Blog

Sistemlere Göre Öğretmen Tipleri

Gönderen:

Sistemlere Göre Öğretmen Tipleri

Mekteb-i Suffa Tipi Öğretmen

İnsanoğlu varoluşunun anlamını kavramak ve varlığını devam ettirmek için merak, tahlil ve daha tetkik, düşünme, bilgilenme, öğrenme ve öğretme gibi tecrübeleri yaşamaktadır.Müslüman topluluk ve milletler eğitim öğretim faaliyetleri konusunda daha İslamiyet’in doğuşundan itibaren önemli çabalar sarf etmişlerdir.

İlk Öğretmen Allah

‘Oku!’ mesajı ile başlayan Kur’an-ı Kerim, ilim kelimesini defalarca kullanmış (670 kez), düşünmeye davet etmiş hatta düşünmeyi emretmiştir. Yine ‘yeryüzünde gezerek ibret almayı tavsiye ederek insanları yeni bilgiler ve düşünceler elde etmeye yönlendirme ve teşvik etme noktasında merkezi bir rol oynamıştır. Bakara suresinde Hz Adem ‘in yaratılışının anlatıldığı 30.ve 34. ayetler arasında Rabbimizin ilk öğretmen olarak Hz.Adem’e kendisine yeryüzünde lazım gelen her şey öğrettiği, hatta bu bilgiye sahip olmayan meleklerin salt bu bilgisinden dolayı Hz. Adem’in karşısında eğildikleri ve bu bilgiyi inkar eden şeytanın da cehaletten dolayı kovulduğu görülecektir. Denilebilir ki insanın yaradılış gayesi öğrenmek ve öğretmektir.
Her İnsan Allah’ın Yeryüzüne Atadığı Bir Öğretmendir.
Rabbimizin mektubu olarak bize gönderilen kitaplarda hep öğrenmenin, bilgilenmenin ve öğretmenin önemi ve erdemi vurgulanmıştır. Bu anlamda esasen her insan bir öğretmendir. Bunun gereği olarak Rabbimizin öğretim yöntem ve tekniklerini edinip kendimizle, çevremizle iletişim kurmalıyız. Peki Yaradan’nın, Mutlak Öğretmen’in, öğretsini nereden öğreneceğiz, bu kaynağa nasıl ulaşacağız? Tek yol Kur’an’dır. Kur’an bize nasıl bir öğretici olacağımızı, hangi yöntem ve teknikleri kullanacağınızı çok açık ve açıklamalı bir şekilde anlatmaktadır. Yeter ki bir öğretici olarak yönümüzü bu kaynağa çevirelim. Bu gün Batılı eğitimcilerin çoğu eğitim – öğretim program ve müfredatlarını oluştururken İlahi kitapların öğretim tekniklerini baz alarak yol almaktadır.

İlk Tebliğci Resul Muhammed Mustafa (s.a.v)

Kur’an’ın ilk tebliğcisi Hz. Peygamber de hayatı boyunca eğitim-öğretim faaliyeti içinde olmuş ve risaletini ‘Ben öğretmen olarak gönderildim.’ diye isimlendirmiştir.
Öğretmen olarak gönderildiğini ifade eden peygamberimiz, her vesile ile çevresindeki insanların bilgi ile donanmasına çok büyük özen göstermiştir.
Bu donanım İslamiyet’in tebliğinin başlangıcından Peygamberimizin vefatına kadar ki yaklaşık yirmi yıllık süre içinde okuryazarlığın yüzlerce kat artmasıyla kendini göstermiştir. İslamiyet öncesi Mekke’de okuryazar sayısının çok az olduğu rivayet edilmektedir.

Ashab-ı Suffa

Medine’de Mescidü’n – Nebi’de “Ashab-ı Suffa” dediğimiz grubun bir eğitim sınıfı olduğu bilinmektedir. Yine daha Medine döneminin ikinci yılında gerçekleşen Bedir Savaşı’nda ele geçirilen esirlerden bir kısmının Müslüman çocuklara okuryazarlık öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmış olması da bu konudaki önemli uygulamalardandır. Peygamberimiz tarafından başlatılan ilim öğrenmeye teşvik, Müslümanlar tarafından ondan sonraki dönemde de sürdürülmüştür. Başlangıçta neredeyse dinî eğitimle sınırlı olan eğitim müfredatı, kısa sürede hayatın her alanını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yine mescidlerde başlayan eğitim âlimlerin evleri, kitapçı dükkânları, mekteplerle ve çöle gönderilerek dil eğitimi alma gibi unsurlarla çeşitlenmişti.
Hülefâ-i Raşidîn döneminden itibaren Müslümanlar Arabistan Yarımadası dışında, İran ve Bizans’a bağlı olan birçok yeri fethettiler. Fetih hareketi sadece yeni toprakların fethiyle sınırlı kalmadı, bilakis buralarda var olan ilmi birikim de kısa zamanda tercümeler yoluyla Arapçaya aktarılarak hayatın her alanıyla ilgili o güne kadar üretilen bilgiler Müslümanların eline geçmiş oldu. Bu dönemlerde artık yavaş yavaş eğitim müesseseleri yerleşmeye, yeni bir şekil almaya başlamıştır. Peygamberimiz dönemi, Hülefâ-i Raşidîn ve Emeviler dönemlerinde eğitim işi tam anlamıyla kurumsal hale gelememiş bu konuda tam bir şekil ve herkesi kapsayan bir müessese oluşturulamamıştır. Öyle de olsa eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ilahi bir görev olduğu ve aksatılmadan hayatın her alanında yaparak – yaşayarak anlayışıyla sürdürülmesi gerektiği bilinciyle hareket edilmiştir. Buna göre
1. Ashabb – ı Suffa’nın her üyesi bir öğrencidir.
2. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi bir öğretmendir.
( Bugün modern dünyanın eğitim anlayışında bu anlayış,” yapılandırmacı eğitim modeli ” diye isim almıştır. )
3. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi sadece kendinden değil, bütün toplumdan sorumludur.
4. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi ilahi bir misyonla yüklendiğini ve bireyi hem bu dünyaya hem de bu dünyadan sonraki yaşamına hazırlamak zorunda olduğunu bilir.
5. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi yaşam alanlarını kendi beğenisine göre değil, bireyin Mutlak Hâkim’in varlığını hissesebileceği şekilde düzenler.
6. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi insana ve evrendeki her canlıya sevgi ve sevecenlikle Allah için bakar.
7. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi yaşadığı her olumlu ve olumsuz duruma mutedil yaklaşır.
8. Ashab-ı Suffa’nın her üyesinin özsaygısı yüksektir.
9. Ashab- ı Suffa ‘nın her üyesi bu dünyada kiracı olduğunu, gerçek sahip olmadığını ve dünyadan yararlanma oranına göre bir bedel ödeyeceğini çok iyi bilir ve buna göre politikalar üreterek yaşamını sürdürür.
10. Ashab-ı Suffa ‘ nın her üyesi bir model olduğunu unutmaz ve bu modelliği Allah adına yaptığının farkındadır.
11. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi hem keşfe çıkar hem keşfettirir.
12. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi- inansın ve inanmasın – her insana, nefret ve kin diliyle değil, sevgi diliyle yaklaşır. Onun sahip çıkacağı bir kini yoktur. Onun göstereceği bir merhameti vardır. “Öteki” diye bir insan yoktur ve her insana Allah’ı duyurur.
13. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi yeryüzünde Allah için gücü ele geçirmeye ve Allah için kullanmaya çalışır. Çünkü bilir ki bütün güç Allah’ındır.
14. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi yeryüzüne selamet getirmek zorunda olduğunu bilir.
15. Ashab-ı Suffa’nın tek kaynağı vardır: Kur’an. Bütün doğrularını bu kaynaktan edinir. Bu kaynağa dayanmayan hiçbir yasanın selamet getirmeyeceğini bilir.
16. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi tek üçgeni vardır: Allah-Kur’an- Muhammed Mustafa.

Faysal Dal

0
  Related Posts
  • No related posts found.

Yorum Ekle


error: İçerik Korumalıdır !!