Blog

Kur’an İlmi ve Toprak İlişkisi

Gönderen:

Kur’an İlmi ve Toprak İlişkisi

 

114 – Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur’ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur’ân’ı okumada acele etme; “Rabbim! benim ilmimi artır” de. (TAHA)

Allah’ım İlmimi Artır!

Ne güzel bir dua değil mi? Allah’tan istenebilecek en güzel şey. İlim. ..ilim, bizi yaratanı bilmektir. İlim her zerrede onun tecellisini keşfetmektir. İlim varlığını ona bağlamaktır. İlim vahdaniyet ruhuyla kendine, evrene, tabiata bakmaktır. İlim Yüce Resul’ün, Kuran’ın ruhuyla Allah’a şükür etmektir. İlim Allah’ın varlığını kayıtsız şartsız kabul ederek kâinatın Allah’ın eseri olduğunu görmek ve göstermektir.

Allah’ın İlim Verdikleri Neyi Görüyor?

Yıllar boyu bu coğrafyada söz söyleyen aşıklar, hep Allah’ı aradı hep Allah’ı söyledi. Hep O’nu söyleyen, hep O’nu arayan âşık her daim yaşayıp duruyor. Bakın Yunus ‘a, Nesimi’ye, Mevlana’ya, Veysel’e kim bilir çağları delen sesleriyle daha ne kadar yaşayacaktır?

Allah’ın İlmi ve Toprak

Allah’ın ilmiyle donanmış kişiler toprak gibidir. Her kötü şey ona atılabilir ama ondan daima güzel şeyler çıkar. O yeryüzü gibidir. Üzerinde iyi de kötü de yaşar. O kusurları örten bulut, yeryüzünü sulayan yağmur gibidir, diyor Yüce ilim ve irfan sahibi Cüneyt-i Bağdadi. Aşık Veysel ne diyor bir de ona söz verelim.

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağ ilen elinen
Yine karşıladı beni gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.

Toprakta Allah’ın ilmi var. Kişi toprağa yaklaştıkça kendi özünü bulur, mayasını bulur.

Modern İnsan ve Toprak

Toprağın ilmine yaklaşan medeniyetler yerinde durmaz ilerler. Hatta ilerlemek isteyen medeniyetler genelde toprağa yakın durmuşlardır. Bu gün dünyada söz sahibi ülkelerin yaşam biçimlerine ve eğitim modellerine göz atıldığında bireyleri olabildiğince toprakla bütünleştirici politikalar izlendiği görülmektedir. Toprak gelişmenin en temel ilkesi olarak görülmektedir. Toprağa dayalı ilim arttıkça ülkelerin kalkındığı ve dışa bağımlılığın azaldığı görülmektedir. Hollanda, Kanada, Avustralya, Almanya, Amerika, İsrail, İngiltere vb. gelişmiş ülkeler önce toprağa önem vermektedir çünkü toprakla sağlıklı nesiller yetiştirmenin mümkün olduğuna inanmaktadırlar.

Modern Müslüman ve Toprak

Günümüz Müslümanları maalesef mayasını oluşturan topraktan uzaklaşıyor. Özellikle 90’lı yıllarda Malezya’da başlayan gökdelen dikme anlayışı sonra Arap ülkelerinde beton blok dikme yarışına döndü. Dubai vb. zengin Arap kentleri şu an devasa yüksek beton bloklarla doldurulmuş durumda. Allah’ın evi Mekke’de Kâbe’nin etrafı betonarme yüksek bloklarla âdetâ işgal edilmiştir. Gözü ranttan, lüksten, şaşaadan başka bir şey görmeyen zengin ama cahil Araplar bugün bütün şehirlerini topraktan uzaklaştırıyor.

Anadolu ve Toprak

Peki, ülkemiz ne durumda? Anadolu insanı son yirmi yılda toprakla ilişkisini bitirmek için sanki yeminliymiş ve histerik bir ruh haliyle Anadolu coğrafyasını ve insanını topraktan uzaklaştıran politikalar geliştiriyor. Topaktan nefret eden ve betona meftun yeni bir insan modeli yetişiyor Anadolu’da. En aydınından tutun en cahiline kadar hatta en dindarından tutun en dinsizine kadar hemen hemen hepsi betona kosuyor, betonu kutsuyor.
Tarımda ve hayvancılıkta kendi kendine yeten bir ülke olan Anadolu, topraktan uzaklaşmanın cezası olarak dışarıdan tarım ürünü ve hayvan ithal eder duruma düşmüştür. Sanki gizli bir el gelip toprakla ilişkisi mükemmel olan bu Anadolu coğrafyasını betona mahkum etti. Artık kentlerdeki insanlar rant uğruna güzelim bahçeli, geniş evlerini gözü paradan başka bir şey görmeyen müteahhitlere ve projelerine bırakmış durumda.

Topraktan Uzaklaşmanın Cezası

Mayasının yoğrulduğu toprakla bağını koparan Anadolu insanı bunun ceremelerini kutu gibi yüksek beton bloklarda yaşamak zorunda kalarak çekmeye başladı. Bir avuç toprağı artık saksıda görebiliyor. Penceresinin kenarına koyduğu saksıdaki bir avuç suni toprak, sentetik ilişkileri olan robotik varlıklara dönüştürüyor kent insanını. Bindiğiniz otobüs, minibüs, metrobüs,tren, tramvay gibi araçlarda soluk yüzlü, mutsuz, gergin, saldırgan, küstah ve anlayışsız insan tipleri ile karşılaşırsınız. Bunu yadırgamayın çünkü bunlar özlerini oluşturan toprağa yabancılaşmış yeni model robotik varlıklar. Bunların ileride doğuracağı varlıklar da mayası gereği robotik varlık olacaktır. Burada en büyük suç, şunun veya bunun demeyeceğim. Aklı olan herkes suçlu ama galiba en çok da kimlerin sözü geçiyorsa onlar suçludur.

Topraktan Uzak İnsanın Allah’la İlişkisi

Toprağa değmemiş bir el ayak Allah’tan da uzaktır, kendinden de…Şeklen inanmış gibi görünebilir ama ruhen şeytanın tuzağına düşmüştür. Toprak insanı Allah’ın bilgisine götürür. Onun ilmine yaklaştırır. Ona yaklaşan da sükunete ve suhulete yolculuğa çıkar. Hem kendini hem toplumunu selamete çıkarır. Beton hırsıdır insanın. Hırs da insanı şeytana ve hırsızlığa yaklaştırır. Çünkü en büyük hırsız şeytandır.

Sözün Özü

İşte, ilmimi artır derken bize Allah’ı bulduracak ilmin artmasını istemeliyiz. Hem bizi kendimizden hem de Yuce Rab’dan uzaklaştıracak ilimlerden uzak durmalıyız. Kur’an bizi hem bize hem de Yüce Allah’tan gelen ilme yaklaştıran yollar ve yöntemler öğretiyor. Tek mutluluk bu ilimdedir. Tek kurtuluş bu ilimdedir. Bütün sistemler bu ilme göre düzenlenmelidir. Bütün kişiler sistemini bu ilme göre şekillendirmek zorundadır yoksa hem kendisi hem sosyal çevresi hem yaşadığı evren kaostan çıkamayacaktır. Kuran tek süzgeçtir. Bu süzgeçten geçmeyen bütün ilimler boştur.

Faysal Dal

0
  Related Posts

Yorum Ekle


error: İçerik Korumalıdır !!