Blog

Milli Edebiyat

Gönderen:

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYA (1911-1923)

Milli Edebiyat Tarihçesi

Milli Edebiyat hakkında  Millî edebiyat kavramı Türk edebiyatı, 1908’den Cumhuriyet’in ilanı olan 1923’e kadar devam eden dönemi kapsayan süreçtir.Merkezinde Türkçülük( milliyetçilik) düşünceleri vardır.

 MİLLΠEDEBİYAT DÖNEMİNİ HAZIRLAYAN SİYASİ VE KÜLTÜREL ORTAM

OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUM

Milli Edebiyat hakkında Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla meclis yeniden açılmasına rağmen Meclis içerisinde yaşanan çatışmalar, fikir ayrılıkları ülkenin hızla toprak kaybetmesi ülke içerisinde bir huzursuzluk süreci doğurmuştur. Balkan devletlerinde azınlık isyanları  başlamıştır. Osmanlıya karşı güç birliği yapan Balkan milletleri Trablusgarp Savaşı’nı da fırsat bilerek Osmanlıya karşı savaş açmışlardır( Balkan Savaşları ). Bu savaşlar  o dönemde görülen Osmanlıcılık düşüncesini zedelemiştir. Bu durum karşısında Türkçülük akımı güçlenmiştir. Balkan devletleriyle yapılan bu savaşta Osmanlı Devleti yenilmiş, Balkan toprakları kaybedilmiştir. Balkanlarda yaşayan Türkler Anadolu’ya göç etmişlerdir. Bu savaşları II. Balkan savaşları ve I.Dünya savaşı izlemiştir. Birinci dünya savaşından sonra Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesi’ni imzalaması ile ülke toprak düşman kuvvetlerine bırakılmış, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının halkı milî mücadele’ye yönlendirmesiyle Anadolu işgalden kurtularak Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur.

 MİLLÎ EDEBİYATIN OLUŞUM SÜRECİ

Meşrutiyetin ilanından sonra toplumda düşünce özgürlüğüyle birlikte ve yeni düşünce akımlarının etkisiyle oluşan edebi süreç Millî Edebiyat dönemidir. Bu dönemin başlangıcı olarak edebiyat tarihçileri tarafından Ömer Seyfettin’in ‘’Genç Kalemler’’ dergisinde yayınladığı ‘’Yeni Lisan’’ makalesi kabul edilmektedir.


GENÇ KALEMLER DERGİSİ VE YENİ LİSAN MAKALESİ

Genç kalemler dergisi 1911 yılında Selanik’te  Ömer Seyfettin Ali, Canip Yöntem, Ziya Gökalp tarafından çıkarılan bir dergidir. Bu dergide yayınlanan Yeni Lisan makalesi ise Millî edebiyatın bildirisi durumundadır. Bu hareketin temelini dilde sadeleşme akımı oluşturmaktadır.

Bu makalede bulunan maddeler kısaca şu başlıkları içermektedir:

  1. Dil ve edebiyatın Doğu-Batı taklitçiliğinden kurtarılması gerektiği düşüncesi.
  2. İstanbul konuşması esas alınarak yeni bir yazı dilinin meydana getirilmesi düşüncesi.
  3. Başka Türk Lehçelerinden kelimeler alınmaması gerektiği.
  4.  Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçede söylendikleri gibi yazılması gerekliliği.
  5. Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarının kullanılmaması, Türkçeden bu kurallarla yapılan terkiplerin kaldırılmasının gerekliliği.
  6. Bu dergide dilde birlik ve ulusallaşma düşünceleri savunulmuştur.
  7. Yazı dili ile konuşma dili arasında görülen farklılıkların kaldırılması gerektiği

belirtilmiştir.

MİLLΠEDEBİYAT DÖNEMİNDE GÖRÜLEN DÜŞÜNCE AKIMLARI

BATICILIK

Yönetimde, sosyal hayatta,eğitime Avrupa devletleri örnek alınarak batılı olma düşüncesi ön plandadır.Gerçek ilerleme ancak bu yolla olacağını savunurlar.Savunucuları, Abdullah Cevdet, Tevfik Fikret, Celal Nuri’dir.

OSMANLICILIK

Din,dil,Irk, mezhep ayrımı yapmadan ülkede ki herkesi Osmanlı çatısı altında birleştirme düşüncesidir. Savunucuları, Jön Türkler’dir.

TÜRKÇÜLÜK

Ülkede ve farklı coğrafyada yaşayan insanları tek bayrak altında toplama, Türk kimliğinde birleştirme düşüncesi vardır. Savunucuları, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Ali Canip yöntem, Mehmet Emin Yurdakul’dur.

İSLAMCILIK

Ülkede yaşayan insanların İslam  çatısı altında birleştirilmesi gerektiği ve İslam esaslarına bağlı yaşam biçimini savunan düşüncedir.En önemli temsilcisi, Mehmet Akif Ersoy’dur.

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİNDEKİ BASKIN KAVRAMLAR

  • Türkçülük
  • Toplum için sanat anlayışı
  • Vatan, özgürlük, milliyet, ulusalcılık, Türk tarihi, Türk milletinin sıkıntıları, millî mücadele yılları konuları
  • Dilde sadeleşme ve yabancı dillerin etkilerinden sıyrılmış sade Türkçe
  •  İstanbul Türkçesi
  •  Hece vezni
  •  Türk birlik ve beraberliği
  •  Roman, hikâye, makale vb. türlerde teknik sağlamlığı

 

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİNİN ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ

ZİYA GÖKALP  (1876-1924):

23 Mart 1876’da Diyarbakır’dadoğdu. Asıl ismi Mehmet Ziyadır.  1908’e kadar Diyarbakır’da küçük memurluklar yaptı. 1910’da kurulmasında öncülük ettiği İttihat Terakki İdadisi’nde sosyoloji dersleri verdi. Bir yandan da “Genç Kalemler” dergisini çıkardı. Derneğin yayın organı “Türk Yurdu”unda çeşitli yazılar yazdı. 1924 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

  • Batılı anlamda bilim felsefe anlayışının ilk örneklerini vermiştir.
  • Ulusal ve Türkçülük düşüncesini savunmuş.
  • Eserlerinde sade bir İstanbul Türkçesine bağlı kalmış.
  • Şiirlerinde hece ölçüsü ve  kaside, kıta gibi eski edebiyat türlerinin yanında koşma, sone gibi nazım biçimlerini de kullanmıştır.
  • Şiirleri destansı, ulusal, öğretici, lirik özellikler taşımaktadır.

ESERLERİ

ŞİİRLERİ:  Kızıl Elma, Yeni Hayat

DÜZ YAZI:  Altın Işık

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat //  Üsküp‘te dünyaya geldi.1904 yılında Sorbonne Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi bölümüne kaydoldu.Türk tarihini ve Fransız şiirini çok iyi bildiği için şiirlerı  biçimsel ve anlamsal olarak bu iki medeniyetten etkilenmiştir. Rubai, gazel ve şarkılarında tema olarak rintlik ve Osmanlının görkemli dönemini seçmiştir.

Peyam gazetesinde, “Süleyman Nadi” mahlasıyla, “Çamlar Altında Muhasebe” başlığı altında yazılar kaleme aldı. 1910’dan beri yazmakta olduğu şiirlerini ilk defa 1918 yılında “Yeni Mecmua” adlı dergide yayımladı, Türk edebiyatının baş aktörleri arasına girdi.

Gençleri etrafında toplayarak “Dergâh ” adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemal’in yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri “Ses Manzumesi”dir. Ancak dergi için pek çok düz yazı kaleme alan yazar, bu yazılarla Anadolu’da devam eden Millî Mücadele’ye destek vermiş ve İstanbul’da Kuvayımillîye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır. Kasım 1958’de İstanbul’da vefat etti.

Şiir Anlayışı

  • Yahya Kemal’e göre divan edebiyatı bir taklit edebiyatıydı ve  bütünlükten yoksundu, aynı şekilde halk edebiyatı da bütünlükten yoksundu. Tanzimat’tan sonra gelişen edebiyat ise Batı edebiyatının apaçık bir taklidiydi.
  •  Öz şiir anlayışını tanıyan Yahya Kemal kendi şiirlerini bu anlayışa göre oluşturmak istiyordu ( parnasizm ). Bu düşünce ekseninde belirli bir dönem Neohellenisme (Nev Yunanillik) anlayışına bağlı eser vermek istese de Batı milletlerin tarihi Osmanlı tarihinin yanında yavan geldi ve şair Osmanlı tarihine yöneldi.

Onun Şiiri

  • İçerik olarak  aşk, millî tarih ve duygular ve İstanbul oluşturmaktadır.
  • Şiirlerinde aruz ölçüsünü kusursuz denecek kadar iyi derecede kullanmıştır.
  • Hece vezniyle yazdığı tek şiiri ‘’Ok’’ şiiridir.
  • Şiirlerinde Paul Verlaine’den etkilenmiştir.
  • Şiirinde Parnasizm ve sembolizm etkileri görülür.
  • Şiirlerinde ritim ögesi önemlidir. Şiirlerinde ses ahenk, musiki iç içedir.
  • Şiirlerinde farklı nazım biçimlerini kullanmıştır. Divan edebiyatında kullanılan nazım biçimlerine de rastlanmaktadır.
  • Düz yazı türünde kalem aldığı eserlerinde şiirlerine göre daha sade bir dil anlayışı benimsemektedir.

 

ŞİİR KİTAPLARI:

Kendi Gökkubemiz: ‘’Bir Başka Tepeden, Süleymaniye’de Bayram Sabahı, Açık Deniz, Itri, Mohaç Türküsü, Sessiz Gemi, Mehlika Sultan, Endülüste Raks’’ gibi birçok ünlü şiiri bu kitapta bulunmaktadır.

Eski Şiirin Rüzgarıyla: Divan edebiyatı tarzında yazdığı şiirlerinin bulunduğu kitaptır.

Rubailer Ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş: Ömer Hayyam’dan çeviri yaptığı ve kendi yazdığı rubailerin bulunduğu şiir kitabıdır.

DÜZ YAZILAR:

Aziz  İstanbul: İstanbul, fetih konusundaki sohbetlerini içeren kitabıdır.

Eğil Dağlar:  Kurtuluş Savaşı yazıları ile 1920’lerin buhranlı günlerinin düşünce ve görüşlerini dile getirdiği nesir, hatıra, makale ve fıkralarını topladığı eseridir.

Siyasi Makaleler:  Osmanlı Tarihinden alınmış saray çevresindeki siyasi hayatı, zengin duygu ve düşünce yoğunluğuyla anlattığı eseridir.

Siyasi Ve Edebi Portreler: Yahya Kemal’in yakından tanıdığı son dönem Türk edebi ve siyasi hayatında önemli yer edinmiş yirmi Türk edebiyatçısı ve siyasetçisi hakkında görüşlerini bildirdiği eseridir.

Edebiyatta Dair:  Eski ve yeni edebiyatta, memleket edebiyatına; vezin, kafiye, türlere dair düşünceleri, Türkçe sevgisi ve önemini anlattığı eseridir.

Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi Ve Edebi Hatıralarım:  Yahya Kemal’in Üsküp, Filibe, Selanik’i ve ailesini resmettiği eseridir.

Tarih Muhasebeleri: Tarihle ilgili tenkit, tahlil, hatıra, fikir yazılarını içeren eseridir.

Bitmemiş Şiirler: Bitmemiş şiirlerinin bir kısmını yayınladığı eseridir.

Mektuplar, Makaleler: Yahya Kemal’in el yazısıyla yazılmış çeşitli konulardaki yazılarını içeren kitaptır.

 

 

ÖMER SEYFETTİN (1884-1920) (Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)

1884 yılında Balıkesir‘de doğdu. Selanik’te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Genç Kalemler‘e çevrildikten sonra dergide 11 Nisan 1911’de Ömer Seyfettin’in  “Yeni Lisan” isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Balkan savaşları sırasında subay olarak orduya dönmüş bir Yunanlıların elinde esir kalmıştır. Bu dönemde yazı çalışmalarına devam etmiş bu yazıları daha sonra ‘’Halka Doğru’’ ve ‘’Türk Yurdu’’ dergilerinde yayınlamıştır. 1920 yılında İstanbul’da vefat etti.

Bir Bakışta Ömer Seyfettin

  • Genç Kalemler, milli edebiyat, Mauppassant tarzı hikayecilik, sade, canlı, sıcak bir üslup, millî bir duygu, yerli yaşam ve karakterler.

ESERLERİ:

HİKÂYELERİ:  Harem, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lale, Asilzadeler, Dalga, Nokta, Falaka,
Başını Vermeyen Şehit, Bekarlık Sultanlıktır,Büyücü,Elma.

ROMANLARI:

Efruz Bey, Yalnız Efe, Ashab-ı Kehfimiz

ŞİİR:

Ömer Seyfettin Şiirleri

REFİK HALİT KARAY (1888-1965)

15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu.Yazıları yüzünden Sinop,  Beyrut ve Halep’te sürgün hayatı yaşadı.18 Temmuz 1965’te İstanbul’da yaşamını yitirdi.

  • İlk yazılarını Sevetifünun döneminde kaleme almış, Fecriati topluluğuna katılmıştır.
  • Sürgün yıllarında Anadolu halkı ve yaşayışını tanımış ve eserlerinde işlemiştir.
  • Sade dil anlayışını benimsemiştir.
  • Sinop’ta yaşadıklarını “Memleket Hikâyeleri” adlı eserinde, Beyrut’ta yaşadıklarını ” Gurbet Hikayeleri” adlı eserinde işlemiştir.
  • Hikâyelerinde Anadolu insanını ve yaşayışını işlemektedir.

ESERLERİ:

HİKÂYELER:

Memleket  Hikâyeleri, Gurbet  Hikâyeleri, Eskici, Garaz

ROMANLAR:

İstanbul’un İç Yüzü, Ay Peşinde, Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, Anahtar, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün, Yer Altında Dünya Var, Dişi Örümcek, Bugünün Saraylısı, İki Bin Yılın Sevgilisi, İki Cisimli Kadın, Kadınlar Tekkesi, Karlı Dağdaki Ateş, Dört Yapraklı Yonca, Sonuncu Kadeh, Yerini Seven Fidan, Ekmek Elden Su Gölden, Ayın On Dördü, Yüzen Bahçe

TİYATRO

Kanije Müdafaası, Deli

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1884-1974)

1889 yılında Kahire’de dünyaya geldi.  Yunan ve Latin kaynakları dışında doğu mitolojisine de ilgi duydu. Bu ilgisi nedeniyle bir Çamlıca’daki Kısıklı Bektaşi tekkesine devam etti  ve gözlemlerinden yayımlanarak “Nur Baba” romanını yazdı ama karşılaşacağı tepkilerden çekinmesi ve İsviçre’ye gidecek olması nedeniyle romanını o dönemde kitap olarak yayımlamadı.

Bergson ve Freud’un görüşlerinden yararlanarak ruh tahlillerine geniş yer veren öyküler yazdı. İlk öykü kitabı “Bir Serencam”’ı 1913’de yayımlandı.

Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı’nda yaşananlar Yakup Kadri’nin edebiyat anlayışını değiştirmesine neden oldu ve sanatın “şahsi ve muhterem” olduğu düşüncesinden uzaklaştı. Toplum için sanat” anlayışına yöneldi ve Millî edebiyat akımının “sade dil” anlayışını benimsedi.

Mondros Mütarekesi’nden sonraki günlerde İkdam gazetesinde yazılar yazan Yakup Kadri, yazılarında Kurtuluş Savaşı’nı destekledi. Bir yandan da Yeni Mecmua’da “Erenlerin Bağından” adını verdiği nesirler yayımladı. Millî mücadele ile ilgili hikâyeler yazdı. Bu dönemdeki yazılarını daha sonra “Ergenekon” adlı eserinde kitaplaştırdı.  “Zoraki Diplomat” adlı eseri, elçilik yıllarının eseri olarak ortaya çıktı.

13 Aralık 1974’te Ankara’da vefat etti.

Sanat Anlayışı

  • Gençlik yıllarında Fecriati, bocalama evresinde Yahya Kemal ile birlikte Nevyunanilik, olgunluk yıllarında Millî anlayışı ile sanat toplum içindir anlayışını benimsedi.
  • Yakup Kadri’nin romanın konularını toplum sorunları, Batılılaşmanın yanlış anlaşılması, cehalet, savaş, millî mücadele oluşturmaktadır.
  • Yakup Kadri romanlarını kronolojik bir sırayla, Tanzimat döneminden Cumhuriyet Dönemi’ne kadar olan toplum sorunlarını eserlerinde konu edinmiştir.
  • Romanlarında realizmin etkisiyle gözlemcilik ön plandadır.
  • Eserlerinde kullandığı dil sade ve anlaşılırdır.

 

ESERLERİ:

ROMANLARI

Kiralık Konak, Nur BabaHüküm GecesiSodom ve GomoreAnkaraYabanBir SürgünPanaromaHep O Şarkı

HİKÂYELERİ

Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş Hikāyeleri

 ŞİİRLERİ

Erenlerin Bağından, Okun Ucundan

TİYATRO

Nirvana, Veda, Sağnak, Mağara

HATIRA

Zoraki Diplomat,  Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

 

REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1954)

1889’da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi.  1950’de Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris’e gitti. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. 1954 yılında Londra’da vefat etti.

Sanat Anlayışı

  • Eserlerinde Anadolu halkını ve coğrafyasını işlemiştir.
  • Sade bir konuşma dili , ince mizah ve realist  anlayışı ile Anadolu halkının yaşayışı, toplumdaki eksikler, batıl inançlar, dinî taassup, yanlış batılılaşma konularını işlemiştir.
  • Realizm akımının ve yer yer romantizm akımının etkileri görülmektedir.
  • Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir.
  • Şöhretini “Çalıkuşu” romanıyla kazanmıştır.
  • Psikolojik tahlillerde de başarılıdır.
  • Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı türünde eserleri vardır.

ESERLERİ

ROMANLARI:

Harabelerin Çiçeği, Gizli El, Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Acımak, Yaprak Dökümü, Kızılcık Dalları, Gökyüzü, Eski Hastalık, Ateş Gecesi, Değirmen, Miskinler Tekkesi, Kan Davası, Kavak Yelleri, Son Sığınak

HİKÂYELERİ:

Roçild Bey, Eski Ahbap, Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun,Olağan İşler, Aşk Mektupları

TİYATRO:

Hançer, Eski Rüya, Ümidin Güneşi, Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri, Üç oyun,Taş Parçası,Yeşil gece, İstiklâl, Hülleci,Yaprak Dökümü,Eski Şarkı, Balıkesir Muhasebecisi,Tanrıdağı Ziyafeti, Bir Köy Öğretmeni, Çalıkuşu, Kavak Yelleri

HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964)

1884 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edip’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. 9 Ocak 1964 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği çaba nedeniyle onbaşılık rütbesi almıştır.

Sanat Anlayışı

  • İlk zamanlar İngiliz edebiyatının etkisinde yazdı.
  • İlk romanlarında aşk konusunu işlemiş ve kadın psikolojisi üzerinde durmuştur.
  • Türkçülük akımını benimseyerek Millî Edebiyat’ın en tanınmış romancısı ve hikāyecisi olmuştur.
  • Ünlü Sultanahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve millî mücadelenin bizzat içinde rol almıştır
  • Eserlerinde gözlem, tasvir ve tahlillerde başarılıdır.
  • Eserlerinde sosyal çevreye önem verir.
  • Dağınık bir üslubu vardır.
  • Romanlarında kahramanları genellikle kadındır.
  • Kadın kahramanları üstün özelliklere sahiptir.
  • Karakter bulmakta başarılıdır.
  • Eserlerini üç kümeye ayırabiliriz.
  • Yazar ilk romanlarında aşk konusu üzerinde durur. Bireysel tutkuları, özellikle kadın psikolojisini izler. Handan, Seviye Talip, Kalp Ağrısı gibi romanlarını bu kümede sayabiliriz.
  • Kurtuluş Savaşı üzerine yazılmış romanları: Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye.
  • Toplum hayatını anlattığı romanları: Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır, Sevda Sokağı Komedyası, Mor Salkımlı Ev

ESERLERİ

ROMAN: Heyula, Raik’in Annesi, Seviye Talip, Handan, Yeni Turan, Son Eseri, Mev’ud Hüküm, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun oğlu, Sinekli Bakkal, Yolpalas Cinayeti, Tatarcık, Sonsuz Panayır, Döner Ayna, Akile Hanım Sokağı, Kerim Ustanın Oğlu, Sevda Sokağı Komedyası, Çaresaz, Hayat Parçalar, Türkün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev

HİKÂYE: Dağa Çıkan Kurt, Harap Mabetleri,  İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte) Kubbede Kalan Hoş Seda.

AKA GÜNDÜZ (1886- 1958)

1886 yılında Selanik’e bağlı Katerina ile Alasonya kasabaları arasındaki bir dağ köyünde doğdu. Asıl adı Enis Avni’dir.  Aka Gündüz, 31 Mart Vak’ası üzerine gönüllü yazıldığı Hareket Ordusuyla İstanbul’a geldi. İşgal kuvvetleri tarafından Malta’ya sürüldü. Ankara Hükümeti’nin teşebbüsüyle yurda döndü.  Kasım 1958’de Ankara’da öldü.

Sanat Anlayışı

  • Türkçülük akımını etkisi altında eserler kalem almıştır.
  • İlk hikâye ve romanlarını çok samimi bir üslupla ve Milliyetçi bir tarzda kalem almıştır.
  • Eserlerinde realizm ve natüralizmin etkileri görülmektedir.
  • Roman ve hikâyelerinde çok değişik kahramanlara rastlanmaktadır.
  • Eserlerinde Toplumsal konuları işlemiştir.
  • Üslup bakımından çok başarılı değildir.

 

ESERLERİ

ROMANLARI

Dikmen Yıldızı, Odun Kokusu, Tank-Tango, İki Süngü Arasında, Yaldız, Çapkın Kız, Aysel, Ben Öldürmedim, Onların Romanı, Kokain, Üvey Ana, Üç Kızın  Hikâyesi, Aşkın Temizi, Çapraz Delikanlı, Zekeriya Sofrası, Mezar Kazıcılar, Giderayak, Yayla Kızı, Bebek, Bir Şoförün Gizli Defteri, Eğer Aşk, Sansaros, Bir Kızın Masalı

HİKÂYE

Türk’ün Kitabı, Kurbağcı, Hayattan  Hikāyeler

ŞİİRLERİ

Bozgun, İlkbahar Şiiri, Anadolu Şiiri

TİYATRO

Muhterem Katil, Yarım Osman

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİNDE GÖRÜLEN EDEBİ TÜRLER

ŞİİR

 Genel Özellikleri
  • Şiirin konularını ulusal, milliyetçi konular ve halkın içinde bulunduğu durum, millî mücadele oluşturmaktadır.
  • Halkın anlayabileceği sade dil anlayışı ile şiirle yazılmıştır.
  • Hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Bu dönemde şiirlerinde aruz veznini kullanan şairler de vardır.
  • Halk edebiyatı nazım türleri kullanılmıştır.
  • Günlük konuşma dilinin özelliklerinden faydalanılmış sıcak ve samimi bir üslup oluşturulmuştur.

MİLLİ EDEBİYAT HİKÂYE VE ROMANI

Genel Özellikleri:
  • Bu dönemde Tanzimat ve Servetifünun dönemleri hikâyeciliğinden farklı olarak yerli yaşam ve kişiler seçilmiştir.
  • Toplumda yaşanan sıkıntılar, yoksulluk, Anadolu insanın yaşam koşulları, mili mücadele yılları, savaşta çekilen sıkıntılar, vatan sevgisi gibi konular bu dönem roman ve hikâyeciliğinin temasını oluşturmaktadır. Geri planda aşk ve bireysel konulara da yer verilmiştir.
  • Kullanılan dil, oldukça sade ve anlaşılırdır.
  •  Realizm ve natüralizm akımlarının etkileri görülmektedir.
  • Hikâyeler genellikle Maupassant tekniğiyle yazılmıştır.
  • Bu dönemin başlıca hikâye yazarları Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri’dir.
  • Romanların ana temaları Türkçülük, yanlış batılılaşma, eğitimsizlik, cehalet, yoksulluk gibi toplumsal ve siyasi konulardan alınmıştır.
  • Dönemin önemli romancıları Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Aka Gündüz’dür.

Millî Edebiyat Döneminde Öne Çıkan Bazı Romanlar:

YABAN (YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU)

  • Yakup Kadri’nin öne çıkan romanlarından biridir.(Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)
  • Roman Eskişehir’ de Porsuk çayı civarında bir köyde geçmektedir.
  • Romanda aydın kesimle halk arasındaki uçurum konu edilmektedir.
  • Roman zamanı I. Dünya Savaşından Sakarya Meydan Muhaberesine kadar olan zaman dilimini kapsamaktadır.
  • Romanın ana kahramanı Ahmet Celal’dir.
  • Romanın olay örgüsünü I. Dünya savaşında kolunu kaybeden Ahmet Celal’in eri Mehmet Ali’nin köyüne yerleşmesiyle başlayan, Yunanlıların köyü ateşe vermesiyle sona eren süreç ve bu süreçte Ahmet Celal’in köylülerle yaşadığı olaylar, Ahmet Celal ile Emine arasındaki aşk hikâyesi oluşturur.

 ATEŞTEN GÖMLEK (HALİDE EDİP ADIVAR)

  • Halide Edip Adıvar’ın kurtuluş savaşı yıllarını anlattığı ilk romanıdır.
  • Romanın başkahramanı Peyami’dir.
  • Romanın neredeyse tamamı Peyami’nin hatıra defterine yazdıklarından oluşmaktadır.
  • Romanın kısaca özeti: İzmir’in işgali sırasında kocası ve çocuğu düşman tarafından öldürülen Ayşe, İstanbul’a akrabası Peyami’nin yanına gelir. İkisinin yanına Binbaşı İhsan da katılır ve Anadolu’ ya geçerler, amaçları Kuvayimillîye’ye hizmet etmektir. Ayşe, Eskişehir asker hastanesinde ve Polatlı sahra hastanesinde hemşire olarak çalışır. Bu arada hem Peyami hem de Binbaşı İhsan Ayşe’ye aşık olur. Bu aşk her ikisi için de ateşten bir gömleğe dönüşür. İhsan ve Ayşe cephede ölürler, yaralanan Peyami, kafasında kalan bir kurşunla Ankara Cebeci Hastanesinde “Ateşten Gömlek” ismini verdiği anılarını yazmayı tamamlar ve kafasındaki kurşunun çıkarılması için girdiği ameliyatta ölür.

ÇALIKUŞU (REŞAT NURİ GÜNTEKİN) 

  • Reşat Nuri Güntekin’in en sevilen romanlarından biridir.
  • Roman ağırlıklı olarak Anadolu’da geçmektedir.(Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)
  • Romanın üslubu oldukça sade ve anlaşılırdır.(Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)
  • Roman, dönemin toplumsal sorunlarını eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır.
  • Roman, eserin başkahramanı Feride’nin tutuğu hatıra defterinde anlattıklarından oluşmaktadır.
  • Roman temelde Anadolu hayatını arka planda ise Osmanlı Devleti’nin son dönemini anlatmaktadır
  • Romanda İstanbul’da yetişmiş Feride’nin öğretmen olarak Anadolu’nun bir köyüne gitmesi ve orada başından geçen maceralar Feride’nin dilinden anlatılmaktadır.
  • Feride’nin öğretmenliği süresinde yaşadıkları ve Kamuran’a duyduğu platonik aşk romanın olay örgüsünü oluşturmaktadır.

SİNEKLİ BAKKAL ( HALİDE EDİP ADIVAR )

 İstanbul‘da II. Abdülhamit dönemindeki Türk toplumunun panaromik bir tablosunu çizen Sinekli Bakkal‘ın olay örgüsü ise topluma yayılarak genişler ve siyasal, toplumsal, dinsel sorunlarla örülmüş olarak gelişir.

“Sinekli Bakkal‟ romanının ilk adı, The Clown and His Daughter (Soytarı ve Kızı) dır. Eserin İngilizce olarak düzenlenen ilk adı The Shadow Play, yani Gölge Oyunu‟dur. Halide Edip‟in çocukluğunda Ramazan aylarında Ahmet Ağa ile izlediği Karagöz oyunları eserin merkezi unsurunu oluşturur.

“Sinekli Bakkal‟ romanı, Tanrısal anlatıcı tarafından kurgulanır. Tanrısal anlatıcı, dışarıdan bir bakışla başkişi ve onun çevresindeki kişilerin duygu ve düşünce dünyasını okuyucuya aktarır.

“Sinekli Bakkal‟ romanında Tanrısal anlatıcı, romanın başkişisi Rabia‟yı merkeze alarak onu bütün yönleriyle tanıtır.

Çok zincirli vaka halkalarından oluşan „Sinekli Bakkal‟ romanı, kendi içinde iki kısımdan oluşur. Birinci kısım, yirmi yedi bölümdür. Birinci kısmın ilk beş bölümünde; Sinekli Bakkal, imam Hacı İlhami Efendi, Emine ve Kız Tevfik‟in hayat öyküleri işlenir. Beşinci bölümden sonra Rabia‟nın doğumu ve mahalledeki olaylar, Rabia‟ya bağlı olarak gelişir. İkinci kısım ise yirmi üç bölümden meydana gelir. Bu bölümlerde Rabia‟nın, Vehbi Dede ve Peregrini ile münasebetleri anlatılır. Bu yönüyle romanda meydana gelen değişim ve dönüşümler dört ana bölümden oluşur

MİLLİ EDEBİYAT TİYATROSU

Genel Özellikleri

  •  Tiyatro türü diğer türlere göre daha kısıtlı örnekle sınırlı kalmıştır.(Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)
  • Bu dönem tiyatro eserlerinde toplumsal konulara ağırlık verilmiştir.
  • Eserlerin konularını genellikle eğitim, tarih, siyasi konular, aile, evlilik, millī mücadele, savaş oluşturmaktadır.
  • Türkçülük akımının etkileri vardır.
  • Tiyatroda komedi ve dram türünde eserler verilmiştir.(Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)
  • İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci, Musahipzade Celâl, bu dönemde sadece tiyatroyla uğraşan yazarlardır. AyrıcaAka Gündüz, Reşat Nuri Güntekin,  Halide Edip Adıvar gibi yazarlar da tiyatro eserleri yazmışlardır.
  • İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci dönemin en ünlü komedi yazarlarındandır. Fransızca tiyatro eserlerinden birçok uyarlama ve çeviri yapmıştır. Eserlerinde tenkit oldukça kuvvetlidir. En ünlü eseri Sekizinci’dir.
  • Dönemin bir diğer önemli tiyatro yazarı Musahipzade Celâl’dir. Eserlerinin konularını Osmanlı tarihinden, toplumun aksak yönlerinden almaktadır. Eserleri daha çok töre komedisi özelliği taşımaktadır.
  • Musahipzade Celâl’in Tarihi Oyunlarında Dramatik Yapı: Köprülüler ve Lale Devri
  • Musahipzade Celâl’in Diğer Dramlarında Yapı: Gülsüm ve Selma
  • Musahipzâde’nin Şehir Tiyatrosunda ilk oynanan eseri “Fermanlı Deli Hazretleri” dir. 1927-28 mevsiminde verilen bu üç perdelik piyesi, ertesi mevsim “ Aynaroz Kadısı” takip etti. Sonra sırasiyle “Kafes Arkasında” . “Bir Kavuk Devrildi” , “Mum Söndü” , “ Pazartesi, Perşembe”, “ Gül ve Gönül” temsil edildi.

 

DİĞER TÜRLER

MİZAH VE HİCİV (Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)

  • Millî edebiyat Dönemi mizahın en çok geliştiği ve modern mizah anlayışına en çok yaklaştığı dönemdir.
  • Mizah türünün bu dönemde şahsi unsurlardan kurtularak, siyasi ve sosyal konulara yöneldiği görülmektedir.
  • Bu dönemde mizah konu bakımından oldukça zenginleşmiştir.
  • Bu dönem yazarları ağırlıklı olarak mizah türünde eser vermekle beraber eserlerinde yer yer hiciv de görülmektedir.
  • Bu türlerin önemli temsilcileri: Neyzen Tevfik Kolaylı,Halil Nihat Boztepe’dir.

EDEBİ TENKİT (Paragrafta Hız ve Milli Edebiyat)

  • Millî edebiyat sürecinin oluşumunu sağlayan Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem’in yeni edebi anlayışı savundukları yazıları, bu anlayışa karşı çıkanlarla yaşadıkları edebi sürtüşmeler bu dönem edebi tenkitlerinin en önemli örnekleridir
  • Ali Canip Yöntem’in “Edebiyat, Epope” ve “Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat” adlı  eserleri bu türe örnektir
  • Yakup Kadri’nin Fecriati savunması, Halide Edip’in Handan romanına ve Yeni Lisan makalesine ve genellikle edebi konulara ait polemik ve tenkitlerini de bu türe örnek göstermek mümkündür.
2
  Related Posts
  • No related posts found.

Yorumlar

Yorum Ekle


error: İçerik Korumalıdır !!