Blog

Tanzimat Edebiyatı-2

Gönderen:

Tanzimat Edebiyatı-2

İkinci kuşak, birinci kuşağın akla dayalı, toplumsal içerikli sanat anlayışı yerine insanın iç dünyasındaki duygulanmaları nın ağırlık kazandığı bireysel konuları öne çıkaran, şiirde güzelliği esasalan bir sanat anlayışı geliştirir. Birinci kuşağın, sanatı halk için görmelerine karşılık, onlar, sanatı sanat için görürler. Sanat anlayışlarının merkezine güzelliği yerleştirmiş olmaları böyle bir anlayışa yönelmelerine zemin hazırlar. Bunda kişisel tercihlerinin yanında bağlandıkları romantizmle II. Abdülhamit döneminin baskıcı uygulamaları ve yönetim anlayışı rol oynar. Bu kuşağın temsilcileri arasında Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914), Abdülhak Hâmit (1852-1937) ve Muallim Nâci (1849-1893) yer alır.

Recaizade Mahmut Ekrem(Öncü ve Kuramcı)

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki şiirle birlikte öykü, roman ve eleştiri yazarlığının yanında edebiyat kuramı (teori) alanında da çalışmalar yapmıştır.

O, Ara Nesil sanatkârları ile Servet-i Fünun’u oluşturacak olan gençler üzerinde sürekli ve belirleyici bir etki gücüne sahiptir. Nitekim öğrencisi Ahmet İhsan’ın çıkarmakta olduğu Servet-i Fünun dergisinin başına Galatasaray Lisesinden öğrencisi olan Tevşk Şkret’i getirerek Türk edebiyatının Batılı kimlik kazanmasında ileri hamleyi temsil eden Servet-i Fünun topluluğunun oluşmasını sağlaması da bunu gösterir.

Recaizade Mahmut Ekrem, şiiri faydaya ve ahlak kurallarına bağlamaktan yana değildir. O, sanat eserinde güzelliği esas alır. O, edebî eserde, bu arada şiirde üç tür güzellik bulur. Bunlar:

  • Düşünce güzelliği,
  • Hayal güzelliği,
  • Duygu güzelliğidir.

Çocuklarının ölümü, onu ölüm ve Tanrı fikriyle karşı karşıya getirir. Fakat, onun şiiri büyük metafizik ürperişe ve lirizme açılmadan kalır. Oğlu Nijad’ın genç yaşta ölümü üzerine yazdığı “Âh Nijad” başlıklı şiiri ölüm karşısında insanın çaresizliğini dile getirir:

PÜF NOKTASI: Türk edebiyatındaki ilk realist roman Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası’dır.

 

ESERLERİ:

ŞİİR KİTAPLARI: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme (I,II,III),Tefekkür (şiir-nesir karışık), Pejmürde (şiir-nesir karışık), Nijad Ekrem, Nefrin.

ROMAN : Araba Sevdası.

HİKÂYE: Muhsin Bey, Şemsa, Saime.

TİYATRO:  Aşfe Anjelik, Atala Yahut Amerikan Vahşileri ,Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç ,Görev Çağrısı ,Çok Bilen Çok Yanılır.

ELEŞTİRİ: Talim-i Edebiyat, III. Zemzeme Mukaddimesi, Takdir-i Elhan, Takrizat.

 

Abdülhak Hâmit Tarhan

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Abdülhak Hâmit, coşkun romantizmine bağlı olarak dağınık ilhamı, dil kurallarını ihlali, üslup endişesi taşımayışı, klasik edebiyatın estetiğinden önemli ölçüde ayrılışı, metafizik endişeleri, farklı eşya ve insan algısı getirmesi ve yeni imgelere açılan hayal dünyasıyla klasik edebiyatı gerileten, yeniliğe zemin hazırlayan şair olur.

PÜF NOKTASI: Abdülhak Hamit Tarhan Sahra adlı şiir kitabında kır ve köy hayatını işleyerek, Türk edebiyatına yeni bir tarz kazandırmıştır.

Abdülhak Hamit Tarhan Makber ve daha sonraki şiirleriyle (ölü,halce..) metafizik konuları Türk edebiyatına kazandırmıştır.

  • Hamit tiyatro türüne büyük önem vermiştir; ancak Hamit tiyatro eserlerini oynanması için değil okunması için kaleme almıştır. Tiyatro eserlerinin konusunu genellikle tarihten ve yabancı toplumların hayatından almıştır.
  • Abdülhak Hâmit’in şiir dünyasında gençlik yıllarından itibaren ölüm temi önemli bir yer tutmaya başlar. Eşi Fatıma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı Makber (1885), ölüm fikri ve metafizik konular etrafında derinleşmesini getirir.
  • Döneminde “Şair-i Azam” olarak adlandırılmıştır.

ESERLERİ:

          ŞİİRLERİ

Sahra, Makber, Ölü, Hacle, Bir Sefilenin Hasbihali,  Bâlâ’dan Bir Ses, Validem, İlham-ı Vatan, Tayşar Geçidi, Ruhlar, Garâm, Arziler, Bir Sefilenin Hasbihali, Kürsî-i İstiğrak, Bunlar O’dur, Divaneliklerim yahut Belde

TİYATRO:

İçli Kız, Nesteren, Sabr ü Sebat, Duhter-i Hindu, Nazife yahut Feda-yı Hamiye,Tarık yahut Endülüs Fethi, Eşber, Zeynep, Macera-yı Aşk, İlhan,  Tarhan, İbn-i Musa yahut Za’tülcemal, Sardanapal,  Abdullah-i Sagir,  Finten,  İbni Musa,  Yadigar-ı Harb, Hakan

ELEŞTİRİ:

Nā-kafi,  Makber Mukkadimmesi, Duhter-i Hindu Önsözü.

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ (1860-1936)

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Köklü tanınmış bir aileden gelen Sami Paşazade Sezai 1860 yılında İstanbul’da doğmuştur. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş, kısa bir dönem memurluk yapmıştır. II. Abdülhamit döneminde Paris’e kaçmış, meşrutiyetin ilanıyla İstanbul’a dönmüş Madrid elçisi olmuştur. 1936 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Roman, hikāye ve makale türünde eserler vermiştir.
  • Doğu ve batı kültürünü özümsemiş bir yazar olan Sami Paşazade eserlerinde bu durumu yansıtmıştır.
  • Roman türünde tek eseri Sergüzeşt’tir.
  • Eserlerinde realizm akımını kullanmışsa da romantizmin etkileri de görülmektedir.

ESERLERİ:

Sergüzeşt (roman), Küçük Şeyler ( hikāye), Rumuzu’l Edeb ( hikāye,anı), İclal ( hikāye), Şiir (tiyatro)

Neo-Klasik: Muallim Nâci

Paragrafta Hız ve Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Muallim Nâci, böyle bir sanat ortamında klasik edebiyatın şiir tekniğine hâkimiyeti ve rindane söyleyişiyle belirir. Kıt’alar, gazeller, münacâtlar, naatlar yazar. “Mes’udî” ve “Mes’ud-i Harabatî” mahlaslarını kullandığı bu tür şiirlerinde dünya algısı daha çok aşk ve şarap etrafında kurulur.

  • Muallim Naci Tanzimat Dönemi’nde eski edebiyat anlayışını savunan en önemli isimdir.
  • Divan şiirinin savunucularından olan Naci Recaizade Mahmut Ekrem’in yeni edebiyat görüşünü savunduğu ‘’Zemzeme’’ adlı eserine ‘’Demdeme’’ adlı eseriyle karşılık vermiştir.
  • Eski şiirin kurallarına bağlı olan Muallim Naci ‘’Göz için kafiye’’ anlayışını savunmuştur. Recaizde Mahmut Ekrem’in ‘’Kulak için kafiye’’ anlayışını savunmasıyla edebiyatımızda “Kafiye göz için mi, kulak için mi?” tartışması yaşanmıştır.
  • Muallim Naci Fransız edebiyatından çeşitli eserleri Türkçeye çevirmiştir.
  • Muallim Naci eski edebiyat savunucusu olmakla birlikte yeni tarzda eserlerde kaleme almıştır.
  • Muallim Naci, Fransız edebiyatını tanıdıktan sonra Batı edebiyatının değerini anlamıştır, ancak Türk edebiyatının batılılaşmasına kısmi bir şekilde taraftar olabilmiştir.

ESERLERİ:

ŞİİRLERİ:Ateşpare, Şerâre , Fürûzan,Sümbüle

ELEŞTİRİ: Demdeme, Muallim, Müdafaaname, İntikad, Mektuplarım, Muhaberat ve Muhaverat

DİL ve EDEBİYAT ÇALIŞMALARI: Lügāt-ı Naci, Islahat-ı Edebiyye, Esami

TİYATRO :Heder

ANI:  Ömer’in Çocukluğu, Medrese Hatıraları.

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1913) = Popülist Yazar

Tanzimat Dönemi önemli romancılarından olan Ahmet Mithat Efendi 1844 yılında İstanbul’da doğmuştur. Çeşitli devlet memurluklarında bulunmuştur. 1913 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Tanzimat Dönemi’nin en önemli romancılarındandır.
  • Roman, hikāye, tiyatro gibi farklı türlerde eser vermiştir; ancak en çok romancı kimliğiyle ön plandadır.

 

PÜF NOKTASI: Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat adlı eseri Türk edebiyatının ilk hikâye örneği olması bakımından önemlidir.

 

  • Toplum için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Eserlerinin konusunu aşk, evlilik toplumsal konular oluşturmaktadır.
  • Sade, halkın anlayabileceği dil anlayışını benimsemiştir.
  • Eserleri teknik ve üslup bakından zayıftır.
  • Eserlerinde eğlendirerek öğretmeyi amaçlamıştır.
  • İlk eserlerinde romantizmin etkisi sonraki eserlerinde natüralizmin etkileri görülmektedir.
  • Gazeteci kimliğiyle de ön plana çıkmaktadır.

               ESERLERİ:

ROMAN:

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Çengi, Acaib-i Alem, Teehhül,  Vah, Firkat,   Esaret, Yeniçeriler, Hasan Mellah Hüseyin Fellah, Dünyaya İkinci Geliş, Altın Işıklar, Gürcü Kızı, Yeryüzünde Bir Melek, Paris’de Bir Türk, Karnaval, Dürdâne Hanım, Hayret..

HİKÂYELERİ: Kıssadan Hisse, Letâif-i Rİvayat, Firkat

TİYATRO:Eyvah, Açık Baş Ahz-ı Sar yahut Avrupa’nın Eski Medeniyeti, Zuhur-ı Osmaniyan, Çengi,               Fürs-i Kadim’de Bir Facia yahut Siyavuş , Çerkeş Özdenler

DİĞER ESERLERİ: Üss-i İnkilab (1853 Kırım savaşından II. Abdülhamit dönemine kadar olan olayları konu eden tarih kitabı ), Müdaffa (eleştiri), Menfa (anı)

ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904) =Sözlüklerin Efendisi

Tanzimat Dönemi’nin önemli sanatçılarından Şemsettin Sami 1850 yılında İstanbul’da doğmuştur. Tanzimat Dönemi’nde kendi çabalarıyla yetişen bir sanatçıdır. Sözlük, ansiklopedi olarak düzenlediği eserleri ve dil üzerine yaptığı çalışmalarla edebiyatımıza büyük katkıda bulunmuştur.

  • Türk dili üzerine yaptığı çalışmalarıyla edebiyatımızda önemli yer edinmiştir. Şemsettin Sami’nin Türk dili ve kültürüne en büyük katkıları sözlük ve ansiklopedi çalışmalarıyla olmuştur.
  • Tiyatro ve roman çalışmalarıyla da edebiyatına katkıda bulunmuştur.

 

PÜF NOKTASI:

  • Şemsettin Sami’nin Taşşuk-ı Talat ile Fitnat adlı romanı Türk edebiyatı nda ilk yerli roman örneğidir.
  • Göktürk yazıtları hakkında bilgi veren ve Kutadgu Bilig’i Türkiye Türkçesine çeviren ilk kişidir.
  • En önemli eseri Kamûs-i Türkî‘dir.

  ESERLERİ:

ROMAN: Taşşuk-ı Talat ile Fitnat

TİYATRO: Seydi Yahya, Besa yahut Ahde Vefa

SÖZLÜK:Kamûs-ı Türkî, Kamûs-i Fransevi

ANSİKLOPEDİ:Kamûssu’l Alām  (Tarih, coğrafya ve meşhur kişiler ansiklopedisi)

 

AHMET VEFİK PAŞA (1823-1891) = Moliere Adaptasyoncusu

Ahmet Vefik Paşa 1823 yılında İstanbul’da doğmuştur. İyi bir eğitim alarak yetişen Ahmet Vefik Paşa küçük yaşta Fransızcayı öğrenmiş, Tercüme Odasında memurluğa başlamış, elçilik görevlerinde ve devlet kurumlarında görev yapmıştır. 1879’da Bursa valiliğine gönderilmiş ve burada bir tiyatro binası kurmuştur. 1891 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Moliere’den yaptığı çeviri ve uyarlamalarla Türk Moliere olarak anılmıştır.
  • Anadolu Türkçesinin ilk sözlüğü olan Lehçe-i Osmani adlı sözlüğü hazırlamıştır.
  • Türk tiyatrosunun gelişmesinde büyük katkıları olan bir isimdir.
  • Eserler ve düşüncelerinde Türk milliyetçiliğini ön plana çıkararak, Batı taklitçiliğine karşı çıkmıştır.

ESERLERİ:

ÇEVİRİLER VE UYARLAMALAR

Ahmet Vefik Paşa’nın Molier’den Yaptığı Çeviriler:

Tortuffe(Tartuffe),İnfial-i Aşk,Don Juan

Ahmet Vefik Paşa’nın Molier’den Yaptığı Uyarlamalar:

Zor Nikâh, Zoraki Tabib, Tabib-i Aşk, Dekbazlık

TARİH: Şecere-i Türkī (Türklerin soy ağacı), Fezleke-i Tārīh-i Osmanī

SÖZLÜK Lehçe-i Osmanī, Müntehabat-ı Durub-ı Emsal

 

NABİZADE NAZIM (1862-1893)= Ara Neslin Kaplanı

Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Tanzimat II. Dönem sanatçılarından olan Nabizade Nazım 1862 yılında İstanbul’da doğmuştur. Nabizade Nazım, Mühendishane-i Berr-i Hümayun İdadi’sinde eğitim görmüştür. Askeri öğretmenlik yapmıştır. 1893 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

  • Roman ve hikāyeleriyle tanınmıştır.
  • Realizm ve natüralizm akımlarına bağlı olarak eser vermiştir.

 

Püf noktası: Nabizade Nazım’ın Karabibik adlı romanı ilk köy romanı olması ve realizm-natüralizm akımlarının özelliklerini taşıması bakımından önem taşımaktadır.

 

Püf noktası: Nabizade Nazım’ın Zehra adlı romanı natüralist ve psikolojik ögelere yer vermesi bakımından önemlidir.

ESERLERİ:

ROMAN: Karabibik, Zehra

HİKÂYE: Yadigarlarım, Hala Güzel

DİĞER ESERLER: Esatir(mitolojik eser), Heves Ettim (manzume)

Direktör Âli Bey (1844-1899)

Tanzimat Edebiyatı-2 der ki Yenileşme Döneminin öne çıkan mizah yazarları arasında özel bir yeri vardır. O, modern mizah anlayışıyla ilk mizah gazetesi olan Diyojen’de yazılar yazmıştır. Onun hiciv alanında Lehcetü’l-Hakâyık (1896) ve Seyyâreler (1899) adlı iki de kitabı yayımlanmıştır.

Eserleri:  
 
Kokana Yatıyor yahut Madam Uykuda (Tek perdelik komedi 1870)
 
Tosun Ağa (Üç perdelik komedi, 1870)
 
Ayyar Hamza (1871)
 
Müsafir-i İstiskal (Tek perdelik komedi, 1871)
Geveze Berber (İki perdelik komedi, 1873)
Gavo Minar ve Şürekası (Üç perdelik komedi (1889)
Evlenmek İster Bir Adam (Tercüme roman 1897)
Lehcet-ül-Hakayık (Mizah sözlüğü, 1897)
Seyahat Jurnali (Hindistan gezisine ait notlar, 1897)
Seyyareler (Mizahi hikaye 1897)

Tanzimat Edebiyatı-2

 

1
  Related Posts
  • No related posts found.

Yorumlar

Yorum Ekle


error: İçerik Korumalıdır !!