Için Arşiv Kasım, 2017

PISA’ da Öğrencilerimiz Neden Başarılı Olamadı?

Gönderen:

PISA’ da Öğrencilerimiz Neden Başarılı Olamadı?

  • Düşünme becerilerine sahip olamama.
  • Analitik, hipotetik, ve sentetik düşünme becerilerine göre metin okuyamama.
  • Metne ilişkin hazırlanmış bir sorunun içeriğini anlayamama.
  • Sorulan sorunun tam olarak ne istediğini kavrayamama.
  • Sorulan soruya göre metnin neresine yoğunlaşacağını öngörememe.
  • Metindeki sözcük ve sözcük gruplarının anlamına hâkim olamama.
  • Metnin ana düşüncesi ve konusunu belirleyememe.
  • Metnin türüne okuma becerisini edinememe.
  • Metindeki düşünceyi geliştirme yollarını anlamı oluşturmada anahtar olarak kullanamama.
  • Metindeki sözcük ve sözcük gruplarının mecazi anlamlarını kestirememe.
  • Metnin cümleleri arasında ilişki kuramama.
  • Metne ilişkin saptama ve çıkarım yapamama.
  • Metnin anlamına ulaştıracak yönlendirici sözcükleri saptayamama.
  • Okuduğunu anlamada “reaksiyonel okuma” yapamama.
  • Sorulan soruya göre okuma stratejisi geliştirememe.
  • Okuma yöntem ve tekniklerini edinememe. Yani “teknik okur” olamama. Unutmayın ki hızlı okuma yapmak ve teknik okuma yapmak farklı kavramlardır. Bir paragraf sorusu çözmek için öncelikle “teknik okur” olmak gerekir.
  • “Okuma – anlama – yorumlama” egzersizleri yapamama.
  • Hızlı okumayı sadece göz kaslarını geliştirme ve çabuk bakma işi olarak algılama.
  • Gerçek anlamı dışında kullanılan ifadelerdeki anlamları belirleyememe.
  • En önemlisi teknolojik aletlerle geçirilen zamanın onda biri kadar kitap okumaya vakit ayıramama.

 

paragraftahiz.com der ki :

Eğitim ve öğretim işiyle ilgili olan ve bu işi ciddiye alan sorumlu kişilerin eğitim kurumlarında öncelikle ” Anlamayı Öğrenme ve Anlamı Yapılandırma Stratejileri ” konulu atölye çalışmalarını ivedi bir şekilde hayata geçirmeleri gerekiyor. Bu çalışmalar öğrencilerimizin okuduğunu anlama, yorumlama ve sonuç çıkarma becerilerini etkin bir şekilde kullanmalarını sağlayacaktır.

Bir Yanılgı

Bu işle ilgili veya yönetici pozisyonunda olan çoğu arkadaşımızın; öğrencilerimiz zaten haftada dört beş saat Türkçe dersi almaktadır, ne gerek var bu tür çalışmalara dediğini duyar gibiyim. Hiç demesinler!😊Aslında bu atölye çalışmalarının öncelikle öğretmen kardeşlerimize verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü özellikle öğretmenlerimiz düşünme, anlama ve anlatma becerilerine sahip olmalı ki öğrencilerine bu beceriyi kazandırabilsin. Bu nedenle bu anlamda hem öğrenci hem de eğitici eğitimi şarttır. Böyle bir eğitim verildiği takdirde, kısa zamanda öğrencilerimizin okuma ve anlama becerileri müthiş artış gösterecektir.

paragraftahiz.com olarak ” Anlamayı Öğrenme ve Düşünerek Anlamı Yapılandırma ” konulu atölye çalışmalarıyla her zaman yanınızdayız.

Kurumumuz hem eğitici eğitimi hem de öğrenci eğitimi vermektedir. Seminerlerimiz için bizimle irtibata geçiniz.

Faysal Dal

Anlamlı Öğrenme ve Anlamı Yapılandırma Teknikleri Uzmanı

1

Kuran ve Eleştirel Düşünce

Gönderen:

Kuran ve Eleştirel Düşünce

Kuran ve Eleştirel Düşünce 30 – Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. (Melekler): “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. (Rabb’in): “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi.(Bakara )

Bu Ayet Bize Ne Söylüyor?

Dikkat edilirse bütün evrenin sahibi olan Yüce Allah bütün azametine rağmen aslında görevleri sadece ibadet olan ve Allah’ın ortaya koyduğu emirleri yerine getirmekle mükellef olan meleklere gerçekleştireceği bir projeden söz ediyor. Yani bu proje için onların tepkilerini ölçmeye çalışıyor. Her şeyi bilen Yüce Allah aslında meleklerin hangi tepkileri vereceklerini de bilir ama buna rağmen bu projeyi onlara sunuyor. Acaba neden? Allah neden böyle bir şey yapsın? Şimdi bunu biraz düşünelim. Kur’an ve Eleştirel Düşünce

Acaba Neden?

Biliyoruz ki Yüce ve Mutlak Allah, her şeyi bir sebebe bağlar. Yani Kur’an’da anlatılan her örnek olayla Allah bir mesaj vermek ister. Peki bu ayetteki mesaj nedir dersiniz?
Rabbimiz bu ayetteki örnek olayla eleştirel düşüncenin önemine dikkat çekmektedir. Üstelik eleştirme, yorumlama, düşünce öne sürme yetenekleri olmayan meleklere bir projede söz hakkı vererek biz insanoğluna bir mesaj vermektedir.
Allah, projesine şaşırarak karşı çıkan melekleri azarlamadan onlara açıklamada bulunarak ön yargılı olduklarını ileri sürüyor.

Amaç Ne?

Burada Yüce Allah bize gerçek bir öğretmenlik yaparak tartışma ve eleştirme kültürünün nasıl olması gerektiğini muazzam bir üslupla anlatıyor:

  • Tartışmada karşı tarafı dinlemelisiniz. Bütün güç sizde bile olsa, bütün otorite siz bile olsanız  bir durumla ilgili karar alırken en alt basamaktaki personelin bile düşüncesine başvurmalısınız.

Bu Rabbani yönetimin bir şeklidir.
Bugün buna “demokratik tartışma kültürü” diyorlar. Bu kültür nasıl ve hangi ara olduysa İslam kültürünün  içinden şırınga ile çekilmiştir ve bunun yerine ilkel, dogmatik, skolastik, muhafazakar, bağnaz ve otoriteye körü körüne itaat, Rabbani düşünce biçiminin yerine kabul görmüştür. İslam alemi bu skolastik ve tektipçi düşünme modelini terk etmedikçe sittin sene belini dogrultamaz.

  • Tartışmada karşı taraf ön yargılı da olsa sinirlemeden, bağırmadan çağırmadan sükunet ve suhuletle açıklamalarda bulunmalısınız.

Dikkat edilirse mutlak otorite olan Yüce Allah meleklerin karşı çıkışlarına çok sakince açıklamada bulunarak cevap veriyor. Bu metodu yüz yıllardır İslam alemi terk etmiştir. Öğretmeni, imamı, müftüsü, siyasetçisi hemen hemen herkes Rabbani üsluptan uzak bir anlayışla diyalog geliştiriyor. İşin acıklı tarafı İslam alemi, bu üslup sorununu çözmek için Yüce Allah’tan gelen kitaba değil, Batılı kişisel gelişim kitaplarına ve semineristlere tonlarca para ödeyerek düzeltmeye çalışıyor. İslam alemi Yüce Allah’ın ve  Mübarek Resulün metodunu baş tacı etmedikçe sittin sene eleştirel tartışma kültürünü edinemez.

31 – Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi.(Bakara )

Kuran ve Eleştirel Düşünce

İşte Rabbani tartışma kültürünün şekli! Adem yaratıldı. Kendisine lazım gelecek ne kadar bilgi parçası varsa Yüce Allah ona yükledi ve meleklerin huzuruna getirildi. Şimdi bu sahneyi izleyelim. Muazzam bir tiyatral gösteri ve Yüce Allah’ın verdiği bir ders var:

  • Ön yargılı meleklere iddialarını kanıtlamaya çağırıyor Yüce Allah. Yani iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla mükelleftir. Bunu ondan isteme hakkına sahibiz. Rabbani duruş budur.

Peki, bu duruş bizde var mı? Böyle bir tartışma kültürü var mı eğitim sistemimizde? Eğitim modelleri geliştirirken Rabbani metodu dikkate alıyor muyuz? Mekteb-ı Suffa bunun en iyi modeli idi. Bu mektebin eğitim ve öğretim programı araştırılıyor mu? Maalesef. ..

  • Tartışmada duygusallık değil, bilimsel bilgiye değer verilir. “Haydi bunları isimleriyle haber verin” sözüyle bilginin önemi vurgulanıyor. Tartışma kültüründe bilimsel bilgi önemlidir, duygusal tutum değil. Bugün bu tutum bizde var mı? Maalesef. ..

 

32 – Dediler ki: “Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin”.(Bakara )

Kuran ve Eleştirel Düşünce

İşte, melekler teslim bayrağını çekiyor ve Yüce Rabbın huzurunda tevazu içinde bilginin karşında eğiliyorlar. Gerçek bilgi sahibi olan Yüce Rabbimizi hakkıyla yüceltiyorlar.
Bu tutum, bir derstir insanlığa. Küsmeden, kinlenmeden, nefret etmeden haklıya hakkı teslim etmek.

Biz Ne Yapıyoruz?

İkna edene kinle, nefretle yaklaşıyoruz. Tebrik etmek, yüceltmek, hakkını teslim etmek yok. Arkasından çekiştirip durarak haklı olana gıybetle yaklaşıyoruz. Allah böyle mi öğretiyor? Asla. ..

33 – (Allah): “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): “Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi.( Bakara )

 

Kuran ve Eleştirel Düşünce

Muhteşem bir cevap veriyor Allah: Her şeyin bilgisi bende, ben bilirim. Gizli saklı ne varsa…

Ama buna rağmen

Yüce Allah projesini melekleriyle paylaştığını belirterek bir yönetim dersi veriyor biz idarecilere: İşlerinizi istişare kültürüyle yürütün. Bütün idarecilerin bunu şiar edinmesi gerekir. Ama idarecilerimiz bizi idare edeceklerine şişik egolarıyla amirlik yapıyorlar. Hele öyleleri var ki. … maazallah kurumlarından yanlarına yaklaşılmıyor, en ufak eleştiriye tahammül edecekleri tevazuları yok. Enaniyet abideleri mübarekler!

34 – Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.(Bakara)

Kuran ve Eleştirel Düşünce

İşte, bilgiye dayanmayan ve mayası kibir ve kin olan şeytani tutumun sonu. Tartışmada kibir ve kin olamaz. Kuru iddia olamaz. Bunlar şeytanın besin kaynağıdır. Şeytan dogmatik, basmakalıp ve ön yargılı bir anlayışa sahiptir ve bu anlayışı sembolize eder. Ama Rahman öngörüsel tartışmaya değer verir. Argümantasyon yaparak tartışmayı önerir. Rahmani öğretim tekniği budur.

Son Söz

Bu metod eğitim ve öğretim sistemimize sokulmadıkça ilerlemede elin oğlu bize nal toplatmaya devam edecektir.
Vesselam!

FAYSAL DAL

 

0

Kur’an İlmi ve Zikir İlişkisi

Gönderen:

Kur’an İlmi ve Zikir İlişkisi

 

124 – Her kim de benim zikrimden (Kur’ân’dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.( TAHA ) Kur’an İlmi ve Zikir İlişkisi

Zikir Nedir?

Bu sözcük Aramice/Süryanice dkar “anma, hatırlama” kökü ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice kök Akatça zakāru “adlandırma, adını anma” sözcüğü ile eş kökenlidir. Akatça sözcük Akatça zikru (ad) sözcüğünden türetilmiştir.

O halde “zikir ” sözcüğü ile kastedilen Allah’ın varlığını hatırlamadır. Bu aynı zamanda kişiyi kendi varlık nedenini sorgulamaya götürür. Çünkü Allah inşa edendir ve bir görevle insanı inşa edip yeryüzüne gönderendir.Kur’an İlmi ve Zikir İlişkisi

Bu durumda insanın Allah’ı zikretmesi, evet onu anması anlamına gelir ama daha çok insanının görev ve sorumluluklarını bilmesi anlamına gelir. Yani burada düşünülmesi gereken, eline tespihmatik alıp “Allah Allah” demekten çok, Allah’ın varlığını hatırlayıp oradan kendi varlık nedenini sorgulamaktır.

Peki Allah’ın Zikri Nedir?

Allah’ın zikri Kuran ve Kur’andaki öğretilerdir. Allah’ın insanlara verdiği görev ve sorumlulukları unutmadan kendisini, ailesini, çevresini ve yaşam kurallarını ve ilkelerini Kuran ilkelerine uydurarak yeryüzünde belirli bir süre vakit geçirmek Allah’ın zikridir.

Kişinin, toplumun, insanlığın kurtuluşu ve selameti bu zikre uygun düzenlemeleri hayata geçirmektir. Kuran’a uzak yaşamlar, kurallar, kanunlar, tüzükler, yönetmelikler asla sulh ve selamet getirmez. Gergin, mutsuz, güvensiz, huzursuz, tedirgin karakterde kişi ve toplumların varlık nedeni Allah’ın zikrinden uzak yaşantılardır.Kur’an İlmi ve Zikir İlişkisi

Bir insan veya toplum kendini ne kadar selamet ve suhulette hissederse etsin Allah’ın zikrinden uzaksa iç dünyasında tedirgin ve mutsuzdur. Dünya hayatında kaotik bir ruhla girdaplar içinde yaşar ama biz onu göremeyiz. Evi vardır, arabası vardır, yazlığı vardır, parası vardır ama yine ruhen korkaktır. Kendinden ve çevresinden emin olmadan yaşar. Yüksek duvarlı güvenlikli sitelerde yaşar ama rahat değildir. Darlık onun ruhundadır. Allah ona gıda olarak darlığı nasip etmiştir.

Bu durum ülkeler için de geçerlidir. Ülkeler vardır zenginlik ve bol nimetler içinde yüzer ama hâlâ dünyadaki bütün kaynakları ele geçirmeye yönelik politikalar geliştirir. Nerede fakir bir ülke varsa tepesine çullanır çünkü ruhu suhulette ve sükunette değildir. Selamet ve ferahlık duygusu ona nasip edilmemiştir. Allah o devlete de darlık ve sığlık nasip etmiştir.

Allah’ın zikrine uyan devletler güvenlik politikaları geliştirmek, silahlanmak ve daha fazla güçlenmek yerine, yeryüzüne barış ve huzur getiren politikalar geliştirmek zorundadır. Bütün insanlığın güvenlik ve emniyet duygusu içinde yaşaması için sistemini kurmalıdır.

Ama insanoğlu maalesef ne kendini ne toplumunu bu Zikr’e uydurmadığı için hem kendisi hem yeryüzü kaos içindedir.

Allah’ın Zikri İnsana Ne Sunar?

Allah’ın zikri insanı kendine ve çevresine olumlu bir anlayışla değerlendirmesini sağlar. Kişiyi kendisiyle ve insanlıkla barışa çağırır. Allah’ın zikrinden uzak yaşamlar; körlük, sağırlık, dilsizlik, duygusuzluk değirmeni içinde öğütülmüş anlamsız yaşamlardır.

Allâh’ ın Zikrine Uymuş Modelimiz Var mı?

Allah’ın zikrine uymuş en temiz modelimiz Resul Muhammed Mustafa ‘dır. Muhammed Mustafa ‘nın geliştirdiği yaşam modeli insanlığa şırınga edilmedikçe Allah’ın zikrine uygunluk sağlanmış olamaz.

Faysal Dal

0
2 Sayfa 1 12
error: İçerik Korumalıdır !!