Için Arşiv Ekim, 2017

Kur’an Zekası ve Öğretimde Hikaye Anlatma Tekniği

Gönderen:

Kur’an Zekası  ve Öğretimde Hikaye Anlatma Tekniği

16 – (Ey Muhammed!) Kur’ân’daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti. ( Meryem )

Yorum

Kur’ân bir anlatım tekniği olarak sık sık daha önce yaşamış kavimlerin ve tarihi kişiliklerin başından geçenleri yol göstersin ve ibret alınsın diye anlatır.

Hikaye Anlatmanın Önemi

Hikaye anlatmak; ikna etmenin, anlam yaratmanın, duygusal bağ kurmanın ve akılda bırakmanın en önemli yoludur. Hikayeler bizi birbirimize bağlar. Arada naif bir bağ kurar. Hikayeler, kendimizi, başkalarını ve dünyayı anlama şeklimizdir.
Amacınız her ne olursa olsun, (ister iletişim kurmak, ister kaynak yaratmak, ister yatırımcı bulmak, müşteri çekmek ya da ikna edici bir iş planı hazırlamak) insanları harekete geçiren inandırıcı bir hikaye anlatabilmek sizi daha cok başarıya götürecektir.

Kurân’ın Dili

İşte, evrenin sahibi ve ilk öğretmen olan Rabbimiz, dikkat edilirse insanlığa rehber ve şifa olarak gönderdiği bu Kitap’ın dilini öyküleme üzerine inşa etmekle mesajını en naif, en sıcak, en etkili bir üslupla biz kullarına göndermiş oluyor.
Holywood’un en ünlü senaristlerinden biri olan Robert McKee, “Beynimizin dili, öykü dilidir” der. Yani insan öykü dili ile daha çabuk ve etkin öğrenir. Cenabı Hak da henüz Bakara süresinin daha ilk âyetlerinden başlayarak Kurân’ın dilini hikaye üzerine şekillendiriyor. Bu sayede okuyanı ve dinleyeni Kuranın içine çekerek mesajlarını hikaye üzerinden örtük bir şekilde veriyor.

Evrensel Kitapların Dili

Mesajı evrensel olan bütün büyük kitapları şöyle hatırlayalım: Eski Hint Masalları,Kelile ve Dimne, Şehname, Mesnevi, Kutadgu Bilig, Maitrisimitler, Gılgamış, Oğuz Kaan, Kalevala, Leyla ile Mecnun, İskendername, Hüsn ü Aşk vb. Bunların anlatımı hep hikaye şeklinde değil mi? Hepsi de mesajı hikaye örgüsü içine yerleştirmiştir. Bunların yazarları da Rabbin onlara ilham kaynağı olarak verdiği hikaye anlatma yeteneğini kullanarak bu şaheserleri yazmışlardır.
Sözünün etkisini evrensel ve kalıcı kılmak isteyen sanatçılar bu tekniği baş tacı yapmışlardır. Dikkat edilirse hikaye tekniğine dayanmayan ağır, düşünceli yazarlar ve eserler pek geleceğe kalamıyor kalsa bile okur bulamıyor. Bütün etkili düşünceler hikaye kalıbının içine yerleştirilerek naif bir üslupla alıcısına gönderiliyor.

Eğitimde Hikaye Tekniği Kullanılıyor mu?

Eğitim ve öğretimde de öğretimin kalıcılığını ve etkisini sürdürmek isteyen toplumlar hikaye anlatma tekniğini öğretim programlarının içine yerleştirerek daha etkili bir sistemler kurabiliyor. Bugün çoğu devletin model aldığı Fin, Japon eğitim modeli tamamen hikaye anlatma tekniği üzerine temellendirilmiştir. Eğitim ve öğretim programları hazırlanırken bu tekniğin eksende olduğu yöntem ve teknikler ön plana çıkarılır. Öğretmenlerin çoğu- hangi branş olursa olsun- iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Aynı zamanda bu eğitimi de alırlar.

Çelişki

Aslında hikaye anlatma Doğu’ya ait bir öğretim tekniği iken hangi ara Doğu insanı bu tekniği bırakarak Batı dünyasına teslim etti? Nasıl oldu? Batı skolastik, bağnaz eğitim modelini ne zaman Doğu dünyasına şırınga ediverdi de böyle kuru yavan eğitim ve öğretim programlarıyla zihinleri köreltti? Allah’ın kutsal kitaplarında en çok başvurduğu bu muhteşem öğretim tekniği nasıl oldu da Batı ‘nın en verimli tekniği olabildi? Çünkü
* Allah ilmi, ilmin peşinde koşanlara veriyor.
* Aklını kullanmayanlar pislik içinde bırakıyor.

Müslümanların Durumu

Hele Müslüman âleminin durumu tam bir facia. Ezber ve yüzeysel öğrenmeye dayalı, Batı’nın Orta Çağ eğitim modellerini kullanarak öğrencileri sıkan, bunaltan, soğutan bir öğrenme ortamıyla okullarını tam bir bakımevine çevirmişler. Tam ve  kalıcı öğrenmenin ezber olduğu bir anlayışla eğitim ve öğretim programları hazırlıyorlar. Kur’anın çizgisine çok uzak modeller peşinde dönüp dolaşıyorlar. Eğitimin ne olduğunu bilmeyen bürokrat ve bakanlar işin başına geçmiş program yapıp duruyorlar. Bu nedenle de anlamaktan ve anlatmaktan uzak, analiz ve sentezde sıkıntı çeken, düşünme becerilerine bigane nesillerin yetişmesine yol açılmış oluyor. O kadar ki akademisyen olduğu halde tezini yazamayan, tez seminerinde kendini ifade edemeyen binlerce kişi görürsünüz. Hatta bunların çoğuna mensup olduğu grup eliyle girdikleri ulusal sınavlardan önce sorular verilerek başarmaları sağlanıyor. Eğitim öğretim faaliyeti ehil ve kalifiye insan yetiştirme işi değil, militan yetiştirme işi olarak görüldüğü için bağnaz ve akılcılıktan uzak nesiller yetiştirilmeye devam ediliyor. Arada sistemin bozuk olduğunu söyleyen olunca da sistemin dışına atılarak işin içinden çıkılıyor.

Müslüman Uyanır mı?

Müslüman âlemi yüzünü akla önem veren Kurana döndürmedikçe uyanmaz, ancak geviş getirir. Allah’ın gerçek amacı öğrenilip buna göre kendini ve çevresini düzenlemeyen Müslümanlık âlemi şaşkın ördek gibi ve taklitçi bir anlayışla başka modeller peşinde koşacaktır. Müslümanlık eğitim ve öğretim modellerini Kuran’ı rehber ve kaynak alarak tasarlamalıdır. Gerçek olan budur!

FAYSAL DAL

0
error: İçerik Korumalıdır !!