Için Arşiv Temmuz, 2017

Klasisizm ve Romantizm Mukayesesi

Gönderen:

Klasisizm ve Romantizm Mukayesesi

1.KLASİSİZM

Klasisizm 17. yy.da Fransa’da ortaya çıka

n bir edebiyata akımıdır.(Paragrafta Hız Klasisizm ve Romantizm Mukayesesi)

İlkelerini BOİLEAU’nun L’ART POETİQUE  “Şiir Sanatı” adlı manzum eserlerinden alan Klasisizm, sanatta şu ilklere yer verir.

  • Akıl ve sağduyuya dayanma
  • İnsanın iç dünyasındaki tabiata , insanların iç dünyasına, saygı gösterme
  • Şekilde dil ve anlatımda en olguna dayanma

Klasikler neye İnanır?

Klasiklere göre insanı insan yapan güç akıl ve sağduyudur. Akıl ve sağduyuya dayanan eserler herkesin anlayabileceği nitelikte güzel ve gerçeği yaşatan eserlerdir. Gerçek tabiatta vardır. Öyleyse sanatçı tabiata saygı göstermek ve tabiatı örnek almak zorundadır. Sanatçı tabiatı örnek alırken de ahlakçı bir yol tutmak zorundadır. Ancak bu tabiat da dış tabiata değil, insanı hayvandan ayıran iç dünyası, karakter ve davranışlarıdır.

Eserlerdeki Karakterler

Klasikler kişilerin her zaman, her yerde, her toplumda aynı duygu ve düşüncede olduğunu kabul ederler. Bu nedenle eserlerinde değişmez TİPLER vardır.

Konular

Konularını genellikle eski Yunan ve Latin medeniyetinden alırlar. Onlara göre önemli olan bir konunun ilgi çekici olması değil, onun güzel bir şekil içinde en olgun dil, anlatım ve söyleyişle anlatılması ve insanlığa seslenmesi gerekir.

Tiyatroları

Tiyatroda üç birlik kuralına uymaları, akla ve doğallığa verdikleri önemi gösterir.

Üç Birlik Kuralı Nedir?

“Bir yerde, bir günde, bir tek olay”ın anlatılması ve işlenmesidir.

Klasik Sanatçılar:

Eleştiri alanında: Boilleau

Fabl alnında: La Fontaine

Tragedya alanında: Jean Racine(Tragedyanın babası), Pierre Cornielle

Komedya alanında: Moliere

Romanda alanında: Madame de la Fayette( İlk psikolojik roman:Prenses Cleves)

Hitabet alanında: Bossuet

Karakterleriyle: La Bruyere

Türk edebiyatında Klasisizm

Şinasi’nin La Fontaine’de yaptığı fabl çevirisi, Ahmet Vefik Paşa’nın ve Direktör Ali Bey’in Moliere’den yaptıkları çeviri ve adaptasyonlar Tanzimat’ta bu akımın etkisinde kalındığı söylenebilir.

2.ROMANTİZM

1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak doğmuş bir edebiyat akımıdır.

  • Büyük İngiliz şairi Shakespeare romantizmin kaynağı sayılır. Byron, Shelley ve Keats İngiliz romantizminin en ünlü şairleridir.
  • Alman edebiyatında romantizm Goethe ile hayat bulur. Goethe’den sonra en büyük temsilci Schiller’dir.

Fransa’da Romantizm

  • Fransız edebiyatında romantizm J.J Rousseau, Chateaubriand, Mme de Stael, Bernardin De Saint Pierre, Senancour adlı sanatçılar hazırladılar.
  • Lamartine’in 1820’de yayımladığı “Meditasyon” adlı şiir dergisi ile ilgi çeken romantizm Victor Hugo’nun 1827’de ortaya koyduğu”Cromwell” adlı tiyatro eserinin önsözü ve 1830’da oynattığı “Hernani” adlı dramıyla klasisizme karşı büyük başarı kazandı ve romantizm bir edebiyat akımı haline geldi.
  • De Vigny, A.Dumas Perre, A. De Musset, Sainte Bouve, George Sand da romantizmin önemli sanatçıları arasında yer alır.

Yazarlara Göre Romantizm

  1. Hugo: “Romantizm, edebiyatta liberalizmden başka bir şey değildir.” diyor. Bu, romantizmin klsissizmin katı kurallarını kırdığı anlamına gelir.
  2. de Musset:” Romantizm ağlayan yıldız, inleyen rüzgar, ürperen gece, uçan kuş, gaşyeden çiçektir.” şeklinde tanımlar. Bu da dış doğa ile insan duygusunu birleştirdiği anlamına gelir.

Kısaca Romantizm İlkeleri

  1. Romantizm, klasisizmin önem vermediği din duygusuna dayanır. Kişileri bir inanca götüren, akıldan çok duygular olduğuna göre romantizmde “duygu, coşkunluk ve hayal önem kazanır. Akıl ve mantık bu lirizm içinde erir.
  2. Din her şeyin gelip geçiciliğini gösterdiği için romantikler “kötümserlik, kuşku” içindedirler. Bu nedenle tabiata yönelirler.
  3. Çoğunlukla “aşk, ölüm ve tabiat” konularını işlerler.
  4. İnsanın ruhunu önem vererek karşıtlıklardan, ikiliklerden( güzel-çirkin, iyi- kötü)yararlanırlar.
  5. Sanatın ortaya koyduğu ve insan hayatı dediğimiz “dram”, bu karşıtlıklardan oluşmuştur. Gerçek şiir de bu karşıtlıkların uyumundadır.
  6. Romantik sanatçılar, klasik sanatçıların aksine gerçeği bir yönüyle değil; çirkin, bozuk, gülünç vb. bütün yönleriyle vermeye çalışırlar.
  7. Soyutun, genelin ,tipin yerine göz alıcı, olan somutu ve özeli seçerler.
  8. Konularını milli kaynaktan ve tarihten; çağdaş yaşamdan seçerler.

Türk Edebiyatında Romantizm

  • Romantizm Türk edebiyatına Tanzimat’la birlikte girmiştir.
  • Namık Kemal Tanzimat edebiyatının romantizmle ilgilenen en önemli şahsiyettir. Namık Kemal V. Hugo’nun etkisinde kalarak “Celaeddin-i Harzemşah” adlı piyesinin önsözünde romantik dramın ilklerinden söz etmiştir.
0

Serbest Toplumcu Şiir ve Nazım Hikmet (1920–1940)

Gönderen:

Serbest Toplumcu Şiir ve Nazım Hikmet (1920–1940)

BAĞLANTI KURALIM

Serbest Toplumcu Şiir ve Nazım Hikmet (1920–1940) önce Millî edebiyat, ülke dertlerini tespit ve tasvir ile yetinmiş ve ıstıraplar karşısında hüzünlenmiştir. Tüm bu ülke sıkıntılarını ortadan kaldırmak üzere 1917 Rus devrimiyle yayılan sosyalizm düşüncesi birtakım şairler için kurtuluş yoludur. Millî edebiyatçılarda görülen tasvir, toplumcu şairlerde çözüm getirme çabasına dönüşür.(SERBEST ŞİİR VE TOPLUMCU ŞİİR  VE NAZIM HİKMET(1920–1940))

 

Serbest Nazım:

  • Ölçü ve kafiyeye önem vermeyen ve bağlı hissetmeyen, dizelerindeki hece sayısı farklı olan şiirlerdir.
  • Servetifünun’dan sonra kullanılmaya başlanan bu nazım şekli günümüzde çok rağbet görmektedir.
  • Ölçü ve kafiyenin verdiği ahenk, serbest şiirde aliterasyon ve asonanslarla sağlanır.
  • Serbest nazmın, şairlerin kullanışlarına göre pek çok çeşidi vardır. Bunun için de henüz belirginleşmiş bir kuralı yoktur.

Toplumcu Şiir:

  • Halkı ve halkın sorunlarını dile getiren şiir türüdür.
  • Nazım Hikmet ve Rıfat Ilgaz’ın şiirlerinde görülür.
  • Yirminci yüzyılın başlarında, neredeyse tüm dünyada eşzamanlı olarak gelişen siyasal ve toplumsal hareketlere bağlı olarak yeni bir edebiyat akımı doğar:

 

Toplumsal (Toplumcu) Gerçekçilik (Sosyal Realizm):

  • Toplumcu gerçeklik, Marksist ideolojinn sanatkâra ve doğal olarak da onun yaratısına yansımasıdır.
  • Toplumcu gerçekçilik, sanatçıyı toplumsal bir varlık olarak görür.
  • Emekçilerin, işçilerin sorunlarını, emek-sermaye çelişkisini ve yaşamsal kaygıları konu edinir.
  • Her sanatçı, bilincini ve yaratısını şekillendiren çağına karşı toplumsal bir sorumluluğa sahiptir. Bu sorumluluk da sanatçıyı toplumsal olaylara ve çağına karşı aktif hale getirir.
  • Sanatçı toplumsal eşitsizlikleri ve sömürüyü görerek, kendi bilincinde bunu estetize eder ve sanatsal bir yaratı biçiminde ürününü topluma sunar.
  • Toplumcu gerçekçilik sanatı ve onun eserini tarihsel bir sürecin ürünü olarak görür.

Serbest Toplumcu Şiir ve Nazım Hikmet (1920–1940)

Bu akım, “toplum için sanat” görüşünü temsil eder.

Gelecekçilik (Fütürizm):

  • Fütürizm, 20. yüzyılın başlarındaİtalya‘da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Genel olarak büyük bir İtalyan fenomeniydi.
  • Bu akımın öncüsü ve şefi İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeniFilippo Tommaso Marinetti‘dir.
  • Marinetti’nin 1909’da Paris’te “Le Figaro” gazetesinde yayımladığı “manifesto futurisita” (Fütürizm Bildirisi) gelecekçiliğin manifestosudur.
  • Bildiride, “Bizler müzeleri, kütüphanelerin yerle bir edip ahlakçılık, feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız” deniyordu. Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti.
  • Aynı bildiride, “Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz” sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizmden yana bir tavrın da açık göstergesiydi.
  • Süratin üstünlüğünü iddia ve ilan eden Marinetti, bir yarış arabasının Samothrake zaferinden (Yunan heykeli) daha güzel olduğunu ve buna ek olarak da: “Mutlak içinde yaşıyoruz, çünkü “her yerde hazır ve nazır olan” edebi sürati biz yarattık” demiştir.
  • İtalya’daki gelecekçiler ilk şiir antolojisini 1912’de yayımladı.
  • Gelecekçilik faşizm ile özdeşleşti. Ve 1920’lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi. Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası, “sözcüklere özgürlük”tü.Ezra Pound H. Lawrence ve Giovanni Papini de bu akımdan etkilenen yazarlardır.
  • Gelecekçiliğin kurucusu Marinetti, Avrupa’da birçok yazarı etkiledi.
    • Rusya’da Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi. Türk edebiyatında ise Mayakovski’nin tesiriyle Nazım Hikmet tarafından uygulanmıştır.
    • Rus gelecekçiler kendi bildirgelerini yayınladı.Rusya’daki gelecekçilik, Marksist edebiyatla kaynaşmıştır.
    • Puşkin,TolstoyDostoyevski
    • Şiirde sokak dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim devriminden sonra da gelecekçi akım güçlendi. Mayakovski’nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü.

 

NÂZIM HİKMET RAN (1902–1963)

Nâzım Hikmet, serbest nazımı Türk edebiyatında başarılı bir biçimde uygulayan ilk şairdir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Nâzım Hikmet’i “Otobiyografi” adlı şiiriyle tanımak daha doğru olur:

Yasaklı Olduğu Yıllarda Kullandığı Takma İsimler : Orhan Selim, Ahmet Oğuz,Mümtaz Osman, Ercüment Er

  • Ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır.
  • Fakat onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu içermektedir.
  • Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir.
  • Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir.
  • O, Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır.
  • Eserleri birçokdile tercüme edilmiştir.
  • Mezarı halen Moskova’dadır.
  • Türkiye Komünist Partisi(TKP) üyelerinden olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.
  • Eserleri birçok ödül almıştır.
  • Türkiye‘deki yaşamının çoğunu tutuklu geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiştir.
  • 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmış, 2009 yılında vatandaşlığa geri alınmıştır.
  • Nazım Hikmet,1938‘de cezaevine girmiş ve şiirleri yasaklanmıştır.
  • Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra1965‘te şiirleriyle yeniden önem kazanmaya başlamıştır.
  • İlk şiirlerinihece ölçüsü ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden farklıdır.
  • Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni form arayışına girer.
  • Sovyetler Birliği‘nde yaşadığı ilk yıllar olan 19221925 arası bu arayış doruğa çıkmıştır. O dönemdeki birçok şairden farklıydı.
  • Hece ölçüsünden ayrılarakTürkçenin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest ölçüyü benimsedi.
  • Nazım Hikmet, Mayakovskive gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi.

Serbest Toplumcu Şiir ve Nazım Hikmet (1920–1940)

DÜŞÜNDÜREN SORU

Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir. Eserleri birçok dile tercüme edilmiş ve birçok ödül almıştır.  Türkiye‘deki yaşamının çoğunu tutuklu geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiştir. Mezarı halen Moskova’dadır. 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmış, 2009 yılında vatandaşlığa geri alınmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılan şairin şiir anlayışı ile ilgili doğru bir bilgi değildir?

A) İlk şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden farklıdır. Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni form arayışına girer.

B) Ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır.

C) O, Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır.

D) Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir.

E) 1934 yılından sonra şiirinde tasavvufi anlayış ve dini kaygılar ağır basmaya başlar.

CEVAP

Türkiye‘deki yaşamının çoğunu tutuklu geçirdikten sonra Moskova’ya gitmiş olan ve mezarı halen Moskova’da bulunan; 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmış olup 2009 yılında vatandaşlığa geri alınmış olan şair Nazım Hikmet’tir. Nazım Hikmet’in şiir anlayışına baktığımızda ise A, B, C ve D seçeneklerindeki bilgilerin doğru bilgiler olduğunu görürüz. E seçeneğindeki bilgi ise Necip Fazıl’ın şiir anlayışı ile ilgilidir. Nazım Hikmet, toplumsal gerçekçiliğe bağlandıktan sonra dini kaygılar taşıyan şiirler yazmamıştır. Onun şiirinde daha çok toplumsal meseleler konu edilir. Türk yazını onun şiir anlayışı ile toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir. Eserleri birçok dile tercüme edilmiş ve birçok ödül almıştır.  Dünyaca ünlü Türk şairidir. Türkiye‘deki yaşamının çoğunu tutuklu geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiştir. Mezarı halen Moskova’dadır. 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmış, 2009 yılında vatandaşlığa geri alınmıştır.

 

CEVAP: E

Nazım Hikmet ve Eserleri

Şiirleri:

835 satır

Rubailer (1966)

Taranta Babu’ya Mektuplar (1935)

Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932)

Kurtuluş Savaşı Destanı (1937) (kuvayi millîye)

Sesini Kaybeden Şehir (1931)

Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)

Gece Gelen Telgraf (1932)

Portreler (1935)

Jokond ile Si-Ya-U (1929)

Saat 21–22 Şiirleri (1965)

Memleketimden İnsan Manzaraları (1966–1967)

Oyunları:

Romanları:

  • Kan Konuşmaz
  • Yeşil Elmalar
  • Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim

Mektupları:

  • Piraye’ye Mektuplar
  • Oğlum, Canım, Evladım, Memed’im

Fıkra:

  • İt Ürür Kervan Yürür
  • Masalları:
  • La Fontaine’den Masallar
  • Sevdalı Bulut

 

 

 

0

Tanzimat Edebiyatı-2

Gönderen:

Tanzimat Edebiyatı-2

İkinci kuşak, birinci kuşağın akla dayalı, toplumsal içerikli sanat anlayışı yerine insanın iç dünyasındaki duygulanmaları nın ağırlık kazandığı bireysel konuları öne çıkaran, şiirde güzelliği esasalan bir sanat anlayışı geliştirir. Birinci kuşağın, sanatı halk için görmelerine karşılık, onlar, sanatı sanat için görürler. Sanat anlayışlarının merkezine güzelliği yerleştirmiş olmaları böyle bir anlayışa yönelmelerine zemin hazırlar. Bunda kişisel tercihlerinin yanında bağlandıkları romantizmle II. Abdülhamit döneminin baskıcı uygulamaları ve yönetim anlayışı rol oynar. Bu kuşağın temsilcileri arasında Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914), Abdülhak Hâmit (1852-1937) ve Muallim Nâci (1849-1893) yer alır.

Recaizade Mahmut Ekrem(Öncü ve Kuramcı)

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki şiirle birlikte öykü, roman ve eleştiri yazarlığının yanında edebiyat kuramı (teori) alanında da çalışmalar yapmıştır.

O, Ara Nesil sanatkârları ile Servet-i Fünun’u oluşturacak olan gençler üzerinde sürekli ve belirleyici bir etki gücüne sahiptir. Nitekim öğrencisi Ahmet İhsan’ın çıkarmakta olduğu Servet-i Fünun dergisinin başına Galatasaray Lisesinden öğrencisi olan Tevşk Şkret’i getirerek Türk edebiyatının Batılı kimlik kazanmasında ileri hamleyi temsil eden Servet-i Fünun topluluğunun oluşmasını sağlaması da bunu gösterir.

Recaizade Mahmut Ekrem, şiiri faydaya ve ahlak kurallarına bağlamaktan yana değildir. O, sanat eserinde güzelliği esas alır. O, edebî eserde, bu arada şiirde üç tür güzellik bulur. Bunlar:

  • Düşünce güzelliği,
  • Hayal güzelliği,
  • Duygu güzelliğidir.

Çocuklarının ölümü, onu ölüm ve Tanrı fikriyle karşı karşıya getirir. Fakat, onun şiiri büyük metafizik ürperişe ve lirizme açılmadan kalır. Oğlu Nijad’ın genç yaşta ölümü üzerine yazdığı “Âh Nijad” başlıklı şiiri ölüm karşısında insanın çaresizliğini dile getirir:

PÜF NOKTASI: Türk edebiyatındaki ilk realist roman Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası’dır.

 

ESERLERİ:

ŞİİR KİTAPLARI: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme (I,II,III),Tefekkür (şiir-nesir karışık), Pejmürde (şiir-nesir karışık), Nijad Ekrem, Nefrin.

ROMAN : Araba Sevdası.

HİKÂYE: Muhsin Bey, Şemsa, Saime.

TİYATRO:  Aşfe Anjelik, Atala Yahut Amerikan Vahşileri ,Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç ,Görev Çağrısı ,Çok Bilen Çok Yanılır.

ELEŞTİRİ: Talim-i Edebiyat, III. Zemzeme Mukaddimesi, Takdir-i Elhan, Takrizat.

 

Abdülhak Hâmit Tarhan

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Abdülhak Hâmit, coşkun romantizmine bağlı olarak dağınık ilhamı, dil kurallarını ihlali, üslup endişesi taşımayışı, klasik edebiyatın estetiğinden önemli ölçüde ayrılışı, metafizik endişeleri, farklı eşya ve insan algısı getirmesi ve yeni imgelere açılan hayal dünyasıyla klasik edebiyatı gerileten, yeniliğe zemin hazırlayan şair olur.

PÜF NOKTASI: Abdülhak Hamit Tarhan Sahra adlı şiir kitabında kır ve köy hayatını işleyerek, Türk edebiyatına yeni bir tarz kazandırmıştır.

Abdülhak Hamit Tarhan Makber ve daha sonraki şiirleriyle (ölü,halce..) metafizik konuları Türk edebiyatına kazandırmıştır.

  • Hamit tiyatro türüne büyük önem vermiştir; ancak Hamit tiyatro eserlerini oynanması için değil okunması için kaleme almıştır. Tiyatro eserlerinin konusunu genellikle tarihten ve yabancı toplumların hayatından almıştır.
  • Abdülhak Hâmit’in şiir dünyasında gençlik yıllarından itibaren ölüm temi önemli bir yer tutmaya başlar. Eşi Fatıma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı Makber (1885), ölüm fikri ve metafizik konular etrafında derinleşmesini getirir.
  • Döneminde “Şair-i Azam” olarak adlandırılmıştır.

ESERLERİ:

          ŞİİRLERİ

Sahra, Makber, Ölü, Hacle, Bir Sefilenin Hasbihali,  Bâlâ’dan Bir Ses, Validem, İlham-ı Vatan, Tayşar Geçidi, Ruhlar, Garâm, Arziler, Bir Sefilenin Hasbihali, Kürsî-i İstiğrak, Bunlar O’dur, Divaneliklerim yahut Belde

TİYATRO:

İçli Kız, Nesteren, Sabr ü Sebat, Duhter-i Hindu, Nazife yahut Feda-yı Hamiye,Tarık yahut Endülüs Fethi, Eşber, Zeynep, Macera-yı Aşk, İlhan,  Tarhan, İbn-i Musa yahut Za’tülcemal, Sardanapal,  Abdullah-i Sagir,  Finten,  İbni Musa,  Yadigar-ı Harb, Hakan

ELEŞTİRİ:

Nā-kafi,  Makber Mukkadimmesi, Duhter-i Hindu Önsözü.

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ (1860-1936)

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Köklü tanınmış bir aileden gelen Sami Paşazade Sezai 1860 yılında İstanbul’da doğmuştur. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş, kısa bir dönem memurluk yapmıştır. II. Abdülhamit döneminde Paris’e kaçmış, meşrutiyetin ilanıyla İstanbul’a dönmüş Madrid elçisi olmuştur. 1936 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Roman, hikāye ve makale türünde eserler vermiştir.
  • Doğu ve batı kültürünü özümsemiş bir yazar olan Sami Paşazade eserlerinde bu durumu yansıtmıştır.
  • Roman türünde tek eseri Sergüzeşt’tir.
  • Eserlerinde realizm akımını kullanmışsa da romantizmin etkileri de görülmektedir.

ESERLERİ:

Sergüzeşt (roman), Küçük Şeyler ( hikāye), Rumuzu’l Edeb ( hikāye,anı), İclal ( hikāye), Şiir (tiyatro)

Neo-Klasik: Muallim Nâci

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Muallim Nâci, böyle bir sanat ortamında klasik edebiyatın şiir tekniğine hâkimiyeti ve rindane söyleyişiyle belirir. Kıt’alar, gazeller, münacâtlar, naatlar yazar. “Mes’udî” ve “Mes’ud-i Harabatî” mahlaslarını kullandığı bu tür şiirlerinde dünya algısı daha çok aşk ve şarap etrafında kurulur.

  • Muallim Naci Tanzimat Dönemi’nde eski edebiyat anlayışını savunan en önemli isimdir.
  • Divan şiirinin savunucularından olan Naci Recaizade Mahmut Ekrem’in yeni edebiyat görüşünü savunduğu ‘’Zemzeme’’ adlı eserine ‘’Demdeme’’ adlı eseriyle karşılık vermiştir.
  • Eski şiirin kurallarına bağlı olan Muallim Naci ‘’Göz için kafiye’’ anlayışını savunmuştur. Recaizde Mahmut Ekrem’in ‘’Kulak için kafiye’’ anlayışını savunmasıyla edebiyatımızda “Kafiye göz için mi, kulak için mi?” tartışması yaşanmıştır.
  • Muallim Naci Fransız edebiyatından çeşitli eserleri Türkçeye çevirmiştir.
  • Muallim Naci eski edebiyat savunucusu olmakla birlikte yeni tarzda eserlerde kaleme almıştır.
  • Muallim Naci, Fransız edebiyatını tanıdıktan sonra Batı edebiyatının değerini anlamıştır, ancak Türk edebiyatının batılılaşmasına kısmi bir şekilde taraftar olabilmiştir.

ESERLERİ:

ŞİİRLERİ:Ateşpare, Şerâre , Fürûzan,Sümbüle

ELEŞTİRİ: Demdeme, Muallim, Müdafaaname, İntikad, Mektuplarım, Muhaberat ve Muhaverat

DİL ve EDEBİYAT ÇALIŞMALARI: Lügāt-ı Naci, Islahat-ı Edebiyye, Esami

TİYATRO :Heder

ANI:  Ömer’in Çocukluğu, Medrese Hatıraları.

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1913) = Popülist Yazar

Tanzimat Dönemi önemli romancılarından olan Ahmet Mithat Efendi 1844 yılında İstanbul’da doğmuştur. Çeşitli devlet memurluklarında bulunmuştur. 1913 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Tanzimat Dönemi’nin en önemli romancılarındandır.
  • Roman, hikāye, tiyatro gibi farklı türlerde eser vermiştir; ancak en çok romancı kimliğiyle ön plandadır.

 

PÜF NOKTASI: Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat adlı eseri Türk edebiyatının ilk hikâye örneği olması bakımından önemlidir.

 

  • Toplum için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Eserlerinin konusunu aşk, evlilik toplumsal konular oluşturmaktadır.
  • Sade, halkın anlayabileceği dil anlayışını benimsemiştir.
  • Eserleri teknik ve üslup bakından zayıftır.
  • Eserlerinde eğlendirerek öğretmeyi amaçlamıştır.
  • İlk eserlerinde romantizmin etkisi sonraki eserlerinde natüralizmin etkileri görülmektedir.
  • Gazeteci kimliğiyle de ön plana çıkmaktadır.

               ESERLERİ:

ROMAN:

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Çengi, Acaib-i Alem, Teehhül,  Vah, Firkat,   Esaret, Yeniçeriler, Hasan Mellah Hüseyin Fellah, Dünyaya İkinci Geliş, Altın Işıklar, Gürcü Kızı, Yeryüzünde Bir Melek, Paris’de Bir Türk, Karnaval, Dürdâne Hanım, Hayret..

HİKÂYELERİ: Kıssadan Hisse, Letâif-i Rİvayat, Firkat

TİYATRO:Eyvah, Açık Baş Ahz-ı Sar yahut Avrupa’nın Eski Medeniyeti, Zuhur-ı Osmaniyan, Çengi,               Fürs-i Kadim’de Bir Facia yahut Siyavuş , Çerkeş Özdenler

DİĞER ESERLERİ: Üss-i İnkilab (1853 Kırım savaşından II. Abdülhamit dönemine kadar olan olayları konu eden tarih kitabı ), Müdaffa (eleştiri), Menfa (anı)

ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904) =Sözlüklerin Efendisi

Tanzimat Dönemi’nin önemli sanatçılarından Şemsettin Sami 1850 yılında İstanbul’da doğmuştur. Tanzimat Dönemi’nde kendi çabalarıyla yetişen bir sanatçıdır. Sözlük, ansiklopedi olarak düzenlediği eserleri ve dil üzerine yaptığı çalışmalarla edebiyatımıza büyük katkıda bulunmuştur.

  • Türk dili üzerine yaptığı çalışmalarıyla edebiyatımızda önemli yer edinmiştir. Şemsettin Sami’nin Türk dili ve kültürüne en büyük katkıları sözlük ve ansiklopedi çalışmalarıyla olmuştur.
  • Tiyatro ve roman çalışmalarıyla da edebiyatına katkıda bulunmuştur.

 

PÜF NOKTASI:

  • Şemsettin Sami’nin Taşşuk-ı Talat ile Fitnat adlı romanı Türk edebiyatı nda ilk yerli roman örneğidir.
  • Göktürk yazıtları hakkında bilgi veren ve Kutadgu Bilig’i Türkiye Türkçesine çeviren ilk kişidir.
  • En önemli eseri Kamûs-i Türkî‘dir.

  ESERLERİ:

ROMAN: Taşşuk-ı Talat ile Fitnat

TİYATRO: Seydi Yahya, Besa yahut Ahde Vefa

SÖZLÜK:Kamûs-ı Türkî, Kamûs-i Fransevi

ANSİKLOPEDİ:Kamûssu’l Alām  (Tarih, coğrafya ve meşhur kişiler ansiklopedisi)

 

AHMET VEFİK PAŞA (1823-1891) = Moliere Adaptasyoncusu

Ahmet Vefik Paşa 1823 yılında İstanbul’da doğmuştur. İyi bir eğitim alarak yetişen Ahmet Vefik Paşa küçük yaşta Fransızcayı öğrenmiş, Tercüme Odasında memurluğa başlamış, elçilik görevlerinde ve devlet kurumlarında görev yapmıştır. 1879’da Bursa valiliğine gönderilmiş ve burada bir tiyatro binası kurmuştur. 1891 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Moliere’den yaptığı çeviri ve uyarlamalarla Türk Moliere olarak anılmıştır.
  • Anadolu Türkçesinin ilk sözlüğü olan Lehçe-i Osmani adlı sözlüğü hazırlamıştır.
  • Türk tiyatrosunun gelişmesinde büyük katkıları olan bir isimdir.
  • Eserler ve düşüncelerinde Türk milliyetçiliğini ön plana çıkararak, Batı taklitçiliğine karşı çıkmıştır.

ESERLERİ:

ÇEVİRİLER VE UYARLAMALAR

Ahmet Vefik Paşa’nın Molier’den Yaptığı Çeviriler:

Tortuffe(Tartuffe),İnfial-i Aşk,Don Juan

Ahmet Vefik Paşa’nın Molier’den Yaptığı Uyarlamalar:

Zor Nikâh, Zoraki Tabib, Tabib-i Aşk, Dekbazlık

TARİH: Şecere-i Türkī (Türklerin soy ağacı), Fezleke-i Tārīh-i Osmanī

SÖZLÜK Lehçe-i Osmanī, Müntehabat-ı Durub-ı Emsal

 

NABİZADE NAZIM (1862-1893)= Ara Neslin Kaplanı

Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Tanzimat II. Dönem sanatçılarından olan Nabizade Nazım 1862 yılında İstanbul’da doğmuştur. Nabizade Nazım, Mühendishane-i Berr-i Hümayun İdadi’sinde eğitim görmüştür. Askeri öğretmenlik yapmıştır. 1893 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Roman ve hikāyeleriyle tanınmıştır.
  • Realizm ve natüralizm akımlarına bağlı olarak eser vermiştir.

 

Püf noktası: Nabizade Nazım’ın Karabibik adlı romanı ilk köy romanı olması ve realizm-natüralizm akımlarının özelliklerini taşıması bakımından önem taşımaktadır.

 

Püf noktası: Nabizade Nazım’ın Zehra adlı romanı natüralist ve psikolojik ögelere yer vermesi bakımından önemlidir.

ESERLERİ:

ROMAN: Karabibik, Zehra

HİKÂYE: Yadigarlarım, Hala Güzel

DİĞER ESERLER: Esatir(mitolojik eser), Heves Ettim (manzume)

Direktör Âli Bey (1844-1899)

Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Yenileşme Döneminin öne çıkan mizah yazarları arasında özel bir yeri vardır. O, modern mizah anlayışıyla ilk mizah gazetesi olan Diyojen’de yazılar yazmıştır. Onun hiciv alanında Lehcetü’l-Hakâyık (1896) ve Seyyâreler (1899) adlı iki de kitabı yayımlanmıştır.

Eserleri:  
 
Kokana Yatıyor yahut Madam Uykuda (Tek perdelik komedi 1870)
 
Tosun Ağa (Üç perdelik komedi, 1870)
 
Ayyar Hamza (1871)
 
Müsafir-i İstiskal (Tek perdelik komedi, 1871)
Geveze Berber (İki perdelik komedi, 1873)
Gavo Minar ve Şürekası (Üç perdelik komedi (1889)
Evlenmek İster Bir Adam (Tercüme roman 1897)
Lehcet-ül-Hakayık (Mizah sözlüğü, 1897)
Seyahat Jurnali (Hindistan gezisine ait notlar, 1897)
Seyyareler (Mizahi hikaye 1897)

Tanzimat Edebiyatı-2

 

1
3 Sayfa 1 123
error: İçerik Korumalıdır !!