanın ögretilmediğini belirtmektedir.

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

Saptama-4

Paragrafta Hız – Okuma ve Anlama Özürlülüğünden Nasıl Kurtulmalıyız?

Son yıllarda yapılan deneysel çalışmalarda öğrencilerin anlama becerilerini geliştirmek için tahmin etme, sorgulama, özetleme ve açıklama tekniklerinin etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Yorum: Anlamak,  metinde anlatılanı anlamaktan çok anlatılmayana da ulaşmaktır. Yani metinde hem doğrudan anlatılanlar hem de dolaylı ve örtülü verilen anlamları düşünmeliyiz.

Bunun İçin Ne Yapmalıyız?

Metindeki bilgiler; inceleme,sıralama, sınıflama, ilişkilendirme, sorgulama ve değerlendirme vb. Zihinsel işlemlerden geçirilmelidir.

Anlam Nasıl Oluşur?

Eski bilgilerle yeni bilgi sentezlenir ve yeni anlama ulaşılır.
Dikkat!
Anlamın oluşması için mutlaka zihinde yapılandırılması gerekir ve her öğrenci bu yapılandırmayı kendine göre yapar. Buna da kişiye göre “anlama modeli” denir.Ayrıca anlama modeli kadar bireyin bu bilgileri metinden hangi sürede ve hızda aldığı da önemlidir.

Bazı Uyarılar

1. Hızlı anlama, hızlı düşünme, sorgulama ve sorgulama arasında doğrudan bir bağ vardır.
2. Hızlı okumada sadece görme çabukluğunu değil anlama çabukluğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Yani gözler yazının sözcüklerini hızlı bir şekilde gördüğünde beynin de kendisine gönderilen sözcükleri anlayıp sınıflandırma ve sıralamadan geçirmesi gerekir. Beyin ve göz aynı anda koordineli çalışmalıdır. Hani bir söz vardır: Eli işte gözü oynaşta. İste okumada da beyin ayrı, göz ayrı çalışmaz. Göz okuyor ama beyin başka bir şeyle ilgili ise asla anlama gerçekleşemez.PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

3. Okuma esnasında beyin, avına odaklanmış bir panter gibi metne odaklanmak zorundadır. Göz de dinlenme payını da unutmadan amacına göre metne odaklanmalıdır. Kendisine sorulan soruya ve amaca göre metnin ne kadarlık kısmını okuması gerektiğini bilmelidir. Yoksa gelişigüzel okuma yapmış olur ki bu da dikkatin dağılmasına yol açar.

ANLAMA MODELLERİ

Paragrafta Hız – Okuma ve Anlama Özürlülüğünden Nasıl Kurtulmalıyız?

1.Etkileşimsel Model

Üç bileşeni var: Metin, okuyucu, ortam (bağlam)
Metin: Metni anlamada metnin tipi, üslubu, tekniği önemlidir.
Okuyucu: En önemli ögedir. Önceden edindiği bilgileri metinle birleştirip yeni bir anlama ulaşır.
Ortam(bağlam): Okurun metinle etkileşimi sağladığı ve metni anlamaya çalıştığı ortamdır.

2. Süreçsel Model

Bu modele göre anlama üç aşamada gerçekleşir.
Seçme: Okuma esnasında metindeki bilgiler seçilir. Okuyucu metinden ayıklama yapar. Bu ayıklama da okurun ilgi ve ihtiyaçlarına göre olmaktadır. Yani okurun ilgi ve ihtiyacı neyse ona göre metne yoğunlaşmaktadır.
Sıralama: Seçilen bilgiler önemine göre sıralanır. Seçme sırasını okur, yine kendine göre yapmaktadır.
Düzenleme: Metinden elde edilen bilgiler sınıflama, sorgulama, ilişkilendirme, değerlendirme, iç bağlantılar kurma vb. zihinsel işlemlerden geçirilir. Düzenlenen bu bilgiler okuyucunun ön bilgileriyle birleştirilerek yeni anlamlara ulaşılır.

Bilgileri Düzenleme Adımları

  • a. Küçük Yapıları Yapılandırma
    Metindeki kelimeler, deyimler, ata sözleri, sıfatlar, yan cümlecikler ve cümlelerin anlamlarını tespit edilir.Okur önce sözcük ya deyimin anlamına odaklanıyor, sonra cümlenin anlamını kestiriyor. ( tümevarım)
    b. Büyük Yapıları Yapılandırma
    Metnin paragraflarını ve aralarındaki ilgileri anlamaktır.
    c. Anlama Modelini Düzenleme
    Okur son olarak nasıl öğrendiğini tespit etmeli ve bunu modelleyip sonraki okumalarına transfer etmelidir.

ANLAMA SÜREÇLERİ

1. Küçük Yapıları Anlama

  • Kelimeleri tanıma
  • Deyim ve cümleleri tanıma
  • Yan cümleleri tanıma

2. Anlamı Bütünleştirme 

* Cümle Bağlarını Tanıma: Cümlelerde geçen “ve, veya, gibi, oysa, de, beri vb.” bağlaç ve edatların cümledeki anlam ve görevlerini tespit etmek.
* Mantık Bağlarını Tanıma: Cümleler arası anlam bağlarını sağlayan kelimelerden yola çıkarak ” neden- sonuç, amaç – sonuç, karşıtlık, benzerlik, koşul ” ilgilerini bulmak.
* Çıkarım Yapma: Metinde açıkça verilen anlamlardan yola çıkarken örtülü olarak sezdirilen anlamlara ulaşmak. Yorum yapma yeteneğini kullanarak ipuçlarını yakalama gerekir.

3. Büyük Yapıları Anlama

*Ana fikir ve ana duygu belirleme
*Metni özetleme

4. Seçme ve Yapılandırma

Metinden seçilen bilgiler kategorize edilip  kod ve şifre verilerek zihinde yapılandırılır.

ANLAMA TEKNİKLERİ

  1. Tümdengelimsel metodu kullanarak ( bütün – parça – bütün metodu )
  2. Tümevarımsal metodu kullanarak ( parça – bütün )
  3. Analojik teknik kullanarak ( parça – bütün )
  4. Anlatım bicimlerinden yola çıkarak ( Öyküleme, Betimleme, Tartışma, Açıklama )
  5. Düşünceyi geliştirme yollarını kullanarak ( örnekleme, alıntılama, benzetme,tanık gösterme, sayısal veri )

ANLAMA DÜZEYLERİ

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

1.Genel Anlama
Yazar tarafından açıkça verilen bilgileri anlamadır. Buna yüzeysel anlama da denir
2. Yorumlayıcı Anlama
Buna “çıkarımcı”anlama da denir. Yani metinde açıkça verilmeyen derin anlamları da bulmaktır. Her öğrenci kendi anlama duzeyine göre yorum yapabilir.
3. Sorgulayıcı Anlama
Bir metni anlamak için metne ilişkin hazırlanmış sorularla metinden anlam elde edilir.
4. Yaratıcı Anlama
Okurun anladıklarını günlük yaşamına transfer edebilme yeteneği sergilemesi. Yani bilgilerin kullanılmasıdır.

 

TAHMİN YOLUYLA OKUMA NASIL YAPILIR

Metnin başlığından, görsellerden, anahtar kelimelerden, metnin türünden yola çıkarak metnin içeriğine ilişkin varsayımlar ileri sürmek gerekir. Tahmin yapabilmek için çok yönlü düşünceye ihtiyaç vardır. Olaylar, durumlar ve olgular arasındaki bağlantılardan yola çıkarak tahmin yapılabilir. Düz mantık yerine sarmal ve hipotetik mantık taşımak gerekir.

Tahmin Nasıl Yapılır?

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

Okuyucu metni hızlıca gözden geçirip kendilerine göre metnin önemli yerlerini belirleyip 10 kelimeyle tahmin etmeleri beklenir.
Dikkat! Tahmin etme, hayal yoluyla değil metindeki ipuçlarından yola çıkılarak yapılır.
Okumadan önce
* Başlık
* Alt başlık
* Varsa özet
* Resim
* Giriş ve sonuç cümleleri
* Kitapsa arka kapak yazısı
Okuma sırasında
*Tırnak içi ifadeler
* Yönlendirici kelimeler

SORGULAMA VE ELEŞTİRİ

PARAGRAFTA HIZ – OKUMA VE ANLAMA ÖZÜRLÜLÜĞÜNDEN NASIL KURTULMALIYIZ?

Eleştiri, bir düşüncenin veya bir eserin doğru ve yanlışlığını ortaya koymak ve gerçek değerini belirlemek için onu incelemektir.
Sorgulama, akıl yürütme, problem çözme, ilişki kurma, yaratıcı düşünce becerisidir.

0

PARAGRAFTA HIZ VE ATASÖZLERİ NASIL AÇIKLANIR?

Gönderen:

 PARAGRAFTA HIZ VE ATASÖZLERİ NASIL AÇIKLANIR?

ATASÖZLERİ

PARAGRAFTA HIZ VE ATASÖZLERİ NASIL AÇIKLANIR?Atalarımızın hayata dair bir gerçeği uzun deneyimlerden sonra en sözcükle anlattığı sözlere atasözü denir.

Özellikleri:

  1. Söyleyeni belli değildir.
  2. Birer açık veya kapalı öneri ve öğüt anlamı taşır.
  3. Her ulusun yaşama bakışını anlatır.
  4. Kısa ve özlü sözlerdir.
  5. Ölçülü ve uyaklı bir formla söylenir.
  6. Sanatlı ve etkileyici bir anlatıma sahiptir.( cinas, tevriye, mecaz, tezat, simgesel vb.)
  • Sarımsak da acı ama evde lazım bir dişi.( tevriye)
  • Ağaç yaşken eğilir(kinaye)
  • Besle kargayı oysun gözünü( simgesel)
  • Dilim seni dilim dileyim / Başıma her geleni senden bileyim( cinas)
  1. Ses uyumu ve tekrarlarına başvurulmuştur.
  2. Anlamca uyumlu ve ölçülü sözlerden elde edilmiştir.
  3. Genel kural niteliği taşıyan sözlerdir.
  4. Bütün atasözlerinden bir ana düşünce elde edilir.

PARAGRAFTA HIZ VE ATASÖZLERİ NASIL AÇIKLANIR?

Atasözleri Nasıl Açıklanır?

Atasözlerini “kolay” ve “doğru” açıklayabilmek içi şunları öneriyoruz:

  • Atasözlerinin sözlük anlamlarından yola çıkarak mecaz anlamlarına odaklanın.
  • Atasözlerini açıklayan kitapları çokça okuyup karıştırın.
  • Atasözündeki asıl mesajı ve ana düşünceyi kavramaya çalışın. Yani o atasözünün neden söylenmiş olabileceğini anlamaya çalışın. Hangi temel gerçeği vurgulamak için söylenmiş olabilirin peşinde olun.

Düşüncenin Özü Nedir? (giriş bölümü)

Ana düşüncenin temel ögesidir. Konun asıl maddesidir.

  • Açıklanacak nedir?
  • Neyi açıklayacağım?

sorularının karşılığıdır.

Dikkat!

Düşüncenin özü aynı zamanda o konuyu açıklayacak yazının başlığıdır.

Görüşler ( gelişme bölümü)

Ana düşüncenin temel yargısını verir. Sınırı belirler. Bu bölümde düşünce örneklerle, benzetmelerle, karşılaştırmalarla, sayısal verilerle, tanık göstermelerle, kişileştirmelerle geliştirilir.

Ne ile açıklayacağım?

Nelerle açıklayacağım?

PARAGRAFTA HIZ VE ATASÖZLERİ NASIL AÇIKLANIR?

Çıkarımlar(sonuç)

Sözü edilen atasözünden elde edilen ana düşüncedir. Yani atasözünden elde edilen mesaj nedir? Sorusunun yanıt bulduğu bölümdür.

Örnek Çalışma

Atasözü: Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.

Dikkat! Simgesel atasözlerinde öncelikle atasözünde kullanılan simgeleri belirleyip hangi amaçla kullanıldıklarını anlamalısınız. Ayrıca kullanılan her simgenin insana uyarlanması gerektiğini unutmamalısınız.

Bu sözde geçen simgeler “ala keçi” ve püsküllü oğlak” tır. Bu simgelerin gerçek anlamlarını ve hangi amaçla kullanıldığını bilmelisiniz.

Al keçi: En güzel keçi (En iyi ve başarılı insanın simgesi)

Püsküllü oğlak: En çekici ve hoş oğlak (En güzel davranışın simgesi)

Sonuç: En güzel keçi nasıl ki her en güzel oğlak doğuramıyorsa en başarılı insan da her zaman başarılı davranış beklenemez.

Son olarak şunu belirtelim: Nasıl olursa olsun atasözlerini doğru ve etkili açıklayabilmek için bu yöntemleri kullanabilirsiniz. Bu yöntemlerle açıklama yaptığınızda TEOG- YGS- LYS- KPSS- ALES- DGS ölçmelerindeki atasözlerine ilişkin soruları çok rahat çözebilirsiniz.

Faysal DAL

 

 

 

0

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

Gönderen:

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler(Rıfat Ilgaz)

 

Amaçlar :Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

  • Bu dönemde ortaya çıkan bir başka eğilim de Nazım Hikmet’in başarılı ilk örneklerini verdiği toplumcu şiir anlayışıdır. Bu dönemdeki toplumcu şiir özellikleri özetle şu şekildedir:Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)
  • Yoksulluk, ezilmişlik, eşitlik, yalnızlık gibi toplumsal konuları ele alınmıştır.
  • Marksizm, sosyalizm gibi felsefe ve ideolojilerden beslenilmiştir.
  • Ele aldıkları konuya ve hitap ettikleri kesime uygun olarak sade bir dil kullanmışlardır. Halkın sorunları konu edildiği için halkın anlayacağı dilde eserler yazmışlardır.
  • Nazım Hikmet’in oluşturduğu şiir anlayışı ve serbest nazım bu dönem şiirlerini etkilemiştir.
  • Toplumsal konular bireysel bir bakış açısıyla dile getirilmiştir.

 

MEHMET RIFAT ILGAZ (1911 -1993)

Rıfat Ilgaz, edebiyat hayatına 1926 yılında Kastamonu Nazikter gazetesinde yayınlanan “Sevgilimin Mezarında” şiiriyle başladı. Bir süre şiir tekniğine yeni bir soluk getirdiğine inandığı Nazım Hikmet ile çalıştı. Onun Bursa Hapishanesinden gönderdiği şiirleri İbrahim Sabri mahlasıyla yayınlıyordu. Nazım da Ilgaz’dan umutla söz ediyordu:

“              Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum, isimleri henüz yer etmedi, ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları, sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire…         ”

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

Halktan biri olması ve halkın çektiklerini kendisinin de çekiyor olması bunu ifade etme isteği ve ihtiyacı yarattı. Bu amaçla çıkardığı ilk şiir kitabı “Yarenlik”te (1943) çevresindeki insan hayatını anlattı. Mesela bu eserindeki “Alişim” şiirinde onun edebiyatta durduğu noktanın izleri oldukça güçlüdür.

“              Kasnağından fırlayan kayışa

kaptırdın mı kolunu Alişim!

Gidenler gitti Alişim,

Boş kaldı ceketin sağ kolu…

Varsın duvarda asılı kalsın bağlaman

beklesin mızrabını.         ”

Şiirinde kullandığı dil ise anlattığı konuların tarzına uygun bir şekilde sadedir.

Benzer bir anlayışla yazdığı ve şiirlerin bir kısmı okuldaki öğrencileriyle ilgili olan ikinci kitabı “Sınıf” (1944) toplatıldı ve Ilgaz hakkında soruşturma başlatıldı.

Bu dönemde yaşadıklarını bir çeşit anı-roman olan “Karartma Geceleri”nde, karakteri Mustafa Ural aracılığıyla anlattı.

Daha sonradan Fedailer Mangası adını alacak bir grup aydın, bir çıkan bir kapanan dergilerde yazmaya devam etmeye çalışıyorlardı. Özellikle Rıfat Ilgaz’ın takdir ettiği Nazım Hikmet’in ana hatlarını ortaya koyduğu toplumcu bir edebiyat anlayışı gelişmişti. Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Ömer Faruk Toprak, Hasan İzzettin Dinamo gibi yazarların başı çektiği bir akımdı bu.

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

Markopaşa

Bu dönemde özellikle Sabahattin Ali ve Aziz Nesin’le birlikte çıkardıkları Markopaşa, Türk siyasi edebiyat tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Mizah yoluyla ülkedeki gidişatı eleştiren yazılara yer veren yayın kısa sürede büyük ilgi topladı ve iyi bir satış seviyesine ulaştı.

Kapatıldıkça Hür Marko Paşa, Yedi-Sekiz Paşa gibi başka isimlerle tekrar çıkan derginin benzer isimlerle sahteleri dahi türedi.

Bunları Biliyor Muydunuz?

1956 yılında İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş dergisinde bir hikâye serisi yayınlamaya başladı. Daha sonra bu yazılar Hababam Sınıfı romanı oldu.

Çizimlerini Turhan Selçuk’un yaptığı bu dizi çok tuttu. Yazar “Stepne” takma adıyla yazdığı için bu hikâyelerin kime ait olduğu da ilginç tartışmalar yaratıyordu. Bir süre sonra kendi adıyla bu yazıları topladığında birçok insan ona inanmadı. Daha sonra Ilgaz, diğer Hababam Sınıfı oyunlarını da yayınladı.

Dönemindeki Yazarlardan Farkı

Tarz olarak da yine bu dönemde, Adalet Ağaoğlu, Füruzan ve Oğuz Atay gibi yazarlarda görüldüğü üzere, modernist edebiyatın ortaya çıkmaya başlamasına rağmen o, “Toplumcu Gerçekçi” anlayışını devam ettirdi.

Aklında Bulunsun!

İlk öykü kitapları olan “Radarın Anahtarı” ve “Don Kişot İstanbul”da 1957 yılında yayınlanmışlardır. Yaşamının son dönemlerinde yazar özellikle anı ile çocuk edebiyatı türüne ağırlık verdi.

Zaten Okutmak Üzerine şiirinde şöyle der:

“              Sınıfın ozanıyım mimli

Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü

Kim ne derse desin, çocuklar için yazdım hep.

İki iş tuttum ömür boyu köklü.

Çocukları okutmaktı ilk işim.

İkincisi,

Yazdıklarımı çocuklara okutmak.              ”

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

Şiir kitapları

Yarenlik (1943), Sınıf (1944, Yaşadıkça (1947), Devam (1953), Üsküdarda Sabah Oldu (1954), Karakılçık (1969), Çocuk Bahçesi (1995) vd.

Romanları

Hababam Sınıfı (1957),Pijamalılar (Bizim Koğuş) (1959),Karadenizin Kıyıcığında (1969),Halime Kaptan (1972),Meşrutiyet Kırathanesi(1974),Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Apartıman Çocukları (1984), Hoca Nasrettin ve Çömezleri (1984),Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987)

 

Anı kitapları

Yokuş Yukarı (1982),Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986),Dördüncü Bölük (1992):.

Köşe Yazarlığı

Nerde Kalmıştık, Cart Curt

Öykü Kitapları

Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul’da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Garibin Horozu (1969)vd.

Çocuk Edebiyatı

Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda,Bacaksız Paralı Atlet,Küçük Çekmece Okyanusu vd.

A. KADİR (1917–1985)

Asıl adı İbrahim Abdülkadir Meriçboyu’dur. 1917’de İstanbul’da doğdu, 1985’te yine İstanbul’da öldü.

Ses ve Yeni Edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlerinde Nâzım Hikmet etkisi açıkça bellidir.

Önemli

Yurt sevgisini dile getiren ilk kitabı “Tebliğ”de bir yandan savaşa karşı çıkarken bir yandan da yoksul Türk insanını gerçekçi bir bakışla yansıttı. Bireysel dramı toplumsal sorunların birlikteliği içinde ele aldı.

  • Olgunluk dönemi şiirlerinde konuşma diline yakın bir dil kullandı, türküler, halk şiiri ve gelenekleri motiflerinden yarar-landı.
  • Savaş, yoksulluk, sürgünlük, hapislik acılarını yaşayan insanın duygularını, iyiye, doğruya, eşitliğe olan özlemini yalınlık, gerçeklik ve lirizmle yansıttı.
  • Çarpıcı bitişler, yinelemeler, iç uyaklar ve ses uyumları belli başlı şiirsel biçimleri kullandı.
  • 1940’lı yılların toplumsal gerçekçi şiirinin ortak temaları ve biçimleriyle, Orhan Veli kuşağının bazı söyleyiş özelliklerini kaynaştırarak sentezci bir şiire ulaştı.

 

Eserleri

Şiir:

Tebliğ (1943), Hoş geldin Halil İbrahim (1959), Dört Pencere (1962), Mutlu Olmak Varken (toplu şiirler, 1968)

Çeviri-Antoloji:

Bugünün Diliyle Mevlana (1955), İlyada (Azra Erhat’la birlikte, 1958)

Bugünün Diliyle Tevfik Fikret (1967), Odysseia (Azra Erhat’la birlikte, 1958)

Anı:

Harp Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet (1966)

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

ENVER GÖKÇE (1920 -1981)

Ankara, DTCF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Türk dilinin tüm kolları, Türkmence, Kırgızca, Karaimce, Göktürk ve Oğuz lehçeleri, İstanbul ağzı vd. üzerinde çalıştı. Divan Edebiyatı’nı uzmanlık derecesinde öğrendi/hakim oldu. Pek çok halk öyküsünü, masalını, bu arada da, Dede Korkut Masalları’nı derleyerek bugünün Türkiye Türkçesine kazandırdı.

  • Sosyalist, komünist düşünceleri yüzünden hapislik ve sürgünlük döneminde pek çok şiiri ve ünlü destanı Yusuf İle Balaban kayboldu.

Paragrafta Hız ve Toplumcu Gerçekçiler (Rıfat Ilgaz)

Önemli

Ant dergisinde yayımlanan “Köylülerime” şiiri büyük yankı uyandırdı.

Toplumcu gerçekçi şiir akımının mensubudur. Mezuniyet tezi olan “Eğin Türküleri”, türünün ilk örnekleri arasındadır.

Dost Dost İlle Kavga, Panzerler Üstümüze Kalkarlar, Eğin Türküleri yapıtlarının yanında biyografi türünde yapıtları, çevirileri, kaybolan eserleri vardır.

 

Eserleri

Dost Dost İlle Kavga (1973), Panzerler Üstümüze Kalkarlar (1977),Eğin Türküleri (1982

 

CAHİT IRGAT (1915–1971)

Son sınıftayken Edirne Öğretmen Okulu’ndan ayrılan Irgat, birçok tiyatroda oyunculuk yaptı. 1932 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuarı’nı, 1936 yılında bıraktı. İstanbul Şehir Tiyatroları, Küçük Sahne, Devlet Tiyatrosu, Adana Şehir Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu ve Cahide Sonku ile kurduklari Cahitler Tiyatrosu’nda çalıştı, birçok sinema filminde (Sabahsız Geceler, Senede Bir Gün, Drakula İstanbulda…) de rol aldı.

  • Sanatçı şiirleriyle de tanınmaktadır.
  • Bir film yönetmiş ve şiirlerinin dışında bir de roman yazmıştır.
  • Mina Urgan’la bir dönem evli kalmıştır.

Eserleri

Şiir:

Bu Şehrin Çocukları, Rüzgârlarım Konuşuyor, Ortalık, Irgatın Türküsü, Uyku

Roman:

Geri Dönemezsin

 

SORU

Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin gibi isimlerin birlikte çıkardıkları ve Türk siyasi edebiyat tarihinde çok önemli bir yere sahip olan derginin ismi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mavi

B) Marko Paşa

C) Hisar

D) Garip

E) Büyük Doğu

Çözüm

  • Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin’in birlikte çıkardıkları derginin ismi”Markopaşa”dır.
  • A seçeneğindeki Mavi dergisi Attila İlhan ve çevresinin çıkardığı dergidir.
  • C seçeneğindeki Hisar dergisi Mehmet Çınarlı’nın Munis Faik Ozansoy, İlhan Geçer gibi isimlerle birlikte çıkardığı derginin ismidir.
  • Garip bir dergi ismi değil, Orhan Veli’nin başlattığı akımın ismidir.
  • Büyük Doğu ise Necip Fazıl’ın fikirlerini halka ulaştırmak için çıkardığı derginin ismidir.

 

Cevap: B.

 

 

 

 

0
3 Sayfa 1 123
error: İçerik Korumalıdır !!