OKUMADA DALGINLIK

Ne kadar dalgın olduğunuzu anlamanız için işte size bir test:
bir yol boyunca yürüyerek, nefesinizi 1”den 10”a kadar sayın. Bitince tekrar 1”den başlayıp 10”a kadar sayın. bu işlemi üst üste kaç kez yapabildiğinizi görün. ideal olanı 5-6 kezden az olmamak koşuluyla daha fazlasıdır. dalgınlıkla 10”dan sonra tekrar 1”e dönmek yerine 11, 12, 13 gibi saymayı sürdürdüğünüzde en son kaçta kaldığınıza dikkat edin. İşte bu sayı, sizin ne kadar uzun süre dalabildiğinizin bir ifadesi olabilir. Gerçekten çok dalgın kişilerin 120”lere kadar saymaya devam ettikleri görülmüştür.

OKUMADA İLK İŞ

1.Ne Anlatılıyor?
2.Niçin Anlatılıyor ?
3.Nasıl Anlatılıyor?
4.Bu Metinde Ne Arıyorum?
Sorularını sormalısınız.

I. BÖLÜM: OKUMA NEDİR VE NASIL YAPILIR?

Okuma Bireyin Ön Bilgileriyle Metindeki Bilgileri Birleştirerek Oluşturduğu Aktif Bir Süreçtir.

OKUMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE NELER YAPILMALIDIR?

· Gürültülü, Fiziksel Koşulları Elverişsiz Ortamda Okuma Yapılmaz.

·IŞIK

· Gündüz Işığına Evet! Işık Önden Veya Arkadan Değil, Sağdan Veya Soldan Gelmelidir.
· Floresan Işık Kullanılmalıdır.

OTURMA POZİSYONU

· Hafif Sağa Ve Biraz Öne Eğilerek Oturulmalıdır.
· Göz İle Kitap Arasında En Uygun Mesafe 25 – 30 Cm Olmalıdır.
· Yan Yatarak, Uzanarak, Masada Eğilerek Okuma Olmaz.

Peki Neden?
· Çünkü bu durum kan dolaşımının yavaşlamasına neden olur ve harika bir uy-ku hazırlar.
· Sandalyenin, Gereğinden Fazla Yüksek Veya Alçak Olması Kan Dolaşımını Etkilemekte, Okumanın Verimini Düşürmektedir.

OKSİJEN

· Beynimizden Gün Boyu 2160 Litre Kan Geçmektedir.
· Bu Yoğun Kan Akışından Temiz Oksijene Büyük İhtiyaç Duyulmaktadır.
· Uzun Süreli Temiz Hava Olmaksızın Çalışmak Beyin Gücünü Azaltır.
· Bu Nedenle Çalıştığımız Ortamı Havalandırmalıyız.

ISI

· Okuma Yapılan Odanın Isısı Da Önemlidir.
· Çok Soğuk Ve Sıcak Bir Oda Kan Akışını Etkileyeceğinden Isı Kontrol Altına Alınmalıdır.
· Okuma Yapılan Odanın Isısı Da Önemlidir.
· Çok Soğuk Ve Sıcak Bir Oda Kan Akışını Etkileyeceğinden Isı Kontrol Altına Alınmalıdır.

NEFES

· Nefes Alırken Karnınız Şişiyorsa Diyafram, Göğüs Kafesiniz Şişiyorsa Gö-ğüs Nefesi Alıyorsunuz Demektir.

GÖRÜŞ AÇISI

· Kitabı Yere (Masaya) Düz Yatırmayın, Hafif Eğik Biçimde Tutun Veya Altı-na Bir Destek Koyun. Yani Kitabı Karşıdan Görün!
· Okurken Arada Bir Durun, Uzağa Bakın, Gözünüz Dinlenir.
· Sessiz Ortam, Zihnin Etkili Çalışması, Anlaması Ve Bilgileri Yapılandırması İçin Önemlidir.

BESİN

· Süt Ve Süt Ürünleri, Fosfor Ve Kalsiyum Yönünden Zengin Olan Yiyecek-ler Badem Ve Fındık Gibi Çerezler… Tüketmeliyiz.

MÜZİK

· Bazıları Müziksiz Çalışamamaktadır. Ama Müziğin Anıların Canlanarak Zihni Etkilemesine Neden Olduğu Unutulmamalıdır.

Fransız Tıp Ve Bilim Akademileri Üyesi Dr. Alfred Tomatis’e Göre Beyin Hücrelerindeki Elektriksel Enerjinin Azalması Konsantrasyonun Bozulmasına Ve Yorgunluğa Sebep Olmaktadır. Bu Durumda Beynin De Piller Gibi Şarj Edilmesi Gerekiyor. Tomatis Beynin Şarj Edilmesi İçin Mozart, Vivaldi Ve Tasavvuf Müziklerini Öneriyor.
Alanın Duayeni Bulgar Lozanov Diyor Ki:
Stressiz Bir Öğrenme İçin Çok Özel Bir Müzik Ve Yine Bir Özel Bir Ritim Öneriyor. Largo Barok Müzik Dinleyin Çünkü Beynin Her İki Lobunu Uyarıp Öğrenmeyi Kolaylaştırıyor.

OKUMA KAÇ TÜRLÜDÜR?

1. Amaçlı( hedef odaklı )
2. Amaçsız (hedefsiz)
Sınavlarda soru çözebilmek için hedef odaklı okumaya ihtiyaç vardır. Yani bir metni o metne ilişkin soruya göre taramamız gerekir.
Bir sorunun çözümü için 4 beceriye sahip olunması gerekir.
1. Bilgi
2. Yorum
3. Hız
4. Çözüm tekniği ve pratiği
Bir Metin Okurken
1. Metnin Türü
2. Metnin Sorusu bilinmelidir. Yoksa metin amaçsız okunmuş olur.

HIZLI OKUR KİMDİR?

 Sadece Hıza Odaklanmaz, Hız Kadar Bilgileri Alma Yöntemine De Bakar.
 Acele Etmez, Anlamaya Odaklanır.
 Her Göz Duruşunda Daha Fazla Bilgi Alır.Metne Göre Hızlanır.
 Yazıları Kelimelerden Oluşmuş Satırlar Biçiminde Değil, Düşüncelerden Oluşmuş Satırlar Biçiminde Algılar.
 Hızlı Okuyucunun Gözü Yavaş Okuyucu Kadar Yorulmamaktadır.
 Yavaş Okuyucu Bir Satırı Görmek İçin Birkaç Defa Göz Duruşu Yaparken Hızlı Okuyucu Bir Kez Yapar.
 Hızlı Okuyucu Ritmik Okuma (Blok Okuma)yaparken Yavaş Oku-yucuda Düzen Yoktur.
 Onda Göz Terbiyesi Yoktur.
 Yavaş Okur, yavaş Anlar. Onlar Kelimeleri Bölerek, Parçalayarak Okudukları İçin Zihinleri De Bölünmektedir.
ARİSTO DER Kİ: Sürekli yaptığımız şey ne ise biz oyuz. O zaman mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır.

II. BÖLÜM: OKUMA TÜRLERİ

1.SEÇMELİ OKUMA

• Bazı sanatçılar dil ve dile ilişkin süslemeler yapmaktadır. Bu süs-lemeler yazının özüne inmek için gerekli değildir, amaç yazıyı çe-kici kılmaktır. Seçmeli okumada yazının bu süslemeleri önemli değildir. Okur süsleri geçerek yazarın düşüncesine daha hızlı ula-şır.
• Seçmeli okumada, okur satırları tek tek izleyerek düşünceleri bulmak yerine daha bağımsızdır. Okuyucu, metnin farklı yerlerini okuyarak kendisine yeni bilgiler verecek yerler aramaktadır. Zihin gözleri sürekli uyarmaktadır.
• Açık ve anlaşılır dille yazılan metinleri okurken okuyucu, metnin anlamını kaybetmez. oysa yeterince açık yazılmamış ve yazarın düşüncesinin karışık olduğu metinleri okurken zihin yazıdaki bil-gileri anlamak için daha fazla zamana ihtiyaç duymaktadır. Bu tür metinleri okurken gözlerin hızı da yavaşlamaktadır.
Bu Neye Benzer?
Bu durum tıpkı bozuk bir yolda ilerlemeye çalışan ve yolun bozukluğuna göre araba-nın hızını ayarlayan sürücünün durumuna benzemektedir.}Hatta bu sürücü görüş mesafesi düştüğünde veya yolda insanlarla karşılaştığında oldukça yavaşlamakta, yol düzgün ve boş olduğu zaman da hızla gitmektedir. Eğer bu sürücü dolambaçlı ve dar bir dağ yolunda ise arabanın denetimini kaybetmemek ve kontrolü sürekli elinde tutmak için oldukça yavaş ilerlemektedir. İşte iyi bir okuyucu da böyledir. Zaman zaman hızlı, zaman zaman da yavaş okumaktadır. Metnin durumuna göre hızını belirlemektedir. Böyle okumaya esnek okuma denilmektedir.
Kalabalık İçinde Kaybettiğiniz Bir Arkadaşınızı Arıyorsanız Gözleriniz Dost Bir Yüzü Hemen Tanır Ancak Ne Aradığınızı Ve Kimi Aradığınızı Bilmiyorsanız Bütün Kalabalık Birbirine Benzer.

Okunan Bir Metin İçin De Durum Aynıdır. Dikkatinizi Toplayamazsanız Bütün Kelime-ler Birbirine Benzer. Fakat Zihninizi Sıkıca Uyarır, Dikkatinizi İyice Toplarsanız Göz Avının Kokusunu Alan Bir Aslan Gibi İşe Başlar, Avını İzler, Kovalar Ve Yakalar.
SÖZ KALABALIĞI NEDİR?
Kelimelerden önce ve sonra kullanılan gereksiz dil bilgisi ilaveleri, bazı kelimelerin alışkanlık gereği yinelenmesi vb. gibi. Bunların da bazıları çok gerekli değildir. Metin düzeyine gelince bu durum biraz daha büyümektedir. Metin düzeyinde gereksiz süslemelerin oranı %10, bazen %20, 30 veya % 40 düzeyinde bulunmaktadır. Bu süslemeler okurken zaman almakta ve okuyucuyu oyalamaktadır. Dil veya kelimelerin gereği olarak kullanılan bu süslemeler konusunda Shannon ve Oliver çeşitli araştırmalar yaptılar. Araştırma sonunda İngilizcenin % 50’sinin süsleme olduğunu belirlediler. Abraham Moles ise Fransızca metinler üzerinde çalıştı ve Fransızcanın % 55’inin süsleme olduğunu ortaya çıkardı. Türkçe için elimizde böyle bir çalışma bulunmamaktadır.
Kulağa Küpe!
Psikolojide “Tor” sistemcilerinin 1970’lerde öne sürdükleri bir yolu deneyin: Bir yazı-ya başlarken önce sonuna bir göz atın. Çok kere bu sizin için konunun varacağı nok-tayı ele verir. Ondan sonra yeniden baştan okumaya başlayınca nereye gideceğinizin farkında olacağınızdan daha kolay kavrarsınız. (Bunu sınavlarda yapın, polisiye roman okurken yapmayın:))))

2.YERİNİ BULMA TEKNİĞİ

Bu okuma tekniğinde okuyucu önce bir bilgiye veya konuya odaklanmaktadır. ardın-dan odaklanılan bilgi ya da kelimenin görüntüsü zihinde canlandırılmaktadır. Okuyu-cunun gözleri satırları tararken zihni de canlandırdığı kelimenin görüntüsünü aramaktadır. Göz bir radar gibi soldan sağa satırları taramaktadır. en önemli şey yoğun dikkattir. Aranacak kelime anahtar haline getirilerek metin taranır.Bu Teknikte Bütün Çaba, Aranan Bilginin Veya Sorunun Cevabının Nerede Olduğunu Bulmaktır.

3.KAYMAĞINI ALMA TEKNİĞİ (BİR METNİN EN İYİ KISMINI ALMA)

Metnin ana fikrini çabuk bulma, önemli cümleleri çabuk bulma, ayrıntılar üzerinden geçme gibi çalışmaları içerir. Kaymağını alma tekniği daha çok sınav sorularında ve makalelerde, fıkralarda uygulanır. Bir okur bir metinde sadece kendisini ilgilendireni seçmek isterse bu tekniği kullanmalıdır.

Kaymağını Alma Tekniğinde Metinden Önemli Bilgiler Seçilerek Okunmaktadır. Peki Bir Metnin Önemli Ve Temel Bilgileri Nasıl Seçilmektedir? Bu Teknikte Önemli Bilgileri Seçmek İçin Üç Temel Kural Çok Önemlidir:

Metnin ana (esas) düşüncesini bulmak
Önemli cümleleri derinlemesine okumak
Ayrıntı cümleleri atlamak

III. BÖLÜM: HIZLI OKUMA – ANLAMA VE SORU ÇÖZME

Bir Metin Okurken Veya Metne İlişkin Bir Soruyu Çözerken Metnin Neresine Yoğunlaşacağımızı Sağlayan Beceriye Denir.

Soru Çözüm Tekniği Ve Pratiği Nedir?

Bir soru çözerken soruya göre yanıtın metnin neresinde olduğunu kavrama becerisi-dir.
Atölye çalışmalarımızda amacımız öğrencilerde okuma ve çözme farkındalığı yaratıp sorulara etkin ve pratik bir bakış sağlamak olacaktır.

Örnek Metin
Bu masalları yazarken özellikle pedagoji kitapları okudum. Masalları yazarken beni harekete geçiren temel etken, eğlence. Büyüklerin sıkıcı dünyasından çocukların renkli dünyasına geçişi sağlayan birbirinden eğlenceli öyküler… Onları kurarken nef-ret, öfke, şiddet ve bencillikten uzak kalmaya çalıştım. Her şeye rağmen yaşamın güzel olduğunu vurguladım. Ama çocukların, yaşamdaki her şeyin kusursuz olduğu yalanına inanmamaları için de ayrıca çaba gösterdim.

Sizce Yukarıdaki Neresi Önemli Ve Nasıl Okumalıyız?

Örnek Metin
Osmanlı hukukunun temeli şer’i ve örfi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şer’i hukuk İslami hukuk, örfi hukuk ise padişahların koyduğu hükümlerdir. Bu iki hukukun birbiri ile çelişmemesine dikkat edilmiştir. Şer’i hukuk tamamen İslâmi esaslara dayandığından sadece Müslümanlara uygulanmıştır. Gayrimüslim tebaa kendi hukuk kurallarına göre yargılanıyorlardı. Gayrimüslimler hiç bir zaman mensubu olmadıkları İslam dininin kurallarına uymak zorunda bırakılmamışlardır. Örfi hukuk bizzat padişah ferman ve beratlarına dayanıyordu ve doğrudan padişahın ağzından yazılıyordu. Sosyal hayatı düzenleyen kurallardı. İlk Osmanlı kanunnameleri Fatih Devri’nde yazılan Kanunnâmeiâliosman’dır. Böylece şeri ve örfi kanunlar yazılı hale getirilmiş resmileştirilmiştir. Bundan sonraki Osmanlı padişahları da yeni kanunlar hazırlamışlardır. II. Bayezit ve Yavuz bunlar arasında yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi Kanuni Sultan Süleyman dönemi’nde hazırlanan Kanuni Kanunnamesi’dir. İçeriği çok geniştir. Reaya’nın görevleri ve hakları tımarların dağıtımı, sosyal ve askeri düzenlemelere kadar birçok konu hakkında kanun çıkarılmıştır.
Ya da Bu Metnin Neresi Önemli?
Dikkat! Bir metne ilişkin soru bilinmeden o metin gelişigüzel okunamaz. Önce soru okunacak, sonra metin okunacak.

Bunu Biliyor Muydunuz?
Hızlı Okuyan Öğrencilerin Bazı Ayrıntıları Atladıkları Görülmüş. Yavaş Okuyan Öğrencilerin Aksine Hatırlayamamak Ve Öğrenememek Korkusu İle Önemsiz Ayrıntıları Bile Yavaş Okudukları Ortaya Çıkmıştır.

IV. BÖLÜM: HIZLI OKUMADA AMAÇLAR

Okuma Amacını Belirle! Her şeyden önce okuma amacını belirle:
Neden okuyorum, ne elde etmek istiyorum?
Okuma Amacı Olmadan Yapılacak Bir Okuma Gelişigüzel Olacağı İçin Çokça Vakit Kaybedersiniz.

I.AMAÇ: YAZININ ANA DÜŞÜNCESİNİ BULMA

• Önce Son Cümlelere
• Sonra İlk Cümlelere
• ‘’Çünkü, Ama, Bu Nedenle, Öyleyse, O Halde, Demek ki, Sonuç Olarak…’’ gibi Bağlayıcı Sözcüklerin Geçtiği Cümlelere Odaklanın.

ÖRNEK SORU- 2013 DGS
1960’tan önce aynalar daha ender bulunan eşyalardı. Paris’te 1581-1622 yılları ara-sında 248 evde yapılan mal sayımında sadece otuz yedi ayna tespit edilmiştir. Bunla-rın yedisi Venedik camındandır; geri kalanı da tunç, bakır, çelik, lacivert taşı karışımı-dır. Bunların dağılımı ise şu şekildedir: İki ayna soylu sınıfta, on beş ayna yüksek dev-let görevlileri ve kral danışmanlarında, iki ayna adalet görevlilerinde ve hekimlerde, on ayna Paris burjuvalarında, bir ayna da işçi kalfalarında. Bu bağlamda dağılım ise şöyledir: Yirmi evde ayna salonda, beş evde de oturma odasındadır. Bu 248 evden sadece beşinde iki ayna vardır. Bu ortalamanın yanında bazı özel durumlar da dikkat çeker. Örneğin bir parlamento çalışanının evinde üç ayna bulunur. Bir kraliyet öğret-meni, çok değerli abanoz çerçeveli altı büyük Venedik aynasına sahiptir. Aynanın bulunmadığı evlerin sakinleri ise mutlaka yoksul veya dekorasyon zevkinden habersiz insanlar değildir. Ayna bulunmayan bu evlerin % 60’ı çok sayıda paha biçilmez tabloya ve ev eşyalarına sahiptir. Dolayısıyla bir evde ayna bulunması, gelir düzeyinden çok, anlayış ve hayat tarzıyla ilgilidir.
Bu parçadan aşağıdaki genellemelerin hangisine ulaşılabilir?
A)Zengin ve soylular; toplumda önde gelen, topluma model oluşturan insanlardır.
B) 17. yüzyıl modernleşme sürecinin başladığı ilk dönemdir.
C) Aynalar, insanlığın ilk dönemlerinden itibaren ihtiyaç olarak görülen eşyaların başında gelir.
D) Dünya tarihinin her döneminde ev eşyaları, ekonomik durumun en belirgin gös-tergesi olmuştur.
E) Kişinin düşünceleri ve hayat tarzı yaşamındaki ayrıntılarda gizlidir.
ÇÖZÜM
Son cümle ve E seçeneği arasındaki ilişkiyi seçebiliyorsanız bu işi kavradınız demek-tir.

ÖRNEK SORU-2011 LYS
Günümüzde yaşamın amacının, yalnızca verilen görevleri yerine getirmek ve başarı kazanmak olduğu kabul ediliyor. Bu da çekirdek aileyi büyük ölçüde aşındırıyor. An-neler ve babalar, çocuklarına yeterli zaman ayıramıyor. Birlikte oldukları zamanı söy-leşme, dertleşme yerine televizyon seyrederek, bilgisayar başında tanımadıkları kişilerle “chat” yaparak geçiriyorlar. Bunlar sorunsuz aile ve sorunsuz insan sayısını azaltıyor. Ben insanlara “bencil” olmalarını öneriyorum. Bu anlamda bencillik, kendini ciddiye almak, önemsemek, kendini bilerek yaşamak demektir. Böyle insanlar çevresindekileri de daha iyi anlar ve onların yaşamdan daha çok tat almasını sağlar.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılabilir?
A)İnsan kimi zaman, kazandığı başarılarla yetinmek istemez.
B)İnsan ilişkilerinin zayıflaması, insanların birbirinden kopması mutsuzluğa yol aç-maktadır.
C)İletişim araçlarındaki gelişme insanın üretkenliğini azaltmaktadır.
D)Kişinin önce kendisini tanıması, hangi alanlarda yetenekli olduğunun farkına var-ması gerekir.
E)Mutsuz insanlar, başkalarının mutsuzluğundan hoşlanırlar.
Çözüm: Son cümlelere odaklanın.

ÖRNEK SORU- (1995/II)
“Bana okuyucusu az olan, zor anlaşılır kitaplar çok çekici gelir. Hep bu türden kitapla-rı okumak isterdim. Beni bu tutuma yönelten, güçlükleri yenerek kimsenin kolay kolay göremediği yeni bir dünyayı keşfetme duygusu mu, yoksa erişilemeyecek olanı elde etme isteği mi, bilmiyorum. Bildiğim, kitaplar konusunda zevklerin değişebilir olduğudur. Önemli olan, herkesin kendine göre kitap seçimi yapması, böylece okuduğunu anlaması ve onun tadına varmasıdır.”
Bu parçanın bütününde anlatılmak istenene en yakın atasözü, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
B) Emek olmadan yemek olmaz.
C) Altının kıymetini sarraf bilir.
D) Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
E) Zora dağlar dayanmaz.
Çözüm: Son cümlelere odaklanın.
• -Tanığın Varsa Sözüne
• -Örneklerden Önce Gelen Cümlelere Bakmalısınız.

ÖRNEK SORU- (1991/II)
“Bir resim öğretmenimiz vardı. Bence dünyanın en büyük ustasıydı. Elinden fırçayı bırakmazdı. Bana söylediği şuydu: ‘Hiç boş durmayacaksın. Bir gün boş dursan elin acemileşir.’ İşte yazarlık da böyledir. Bir hafta, on gün yazmayan, bir ay yazmayan bir insan, ‘Ben yazarım.’ derse inanmam o insanın yazarlığına. Yazar vapurda, trende, uçakta, her yerde, her an yazma halinde olmalıdır.”
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan, resim sanatında ancak sürekli çalışarak ustalık kazanabilir.
B) Ressamlıkla yazarlık arasında, yaratıcılık yönünden sıkı bir ilişki vardır.
C) Bütün gününü çalışmakla geçiren yazarlar yaratıcı olabilirler.
D) Usta bir yazar ve ressam olma, deneyimli sanatçıların öğütlerinden yararlanmayı gerektirir.
E) Yazarlık hiç ara vermeden çalışmayı zorunlu kılan bir iştir.
Çözüm: Tırnak içi sözlere odaklanın.

ÖRNEK SORU: (1981/II)
“Bir dilin söz dağarcığıyla o dili konuşan toplumun yaşama biçimi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Sözgelimi, sözcük sayısı Türkçeye oranla çok fazla olan İngilizcede yeşil için birkaç sözcük bulunurken Türkçede, doğayla içli dışlı olmanın bir sonucu olarak yosun yeşili, çağla yeşili, tirşe, ördekbaşı gibi birçok sözcük vardır. Bunun gibi söz dağarcığını oluşturan ögelerin somutluğu, soyutluğu da yine toplumun yaşama biçi-mine bağlıdır.”

Bu parçadaki karşılaştırma aşağıdaki yargıların hangisini açıklar?

A) Türkçe, İngilizceye göre daha zengin bir dildir.
B) İngilizlerin yaşamında yeşil rengin kullanımı sınırlıdır.
C) Dillerin söz dağarcığı birbirinden ayrılıklar gösterir.
D)Türkçenin soyutlama gücü, İngilizceye göre daha çok gelişmiştir.
E) Dillerin söz dağarcığının oluşumunda, yaşam koşullarının önemli bir yeri vardır.

Çözüm: Örnekten önce gelen sözlere odaklanın.

II. AMAÇ: GİRİŞ CÜMLESİNİ BULMA

Çözüm Tekniği: Önce İlk İki Cümleyi Anla! Sonra Sonuç Cümlesi
Ve Seçeneklerden Hangisi Bunlarla Uyumluysa Onu Bul!

ÖRNEK SORU-2013 DGS
—-. Ben de gençlik yıllarımda onu aradım. Önemli olan, arayanın yepyeni bir ses bulması ve bu sesin, onun kendi sesi olmasıdır. Bu sesi bulduktan sonra yenilik için yenilik peşinde koşmaz. Olsa olsa tıkandığı yerde bir çıkış arar. Bu da kimi zaman yeniden daha eski olabilir.
Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle başlatılabilir?
A)Her yazar, kişiliğini ortaya koymak için yeninin peşindedir
B)Arayışlar, insanın eskiden kurtulabilmesinin ve yenilenmesinin öncüsüdür
C)Tüm yazarlar, ilk eserlerinde sonuca ulaşmak ister
D)Başlangıçta bir duyguya kulak verme ön plandadır
E)Herkesin, yazmaya ilk başladığında anlam veremediği bir heyecanı vardır.
Çözüm: İlk iki cümleyi A seçeneğiyle ilişkilendirin.

ÖRNEK SORU
—-. Örneğin ben bir müzik parçasını beğeniyorsam sevdiklerime de onu dinletmeye çalışırım. Eleştirmenliğe başlamamın nedenlerinden biri de budur belki. Benim be-ğendiğim, hoşlandığım şeyleri başkaları da okusun, duysun diye yazmaya çalıştım.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Ben hep kusursuzu aradım
B) Yakınlarım en değerli varlığımdır, diye düşünürüm
C) Şimdiye kadar pek çok kitap yazdım
D) Eskiden beri çok değişik alanlara ilgi duydum
E) Yaşamım boyunca sevdiğim şeyleri başkalarıyla paylaşmak istedim.

III. AMAÇ: SONUÇ CÜMLESİ BULMA

Son İki Cümleyi Seçeneklerle Bağdaştırın En Uyumlu Seçenek Cevaptır.

ÖRNEK SORU- 2013 DGS
“İlginç bir çağda yaşıyoruz.” diye başlıyor konuşmasına yazar. Devam ediyor: “İlginç dediysem bunu her günkü alışılmış anlamıyla söylemedim. İlginç kelimesinin benim dilimde buruk, kekre bir anlamı var. Bu kelimeyi tıpkı çok eski zamanların Çinlileri gibi kullanıyorum: Eski Çin’de bir bilge kişi düşmanına ağzının payını vermek üzere bir bedduada bulunmak isterse şöyle dermiş: ‘İlginç bir çağda yaşayasın!’ Çünkü Çinliler ahlaki çalkantıların ve siyasi depremlerin hüküm sürdüğü ‘ilginç’ çağlarda hayatın —-.”
Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) iyi ve güzel yanlarının azalacağına, bunlarla karşılaşma olanağının bulunamayaca-ğına inanırlarmış.
B)sunduğu olanaklardan fazlasını elde etmek için çabalamak gerektiğini düşünürler-miş.
C)bir köşeye çekilerek yalnız başına yaşanması gerektiğine inanırlarmış.
D)yaşam deneyimi olmayanlar için zorlaşacağını bilirlermiş.
E)koşullarını değiştirme gereği duyulmayacağını düşünürlermiş.
Çözüm: Son Cümleleri A seçeniğiyle ilişkilendirin.

ÖRNEK SORU-2014 KPSS
Sözlü kültürümüzde halk hikâyeciliği geleneği çok köklüdür. Leyla ile Mecnun’u, Kerem ile Aslı’yı duymayanımız; onlardan hoşlanmayanımız yoktur. Bu hikâyeleri dinlerken çoğu zaman kendimizi kahramanların yerine koyarız. Çünkü bu hikâyeler bizi anlatır. Anlatıcı, “Ben böyle severim.” demeye getirirse öfkeleniriz. —-.
Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmeli-dir?
A) Bu yüzden halk hikâyesinde anlatıcı kendini anlatmamalı, anlatsa bile gizlemelidir.
B) Sanatçı, kendi duygularıyla izleyicisinin duyguları arasında denge kurabilmelidir.
C) Bundan dolayı sanatçı; kendisi açısından neyin iyi, neyin güzel olduğunu açıkça belirtmelidir.
D) Anlatıcı, gerçeği bir süzgeçten geçirerek dinleyiciye sunmalıdır.
E) İşte bu sebeple anlatıcı, anlatırken kahramanları tazelemelidir.

Çözüm: Son cümle ve B arasında bir ilişki bulmaya çalışın.

IV. AMAÇ: GELİŞME CÜMLESİ BULMA

Şifre: Boşluğun Öncesindeki Ve Sonrasındaki Cümleleri Okuyup Seçeneklerle Bağdaştırın.

ÖRNEK SORU: ALES-2013
Türk edebiyatında olduğu gibi dünya edebiyatında da denize içeriden bakan yazar azdır. Bu yüzden Conrad’ın yeri başkadır benim için. Onun «Karanlığın Yüreği» adlı eserini ürpererek okumuştum. Öylesine canlı sahneler çiziyordu ki yazar, —-. Genç yaşlarda karalardan sıkılarak yaşamın gizemini sularda arayan, buna otuz yılını ada-yan bir serüvenciyi tanımak, neler yaşayabileceğini öğrenmek çok heyecan vericiydi. Tayfalıktan kamarotluğa, kaptan yardımcılığından kaptanlığa uzanan bir gemi adamı deneyimi oluşmuştu bende.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)okuduklarım bir filmin karelerine dönüşüyordu âdeta
B)bu yeteneğini kolay kazanmadığını anlıyordum
C)düş dünyama dalıp olayları kaçırıyordum
D)zaman ve mekândan kopuyor, sığınacak bir liman arıyordum
E)bildiklerimin yanlış olduğu düşüncesine kapılıyordum

V. AMAÇ: CÜMLENİN SONDAN DÖRDÜNCÜ PARÇASINI BULMA

Çözüm Tekniği: Öncelikle İçinde Yüklem Olan Parçayı Bulup Diğer Parçalardan Bu Parçayla Anlamca Uyumlu Olanını Bulun.

ÖRNEK SORU- DGS-2013
I. Pirî Reis’in, 1513’te Gelibolu’da çizdiği
II. dünya kültür mirasında saygıdeğer bir yer kazanmış
III. en doğru Dünya haritası olarak tarihe geçmiş ve
IV. 1470’te Gelibolu’da doğduğu tahmin edilen
V. ilk Dünya haritası, insanlığın elindeki en eski

Yukarıdaki sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan dördüncü olur?
A) I.                           B) II.                             C) III.                            D) IV.                                      E) V.

Çözüm:
Dikkat edilirse sıralamada II. parça yüklemi taşıdığı en sonda yer almalıdır. Bundan sonra yapılacak iş kalanlardan hangisinin bu parçaya anlamca bağlanabileceğini sap-tamaktır. Bunu bulduktan sonra soruyla işiniz bitiyor. Cümlenin tamamını sıralamanı-za gerek yok çünkü zamanla yarışıyorsunuz. Cevap C’dir.

VI. AMAÇ: BÖLÜNMÜŞ BİR CÜMLENİN İKİNCİ PARÇACIĞINI BULMAK

Çözüm Tekniği: Önce İlk Parçayı Bulalım Ve Kalanlardan Hangisini Bu Parçadan Sonra Okuyabileceğimizi Bulalım.

SORU- DGS-2013
I. Bu da, anlatılanlar arasındaki güçlü bağlantılar aracılığıyla sonuca ulaşmış olmak anlamına gelir.
II. Bu yürüyüşteki en yüksek dağ, kuşkusuz, kitabın sonudur.
III. Çünkü her şeyin bir araya geldiği en güzel manzara buradan görünmeli-dir.
IV. Kitap yazmak, vadilerden geçip dağları aştığın çok uzun bir yürüyüşe çık-mak gibidir.
V. Ama o noktaya gelene kadar çok uzun ve yorucu bir süreçten geçersin.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralan-dığında, hangisi baştan ikinci olur?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Çözüm: Bu cümlelerde yapılacak ilk iş, giriş cümlesini bulmaktır. Giriş cümlesi bu soruda IV. parçadır. Buna göre IV. parçanın içeriğiyle uyumlu seçenek dikkat edilirse II. yargıdır çünkü içerik bakımından mantıklı bir bağdaşma var aralarında. Cevap B’dir.

VII. AMAÇ: OLUMSUZ KÖKLÜ SORULAR ÇÖZME

Çözüm Tekniği: Söz Konusu Parçayı Bölün, Anlayın, Okuyun.
•BÖL – ANLA -OKU

ÖRNEK SORU-2012 KPSS

Yıllardır dergilerde öykü ve yazılarıyla yer almasına karşın yazdıklarının kitaplaşmasını uzun süre bekleyen bir yazar. İyi bir yazar olmanın öncelikle iyi bir “bekleyici” olmak-tan geçtiğini bilen biri. Bu ilk kitabının kapak tasarımı kusursuz. Yetkin bir dille ve özenle insanın dünyasına eğilen, başkalarının görmezlikten geldiği kalp yaralarını şefkatli bir elin dokunuşu gibi işleyen; dostluğu, sevgiyi, insanı bir anda mutlu eden küçük ayrıntıları kendine has üslubuyla anlatan bir yapıt. Bu yönüyle okuyucuyu, kitabı uzun süre elinden bırakamayacağı bir zaman dilimine sürüklüyor. Sıradan in-sanların hayatlarındaki sıradan sorunları, yaşamsal kaygılarını öykülerine taşırken sanatlı, süslü söyleyişlerden uzak duruyor.
Bu parçada, sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiş-tir?
A) İşini yaparken titizlik gösterdiğine
B) Okurunu derinlemesine etkilediğine
C) Duygusallığa önem verdiğine
D) Anlatımda yoğunluğu yeğlediğine
E) Günlük yaşamla ilgili incelikler üzerinde durduğuna

Çözüm Tekniği-1: Olumsuz soru köklerinde önemli olan geriye dönüşleri önleyerek okumak olduğu için parçanın bir kısmını okuduktan sonra o bölümden yola çıkarak eleyebileceğiniz seçenekleri eleyin.kalan kısımları da elemediğiniz seçeneklerle birlikte okuduğunuz zaman yanıta daha çabuk varırsınız.
ÇözümTekniği -2: Giriş ve sonuç bölümlerini anlayarak okuyup bunlara en uzak seçeneği işaretleyin.
Dikkat edilirse D şıkkı, son cümlede geçen anlatım süssüzlüğü yeğlediği ifadesiyle çelişmektedir.

V. BÖLÜM: KELİME TANIMA

1. Yönlendirici sözcükler, deyimler cümleler arasında bağ kurar. Bu sayede anlamlar birleştirilmektedir ve metnin anlamı daha çabuk kavranmaktadır.
2 Yönlendirici kelimelerden yola çıkarak metnin anlamına ulaşmak önemli bir beceri-dir. Bir metni tararken veya göz gezdirirken bu yönlendirici sözcüklere odaklanmak metni üst düzeyde anlamayı da sağlar. Şimdi bu yönlendirici kelimeleri belirtelim.
A) İlave Bilgi Bildiren Sözcükler
Bu tür sözcükler genellikle “okumaya devam edin, yeni bilgi gelecek” anlamındadır: ve, ayrıca, dahası, bundan başka, ilkin, ikincisi, buna ek olarak, bir sonraki, nihayetinde, bununla birlikte…
Bir paragraftan çıkarılamayan, değinilmeyen düşünceye ulaşmak için bu tür sözcüklerin geçtiği cümlelere yoğunlaşmalısınız.
B) Örnek Gösteren Sözcükler
Bu tür sözcükler bir saptamayı ya da savı güçlendirmeyi sağlar. Bu nedenle bu tür sözcüklerden yola çıkarak ana düşünceye ulaşabiliriz: örneğin, örnek olarak, mesela diyelim ki…
Püf Noktası! Bir parçada örnek varsa parçanın ana düşüncesi örnekten önceki cümlede aranır. Bu nedenle örneğin öncesine odaklanın.

C) Önem Bildiren Sözcükler
Bu Kelimeleri Gördüğünde Bir Düşüncenin, Olayın, Nesnenin Öneminin Vurgulanacağını Bilmeli.
Bu Nedenle Parçada Bu Sözcükleri Gördüğünüzde Avını Yakalamaya Çalışan Bir Kartal Çevikliğiyle Bu Sözcüklerin Yer Aldığı Cümlelere Odaklanmalısınız: denilebilir ki, şuna dikkat unutmayın ki, en önemlisi, özellikle …

D) Neden – Sonuç Bildiren Sözcükler
Bu kelimelerin bulunduğu yargıların öncesi ve sonrası birbirine neden – sonuç ilgisiyle bağlanmıştır. Bir parçanın odak cümlesi gerekçenin yer aldığı cümledir. Ana düşünce ararken bu sözcüklere odaklanın: çünkü, bu nedenle, bunun için, bu yönden bunun sonucunda, bundan dolayı…

E) Karşılaştırma Bildiren Sözcükler
•Bu tür kelimelerde vurgulanan öge, karşılaştırma yönünde aranır: en, daha, çok, pek, denli, kadar, ise
•Unutma! Parçada karşılaştırma varsa karşılaştırma yönüne odaklanın! Yani ögeler hangi yönden karşılaştırılmışsa ana düşünce odur.

F) Benzetme Bildiren Sözcükler
Okur bu tür kelimelerden yola çıkarak hızlı bir şeklide metnin anlamını çözümleyebi-lir: adeta, gibi, misali, andırıyor, sanki…
DİKKAT! Kavramlar hangi yönden benzetilmişse vurgulanan düşünce, benzetme yönünde aranır.

G) Çıkarım Bildiren Sözcükler
Bu kelimelerden yola çıkarak bir sonucun bildirildiği anlaşılır: böylece, o halde, sonuç olarak, demek ki, bu da durumun böyle olduğunu gösterir…

DİKKAT! Bu tür sözcükler görmüşsen bil ki sözün sonuna gelinmiştir ve yazar ana mesajını bir kez daha tekrarlayacaktır. Bu sözlere odaklan.

H) Karşıtlık Bildiren Sözcükler
İki karşıt yargıyı birbirine bağlayan kelimelerdir. Bu kelimelere odaklandığımızda metnin anlamına hızlı bir şekilde hâkim olabiliriz: ama, fakat, oysa, tam tersine, ne yazık ki, aksine, ancak, gelgelelim ne var ki…
•Bu sözcüklerin geçtiği cümleleri kesinlikle okumalısın.

VI. BÖLÜM GERİYE DÖNÜŞLERİ ÖNLEME

Neden Geri Döneriz?
Göz Okuma Sırasında Bir Kelimeyi Ya Da Cümleyi Daha İyi Görmek İçin Geri Dönüşler Yapar. Bunu Temel Nedeni Yoğunlaşamamak
Ama Aynı Sözcüğü Veya Cümleyi Defalarca Okumak Enerji Kaybına Ve Okuma Sürecinin Bozulmasına Neden Olmaktadır.

1. Okuyucudan Kaynaklanan Nedenler
Önemli olan bazı kelime ve cümlelerin karıştırılmamasıdır. Bazı kelime ve cümleler birbirine benziyor:
Akıcılık –Açıklık, Öğretim – Öğrenim…Dikkat seviyesi de düşünce karıştırmalar başlar.
Bazı okurlar ileriye gitmeye korkar. Emin adımlarla ilerler. Her seferinde bir önceki kelimeye veya cümleye göz atmayı sever.
Dikkat, dikkat, dikkat! Sakınan göze çöp batar.

2. Metinden Kaynaklanan Nedenler
Zor Metinler Yoğun, özlü, derin ve teknik terimlere boğulmuş bir anlatımı haliyle yavaş okumak gerekir. Zira metni anlamak için buna ihtiyaç vardır.
DİKKAT! Sınav soruları da genellikle yoğun, derin, teknik terimlerle doludur. Bu ne-denle soruya göre hızınızı belirleyin.
3. Ortamdan Kaynaklanan Nedenler
Ses, ışık, ısı, havalandırma, oturma düzeni, sosyal nedenler, psikolojik nedenler geri dönmelere neden olur.
Önce kafanın içini temizle, okuma esnasında kafan rahat değilse yüz kere aynı yeri okursun.

Zor Metinde Ne Yapacağız?

Roman ve teknik olmayan gazete, dergi gibi materyaller bu yöntemlerle çok hızlı okunabilir.
Ağdalı üslûbu, konunun yabancılığı, derinliği ve teknik sözcüklerle dolu oluşu yüzünden yer yer anlayamayabilirsiniz. O zaman ne yapmanız lâzım? Öncelikle hızınızı ayarlayın, biraz ağırlaşın fakat kesinlikle o anlaşılmaz söz ve terimler gelince o noktada daha yavaş vitese geçmeyin ve hele orada durmayın, geriye göz atmayın, devam edin…
Daha sonra gelecek cümleler, sayfalar veya resimler, şemalar çok kere o karanlık bölümleri aydınlatıverecektir.
Ama sayfalar art arda daha anlaşılmaz hale geliyorsa ve bir ışık görünmüyorsa (ya da hâla alacakaranlıkta yol alıyorsanız) işte o zaman durun. Metne tekrar bakın, özellikle hiç anlaşılmayan kelime ve terimlerin altını çizin, anlamlarını araştırın.