Için Arşiv Haziran, 2017

Servetifünun Edebiyatı

Gönderen:

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1896-1901)

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı  Tanzimat Döneminde başlayan yenileşme sürecinin devamı olarak batılılaşma sürecinin en önemli halkalarından birini oluşturmaktadır. Servetifünun Dönemi beş yıl gibi kısa bir süre devam etmesine rağmen edebiyatımızda bıraktığı izler kalıcı ve derindir. Bu edebiyat sürecinde Türk edebiyatı gerek muhteva, gerek dil üslup gerekse teknik özellikler bakımından tam anlamıyla batılı bir mahiyet kazanmıştır.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatını meydan getiren isimler: Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin, Halid Ziya,  Ali Ekrem, Süleyman Nazif,  Celal Sahir,  Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmed Hikmet, Ahmed Şuayb.

 

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ EDEBİYATI OLUŞUM SÜRECİ

TOPLUMSAL VE SİYASİ ORTAM

Paragrafta hız ve  Servetifünun edebiyatının oluşum sürecinde padişah II. Abdülhamid’in 33 yıllık baskıcı döneminde geliştiği için sosyal sorunlar pek işlenmemiştir. Yaşanan bu baskıcı ve ağır süreç, İstibdat rejiminin aydın kesimin ve halkın üzerinde yarattığı aşırı baskıcı tutum bu dönem aydınlarını kendi dünyalarına çekilmeye, rejim ve padişaha karşı isyana sürükledi. Servetifünun Dönemi edebiyatı bu sıkıntılı ağır sürecin edebiyattaki yansımalarını kapsayan süreçtir.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı

EDEBİ ORTAM

Tanzimat Dönemiyle birlikte ilk örneklerini veren yenileşme dönemi Türk edebiyatı, Ara nesil çalışmalarıyla hız kazanmış Servetifünun Döneminde ise batılılaşma yönünde tam anlamıyla kimlik kazanmıştır. Servetifünun dönemi Türk edebiyatı Servetifünun dergisi çevresinde toplanan yenlikçi genç şair ve yazarların oluşturduğu edebi ortam ile gelişmiştir.

Paragrafta hız  ve  “Servetifünun” dergisi 1891 yılında Ali İhsan Tokgöz tarafından çıkarılmaya başlamıştır. Dergi ilk yayınlandığı dönemlerde fen, sağlık bilgileri gibi haberleri içeren bir fen dergisi olarak çıkarılmaktaydı. Recaizade Mahmut Ekrem farklı dergilerde yazan dağınık halde bulunan yenileşme taraftarı Batı tarzında eser veren yazar ve şairleri bu dergi etrafında toplayarak, bir edebi anlayış çevresi oluşturarak dergiyi bir edebiyat dergisi mahiyetine taşımıştır. Derginin başına Recaizade’nin Galatasaray Sultanisi’nden öğrencisi olan Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi tam anlamıyla edebiyat dergisi haline getirilmiştir.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ

§ Sanat sanat  içindir anlayışıyla ağırlıklı olarak bireysel temalar işlenmiştir.

§  Bu dönem sanatçıları hem dönemin koşulları hem de mizaçları gereği, içe kapanık, karamsar, gerçeklerden kaçıp hayale sığınmaya eğilimli şahsiyetlerdir. Bu nedenle o eserlerinde hayal-gerçek çatışmasına ve karamsar duygulara sıkça rastlanır.

§  Roman ve hikâyede, olay örgüsü, karakterlerin canlandırılması ve çevre tasvirleri bakımından sağlam, daha gerçekçi ve Batı tarzına uygun eserler kaleme alınmıştır.

§  Bu dönem sanatçıları şiirde daha çok parnasizmin, romanda ise, kısmen romantizmin; daha çok realizme bağlı olarak eserleri kalem almışlardır.

§  Şiirde Tevfik Fikret, Alfred de Musset, François Coppée ve Sully Prudhomme’dan, romanda ise Halit Ziya ve Mehmet Rauf, Stendhal, Balzac, Goncourt Kardeşler ve Paul Bourget’den etkilenmiştir.

§  Servetifünun yazarları, eserlerinde soyut ve ağır bir dil kullanmışlardır. Bundan dolayı eserlerinde, az kullanılmış veya hiç kullanılmamış “tîraje, ibtikâ, şegaf, takattur, lerzende, pûşîde” gibi kelimelere yer vermişlerdir.

§  Eserlerinde, “sâat-ı semenfâm (yasemin kokulu saatler), havf-i siyâh (siyah korku), ûd mükevkeb (yıldızlı ud), nây-ı zümürrüd (zümrüt ney), leyâl-i girîzân (kaçıcı geceler)” gibi daha önce kullanılmamış tamlama ve imgelere yer vermişlerdir.

§  Eserlerinde “ki ve evet” gibi edatlarla, “oh, of, ey, âh” gibi  ünlemleri sıkça kullanmışlardır.

§  Şiirde aruzu ustalıkla kullanmışlardır.

§  Kafiyenin göz için değil, kulak için olduğu anlayışını benimsemişler; bu anlayışa uygun olarak yazılışları farklı, sesleri aynı olan harflerle kafiye oluşturmuşlardır.

§  Eserlerinde uzun cümleler kurmuşlardır. Özellikle Halit Ziya’nın romanlarında bu uzun cümleler dikkati çekmektedir.
§  Bu dönem şiirinde, cümlenin anlamının bir dizenin ortasında başladığı veya bittiği görülür. Hatta yedi sekiz dizeye kadar yayılan uzun cümlelere rastlanmaktadır. Bu duruma  anjambman denir. Böylece şiir, bu dönemde giderek düz yazıya yaklaşmıştır.

§  Bu dönem şiirinde Sone ve terza -rima gibi batı edebiyatına özgü nazım biçimleri kullanılmıştır.

§  Divan edebiyatındaki müstezat nazım biçimini, farklı vezinler kullanarak şiirde uygulanmıştır.

 SORU

Aşağıda verilenlerden hangisi Servetifünun Dönemi Türk edebiyatı  için söylenemez?

A) Eserlerinde “ki ve evet” gibi edatlarla, “oh, of, ey, âh” gibi  ünlemleri sıkça kullanmışlardır

B) Bu dönem eserlerinde romantizm akımının etkisi vardır

C) Divan edebiyatındaki müstezat nazım biçimini, farklı vezinler kullanarak şiirde uygulanmıştır

D) Bu dönem sanatçıları şiirde daha çok parnasizmin, romanda ise, kısmen romantizmin; daha çok realizme bağlı olarak eserleri kalem almışlardır.

E) Eserlerinde uzun cümleler kurmuşlardır. Özellikle Halit Ziya’nın romanlarında bu uzun cümleler dikkati çekmektedir.

 CEVAP: B

Servetifünun Dönemi Türk Edebiaytında realizm, sembolizm, parnasizm akımlarının etkileri görülmektedir.

SERVETİFÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI

TEVFİK FİKRET (1867-1915)

Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. 1896’da Recaîzade Mahmut Ekrem’in isteği üzerine Servetifünun dergisinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi.Dergiden ayrıldıktan sonra, Âşiyan adını verdiği evini yaptı ve orada adeta inzivaya çekildi. Fikret’in inziva dönemi 1908’e kadar sürdü. 1908’de ikinci Meşrutiyet’in ilânıyla yeni bir heyecana kapılarak Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kâzım’la birlikte Tanin’i çıkarmaya başladı. Ancak birtakım görüş ayrılıkları nedeniyle Tanin’den de ayrıldı. İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği dönemde İttihat ve Terakki’ye övgülerde bulunmuştur, ancak İttihat ve terakkicilerin zamanla baskıcı bir idare tarzını benimsemeleri ve yolsuzluklara bulaşmaları nedeniyle onları da hicvetmekten geri durmamıştır. Şair, hayatının sonlarında hece vezni ile çocuklar için şiirler kaleme almış.  18 Ağustos 1915’te İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı Aşiyan’dadır.

Tevfik Fikret; özgürlük, devrim, hak ve insanlık şairidir. Şiirlerinde kendinden önceki şairlerde görülmeyen iç ve dış yenilikler görülmektedir. Fikret sanat hayatının ilk eserlerine “sanat sanat içindir”  anlayışına bağlı ama olgunluk döneminde “toplum için sanat”  düşüncesine bağlıdır.

Asıl Fikret ve Şiiri

  • Fikret yenilikçi anlamda, asıl sanat gücünü ortaya koyan şiirleri Servetifünun Döneminde kalem aldığı şiirleridir.
  • Şiirlerinde bireysel konular; hayal kırıklıkları, melankoli, ıstıraplar kaçış ögeleri ve toplumun içinde bulunduğu, siyasi-kültürel durumun, ağır eleştirisi vardır.
  • Şiirlerinde kullandığı dil ağırdır. O güne kadar kulLanılmamış kelimeler tamamlamaları ustalıkla kullanmaktadır.
  • Aruz veznini Türk edebiyatında en iyi kullanan isimlerden biridir, şiirlerinde aruz kusuru yok denecek kadar azdır.
  • Tablo altı şiir anlayışı onun eserlerinde karşımıza çıkmaktadır.
  • Eserlerinde parnasizm, realizm akımlarının etkileri görülmektedir.

Batı edebiyatından alınmış terza -rima, sone ve serbest müstezat gibi nazım biçimlerini ustalıkla kullanmıştır.

Şiirde nesre yakın bir ahengi tercih etmiştir.

ESERLERİ:

·         Rübāb-ı Şikeste  (Servetifünun Döneminde yazdığı şiirler)

·         Haluk’un Defteri (1911)

·         Şermin  (1915) Fikret’in çocuklara hitaben sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı eseridir.

CENAP ŞAHABETTİN

2 Nisan 1871’de Manastır’da doğmuştur. 1889’da tıp alanında ihtisas yapması için Paris’e gönderilir. Paris’te üç yıl kalıp İstanbul’a döner ve Haydarpaşa Hastanesinde hekimlik yapmaya başlar.1919 yılında da Dârülfünûn Osmanlı Edebiyatı Tarihi Müderrisliği görevine getirilir. Cumhuriyet’ten sonra, 26 Eylül 1932’de Birinci Dil Kurultayı’na katılır. 13 Şubat 1934’te vefat eden Cenap, Bakırköy Mezarlığına defnedilmiştir.

Sanatı

  • Cenap’ın şiirinde kelimelerin taşıdığı ses ve anlam ahengi, müzikalite gücü yatmaktadır. Ama Arapça ve Farsça kelimelerle örülü ve ağır dili vardır.
  • Şiirlerinde aruzu başarıyla kullanır ve ahenk unsurlarından biri olarak görülür.
  • Pitoresk, zihinde resim gibi bir hayal uyandıran güzellik duygusu, Cenap’ın şiirinde vazgeçilmez bir ögedir.
  • Sözcüklerle resim çizen bir üslubu vardır.
  • Sembolizmi ve parnasizmi Türk şiiri ile buluşturan kişidir
  • Sanat sanat için anlayışını benimsemiştir.

 

ESERLERİ:

Tâmât (şiir) Körebe (tiyatro),Hac Yolunda, Evrak-ı Eyyam, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (düz yazı)

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL( Türk Romancılığının Babası)

İstanbul’un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak’tan İzmir’e göçmüş varlıklı bir ailedendi.  Bazı edebi yazılarını İstanbul’da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide “Mehmet Halid” adıyla yayımladı. 1893 yılında İstanbul’a döndü ve Recaizade Mahmut Ekrem’le tanışmasıyla birlikte Servetifünun edebiyatına katıldı. Bu dönemde Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi birçok önemli eserlerini yayınladı.1908 yılında İttihat ve Terakkicilere katıldı.1909 yılında Mabeyn başkatipliğine getirildi. I. Dünya savaşı yıllarında hükumet adına Avrupa’da inceleme ve geziler yaptı. Cumhuriyet’tin ilanından sonra Yeşilköy’deki köşküne çekilerek uzun ve verimli bir yazı dönemi geçirdi.  27 Mart 1945‘te İstanbul’da vefat etti

  • En güzel eserlerini roman türünde vermekle birlikte hikâye, tiyatro, mensur şiir, hatıra türünde eserler kaleme almıştır.
  • Eserlerinin konusunu aile, aşk, ihanet, hayal kırıklıkları gibi konular oluşturmaktadır.
  • Halid Ziya modern roman ve hikâyenin kurucusudur.
  • Romanlarında batılılaşma problemi ve bunun toplum ve bireyler üzerindeki yansımalarını konu almıştır.
  • Sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Eserlerinde kullandığı dil ağırdır.  Üslubu sanatkarāne üslup anlayışının en koyusudur.
  • Fransız romancılarından etkilenmiştir. Fransız realist romancılarında görülen  ‘’İnsan –  Çevre’’ kompozisyonu son üç romanında açıkça göze çarpar.
  • Romanlarında İstanbul ve çevresinde yaşayan belirli bir zümreyi konu edinmiştir.
  • Roman kişileri İstanbul ve çevresinde yaşayan belirli bir kesimden seçilmiştir.
  • Sosyal konulara uzak duran bir roman anlayışı vardır.
  • Hikâyelerinde ise Anadolu’nun kasaba ve hayatını anlatır.
  • Yazarın romanlarında kullandığı dil hikâyelerinde kullandığı dilinden daha ağırdır
  • Eserlerinden realizmden etkilendiği görülmektedir. Yazar eserleri yalnızca realizmin etkisiyle yazdığını belirtse de eserlerinde romantizmin etkileri de görülmektedir.
  • Mensur şiir türünün en güzel örneklerini vermiştir.

ESERLERİ:

ROMAN:Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Nesl -i Ahir

HİKÂYE: Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Nakıl, Bu Muydu, Heyhat, Küçük Fıkralar, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Bir Şi’r-i Hayal, Sepette Bulunmuş, Bir Hikâye-i Sevda, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, Aşka Dairdi, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi,  İzmir  Hikâyesi, Kar Yağarken

TİYATRO:Firuzan, Kabus, Fare

DENEME:Sanata Dair

GEZİ YAZISI:Almanya Mektupları, Alman Hayatı

MENSUR ŞİİR:Mezardan Sesler

MEHMET RAUF (1875-1931)

12 Ağustos 1875 tarihinde İstanbul’da doğdu.  Cenap Şahabettin ve Halit Ziya Uşaklıgil’le mektuplaşmaları sonucu Servetifünun katıldı. 23 Aralık 1931 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Sanatı

 

  • Servetifünun Döneminin Halit Ziya’dan sonra en önemli romancısı olarak kabul edilmektedir.
  • Eserlerinin temel eksenini aşk konusu oluşturmaktadır.
  • Eserinde kullandığı üslubu oldukça dağınıktır, bu nedenle birçok eleştiriye maruz kalmıştır.
  • Yazar eserlerini İstanbul çevresinde yaşayan kişiler ve onların hayatları ekseninde yaşanan olaylardan  seçerek oluşturmuştur.
  • Mehmet Rauf’un eserlerinde ağırlık kişilerin iç dünyası, psikolojik özellikleridir.

ESERLERİ

ROMAN:Eylül Ferda-i Garam, Karanfİl ve Yasemin, Genç Kız Kalbi, Böğürtlen,  Son Yıldız, Tuba, Halas, Ceriha, Kan Damlası, Define, Bir Zambak Hikâyesi, Darendem

HİKÂYE: İhtizar, Son Emel, Aşk Kadını, Eski Aşk,  Geceleri Gözlerin, Aşk- ı Aşıka

MENSUR ŞİİR: Siyah İnciler

TİYATRO: Pembe Köşk, İki Kuvvet, Yağmurdan Doluya, Pençe

 

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1875-1954)

7 Aralık 1875 tarihinde Balıkesir’de doğdu. Hüseyin Cahit 1901 yılında Fransızcadan tercüme ettiği ‘’Edebiyat ve Hukuk’’ adlı yazısını yayınladı bu yazı Servetifünun dergisinin kapanmasına neden oldu.

Sanatı

Hüseyin Cahit şiir, roman,  hikâye,  hatıra türlerinde eserler vermiştir.

Şiirlerinde genellikle aruz veznini kullanmıştır.

Hayal-gerçek zıtlığı, realizm ve natüralist özellikler görülür.

 

ESERLERİ:

ROMAN:Nadide, Hayal İçinde

HİKÂYE:Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış?

DİĞER TÜRLER: Kavgalarım (eleştiri),Siyasi Hatıralar-Edebi Hatıralar (anı)

SERVETİFÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:

Şiir:  Hüseyin Siyret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Süleyman Nesib, Faik Ali, Celal Sahir

Eleştiri: Ahmet Şuayb

SERVETİFÜNUN EDEBİYATINDA GÖRÜLEN EDEBİ TÜRLER

Servetifünün Şiiri

Genel Özellikleri

  • Şiirde sembolizm ve parnasizmin etkileri görülür.
  • Şiir dili ağırdır, Arapça ve Farsça birçok ağır kelime kullanılmıştır.
  • Daha çok serbest müstezat ve sone, terzarima gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.
  • Mensur şiir tarzı kullanılmıştır.İlk mensur şiiri Halit Ziya yazmıştır: Mezardan Sesler
  • En güzel örneklerini Mehmet Rauf yazmıştır: Siyah İnciler

 

Mensur Şiir

Sanatlı düz yazı anlamına gelen mensur şiir, hayal ve duyguların; ölçü uyak, redif gibi sınırlayıcı ögelere bağlı kalmadan şiirin ses, ahenk, söyleyiş, tema özelliklerini yansıtacak şekilde kaleme alındığı yazılardır.

Mensur şiir 19. yüzyılda Fransa’da doğmuş, Servetifünun döneminde de Türk edebiyatında ilk örneklerini vermiştir. Mensur şiir Türk edebiyatına Fransızcadan yapılan şiir çevirileri yoluyla girmiştir. Bu türün Fransız edebiyatındaki en önemli temsilcileri Charles Baudelaire, İsidore Duacasse ve Arthur Rimbaud’dur.

 

Servetifünun edebiyatının şiir türünde iki önemli temsilcisi Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’tir.

Servetifünün Hikaye ve Romanı

  • Hikayelerde romanlara nazaran daha sade bir dil kullanılmış ve dekor yer yer Anadolu’ya taşmıştır. Roman dili süslü ve sanatlı ağır bir dildir.
  • Hikaye ve romanlarda özellikle realizm ve natüralizmin etkileri görülür. Özellikle romanlarda İstanbul konak  hayatı konu edilmiştir.
  • Türk edebiyatında roman bu dönemde Batılı anlamda bir kimlik kazanmıştır. Konu, teknik, üslup bakımından roman oldukça geliştirilmiştir.
  • Roman türü sanat sanat içindir anlayışına bağlı olarak kaleme alınmıştır.

Önemli temsilcileri: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf’tur.

AŞK-I MEMNU

Halit Ziya Uşaklıgil’in en başarılı romanı olarak kabul edilmektedir.Bu romanda Fransız realistlerinden Gustave Flaubert’in Madam Bovary adlı romanın etkileri açıkça görülmektedir.

PÜF NOKTASI: Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan Aşk-ı Memnu Türk edebiyatının ilk realist romanıdır.

paragrafta hız ve servetifünun edebiyatı der ki bu romanda batılı yaşam biçimini benimsemiş zengin bir ailenin içerisinde yaşanan yasak aşk  hikâyesi konu edilmiştir.  Romanda olaylar İstanbul ve çevresinde geçmektedir.  Romanda geçen başlıca kişiler Bihter, Behlül, Adnan Bey, Nihal, Firidevs’tir. Romanın olay örgüsünü; güzel ve genç bir kadın olan Bihter’in kendisinden yaşa büyük zengin Adnan Bey’le evlenmesi,  bu evlilik sürecinde evde bulunan genç ve çapkın delikanlı Behlül ile aralarında yaşanan yasak aşk hikâyesi, Adnan Bey’in kızı Nihal’in  Behlül’e duyduğu aşkı ve bu aşk üçgeninde Nihal’in psikolojisi oluşturmaktadır.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

MAİ VE SİYAH (Servetifünun Döneminin Romanı)

Halit Ziya Uşaklıgil’in roman türünde yazdığı en önemli eserden biridir. Romanın başlıca kişileri: Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi, Ali Şekip, Raci, İkbal,  Lamia, Vehbi Efendi’dir.  Romanın konusunu şiir meraklısı Ahmet Cemil’in babasını kaybettikten sonra şiir kitabı çıkarma hayalleri ile hayatın gerçekleri arasında yaşadığı ikilem, zorluk süreci oluşturmaktadır. Ahmet Cemil karakteri hayalperest, içine kapanık, hayatın gerçeklerinden uzak Servetifünun gençliğini temsil etmektedir. Eserde dönemde yaşanan eski-yeni edebiyat tartışmalarının yansımaları da görülmektedir. Eser İstanbul ve çevresinde aydın bir kesim etrafında geçmektedir.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

EYLÜL

Mehmet Rauf’un roman türünde yazdığı en önemli eseridir. Romanın başlıca kişileri Süreyya, Suat, Necip, Hacer, Fatin’dir. Roman İstanbul Boğaziçi’nde bir konakta geçmektedir. Roman kişilerin psikolojik özellikleri ve iç dünyaları üzerine kuruludur.

MEHMET RAUF

PÜF NOKTASI:

Mehmet Rauf tarafından yazılan Eylül, Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romandır.
Roman Süreyya ve Suat çiftinin evliliği ve Suat’la Necip arasında yaşanan gizli aşk hikâyesi üzerine kuruludur.

Servetifünun Tiyatrosu

Servetifünun Dönemi’nde tiyatro türünün örneklerine çok fazla rastlanmamaktadır. Gerek dönemin ağır siyasi koşulları gerekse tiyatronun toplumsal bir tür oluşu, Servetifünun sanat anlayışına uygun olmayışı bu dönem sanatçılarını tiyatro türünden uzaklaştırmıştır.

DİĞER TÜRLER

MİZAH VE HİCİV

  • Servetifünun Dönemi’nde tiyatro türünde olduğu gibi dönemin ağır koşullarından dolayı mizah ve hiciv türü çok fazla gelişme imkanı bulamamıştır.
  • Bu türde eser veren iki isimle karşılamaktayız: Cenap Şehabettin, Hüseyin Suad Yalçın.
  • Cenap Şehabettin az sayıda olan mizah yazılarını ‘’Dahhak-ı Mazlum’’ imzasıyla yayınlamıştır, ancak bu yazıları kitap haline getirmemiştir.
  • Hüseyin Suad Yalçın mizah türünde yazdığı yazılarında ‘’Gave-i  Zalim’’  adını kullandı. Çoğunu Millī mücadele döneminde yazdığı mizahi şiirlerini ‘’Gave Destanı’’ adı altında toparladı.

EDEBİ TENKİT

Servetifünun Dönemi’nde edebi tenkit anlayışı çok gelişmemiştir. Bu türde eser veren en önemli isim Ahmet Şuayp’tır.

Ahmet Şuayp, Servetifünun eleştirisini en bilinçli düzeyde yürüten kişidir. Kapsamlı bir biçimde incelediği Hippolyte Taine’in, edebiyat eleştirisine getirdiği bilimsel determinizme karşı çıkar.

Bu dönemde edebi tenkitte dikkat çeken diğer bir isim Servetifünun dergisinin kapatılmasına neden olan ‘’ Edebiyat ve Hukuk’’ adlı yazısıyla Hüseyin Cahit Yalçın’dır.

 

 

5

HIZLI OKUMA ve “YERİNİ BULMA TEKNİĞİ”

Gönderen:

  • HIZLI OKUMA ve “YERİNİ BULMA TEKNİĞİ”

 

  • Yerini bulma tekniğinde okuyucu önce bir bilgiye veya konuya odaklanmaktadır. Ardından odaklanılan bilgi ya da kelimenin görüntüsü zihinde canlandırılmaktadır. Okuyucunun gözleri satırları tararken zihni de canlandırdığı kelimenin görüntüsünü aramaktadır.
  • Göz bir radar gibi soldan sağa satırları taramaktadır.
  • Bu teknikte en önemli şey yoğunlaştırılmış dikkattir.
  • Aranacak bilgi anahtar kelime haline getirilmelidir.
  •  Metnin yapısını tanımalısınız. (Açıklama, tartışma, öyküleme, betimleme)
  • Bu teknikte bütün çaba aranan bilginin veya sorunun cevabının nerede olduğunun bulmaktır.

 

Hızlı Okuma ve Yerini Bulma Etkinliği – 1

Aşağıdaki listede çeşitli meslekler verilmiştir. Bu mesleklerden kaçı gıda ve beslenme ile ilgilidir? Bir dakikalık süre
içinde bulunuz ve altını çiziniz. Daha sonra bulduğunuz sayıyı etkinliğin altına yazınız. Etkinliği 1 dakikada tamamlayınız.

acenteci ağ yöneticisi aşçı aşçıbaşı aile hekimi aktör albay ambalajcı ambarcı anahtarcı anestezi antika satıcısı
antropolog araba satıcısı arabacı arabulucu araştırmacı arıcı arkeolog asistan astronot atlet avcı avizeci
avukat ayakkabıcı baharatçı bahçıvan bakıcı bakırcı bakkal bakteriyolog balıkçı balon pilotu bankacı banker
barmen başbakan başçavuş baş dümenci başhemşire başkan benzinci berber besteci biletçi bilgisayarcı bilim insanı
bilirkişi bisikletçi biyolog bobinaja  borsacı borucu botanikçi boyacı bozacı börekçi bulaşıkçı bütçe uzmanı büyük elçi ciğerci çorbacı

1. Bu mesleklerden kaçı gıda ve beslenme ile ilgilidir?………………
Etkinliği incelediniz. Bir dakika içinde kaç meslek buldunuz? Gıda ile ilgili toplam 13 meslek vardır. Eğer 10 mesleği
bulduysanız bir dakikalık sürede hata yapmaksızın yerini bulma beceriniz oldukça iyidir demektir. Eğer 7 ve daha az
meslek bulduysanız bu beceriniz az gelişmiş ve bu tekniği geliştirmek için çok çalışmanız gerekmektedir.

 

Hızlı Okuma ve Yerini Bulma Etkinliği- 2

Aşağıdaki metinde sık sık “Einstein” ve “şoför” kelimeleri kullanılmıştır. Bir dakikalık süre içinde bu kelimeleri
bulunuz ve altını çiziniz. Daha sonra bulduğunuz kelimelerin sayısını etkinliğin altına yazınız. Etkinliği 1 dakikada
tamamlayınız.

EİNSTEİN VE ŞOFÖRÜ

Einstein, çeşitli yerlerde ve illerde konferanslar veriyordu. Bu konferanslara hep özel şoförünün kullandığı
arabayla gidiyordu. Einstein konferans verirken şoför de dinleyiciler arasında oturuyor ve konferansı dinliyordu. Bir
gün yine bir yere konferansa gidiyorlardı.
Yolda şoför:
– Dr Einstein, dedi, sizin her konferansınızı dinledim. Artık yapacağınız konuşmayı kelimesi kelimesine biliyorum.
Bu söz Einstein’in çok hoşuna gitti ve aklına ilginç bir fikir geldi.
– Pekâlâ, dedi, şimdi gideceğimiz yerde beni tanımıyorlar. Palto ve şapkalarımızı değiştirelim. Konferansta
sen konuş.
Şoför: “Tamam” dedi. Konferansa gittiklerinde kürsüye şoför çıktı. Gerçekten de dersini iyi çalışmıştı. Çok
güzel konuştu. Her şey iyi gitti. Hatta dinleyicilerin sorularını bile başarıyla cevapladı. Derken bir dinleyici, daha önceki
konferanslarda sorulmayan bir sordu.
Şoför cevabı bilmiyordu ama hiç bozuntuya vermedi.
– Böyle basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip, dedi. Şimdi arka sırada oturan şoförümü çağıracağım
ve size cevap vermesini söyleyeceğim.

Gazeteler 2008

Okuma sürenizi yazınız……………dakika……………saniye.
Bulduğunuz “Einstein” sayısı:………………
Bulduğunuz “şoför” sayısı :………………
Etkinliği yaptınız. Einstein ve şoför kelimelerinden kaç tane buldunuz.

Her iki kelime metinde beşer kez tekrarlanmaktadır.

1

Tanzimat Edebiyatı-1

Gönderen:

Tanzimat Edebiyatı-1

 

1.Tanzimat Edebiyatının Oluşum  Süreci

Osmanlı Devleti’nde görülen hızlı gelişmeler her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da kendisi göstermiş ve yeni bir edebiyat anlayışı doğurmuştur. Batılılaşma sürecinde gelişen bu Türk edebiyatı  dönemine Yeni Türk edebiyatı adı verilmektedir. Bu dönem Osmanlı Devleti’nde yenileşme hareketlerinin başlangıcı olan Tanzimat Döneminden günümüze kadar olan süreci kapsamaktadır.  Bu dönem itibariyle Türk edebiyatı içerik, tür, üslup, teknik gibi birçok yönden değişim sürecine girmiştir. Bu değişim sürecinin temelinde yatan sebep eski edebiyattan uzaklaşma Batı tesirinde yeni bir edebiyat yaratma çabalarıdır.Tanzimat Edebiyatı-1

Divan Edebiyatını Diriltme Çabaları ve Encümen-i Şuāra

Edebiyatta yeni başlayan bu yenileşme süreci belirli bir zümre tarafından büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanırken, altı yüz yıldır süregelen divan edebiyatını savunan ve bu edebiyatın yaşatılması gerektiğini dile getiren bir edebi zümrede bu süreçte varlığını korumuştur. Bu anlayış etrafında toplanan şairler, (1861) “Encümenişuara” adı verilen bir meclis oluşturdular. Hersekili Arif Hikmet Bey’in evinde toplanan aydınların amacı, eski tarzda şiir yazan aydınlara yardımcı olmak, eski tarzda yeni şiirler oluşturmaktı.Tanzimat Edebiyatı-1

Encümen-i Şuāra Şairleri

Leskofçalı Galip, İbrahim Halet Bey, Üsküdarlı Hakkı Bey, İrfan Paşa, Salih Naili, Kazım Paşa, Nevres, Ziya Paşa, Namık Kemal, Hersekili Arif Hikmet, Recaizade Celal, Salih Naili, Osman Şems, İrfan Paşa.

Encümen’in Özellikleri

Şiirlerine başlık koyarlar. Nazireciliğe önem verirler.Ortak şiirler kaleme alırlar.Yeni tema arayışına girerler.İçlerinden bazıları sade Türkçe söyleyişin peşine düşer.

Eski Ve Yeni Edebiyat Anlayışlarının Karşılaştırma Süreci

           ESKİ EDEBİYAT ANLAYIŞI

         YENİ EDEBİYAT ANLAYIŞI

Bu edebiyat anlayışının içeriğini; hayal unsurları, tasavvufi ve mistik düşünceler oluşturmaktadır. Bu süreçte ise içerik yerini hayal unsurlarından akıl ve sağduyuya bir edebiyat anlayışına bırakmıştır.
 Edebiyat toplumsal meselelerden uzak, belirli bir zümreye hitap eden bir anlayış süreci içerisinde gelişmektedir. Bu dönem edebiyatı toplumsal meselelerden beslenen, toplumun eğitimini amaçlayan bir süreçte gelişmektedir.
Bu dönem edebiyatında Arapça ve Farsça kelimelerle örülü ağır bir dil anlayışı görülmektedir.  Şinasi’nin oluşturduğu ‘’Safi Dil’’ anlayışının etkisiyle, halkın anlayabileceği sade dil anlayış amaçlanmıştır.
Bu dönemde romantik ögeler ağırlıklı yer tutmaktadır. Bu dönem edebi anlayışla birlikte realizm- natüralizm akımlarından başlamak üzere birçok edebi akımın etkileri edebiyatımıza girmiştir.
Bu dönem edebiyatında aşırı kuralcı bir anlayış vardır.  Yenileşme döneminde yeni edebiyat anlayışları ve türlerinin etkisi sonucunda edebiyat aşırı kuralcı yapıdan sıyrılmış, ilerleyen süreçte serbest edebiyat anlayışına yerini bırakmıştır.
Bu dönem edebiyatında görülen edebi türler(gazel, kaside, mesnevi vb .) Arap ve Fars edebiyatlarından alınarak zamanla bu türlere yenileri eklenmiştir. Yenileşme döneminde Batının tanınması, Batı’dan birçok tercüme ve çeviri faaliyetlerinin etkisi ile edebiyatımıza Batı edebiyatından türler(roman, öykü, makale, deneme) girmiştir.

 

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896)

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, Batı tesirinde gelişen Türk edebiyatının ilk sürecini oluşturan 1860-1895 yılları arasında varlığını sürdüren Türk edebiyatı dönemidir.

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, bir yandan, artık eski gücünü büyük ölçüde yitirmiş bulunan eski edebiyata bir tepki; bir yandan da merkezi Fransa olan Batı’nın önümüzde serdiği yeni değerlere ve bunların telkin ettiği sanat anlayışına özenme sonucu meydana gelmiş bir edebiyattır. Tanzimat Edebiyatı-1

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ OLUŞUMUNU SAĞLAYAN TEMEL ETKENLER

Paragrafta Hızda Tanzimat Edebiyatı-Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, 19. yüzyılda başlayan yenileşme sürecinin edebiyattaki ilk yansımalarını içeren dönemdir. Bu dönemin oluşumunda en temel etken Osmanlı Devleti’nde 17. yüzyıldan itibaren görülen yenileşme hareketleridir.

TERCÜME FAALİYETLERİ

Paragrafta Hızda Tanzimat Edebiyatı-Bu dönemde Batılı yazar ve şairlerden yapılan çeviri ve uyarlama çalışmaları Batı kültür, tarih ve edebiyatının tanınması ve Batı tesirinde gelişen yeni edebiyat çalışmalarına ışık tutması bakımından oldukça büyük önem taşımaktadır.

Yapılan çeviri ve uyarlama çalışmalarından bazıları şunlardır:

Yusuf Kamil Paşa 1859 yılında Fenelon’un Telemaque (Telemak) adlı eserini Türkçe’ye çevirmiştir.

 PÜF NOKTASI: Yusuf Kamil Paşa’nın Telemak adlı eseri, Türk edebiyatında yazılmış ilk çeviri romandır.


Münif Paşa
1859 yılında Fenelon, Fontenelle ve Voltaire’den seçilmiş on bir diyaloğun tercümesinden oluşan  “Muheverat-ı Hikemiyye” adlı çeviri bir eser yayınlamıştır.

PÜF NOKTASI: Münif Paşa tarafından yayınlanan Muhâverât-ı Hikemiyye, Batı dillerinden Türkçe’ye çevrilen ilk edebi ve felsefi eserdir.

Unutma!
Münif Paşa
1759 yılında Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanını “Hikâye-i Mağdurin” adlıyla  Türkçe’ye  çevirmiştir.

  • Ahmet Lutfi Efendi 1864 yılında Daniel Defoe’nun “Robinson Crusoe” adlı romanını Türkçe’ye çevirmiştir.
  • Teodor Kasap 1871-1873 yılları arasında “Monte Cristo”, 1872 yılında “Topal Şeytan” adlı romanları Türkçe’ye çevirmiştir.
  • Ziya Paşa 1870 yılında J.J. Rousseau’nun “Emil” adlı eserini Türkçe’ye çevirmiştir.
  • Ziya Paşa 1872 yılında Molier’in Tartuffe adlı tiyatro eserini Riyanın Encamı adlıyla Türkçe’ye çevirmiştir.

Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den Yaptığı Çeviriler: Tortuffe(Tartuffe), İnfial-i Aşk, Don Juan

 Uyarlamalar: Zor Nikâh, Zoraki Tabib, Tabib-i Aşk, Dekbazlık

 

SORU:

Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Dönemi’nde verilen tercüme eserlerden biri değildir?

A) İnfial-i Aşk

B) Monte Cristo

C) Muheverat-ı Hikemiyye

D) Topal Şeytan

E)Cimri

DÜŞÜNDÜREN CEVAP:E

Fransız tiyatro yazarı Molier’in Cimri adlı eseri Tanzimat Dönemi’nde verilen çeviri eserler arasında değildir.

GAZETECİLİK FAALİYETLERİ:

Paragrafta Hızda Tanzimat Edebiyatı-Tanzimat Dönemi’nde 1840 yılından itibaren birçok alanda gazete ve dergi faaliyetleri yürütülmüştür. Gazeteler dönemin kitle iletişim araçları olmakla birlikte, toplumda belirli bir kültür ve heyecan ortamı yaratan iletişim organlarıdır. Gazeteler bu özellikleri ile yazarlar tarafından toplumu eğitme; fikirleri, yeni eser ve türleri halka tanıtma, açıklama araçları olarak kabul edilmiştir. Gazeteler dönemde yaşanan birçok edebi tartışma ve edebi türlerin ilk örneklerinin verildiği yerler olması bakımından edebi açıdan büyük önem taşımaktadır.

Tanzimat Dönemi’nde Çıkarılan Gazeteler

1.Takvimivakayi
  • Mahmut döneminde yayınlanmış ilk resmi gazetedir.
  •  1 Kasım 1831 tarihinde yayınlanmıştır.
  • Devletin resmi yayın organıdır.
  • Dönemin resmi işlem ve olaylarını kaydeden bir gazetedir, gazetenin edebiyat alanında önemli bir yeri vardır.
Püf NOKTASI: Takvimivakayi Türk gazetecilik tarihinde çıkarılan ilk resmi gazetedir.

 

2.Ceride-i Havadis

  • Türk tarihinde çıkarılan ilk yarı özel gazetedir.
  • 1840 yılında İngiliz gazeteci William Churchill tarafından çıkarılmıştır.
  • Bilimsel ve ahlaki niteliği olan bir gazetedir.

3.Tercümanıahval

  • 1860 yılında Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılmıştır.
  • Türkler tarafından çıkarılan ilk özel gazetedir.
  • Türk tarihindeki ilk fikir ve kültür gazetesi olması bakımından önem taşımaktadır.
  • Yayın hayatına altı ay kadar bir süre devam etmiştir
PÜF NOKTASI: “Tercümanıahval” Türkler tarafından çıkarılan ilk özel gazetedir.

4.Tasvir-İ Efkar

  • 1862 yılında Şinasi tarafından çıkarılmıştır.
  • Gazete sadece olayları yayınlamakla kalmamış düşünce ve edebiyat gazetesi olarak da gazetecilik faaliyetlerinde yer vermiştir.
  • Gazetenin yönetimi 1865 yılından itibaren Namık Kemal’e bırakılmış,1867’den sonra ise Recaizade Mahmut Ekrem tarafından yayınlanmıştır.

Bu dönemde çıkarılan diğer gazeteler:

  • 1867 yılında Ali Suavi tarafından Muhbir gazetesi çıkarılmıştır.
  • 1868’de yılında Namık Kemal, Ziya Paşa tarafından Hürriyet gazetesi çıkarılmıştır.
  • 1871’de yılında Namık Kemal tarafından İbret gazetesi çıkarılmıştır.
  • 1872’de yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından Devir, Bedir gazeteleri çıkarılmıştır.
  • 1878’de Ahmet Mithat Efendi tarafından Tercüman-ı Hakikat çıkarılmıştır.
FAYSAL HOCA’DAN SORU:

I.1860 yılında Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılan ilk özel gazetedir.

II. Türk tarihindeki ilk kültür gazetesi bakımından önem taşımaktadır

III. Şinasi’nin Paris’e üzerine gazetenin yönetimi Namık Kemal’e bırakılmıştır

Yukarıda verilen özelliklerden hangileri Tercüman-ı Ahval gazetesi için söylenemez?

A) I. ve II.             B) I. ve III.                   C) Yalnız I.           D) II. ve III.           E) Yalnız  III.

Şinasi Paris’e kaçtığı dönemde Tasvir-i Efkar gazetesini yönetmekteydi, gazeteden ayrılması üzerine  gazete yönetimini Namık Kemal’e bırakmıştır. Dolayısıyla III. Maddede verilen özellik Tercüman-ı Ahval gazetesi için söylenemez.

Cevap: E

 

FAYSAL HOCA’DAN SORU:

Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat II. Dönem özelliklerinden biri değildir?

A) Natüralizm akımının etkileri görülmektedir.

B) Sanat sanat içindir anlayışı vardır.

C) Eserlerin dili ağırdır.

D) Bireysel konular işlenmiştir.

E) Abdülhak Hamit, Sami Paşazade, Mizancı Murat önemli temsilcileri arasındadır.

Tanzimat II. Dönemde romantizm ve realizm akımlarını etkileri görülmektedir, ancak natüralizm akımının etkileri yoktur.

  • Cevap: A

TANZİMAT’IN  I.DÖNEM SANATÇILARI

 

İBRAHİM ŞİNASİ (1826-1871)

1826 yılında İstanbul’da doğmuştur. Edebiyatta görülen yenileşme sürecinin öncüsü ve en önemli temsilcisidir.Şinasi siyasi nedenlerden dolayı birçok kez Paris’e gitmiştir. Şinasi’nin çeşitli sebeplerden dolayı Fransa’da bulunması şairin Fransız kültür ve yapısını yakından tanımasını sağlamıştır.

  • Eserlerinde akılcılık ön plandadır.
  • Dilde sadeleşme ‘’Safi Dil ‘’ anlayışını ortaya koyan ilk isimdir.
  • Eserlerinde yeni değişik kavramlara yer verir: siyasi, hukuki, sosyal ve felsefi fikirler ve akıl, sağduyu, kanun, hak, adalet.
  •  Edebiyatımızda ilk tiyatro eseri olan “Şair Evlenmesi” ni yazmıştır.
  •  Noktalama işaretlerini ilk defa Şair Evlenmesi adlı eserinde kullanmıştır.
  • Tercüman-ı Ahval mukaddimesiyle edebiyatımızda ilk makale örneğini vermiştir
  •  La Fontaine ilk fabl örneklerini yazmıştır.
  • Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkararak, Türk gazeteciliğinin gelişmesinde büyük katkıda bulunmuştur.

ESERLERİ:

Tercüme-i Manzume (1859): Şinasi’nin Fransız şairlerinin şiirlerinden yaptığı çevirileri bir ara­ya topladığı eseridir.

Müntahabât-ı Eş’âr (1862): Şinasi’nin kendi yazdığı şiirler arasından seçtiği ve “Müntahabât-ı Eş’ârım” adını verdiği eseridir.

Şair Evlenmesi (1860): Türk tiyatrosunun kitap halinde çıkan ilk eseridir.

Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye (1863): Osmanlı atasözlerini bir araya getiren bu eseridir.                       

NAMIK KEMAL (1840-1883)

Tanzimat Dönemi’nin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamlarından biri olan Namık Kemal  1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya gelmiştir. Bir dönem Encümen-i Şuāra şairleri arasında bulunmuş, Şinasi ile tanışmasından sonra yeni edebiyat anlayışını benimsemiştir.  ‘’Vatan yahut Silistre’’ adlı tiyatro eserinin sergilendiği dönemde yaşanan olaylar sonucunda 1873’te Magosa’ya sürgün edilmiştir. 2 Aralık 1888 tarihinde vefat etmişti

PÜF NOKTASI Namık Kemal hemen hemen her türde eserler vermiş, eserlerinde vatan, hürriyet, millet gibi kavramları işlemesinden dolayı vatan şairi olarak anılmıştır.
  • ”Toplum için sanat” anlayışını benimsemiştir.
  • Sanatı, toplumun batılılaşması için bir araç olarak kullanmıştır.
  • Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlamıştır.
  • Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düz yazıyı kullanmıştır.
  • Fransız edebiyatını örnek almış, romantizmin etkisinde kalmıştır. Her yönüyle romantizmin kurucusu olan Victor Hugo’yu örnek almıştır.
  • Şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yenidir.
  • Tiyatroyu “Eğlencelerin en faydalısı” olarak nitelemiş, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı yapıtlar vermiştir.
  • İlk edebi roman İntibah ve ilk tarihi roman Cezmi onun tarafından kaleme alınmıştır.

ESERLERİ:

ŞİİRLERİ: Hürriyet Kasidesi,  Vaveyla,

TİYATRO :                                         
Vatan Yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Celaleddin Harzemşah, Kara Bela vb.

ROMAN:
İntibah, Cezmi.

ELEŞTİRİ
Tahrib-i Harâbât,  Takip,  Renan Müdafaanamesi, İrfan Paşa’ya Mektup, Mukaddeme-i Celal.

TARİHİ KİTAPLAR: 
Devr-i İstila, Barika-i Zafer, Evrak-ı Perişan, Kanije Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi.

GAZETELER

Tasvir-i Efkar (Şinasi’den sonra çıkarmaya devam etmiştir.), Hürriyet( Ziya Paşa ile birlikte Londra’da çıkarmıştır.) İbret.

ZİYA PAŞA (1825-1880)

Tanzimat Dönemi Türk yazar, şair ve devlet adamlarından biri olan Ziya Paşa 1825 yılında İstanbul’da doğmuştur. Gençlik dönemi mektuplarla geçmiştir. Bir süre Encümen-i Şuāra’ya katılarak eski tarzda şiirler kaleme almıştır.

  • Tanzimat Dönemi’nin en büyük tartışmalarından biri olan “eski-yeni” ikilemi, Ziya Paşa’yı oldukça etkilemiştir. Bu ikilik süreci Ziya Paşa’nın eserlerinde açıkça görülmektedir. Ziya Paşa Şiir ve İnşa’ makalesinde eski edebiyatı ağır bir dille eleştirerek, halk edebiyatının Türk edebiyatındaki yeri ve önemini ön plana çıkarırken ’Harabat’ adlı antolojisinin dibace (ön söz) bölümünde eski edebiyat anlayışını savunarak halk edebiyatını ağır bir dille eleştirmiştir. Ziya Paşa’nın bu eserlerinde sergilediği tavır içerisinde bulunduğu ikilemin en önemli göstergesi olarak kabul edilmektedir.
  • Ziya Paşa eserlerinde biçim bakımından eskiye bağlı kalmıştır. Divan şiirine bağlı olarak yazdığı şiirleri yanı sıra heceyle yazdığı eserleri vardır.
  • Ziya Paşa asıl ününü eski tarzda yazdığı eserleriyle kazanmıştır.
  • Şiirlerinde sosyal konular ve eleştiriye ağırlıklı yer vermiştir: Terkibi-i Bent, Terci-i Bent

ESERLERİ:

DEFTER-İ ÂMÂL:  Ziya Paşa’nın anı türünde yazdığı, J. J. Rousseau’nun “ İtiraflar “ adlı eserinden etkilenerek çocukluk anılarını anlattığı eseridir. Batılı anlamda anı türünün ilk örneklerindendir.

EŞ’AR-I ZİYA (1881): Ziya Paşa’nın  kendi yazdığı şiirlerinin bulunduğu bir şiir kitabıdır; bu eser Ziya Paşa’nın ölümünden sonra yayınlanmıştır.

ŞİİR VE İNŞA: Ziya Paşa’nın makale türünde yazdığı eserdir. Yazar bu eserinde, halk şiirinin bizim gerçek şiirimiz olduğunu söylemiş ve divan şiirini eleştirmiştir.

HARABAT:  Ziya Paşa’nın Türk, Arap ve Fars edebiyatından seçme şiirlerin yer aldığı bir divan şiiri antolojisidir. Bu eserin mukaddime bölümünde Şiir ve İnşa makalesindeki düşüncesini değiştirerek gerçek edebiyatımızın divan edebiyatı olduğunu savunmuştur. Ziya Paşa’nın bu düşüncesi Namık Kemal tarafından ağır eleştiriye uğramıştır.

PÜF NOKTASI: Ziya Paşa’nın Harabat adlı eseri, Türk edebiyatının ilk antoloji eseri olarak kabul edilmektedir.


ZAFERNAME:
 Ziya Paşa’nın; Ali Paşa’yı yermek amacıyla Paris’te yazdığı, siyasi hiciv türündeki eseridir.

EMİLE: Ziya Paşa’nın J. J.Rousseau’dan Türkçeye çevirdiği bir eseridir.

ENGİZİSYON TARİHİ: Ziya Paşanın tarih konulu çeviri bir eserdir.

RÜYA: Ziya Paşa’nın Londra’da Ali Paşa’yı yermek için kaleme aldığı küçük kitabıdır.

SORU:

Aşağıda verilen yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Ziya Pafşa – Zafername
B) Namık Kemal – Şiir ve İnşa
C) Ahmet Mithat – Hasan Mellah
D) Şinasi – Müntahabat-i Eş’ar
E) Recaizade Ekrem – Araba Sevdası

Cevap:B

SORU:

Tanzimat Döneminde devlet düzeninin iflleyifliyle ilgili bozuklukları gören ve
“Görüp ahkâmı asr› münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten”

diyerek görevinden çekilip millete dönen şair aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ömer Seyfettin
B) Namık Kemal
C) Şinasi
D) Yahya Kemal
E) Ziya Gökalp

Cevap:B

SORU:

Şinasi ilk gazete tecrübesi olan Tercüman-i Ahval’den sonra 1862’de bir gazete daha çıkardı. Ancak
1864’te Avrupa’ya giderken gazetenin idaresini Namık Kemal’e bıraktı.

Yukarıda adı geçen gazete aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tercüman- ı Hakikat
B) Mizan
C) Basiret
D) Tasvir- i Efkâr
E) Muhbir

Cevap:D

SORU:

1859’da yazdığı şair Evlenmesi’ne “bi’l-iltizam lisan-ı âvâm üzre kaleme alınmıştır” notunu düşer. Bu da başlangıçtan itibaren şinasi’nin konuşulan Türkçeyi yazı dili yapmak istediğini gösterir. Hatta Müntehabat-ı Eş’âr’ında yer alan şiirlerin bazı mısraları na da benzer dipnotu düşüp “saf Türkçeyle yazılmıştır.

Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerin hangisidir?

A) Ömer Seyfettin
B) Nam›k Kemal
C) Şinasi
D) Yahya Kemal
E) Ziya Gökalp

Cevap:C

FAYSAL DAL

5
2 Sayfa 1 12
error: İçerik Korumalıdır !!