(I) İstanbul’un dünü, bugünü hakkında Türkler ve yabancılar yüzlerce kitap yazdı. (II) Kimisi İstanbul’un geçmişine ışık tuttu, kimisi yaşamı ve gelenekleri üzerinde yoğunlaştı. (III) Kimileri geçmişte orada yaşanmış siyasi olaylara dikkat çekti. (IV) Kimileri de onun sanat dünyasındaki yerine. (V) Son yıllarda yine İstanbul’un çeşitli yörelerini ayrıntılarıyla anlatan kitaplar ortaya çıktı. (VI) Bunların en ilginçleri İstanbul’un geleceğiyle ilgili olanlar.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Bu tür sorularda önce seçeneklerden başlamalısınız. Çünkü bazen parçada beşten fazla cümle olabiliyor. Bu durumda soru kökünden hemen sonra parçayı okumaya geçerseniz gereksiz yere cümle okuyup vakit kaybedersiniz. Şimdi soruya geçebiliriz. Saptama nedir? Bir durumun varlığını veya yokluğunu tespit etmeye denir. I. cümlede Türklerin ve yabancıların birçok kitap yazdığının belirtilmesi saptamadır. Açıklama nedir? Bir konu hakkında bilgilendirme yapmaya denir. II. cümlede birinci cümledeki kitapların hangisi olduğuna dair bilgiler vardır. III. cümlede, ikinci cümledeki bilgilere ek bilgiler verilmiştir. IV. de benzer örneklerin sıralandığını gösteren bir bilgi yoktur. V. cümlede ana konu değiştirilerek İstanbul’un başka yönlerine ilişkin bilgi verilmiştir. Buna göre yanıt D’dir.

(I)Zonguldak’a otobüsle gittikten sonra, Bartın ‘dan Amasra’ya doğru bisikletimle yol alıyorum. (II)Roma Valisi Aguilla’nın yaptırdığı, kayalara oyulmuş bir insan kabartması ve bir sütun üzerindeki kırılmış kartal figürü olan Kuşkayası Anıtı’na ulaşıyorum.(III) Artık yolun keyifli kısmı başlıyor. (IV)Yemyeşil ormanlar, masmavi deniz, kıyılara kurulmuş köyler, kasabalar… Amasra’da iki köpeğin saldırısına uğruyorum. (V)Sonuç: Bisikletten uçuş, dizde büyük bir yara ve bilek ağrısı…

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I.de Zonguldak, Bartın ve Amasra’ya gittiğinden söz edilmiştir. II. de bir yerleşim şehrin varlığından ziyaretinden söz edilmemiştir. III. artık yolun keyifli bölümüne geçiyorum derken başka bir aşaması anlatılmıştır. IV. keyifli aşamanın hangileri olduğu belirtilmiştir. Dördüncü cümleden önce köpek saldırasına uğradığını saptaması V. Cümlede açıklanmıştır: Bisikletten uçuş, dizde büyük bir yara ve bilek ağrısı

(I) Folklorik ögelerin kalıplaşmış bir yapısı vardır. (II) Bu da yaratıcılığı sınırlar, diyenler var.( III) Bana göre yanlış bir saptamadır bu. (IV) Oysa gerçek çok farklıdır.(V) Folklordan yararlanma türden türe ya da sanatçıdan sanatçıya değişiklik gösterir. (VI) Hiçbir zaman folklorik ögeler olduğu gibi kullanılmaz.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Öngörü nedir? Gelecek hakkında tahmin yürütmeye öngörü denir. Yani öngörüde bir tahmin olmalıdır. Bu anlayışla bakıldığında I.de öngörü ifadesi yoktur. Bu cümlede öngörü değil saptama vardır. A yanlıştır. Yanıt: A

(I) Televizyon dizilerinin her zaman yaşamımızda önemli bir yeri oldu. (II) Ancak, son birkaç yıldır ağırlıklarını daha çok hissetmeye başladık. (III) Eş dost sohbetlerine kadar sızdı bu programlar. (IV) Günlük yaşamımızı, izlediğimiz dizinin ekrana geleceği güne ve saate göre planlıyoruz. (V) Diziler, öyküleriyle, öykülerinin geçtiği yerlerle, karakterleriyle ve müzikleriyle de yaşamımızın vazgeçilmezleri arasına girdi.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Öznel nedir? Yorum içeren anlatımlara öznel denir. Öznel anlatım kişisellik taşır. I.de geçen “yaşamımızda önemli yeri vardır.” sözü özneldir. II. de geçen “ancak “ sözcüğü genellikle karşıt iki yargıyı bağlasa da bu cümlede karşıt değil önceki cümlede geçen yargıyı pekiştirme anlamı katmıştır. III. de etkisini eş dost sohbetlerine kadar yayıldığı belirtiliyor. IV. de dizilere göre plan yapılması, etkinin devam ettiğini gösterir. V.de “yaşamın vazgeçilmezleri olmak” sözüyle dizilerin yaygınlaştığını gösterir. Yanıt: B

(I) Türkçemizin söz varlığı, insanımızın soyutlama, somutlaştırma ve algılama gücünü ortaya koymaktadır. (II) Ana dilimizin doğurgan yapısı, söz diziminin esnekliği her duyguyu ve düşünceyi dile getirmeye uygundur. (III) Dilimizin bu nitelikleri ona çok geniş anlatım olanakları kazandırmaktadır. (IV) Örneğin bilim, teknik ve sanatla ilgili terimleri kolaylıkla karşılayabilmektedir. (V) Dil Devrimiyle başlatılan girişimlerin hayata geçirilmesiyle, özellikle yabancı ögelerin yarattığı yozlaştırıcı etkenlerin silinebileceği düşünülmektedir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Karşıtlık nedir? Kavramların birbirine ters anlamları düşündürecek şekilde kullanılmasıdır. I.de geçen somutlama ve soyutlama karşıttır. Mecaz anlam nedir? Sözcüklerin gerçek anlamından uzaklaşıp soyut anlamda kullanılmasına mecaz anlam denir. II. de geçen “dilin doğurgan yapısı “ sözü mecaz anlamdır. Gerçekte dil doğuramaz. III. de geçen “dilin bu nitelikleri doğurmaktadır” öncekine bağlı bir sonuçtur. IV. de benzer örnekler yok, ayrıca III. de sayılan örnekler de yok. Öngörü nedir? Geleceği tahmin etmeye öngörü denir. V.de geçen” yozlaştırıcı etkenlerin silinebileceği düşünülmektedir” bir öngörüdür. Yanıt: D

(I) Sanatçının ünlenen resimlerinin tümü olmasa bile bir bölümünün bu salonlarda yer almasını isterdim. (II) İsterdim istemesine de buradakilerin değerini de herkes biliyor elbette. (III) Bir çağa damgasını vurmuş, resimde kurallar koymuş koca Picasso’nun yapıtlarını; öne çıkanlar, ikinci planda kalanlar diye kimin sınıflandırdığını bilmiyorum. (IV) Tabloların yerleştirilmesinde benim bilemediğim başka kurallara da uyulmuş olmalı. (V) Bu arada şunu da belirteyim ki alanında ne kadar yetkin olursa olsun hiç kimsenin resimle ilgili kesinlik içeren yargılarına değer vermem.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Gerçekleşmemiş beklenti nedir? Olmasını isteyip de gerçekleşmeyen duruma denir. I. de geçen “ yer almasını isterdim” ifadesi gerçekleşmemiş bir beklentidir. Ön yargı nedir? Bir kimse ya da şeyle ilgili sonraya yönelik olarak duygulardan hareketle olumlu ya da olumsuz tahmin yürütmektir. Dikkat! Ön yargı kesinlikle duyuşsaldır. Ön yargıda beğenme beğenmeme duyguları vardır. Öngörü Nedir? Bir işin ilerisini akıl yürüterek (duygulardan değil) kestirme. – Bu çalışmalardan anlaşılıyor ki metro şehrimize ileride canlılık getirecek. (öngörü) – İzlediğimiz bu film izleyici toplayamayacak. (ön yargı) Dikkat! Ön yargıda sadece olumsuzluk arama! Olumlu da olabilir. Örnek: Bu sanatçı ileride kendinden çok söz ettirecek. Buna göre II. de geçen “buradakilerin değerini herkes biliyor.” ifadesinde ön yargı vardır. III. de övücü sözler kullanılarak övgü yapılmıştır: Bir çağa damgasını vurmuş, resimde kurallar koymuş koca Picasso. IV. de geçen “uyulmuş olmalı” ifadesi bir tahmindir. V.de geçen “ilgili kesinlik içeren yargılarına değer vermem.” ifadesi kişisel bir değerlendirme ölçütüdür. Yanıt: C

(I) Dilinde doğup büyüdüğü yöreyle ilgili izler yok olmuştu. (II) Bu yönüyle mahalledeki kadınlardan farklıydı. (III) Konuştuğu kişilerde beklediği kibarlığı görmüşse diline dil, sözüne söz bulunamaz, incelir de incelirdi. (IV) Salt dili ve davranışlarıyla değil, görünüşüyle de öteki kadınlardan ayrıydı. (V) Uzun boyu, iri mavi gözleriyle dikkat çekerdi.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Karşılaştırma Nedir? İki kavram, iki olay, olgu arasında benzerlik ve farklılıklardan yola çıkarak kıyas yapmaya karşılaştırma denir. Örnek: – Öykü de romanda olduğu gibi yaşamdan beslenir. (Benzerliklerden yola çıkıldı.) – Öykü romandan daha kısa bir zaman dilimine seslenir. (Farklılıklardan yola çıkıldı.) Bu bilgilerden yola çıkarak seçenekleri inceleyelim II. cümle incelendiğinde yönü belirtilmemiş bir karşılaştırma olduğu görülmektedir. III. cümlede geçen “incelir de incelir “ sözünde bir pekiştirme vardır. IV. de bir varlığın diğer varlıklardan ayrılan yönü belirtilmiştir: görünüşüyle de öteki kadınlardan ayrıydı. V.de geçen” Uzun boyu, iri mavi” sözleri nitelik bildiren sözcüklerdir. Oysa I.de geçmişe ilişkin bir geleneğin varlığına değinilmemiştir. Yanıt: A

(I) Cumhuriyet Meydanı’na geldiğinizde, cıvıl cıvıl Kordonboyu’na adımınızı atmış sayılırsınız.(II) Kordonboyu’nun tadı, İzmir’in ünlü rüzgârı imbatın hafif serinliğinde gezinerek, kıyı kahvelerinde tatlı tatlı sohbet ederek yaz akşamının keyfini sürmekle çıkar.(III)İzmir’in o yumuşacık tropikal rahatlığını bundan daha iyi ne anlatabilir?(IV)Böyle bir duyguyla İzmir’in Kordonboyu’nu geziyoruz.(V) Her yerinden hafiflik akan bir rüzgar dalgalandırıyor saçlarımızı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I.de bir durumun gerçekleştiğinden söz ediliyor. Tarihi kalıntılardan söz edilmiyor. II. de İzmir’de özgü esen imbattan söz edilmiş III. de sözde soru cümlesi ile anlatılmak istenenler pekiştirilmiş. Sözde Soru Cümlesi Nedir? Kişinin kendi kendine sorduğu sorular sözde soru cümlesidir. IV. de bir beğeni vardır. V. de “her yerinden hafiflik akan “ifadesi nitelik bildirmektedir. Yanıt: A

I. Bu romanda yaşamda aradığını bulamayan insanların acısı yansıtılıyor.

II. Yazar romanının ikinci bölümünde kendi başından geçenleri anlatıyor.

III. Eleştirmenlerimiz bu yapıtın üzerinde yeterince durmamışlar.

IV. Kimi yazarlar bağlı bulundukları akımın sınırları dışında kalan yapıtlar da ortaya koymuşlardır.

V. Adından söz ettiren bu romanda sanatsal ve yapısal yönden farklı bir dil kullanılmış.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM İçerik nedir? Bir eserde işlenen konuya içerik denir. I.de eserde neyin anlatıldığı belirtilmiş. II. de nesnel bir saptama vardır, öznel bir değerlendirme yok. III. de eleştirmenlerin tavrı yorumlanmıştır. IV. de “de “ yerine “bile” bağlacı kullanılabiliyor. V.de eserin üslubuna ilişkin bir bilgi vardır. Biçem nedir? Bir eserin dil ve yazış tekniğine kısacası üslubuna biçem denir. Yanıt: B

(I)Doğru beslenme, aslında basit bir matematik problemidir.(II)Ama her bünye için ayrı toplamalar ve çıkarmalar yapılması gerekir. (III)Uzmanlar: “En iyi beslenme yöntemi, yaşamı en az kaloriyle sürdürmektir.” diyor ve hemen ardından ekliyorlar: “Ama herkesin kendine göre bir ‘en az kalori eşiği’ yani bir gereksinim sınırı vardır. (IV)Bu sınırın altına düşmemek gerekir; kas, kemik, organ hatta gerekli oranda yağ dokusunu koruyacak biçimde, en düşük miktara yakın ölçüde besin tüketerek yaşamak gerekiyor.(V) İşte bunu başardığınızda ömrünüz uzuyor. (VI)Eski bir arkadaşınızla karşılaştığınızda arkadaşınızın çok sağlıklı ve iyi göründüğünüzü söylemesi, ömrünüzü daha da uzatıyor; çünkü ruh sağlığınız korunmuş oluyor.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I.de beslenmenin bir matematiksel hesaba bağlı belirtilmiştir. II. de her bünyeye uygun uygulanması gerektiği belirtilmiştir. IV. de her bünyenin ne kadar besin alması gerektiğine değinilmemiştir. V.de “işte bunu başardığınızda….” sözü önceki sözün sonucudur. VI. da çünkü sözcüğü gerekçe bildirmektedir. Gerekçe Nedir? Gerektirici amaç ya da sebeptir. Dikkat! “Gerekçe” ararken “Niçin?” sorusunu anahtar olarak kullanabilirsiniz. Yanıt: C

(I)Öykünme (taklit), sanatçının çıraklık döneminde gerekli bir şeydir. (II)Çalışmaları ürüne dönüştürülmüş olsun olmasın, her sanatçı, her edebiyatçı böyle bir süreçten geçmiştir. (III) Denilebilir ki öykünme imrenmenin bir ileri aşamasıdır. (IV)İmrenme sanatçı olmaya, öykünme de sanat üretmeye yöneltir insanı. (V)Sonrasında ya vazgeçer insan öykünmeden ya da inat eder, sürdürür. (VI)Özgün olanı, yani farklı olanı veya daha iyisini yapmaya koyulursa amacına ulaşır; ama öykünmeye devam ederse o bir sanatçı olmaz bir zanaatçı olur, o kadar.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Öykünme Nedir? Örnek alınan şeyi yeniden yapma. Birinci cümlede öykünenin çıraklık evresinde başlanacağı belirtilmiştir. İkinci cümlede her sanatçının böyle bir süreçten geçtiği anlatılmıştır. Kıskançlık Nedir? Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, hasetlik. Bu durumda öykünme ve kıskançlık farklı kavramlar olduğu için III. de öykünmenin kıskaçlıkla başladığı söylenemez. Dördüncü cümlede imrenme ve öykünmenin sanatsal süreçteki etkisinden söz edilmiştir. Koşul Nedir? Bir durumun gerçekleşmesi için ileri sürülen gerekliliğe denir. Altıncı cümlede geçen “öykünme devam ederse …” ifadesi koşuldur. Yanıt: C

(I) Okumak, başka bir benliği tanımak, onunla aynı yöne gitmektir.(II) Okurken, okunan metinle okur arasında duygusal bir bağ oluşur. (III)Okumaya kendini kaptıran okur, kendi benliğinden çıkıp okuduğu karakterin dünyasında bir yere yerleşir, bir rüya gibi.(IV)Bu garip gerçeklik-le neyin ne olduğu, yaşamın ve insanın bütün karmaşıklığı, bilinmezliği sanki daha kolay anlaşılır. (V)Yaşam, okurun karşısına daha önce hiç görünmediği bir biçimde çıkar ve okurun bir daha onu öyle görebilme olanağı yoktur.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM İşlev nedir? Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. I.de kitabın ne işe yaradığı belirtilmemiş. II. de okumanın okuru kitaba yaklaştırdığı belirtilmiş. Empati nedir? Kişinin kendisini başka bir bilincin yerine koyarak söz konusu bilincin duygularını, isteklerini ve düşüncelerini, denemeksizin anlayabilmesi becerisi. III. de geçen okurun kendi benliğinden çıkıp karakterin benliğine girmesi empatidir. IV. de Yaşamın karmaşıklığının okuma sayesinde anlaşılabileceği belirtilmiştir. V.de yaşamın okurun karşısına hiç görmediği çıkmadığı belirtilmesi önceki cümleye bağlı bir yorumdur. Yanıt: A

(I)İyi temellendirilmiş bir Türkçeyle desteklenen ikinci, üçüncü bir dil öğrenme, yeni dünyalara kapımızı aralayacak; bilgiye, bilime ulaşmamızı kolaylaştıracaktır.(II) Öte yandan, yabancı dil öğreniminde sözlüklerin ayrı bir yeri vardır. (III) Sözlükler salt sözcüklerin sıralandığı kitaplar değildir. (IV Kullanımdaki yabancı dil sözlüklerinin eksikleri arasında Türkçe açıklamalarındaki özensizlik başta gelmektedir. (V)Açıklamalar, Osmanlıca denilen Arapça, Farsça karışımı sözcüklerle yapıldığından onları anlamak için çoğu kez ayrı bir Türkçe sözlüğe gerek duyulmaktadır.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I.de geçen “ yeni dünyalara kapı aralayacak, bilime ulaşmamızı sağlayacak” ifadeleri bir öngörüdür. II. de geçen yabancı dili öğrenmede sözlüklerin öneminden söz edilmiştir. Ama en etkili araç olduğuna dair bir bilgiye değinilmemiştir. III. de sözlüklerin tek boyutlu düşünülmemeleri gerektiği bildirilmiştir. IV. de geçen “ açıklamalardaki özensizlik “ ifadesi eksik bir yönüdür sözlüklerin. V. de sözlüklerde açıklamaların dillerine ilişkin olumsuz bir eleştiri yapılmıştır. Yanıt: B

(I)Dil, insanın en temel gereksinimlerinden biri olan iletişimi sağlar. (II)Dilin, söze dönüşebilmesi, onun doğal bir biçimde öğrenilmesini zorunlu kılar. (III)Dile yatkınlık, genetik bir özellik olmasına karşın, gerçekleşmesi kültürel bir süreci, daha doğrusu bir öğrenme sürecini gerektirir.(IV) İşte dil bilim, insana özgü dil yetisiyle, bu yetinin farklılaşmasından kaynaklanan dilleri, bunların zaman içinde uğradıkları değişimleri ve işleyiş biçimlerini inceleyen bir bilim dalıdır.(V) Dilin işleyişinde zamana, topluma ,çevreye göre farklılık görülmesi normaldir.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I. de dilin iletişimi sağlama işlevine değinilmiştir. II. de dilin söze dönüşebilmesi doğal bir şekilde öğrenilebilmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. Koşul Nedir? Koşul, ileri sürülen gerekliliktir.Bir sonucun doğması için gerçekleşmesi gereken şarttır. Örnek: – Hava açarsa dışarı çıkarız.(koşul) – Seninle gelirim, yeter ki iyi ol! (Koşul) III. de dilin oluşması genetik bir sürece değil, kültürel sürece bağlı olduğu belirtilmiştir. IV. de dilin ne olduğu tanımlanmıştır. Tanım Nedir? Tanım, bir şeyin ne olduğunu belirlemedir. Kulağa Küpe! Tanımlama bir şeyin ne olmadığını değil, ne olduğunu belirlemedir. Örnek: – Şiir kendini duyguda yitirmektir. (tanım) – Şiir kendini duyguda yitirmek değildir.(tanım değil) Şifre:Tanım ararken cümlenin yüklemine “Nedir?” veya “… neye denir?” soruları sorulmalıdır. V. de dilin durumlara farklılık gösterdiği belirtilmiştir. O halde yanıtımız belli oldu. Yanıt: C

(I)1960’lı yılların Türk filmlerinde, karakterler, sanatlı ve özentili bir dille konuşturulurdu.(II) Oysa filmleri izleyen geniş kitleler böyle bir dille konuşmuyorlardı.(III) Roman, öykü, hatta şiir dilinin sinemaya yanlış biçimde yansıtılmasından kaynaklandığını sandığım tuhaf bir durumdu bu.(IV)Romanda belki eğreti durmayan böyle bir dil, sinemada filmin estetiğini bozan bir öge olmaktaydı. (V)Böylesi bir dil, salt salon filmlerinde değil, köy filmlerinde de görülürdü.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Anlatım (üslup, biçim)Nedir? Bir sanatçının yazarken dili kullanmada başvurduğu yol, teknik, üsluptur. Demek ki anlatım, aynı zamanda üslubu da barındırıyor. O halde sanatçının anlatımına ilişkin bir soru sorulursa o sanatçının üslubunu yakalayabilmeliyiz. Püf Noktası! Bir sanatçının üslubunu (anlatımını) ararken “Nasıl yazmış, nasıl anlatmış?” sorularının yanıtını arayın! Buna göre I.de geçen “böyle bir dille …”üsluba ilişkindir. II. de geçen “oysa” sözcüğü karşıt yargı için kullanılmıştır. Sanmak nedir? 1. Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek, zanneylemek. Varsaymak nedir? Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek. Görüldüğü gibi III. cümlede geçen “sanmak” sözcüğü “varsaymak” sözcüğü ile aynı anlama gelmektedir. O halde III. de varsayım vardır. IV. de geçen “belki” sözcüğü tahmin bildirmektedir. V. de geçen böylesi bir durumun hem salon hem de köy filmlerinde görüleceği belirtilmiştir. Buna göre yanıtımız belli oldu. Yanıt: C

(I)Hâlâ dolmakalemle yazıyorum. (II)Defalarca yazdıktan sonra, artık bu sayfa oldu, dediğimde bilgisayara aktarıyorum.(III) Her gün aksatmadan çalışıyorum.( IV)Ne var ki elimden çok iş çıkmıyor. ( V)Hastalık derecesindeki hassasiyetlerim yüzünden oldukça yavaş yazıyorum.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I. de geçen “hala “ sözcüğü bir alışkanlığın sürdürüldüğünü belirtiyor. II. de bir işin bitirildiği değil, başka bir aşaması(bilgisayara aktarma) belirtiliyor. III. de yazma eyleminin her gün aksatılmadan yapılması, bir uğraş haline getirildiğini gösterir. IV. de “Ne var ki” sözü istenen sonuca ulaşılmadığını gösterir. V.de “hastalık derecesinde hassasiyet.” sözünden duyarlıklı olduğu anlaşılabilir. Yanıt: B

(I)Son kitabı, kararlaştırdığımız tarihte basıma hemen hemen hazırdı fakat bir türlü bize onu teslim etmiyordu. (II)“Bitmedi.” diyordu. Yalnızca bir sözcüktü aradığı.(III) İki üç ay, biz o tek sözcüğün bulunmasını bekledik.(IV) Kitap, o tek sözcük bulunmadıkça ona göre eksikti, istenilen düzeye erişmemişti. (V)Aylar sonra o tek sözcüğü buldu ve kitaptaki yerine oturttu.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Ama, fakat, lakin, ancak, halbuki, ne var ki, yalnız: Genellikle karşıt yargılı cümleleri bağlarlar. Birinci cümlede de “fakat “bağlacı karşıt yargılı iki cümleyi bağlamıştır. Doğrudan anlatım nedir? Başkasına ait sözleri olduğu gibi aktarmaktır. Dikkat! Tırnak içi aktarma söz varsa ya da “dedi” yükleminden virgülle ayrılmış söz varsa doğrudan anlatım vardır. Cafer :” Yarın geleceğim.” dedi. Yarın geleceğim, dedi. Buna göre ikinci cümlede geçen( “Bitmedi.” diyordu.) ifadesi doğrudan anlatımdır. Abartma Nedir? Herhangi bir durumu, olayı ya da gerçeği olduğundan daha büyük veya daha küçük göstererek anlatma. - Gittiğini duyunca bir kez daha öldüm. - Sevinçten havalara uçtum. Buna göre üçüncü cümlede abartmaya örnek olabilecek bir anlatım yoktur. Dolaylı Anlatım Nedir? Birinci kişinin ağzından değil de ikinci kişilerin ağzından aktarmaya denir. Püf Noktası! Dolaylı anlatım ararken ………………… dığını söyledi. ………………… eceğini belirtti. (söyledi) Ya da “ona veya onlara göre şu şöyledir.” diye bir ifadenin olması gerekir. Buna göre dördüncü cümlede geçen “ona göre eksikti” ifadesi dolaylı anlatımdır. Beşinci cümlede geçen “aylar sonra sözcüğü bulması ve kitaptaki yerine oturtması “ istenilen sonuca ulaşıldığını gösterir. Yanıt: C

(I) Şiir antolojileri hazırlanırken şiir seçiminin tartışma konusu yapılmasından yana değilim. (II) Çünkü her antolojide seçilen şiirler öznel ölçütlerle belirlenir. (III) Ben de bir antoloji hazırlayacak olsam, canımın istediği şairden şiir alırım antolojime. (IV) Seçimimden dolayı da kimseye hesap vermem gerekmez. (V) Antolojilerin değerlendirme bölümlerinde estetiğin nesnel ve evrensel ölçütleri geçerlidir. (VI) Bu nedenle, hazırlayıcının yeteneği, zekâsı, yanlılığı ve yansızlığı bu bölümde ortaya çıkar.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM I. de geçen “şiir seçiminin tartışma konusu yapılmasından yana değilim” ifadesi karşı çıkılan bir tutum olduğunu gösterir. II. de geçen “çünkü” bağlacı gerekçe bildirmektedir. Dikkat! Bir cümlede “çünkü ve zira” sözcükleri kullanılmışsa o cümle, kendinden önceki cümlenin gerekçesi olur. IV. de geçen “dolayı” edatı iki yargı arasında neden sonuç ilgisi kurmuştur. Dikkat! Bir cümlede “bu nedenle, bundan dolayı, bu yüzden” vb. edatlar varsa ondan önce gelen cümle o cümlenin nedeni (gerekçesi) dir. Buna göre VI. da “bu nedenle” edatı kullanıldığı için V. cümle VI. nın nedenidir. Püf Noktası! Bir cümlede yargının nedeniyle verilmesi için cümledeki yüklemin “Niçin?” sorusuna yanıt vermesi gerekir. Altıncı cümlede yükleme “Neden ortaya çıkar?” diye sorulduğunda yanıt alınmadığı görülecektir.Altıncı cümle neden değil, sonuçtur. Yanıt: E

(I) Bilimsel çalışmaların temelinde öncelikle gerçeği anlama, öğrenme ve araştırma isteği vardır. (II) Bilim insanının temel karakteriyse dürüstlüktür. (III) Söz konusu dürüstlüğün dayanağı, gerçeğe duyulan saygıdır. (IV) Bütün bu saydıklarımıza, kendimizle ve gerçeklerle yüzle-şebilmeyi yani özeleştiriyi de eklemeliyiz. (V) Bu arada farklı görüşlere açık olmayı ve görüşlerimizi içtenlikle dile getirmeyi unutmamalıyız.

Yukarıdaki numaralı cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Nesnel Nedir? Yorum ve kişisel görüş içermeyen yargılara denir. Nesnel yargı, kanıtlanabilir yargıdır. – Dünden beri yağmur yağıyor. (nesnel) – Kitabın son sayfası yırtıktı. (nesnel) Öznel Nedir? Yorum içeren, kişisel kanılara dayanan yargılardır. Öznel yargı, kanıtlanamaz yargıdır. – Bu çocuğu çok sevdim. (öznel) – Romanın anlatımı yoğundu. (öznel) Kanı Nedir? Görüş ve düşüncelere kanı denir. Buna göre I. de kişisel bir görüşe yer verildiği için öznellik vardır. Koşul Nedir? Koşul, bir sonucun gerçekleşmesi için ileri sürülen gerekliliktir. – Bu müzeden sadece kartı olanlar yararlanabilir. koşul – Yağmur yağınca köylüler sevinebiliyor. koşul Buna göre “dürüstlük” II. cümlede koşul olarak ileri sürülmüştür. III. de ikinci cümlede geçen dürüstlüğün kaynağı “gerçeğe duyulan saygı” olarak açıklanmıştır. Sayıp Dökme Nedir? Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak. Buna göre IV. de araka arkaya sayılan bir anlatım yoktur. Öneri nedir? İleri sürülen teklife öneri denir. Püf Noktası! Öneri için yüklemelere odaklanmalısınız. Buna göre “unutmamalıyız” yükleminde bir öneri vardır. Yanıt: D

Paydos etmiş bir çiftçinin yüreği gibi rahatlık ve özgürlük duygusuyla doluydu Kenan’ın yüreği.

Bu cümledeki anlam olayı, aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Teşbih(Benzetme) Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir. — Çocuk tilki gibi kurnaz biriydi. —Minik yavrucak elma gibi kıpkırmızı yanaklarıyla gülücükler saçıyordu. —Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin Bu cümlede benzetme yapılmıştır.