Blog

Servetifünun Edebiyatı

Gönderen:

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1896-1901)

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı  Tanzimat Döneminde başlayan yenileşme sürecinin devamı olarak batılılaşma sürecinin en önemli halkalarından birini oluşturmaktadır. Servetifünun Dönemi beş yıl gibi kısa bir süre devam etmesine rağmen edebiyatımızda bıraktığı izler kalıcı ve derindir. Bu edebiyat sürecinde Türk edebiyatı gerek muhteva, gerek dil üslup gerekse teknik özellikler bakımından tam anlamıyla batılı bir mahiyet kazanmıştır.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatını meydan getiren isimler: Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin, Halid Ziya,  Ali Ekrem, Süleyman Nazif,  Celal Sahir,  Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmed Hikmet, Ahmed Şuayb.

 

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ EDEBİYATI OLUŞUM SÜRECİ

TOPLUMSAL VE SİYASİ ORTAM

Paragrafta hız ve  Servetifünun edebiyatının oluşum sürecinde padişah II. Abdülhamid’in 33 yıllık baskıcı döneminde geliştiği için sosyal sorunlar pek işlenmemiştir. Yaşanan bu baskıcı ve ağır süreç, İstibdat rejiminin aydın kesimin ve halkın üzerinde yarattığı aşırı baskıcı tutum bu dönem aydınlarını kendi dünyalarına çekilmeye, rejim ve padişaha karşı isyana sürükledi. Servetifünun Dönemi edebiyatı bu sıkıntılı ağır sürecin edebiyattaki yansımalarını kapsayan süreçtir.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı

EDEBİ ORTAM

Tanzimat Dönemiyle birlikte ilk örneklerini veren yenileşme dönemi Türk edebiyatı, Ara nesil çalışmalarıyla hız kazanmış Servetifünun Döneminde ise batılılaşma yönünde tam anlamıyla kimlik kazanmıştır. Servetifünun dönemi Türk edebiyatı Servetifünun dergisi çevresinde toplanan yenlikçi genç şair ve yazarların oluşturduğu edebi ortam ile gelişmiştir.

Paragrafta hız  ve  “Servetifünun” dergisi 1891 yılında Ali İhsan Tokgöz tarafından çıkarılmaya başlamıştır. Dergi ilk yayınlandığı dönemlerde fen, sağlık bilgileri gibi haberleri içeren bir fen dergisi olarak çıkarılmaktaydı. Recaizade Mahmut Ekrem farklı dergilerde yazan dağınık halde bulunan yenileşme taraftarı Batı tarzında eser veren yazar ve şairleri bu dergi etrafında toplayarak, bir edebi anlayış çevresi oluşturarak dergiyi bir edebiyat dergisi mahiyetine taşımıştır. Derginin başına Recaizade’nin Galatasaray Sultanisi’nden öğrencisi olan Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi tam anlamıyla edebiyat dergisi haline getirilmiştir.

Paragrafta Hız ve Servetifünun Edebiyatı

SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ

§ Sanat sanat  içindir anlayışıyla ağırlıklı olarak bireysel temalar işlenmiştir.

§  Bu dönem sanatçıları hem dönemin koşulları hem de mizaçları gereği, içe kapanık, karamsar, gerçeklerden kaçıp hayale sığınmaya eğilimli şahsiyetlerdir. Bu nedenle o eserlerinde hayal-gerçek çatışmasına ve karamsar duygulara sıkça rastlanır.

§  Roman ve hikâyede, olay örgüsü, karakterlerin canlandırılması ve çevre tasvirleri bakımından sağlam, daha gerçekçi ve Batı tarzına uygun eserler kaleme alınmıştır.

§  Bu dönem sanatçıları şiirde daha çok parnasizmin, romanda ise, kısmen romantizmin; daha çok realizme bağlı olarak eserleri kalem almışlardır.

§  Şiirde Tevfik Fikret, Alfred de Musset, François Coppée ve Sully Prudhomme’dan, romanda ise Halit Ziya ve Mehmet Rauf, Stendhal, Balzac, Goncourt Kardeşler ve Paul Bourget’den etkilenmiştir.

§  Servetifünun yazarları, eserlerinde soyut ve ağır bir dil kullanmışlardır. Bundan dolayı eserlerinde, az kullanılmış veya hiç kullanılmamış “tîraje, ibtikâ, şegaf, takattur, lerzende, pûşîde” gibi kelimelere yer vermişlerdir.

§  Eserlerinde, “sâat-ı semenfâm (yasemin kokulu saatler), havf-i siyâh (siyah korku), ûd mükevkeb (yıldızlı ud), nây-ı zümürrüd (zümrüt ney), leyâl-i girîzân (kaçıcı geceler)” gibi daha önce kullanılmamış tamlama ve imgelere yer vermişlerdir.

§  Eserlerinde “ki ve evet” gibi edatlarla, “oh, of, ey, âh” gibi  ünlemleri sıkça kullanmışlardır.

§  Şiirde aruzu ustalıkla kullanmışlardır.

§  Kafiyenin göz için değil, kulak için olduğu anlayışını benimsemişler; bu anlayışa uygun olarak yazılışları farklı, sesleri aynı olan harflerle kafiye oluşturmuşlardır.

§  Eserlerinde uzun cümleler kurmuşlardır. Özellikle Halit Ziya’nın romanlarında bu uzun cümleler dikkati çekmektedir.
§  Bu dönem şiirinde, cümlenin anlamının bir dizenin ortasında başladığı veya bittiği görülür. Hatta yedi sekiz dizeye kadar yayılan uzun cümlelere rastlanmaktadır. Bu duruma  anjambman denir. Böylece şiir, bu dönemde giderek düz yazıya yaklaşmıştır.

§  Bu dönem şiirinde Sone ve terza -rima gibi batı edebiyatına özgü nazım biçimleri kullanılmıştır.

§  Divan edebiyatındaki müstezat nazım biçimini, farklı vezinler kullanarak şiirde uygulanmıştır.

 SORU

Aşağıda verilenlerden hangisi Servetifünun Dönemi Türk edebiyatı  için söylenemez?

A) Eserlerinde “ki ve evet” gibi edatlarla, “oh, of, ey, âh” gibi  ünlemleri sıkça kullanmışlardır

B) Bu dönem eserlerinde romantizm akımının etkisi vardır

C) Divan edebiyatındaki müstezat nazım biçimini, farklı vezinler kullanarak şiirde uygulanmıştır

D) Bu dönem sanatçıları şiirde daha çok parnasizmin, romanda ise, kısmen romantizmin; daha çok realizme bağlı olarak eserleri kalem almışlardır.

E) Eserlerinde uzun cümleler kurmuşlardır. Özellikle Halit Ziya’nın romanlarında bu uzun cümleler dikkati çekmektedir.

 CEVAP: B

Servetifünun Dönemi Türk Edebiaytında realizm, sembolizm, parnasizm akımlarının etkileri görülmektedir.

SERVETİFÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI

TEVFİK FİKRET (1867-1915)

Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. 1896’da Recaîzade Mahmut Ekrem’in isteği üzerine Servetifünun dergisinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi.Dergiden ayrıldıktan sonra, Âşiyan adını verdiği evini yaptı ve orada adeta inzivaya çekildi. Fikret’in inziva dönemi 1908’e kadar sürdü. 1908’de ikinci Meşrutiyet’in ilânıyla yeni bir heyecana kapılarak Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kâzım’la birlikte Tanin’i çıkarmaya başladı. Ancak birtakım görüş ayrılıkları nedeniyle Tanin’den de ayrıldı. İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği dönemde İttihat ve Terakki’ye övgülerde bulunmuştur, ancak İttihat ve terakkicilerin zamanla baskıcı bir idare tarzını benimsemeleri ve yolsuzluklara bulaşmaları nedeniyle onları da hicvetmekten geri durmamıştır. Şair, hayatının sonlarında hece vezni ile çocuklar için şiirler kaleme almış.  18 Ağustos 1915’te İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı Aşiyan’dadır.

Tevfik Fikret; özgürlük, devrim, hak ve insanlık şairidir. Şiirlerinde kendinden önceki şairlerde görülmeyen iç ve dış yenilikler görülmektedir. Fikret sanat hayatının ilk eserlerine “sanat sanat içindir”  anlayışına bağlı ama olgunluk döneminde “toplum için sanat”  düşüncesine bağlıdır.

Asıl Fikret ve Şiiri

  • Fikret yenilikçi anlamda, asıl sanat gücünü ortaya koyan şiirleri Servetifünun Döneminde kalem aldığı şiirleridir.
  • Şiirlerinde bireysel konular; hayal kırıklıkları, melankoli, ıstıraplar kaçış ögeleri ve toplumun içinde bulunduğu, siyasi-kültürel durumun, ağır eleştirisi vardır.
  • Şiirlerinde kullandığı dil ağırdır. O güne kadar kulLanılmamış kelimeler tamamlamaları ustalıkla kullanmaktadır.
  • Aruz veznini Türk edebiyatında en iyi kullanan isimlerden biridir, şiirlerinde aruz kusuru yok denecek kadar azdır.
  • Tablo altı şiir anlayışı onun eserlerinde karşımıza çıkmaktadır.
  • Eserlerinde parnasizm, realizm akımlarının etkileri görülmektedir.

Batı edebiyatından alınmış terza -rima, sone ve serbest müstezat gibi nazım biçimlerini ustalıkla kullanmıştır.

Şiirde nesre yakın bir ahengi tercih etmiştir.

ESERLERİ:

·         Rübāb-ı Şikeste  (Servetifünun Döneminde yazdığı şiirler)

·         Haluk’un Defteri (1911)

·         Şermin  (1915) Fikret’in çocuklara hitaben sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı eseridir.

CENAP ŞAHABETTİN

2 Nisan 1871’de Manastır’da doğmuştur. 1889’da tıp alanında ihtisas yapması için Paris’e gönderilir. Paris’te üç yıl kalıp İstanbul’a döner ve Haydarpaşa Hastanesinde hekimlik yapmaya başlar.1919 yılında da Dârülfünûn Osmanlı Edebiyatı Tarihi Müderrisliği görevine getirilir. Cumhuriyet’ten sonra, 26 Eylül 1932’de Birinci Dil Kurultayı’na katılır. 13 Şubat 1934’te vefat eden Cenap, Bakırköy Mezarlığına defnedilmiştir.

Sanatı

  • Cenap’ın şiirinde kelimelerin taşıdığı ses ve anlam ahengi, müzikalite gücü yatmaktadır. Ama Arapça ve Farsça kelimelerle örülü ve ağır dili vardır.
  • Şiirlerinde aruzu başarıyla kullanır ve ahenk unsurlarından biri olarak görülür.
  • Pitoresk, zihinde resim gibi bir hayal uyandıran güzellik duygusu, Cenap’ın şiirinde vazgeçilmez bir ögedir.
  • Sözcüklerle resim çizen bir üslubu vardır.
  • Sembolizmi ve parnasizmi Türk şiiri ile buluşturan kişidir
  • Sanat sanat için anlayışını benimsemiştir.

 

ESERLERİ:

Tâmât (şiir) Körebe (tiyatro),Hac Yolunda, Evrak-ı Eyyam, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (düz yazı)

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL( Türk Romancılığının Babası)

İstanbul’un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak’tan İzmir’e göçmüş varlıklı bir ailedendi.  Bazı edebi yazılarını İstanbul’da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide “Mehmet Halid” adıyla yayımladı. 1893 yılında İstanbul’a döndü ve Recaizade Mahmut Ekrem’le tanışmasıyla birlikte Servetifünun edebiyatına katıldı. Bu dönemde Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi birçok önemli eserlerini yayınladı.1908 yılında İttihat ve Terakkicilere katıldı.1909 yılında Mabeyn başkatipliğine getirildi. I. Dünya savaşı yıllarında hükumet adına Avrupa’da inceleme ve geziler yaptı. Cumhuriyet’tin ilanından sonra Yeşilköy’deki köşküne çekilerek uzun ve verimli bir yazı dönemi geçirdi.  27 Mart 1945‘te İstanbul’da vefat etti

  • En güzel eserlerini roman türünde vermekle birlikte hikâye, tiyatro, mensur şiir, hatıra türünde eserler kaleme almıştır.
  • Eserlerinin konusunu aile, aşk, ihanet, hayal kırıklıkları gibi konular oluşturmaktadır.
  • Halid Ziya modern roman ve hikâyenin kurucusudur.
  • Romanlarında batılılaşma problemi ve bunun toplum ve bireyler üzerindeki yansımalarını konu almıştır.
  • Sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Eserlerinde kullandığı dil ağırdır.  Üslubu sanatkarāne üslup anlayışının en koyusudur.
  • Fransız romancılarından etkilenmiştir. Fransız realist romancılarında görülen  ‘’İnsan –  Çevre’’ kompozisyonu son üç romanında açıkça göze çarpar.
  • Romanlarında İstanbul ve çevresinde yaşayan belirli bir zümreyi konu edinmiştir.
  • Roman kişileri İstanbul ve çevresinde yaşayan belirli bir kesimden seçilmiştir.
  • Sosyal konulara uzak duran bir roman anlayışı vardır.
  • Hikâyelerinde ise Anadolu’nun kasaba ve hayatını anlatır.
  • Yazarın romanlarında kullandığı dil hikâyelerinde kullandığı dilinden daha ağırdır
  • Eserlerinden realizmden etkilendiği görülmektedir. Yazar eserleri yalnızca realizmin etkisiyle yazdığını belirtse de eserlerinde romantizmin etkileri de görülmektedir.
  • Mensur şiir türünün en güzel örneklerini vermiştir.

ESERLERİ:

ROMAN:Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Nesl -i Ahir

HİKÂYE: Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Nakıl, Bu Muydu, Heyhat, Küçük Fıkralar, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Bir Şi’r-i Hayal, Sepette Bulunmuş, Bir Hikâye-i Sevda, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, Aşka Dairdi, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi,  İzmir  Hikâyesi, Kar Yağarken

TİYATRO:Firuzan, Kabus, Fare

DENEME:Sanata Dair

GEZİ YAZISI:Almanya Mektupları, Alman Hayatı

MENSUR ŞİİR:Mezardan Sesler

MEHMET RAUF (1875-1931)

12 Ağustos 1875 tarihinde İstanbul’da doğdu.  Cenap Şahabettin ve Halit Ziya Uşaklıgil’le mektuplaşmaları sonucu Servetifünun katıldı. 23 Aralık 1931 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Sanatı

 

  • Servetifünun Döneminin Halit Ziya’dan sonra en önemli romancısı olarak kabul edilmektedir.
  • Eserlerinin temel eksenini aşk konusu oluşturmaktadır.
  • Eserinde kullandığı üslubu oldukça dağınıktır, bu nedenle birçok eleştiriye maruz kalmıştır.
  • Yazar eserlerini İstanbul çevresinde yaşayan kişiler ve onların hayatları ekseninde yaşanan olaylardan  seçerek oluşturmuştur.
  • Mehmet Rauf’un eserlerinde ağırlık kişilerin iç dünyası, psikolojik özellikleridir.

ESERLERİ

ROMAN:Eylül Ferda-i Garam, Karanfİl ve Yasemin, Genç Kız Kalbi, Böğürtlen,  Son Yıldız, Tuba, Halas, Ceriha, Kan Damlası, Define, Bir Zambak Hikâyesi, Darendem

HİKÂYE: İhtizar, Son Emel, Aşk Kadını, Eski Aşk,  Geceleri Gözlerin, Aşk- ı Aşıka

MENSUR ŞİİR: Siyah İnciler

TİYATRO: Pembe Köşk, İki Kuvvet, Yağmurdan Doluya, Pençe

 

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1875-1954)

7 Aralık 1875 tarihinde Balıkesir’de doğdu. Hüseyin Cahit 1901 yılında Fransızcadan tercüme ettiği ‘’Edebiyat ve Hukuk’’ adlı yazısını yayınladı bu yazı Servetifünun dergisinin kapanmasına neden oldu.

Sanatı

Hüseyin Cahit şiir, roman,  hikâye,  hatıra türlerinde eserler vermiştir.

Şiirlerinde genellikle aruz veznini kullanmıştır.

Hayal-gerçek zıtlığı, realizm ve natüralist özellikler görülür.

 

ESERLERİ:

ROMAN:Nadide, Hayal İçinde

HİKÂYE:Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış?

DİĞER TÜRLER: Kavgalarım (eleştiri),Siyasi Hatıralar-Edebi Hatıralar (anı)

SERVETİFÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:

Şiir:  Hüseyin Siyret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Süleyman Nesib, Faik Ali, Celal Sahir

Eleştiri: Ahmet Şuayb

SERVETİFÜNUN EDEBİYATINDA GÖRÜLEN EDEBİ TÜRLER

Servetifünün Şiiri

Genel Özellikleri

  • Şiirde sembolizm ve parnasizmin etkileri görülür.
  • Şiir dili ağırdır, Arapça ve Farsça birçok ağır kelime kullanılmıştır.
  • Daha çok serbest müstezat ve sone, terzarima gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.
  • Mensur şiir tarzı kullanılmıştır.İlk mensur şiiri Halit Ziya yazmıştır: Mezardan Sesler
  • En güzel örneklerini Mehmet Rauf yazmıştır: Siyah İnciler

 

Mensur Şiir

Sanatlı düz yazı anlamına gelen mensur şiir, hayal ve duyguların; ölçü uyak, redif gibi sınırlayıcı ögelere bağlı kalmadan şiirin ses, ahenk, söyleyiş, tema özelliklerini yansıtacak şekilde kaleme alındığı yazılardır.

Mensur şiir 19. yüzyılda Fransa’da doğmuş, Servetifünun döneminde de Türk edebiyatında ilk örneklerini vermiştir. Mensur şiir Türk edebiyatına Fransızcadan yapılan şiir çevirileri yoluyla girmiştir. Bu türün Fransız edebiyatındaki en önemli temsilcileri Charles Baudelaire, İsidore Duacasse ve Arthur Rimbaud’dur.

 

Servetifünun edebiyatının şiir türünde iki önemli temsilcisi Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’tir.

Servetifünün Hikaye ve Romanı

  • Hikayelerde romanlara nazaran daha sade bir dil kullanılmış ve dekor yer yer Anadolu’ya taşmıştır. Roman dili süslü ve sanatlı ağır bir dildir.
  • Hikaye ve romanlarda özellikle realizm ve natüralizmin etkileri görülür. Özellikle romanlarda İstanbul konak  hayatı konu edilmiştir.
  • Türk edebiyatında roman bu dönemde Batılı anlamda bir kimlik kazanmıştır. Konu, teknik, üslup bakımından roman oldukça geliştirilmiştir.
  • Roman türü sanat sanat içindir anlayışına bağlı olarak kaleme alınmıştır.

Önemli temsilcileri: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf’tur.

AŞK-I MEMNU

Halit Ziya Uşaklıgil’in en başarılı romanı olarak kabul edilmektedir.Bu romanda Fransız realistlerinden Gustave Flaubert’in Madam Bovary adlı romanın etkileri açıkça görülmektedir.

PÜF NOKTASI: Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan Aşk-ı Memnu Türk edebiyatının ilk realist romanıdır.

paragrafta hız ve servetifünun edebiyatı der ki bu romanda batılı yaşam biçimini benimsemiş zengin bir ailenin içerisinde yaşanan yasak aşk  hikâyesi konu edilmiştir.  Romanda olaylar İstanbul ve çevresinde geçmektedir.  Romanda geçen başlıca kişiler Bihter, Behlül, Adnan Bey, Nihal, Firidevs’tir. Romanın olay örgüsünü; güzel ve genç bir kadın olan Bihter’in kendisinden yaşa büyük zengin Adnan Bey’le evlenmesi,  bu evlilik sürecinde evde bulunan genç ve çapkın delikanlı Behlül ile aralarında yaşanan yasak aşk hikâyesi, Adnan Bey’in kızı Nihal’in  Behlül’e duyduğu aşkı ve bu aşk üçgeninde Nihal’in psikolojisi oluşturmaktadır.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

MAİ VE SİYAH (Servetifünun Döneminin Romanı)

Halit Ziya Uşaklıgil’in roman türünde yazdığı en önemli eserden biridir. Romanın başlıca kişileri: Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi, Ali Şekip, Raci, İkbal,  Lamia, Vehbi Efendi’dir.  Romanın konusunu şiir meraklısı Ahmet Cemil’in babasını kaybettikten sonra şiir kitabı çıkarma hayalleri ile hayatın gerçekleri arasında yaşadığı ikilem, zorluk süreci oluşturmaktadır. Ahmet Cemil karakteri hayalperest, içine kapanık, hayatın gerçeklerinden uzak Servetifünun gençliğini temsil etmektedir. Eserde dönemde yaşanan eski-yeni edebiyat tartışmalarının yansımaları da görülmektedir. Eser İstanbul ve çevresinde aydın bir kesim etrafında geçmektedir.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

EYLÜL

Mehmet Rauf’un roman türünde yazdığı en önemli eseridir. Romanın başlıca kişileri Süreyya, Suat, Necip, Hacer, Fatin’dir. Roman İstanbul Boğaziçi’nde bir konakta geçmektedir. Roman kişilerin psikolojik özellikleri ve iç dünyaları üzerine kuruludur.

MEHMET RAUF

PÜF NOKTASI:

Mehmet Rauf tarafından yazılan Eylül, Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romandır.
Roman Süreyya ve Suat çiftinin evliliği ve Suat’la Necip arasında yaşanan gizli aşk hikâyesi üzerine kuruludur.

Servetifünun Tiyatrosu

Servetifünun Dönemi’nde tiyatro türünün örneklerine çok fazla rastlanmamaktadır. Gerek dönemin ağır siyasi koşulları gerekse tiyatronun toplumsal bir tür oluşu, Servetifünun sanat anlayışına uygun olmayışı bu dönem sanatçılarını tiyatro türünden uzaklaştırmıştır.

DİĞER TÜRLER

MİZAH VE HİCİV

  • Servetifünun Dönemi’nde tiyatro türünde olduğu gibi dönemin ağır koşullarından dolayı mizah ve hiciv türü çok fazla gelişme imkanı bulamamıştır.
  • Bu türde eser veren iki isimle karşılamaktayız: Cenap Şehabettin, Hüseyin Suad Yalçın.
  • Cenap Şehabettin az sayıda olan mizah yazılarını ‘’Dahhak-ı Mazlum’’ imzasıyla yayınlamıştır, ancak bu yazıları kitap haline getirmemiştir.
  • Hüseyin Suad Yalçın mizah türünde yazdığı yazılarında ‘’Gave-i  Zalim’’  adını kullandı. Çoğunu Millī mücadele döneminde yazdığı mizahi şiirlerini ‘’Gave Destanı’’ adı altında toparladı.

EDEBİ TENKİT

Servetifünun Dönemi’nde edebi tenkit anlayışı çok gelişmemiştir. Bu türde eser veren en önemli isim Ahmet Şuayp’tır.

Ahmet Şuayp, Servetifünun eleştirisini en bilinçli düzeyde yürüten kişidir. Kapsamlı bir biçimde incelediği Hippolyte Taine’in, edebiyat eleştirisine getirdiği bilimsel determinizme karşı çıkar.

Bu dönemde edebi tenkitte dikkat çeken diğer bir isim Servetifünun dergisinin kapatılmasına neden olan ‘’ Edebiyat ve Hukuk’’ adlı yazısıyla Hüseyin Cahit Yalçın’dır.

 

 

5
  Related Posts
error: İçerik Korumalıdır !!