Babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz bu taşra kentinin tek sinemasında, her hafta bir film oynatılırdı.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargıyı bulunuz?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Bu tür sorularda yapılması gereken ilk iş, cümleden yorum yapmadan kesin yargıya ulaşmaktır. Nesnel ve somut bir anlayışla hareket etmelisiniz. Şimdi sonuca gelelim. Taşra kasabasında her hafta bir film oynatılıyorsa bu on beş günde iki film, ayda dört film, yılda elli iki film eder. Bu tip sorularda tek çeldirici olur. Çeldirici Seçenek Elli film oynatıldığı belirtilmiş ama benzer konulu film yargısı cümlede geçmediği için bu seçeneğe varılamaz. Cevap Seçeneği: Kentte her on beş günde iki farklı film yargısı söz konusu filmden çıkarılabilir.



Eskiden yalnızca televizyonlarda izleyebildiğimiz dünya çapındaki yarışmalar artık ülkemizde de düzenleniyor.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleden kesin çıkarılabilecek bir yargıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Şifre! Bu tür sorularda bağlaçlar varsa gözden kaçırmayın. Örneğin bu cümlede “de” bağlacı şifre olarak kullanılır. “de” bağlacının bu cümleye “başkalarında olma” anlamı katıyor.



Yıllardır ilaç yapımında yararlanılan bitkilerden biri olan meyan kökü, sadece soğuk algınlığı, astım ve açık yaraların tedavisinde kullanılıyor.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleden çıkarılabilecek en kesin yargıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Kesin çıkarılabilecek yargı sorularını çözerken yapılması gereken ilk iş, kesinlikle yoruma başvurmadan cümleden nesnel ve somut bir hüküm çıkarmaktır. Şifre: Sadece



"Deneme yazarı bir söz işçisidir. Onu bir kuyumcuya benzetirim ben. Kuyumcu nasıl değerli madeni bin bir özenle işleyerek çok değerli eserler oluşturursa, deneme yazarı da sözcükleri büyük bir dikkatle ve özenle bir araya getirerek eserini oluşturur."

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Püf Noktası 1.Bir anlatımda benzetme varsa ilişkilendirme de vardır. 2.Bir anlatımda soyut benzetme varsa mecaz da var demektir. 3.Bir anlatımda mecaz varsa anlatıma şiirsellik de katılmıştır. Bu parçada deneme yazarı kuyumcu ve işçi gibi düşündürülerek A ,B,D,E seçenekleri örneklendirilmiş oluyor. Dikkat Bazen bir kavramdan sorunun bütün seçeneklerini eleyebilirsiniz. Parçada kişileştirmeye başvurulmamıştır.



İnternet medyanın bir parçasıdır ancak çok seçeneğe sahip olması açısından medyadan daha üs-tündür. İnternette geri beslenme açısından müthiş bir olanak mevcut. Çok seçenek olduğu için insanları geleneksel medya gibi bir kulvarda tutamazsın. Bir gazeteyi al demekle, bir siteyi izle demek arasında çok büyük fark vardır. İnsan medyaya kıyasla internette sürekli yeni şeyler keşfediyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Karşılaştırma Nedir? Kavramları birbiriyle kıyaslamaya karşılaştırma denir. Dikkat Karşılaştırma için “en kadar ise, göre, gibi vb.” derece bildiren sözcüklere ihtiyaç vardır. Bu parçada da İnternet medyası ile Yazılı medya karşılaştırılmıştır.



(I)Yapıtlarımı oluşturma aşamasında genellikle geziye çıkar, yeni yerler görür, insanlarla tanışırım. (II)Onların yaşayışlarını gözler, anlattıklarını dinler, onlarla konuşurum.(III) Bunları yorumlamaktan kaçınırım.(IV) Gördüklerimi, dinlediklerimi yapıtlarıma yansıtmakla yetinirim; gerisi okuyucunun işidir.(V) Okuyucu okuma sürecinde etkindir, bu insanlara bakar ve kararını kendi verir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin nedenidir?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Püf Noktası! “çünkü” bağlacıyla başlayan veya başlayabilecek cümleler kendinden önce gelen cümlelerin nedeni veya gerekçesidir. Unutma! Hangi cümlenin başına “çünkü” bağlacı eklenebiliyorsa yanıt o cümledir. Dikkat! Başına “çünkü” ekleyebildiğiniz cümleden önceki cümleye” Niçin ?” sorusunu sorabilmelisiniz (IV) (Niçin?)Gördüklerimi, dinlediklerimi yapıtlarıma yansıtmakla yetinirim; gerisi okuyucunun işidir.(V) (Çünkü) Okuyucu okuma sürecinde etkindir, bu insanlara bakar ve kararını kendi verir.



(I) Bir şeyi bildiğini “sanan” insanın onu öğrenmesi olanaksızdır. (II) Çünkü “biliyorum” düşüncesi o konuyu algılamayı engeller. (III) Bu durumdaki kişi, başkalarının söyleyeceklerine de kulaklarını tıkamış gibidir. (IV) Bir “güzel söz söyleme sanatı” varsa bir de “güzel dinleme ve anlama sanatı” vardır. (V) İyi bir dinleyici olmak için karşınızdakini anlamayı gerçekten istemeniz gerekir. (VI) İyi dinleyici, işittiğini kavrayan, bellekte saklayan ve değerlendiren kişidir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri kendinden önceki cümlenin gerekçesidir?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM: Kulağa Küpe! Bir cümlenin kendisinden önceki cümlenin gerekçesi olması için o cümlede “çünkü, zira” bağlaçlarının olması gerekir. Eğer yoksa her cümlenin yüklemine “Niçin?” sorusunu sorun, sonraki cümleyi “çünkü” bağlacıyla okuyun! Yanıtı bulursunuz. Örnek: (I) Ben tüm eserlerimde, acıyı anlattım. (II) (Çünkü) Niçin? Acı bizim toplumumuzun hamurunda var. Bu tür sorularda bu kalıbı uygulayınız! Sorumuza gelirsek II.cümlede zaten “çünkü” bağlacı kullanıldığı için cümlelerden biri II. cümledir. Seçeneklerden içinde II olanı seçmeliyiz. Bu durumda yanıt A ve E’den biridir. Bundan sonra V. ve VI. cümlelerden hangisinin kendisinden önce gelen yargının nedeni olduğunu anlamak için “çünkü” bağlacı hangisinin başına yakışırsa yanıt odur. (V) (Neden?) İyi bir dinleyici olmak için karşınızdakini anlamayı gerçekten istemeniz gerekir. (VI) (Çünkü)İyi dinleyici, işittiğini kavrayan, bellekte saklayan ve değerlendiren kişidir.



(I) Her çocuk küçükken mahalle arasında top oynamıştır. (II) Topunun, yanlışlıkla komşunun camını kırmasını korkuyla ve fal taşı gibi açılmış gözlerle izlemiştir. (III) Bu durumda, genellikle komşu amca ya da teyze, dökülen gözyaşlarına aldırmadan topu patlatır. (IV) Böylece oyun, komşunun azarlayan sözleriyle biterdi: “Okuyup adam olacağınıza, sabahtan akşama kadar top peşinde koşuyorsunuz!” (V) Hâlbuki çocukluk çağı oyun çağıdır, komşunun bunu bilmemesi değil, topu patlatma zevkini (!) tatmak istemesi buna neden olmaktadır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımda başvurulan yol bakımından diğerlerinden farklıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Cümleler anlatım yönünden çeşitli şekillerde değerlendirilebilir. Nesnel Nedir? Yorum ve kişisel görüş içermeyen yargılara denir. Nesnel yargı, kanıtlanabilir yargıdır. – Dünden beri yağmur yağıyor. (nesnel) – Kitabın son sayfası yırtıktı. (nesnel) Öznel Nedir? Yorum içeren, kişisel kanılara dayanan yargılardır. Öznel yargı, kanıtlanamaz yargıdır. – Bu çocuğu çok sevdim. (öznel) – Romanın anlatımı yoğundu. (öznel) Kanı Nedir? Görüş ve düşüncelere kanı denir. Yorum Nedir? Anlatılanlardan kendi duygu ve düşüncelerini de katarak bir sonuç çıkarmak. Püf Noktası! Yorum içeren tüm yargılar özneldir. Bu bilgilerden sonra sorumuzu çözebiliriz. I. cümle, yorum içeren yargıdır.(öznel) II. cümlede yargı kanıta dayandırılmamış. (öznel) III. cümlede yoruma yapılmış.( öznel) IV. cümlede yargı, yorum yapılmadan aktarma söze yer verilmiştir. (nesnel) V. cümlede yargıda kanıt yok. (öznel)



(I)En basitinden en karmaşığına değin birçok buluş, gerçekleştirilinceye kadar olanaksız birer düştü .(II) En yüksek dağ, tırmanılmadan önce “ulaşılamaz”dı. (III) En uzak ülke, oraya ayak basılmadan öncesine kadar “gidilemez” olarak nitelendirilirdi. (IV) İnsanın içindeki başarma isteği “yapılamaz, gerçekleştirilemez” denen şeylere bir bakıma meydan okudu.( V )“ Olmaz. ” deneni “olur.” a çevirdi.

Yukarıdaki altı çizili cümlelerin hangisinde kavramlar arasında bir benzerlik ilişkisi yapılmıştır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM İlişki: Değişkenler arasında aynı ya da ters yönde karşılıklı bir ilginin bulunması. Bu ilişki, neden-sonuç ilişkisi olabildiği gibi karşıtlık, benzerlik, yakınlık vb. ilişkiler de olabilir. Benzerlik: İlişkisi bir varlığı başka bir varlığı başka bir varlık gibi düşündürme ilişkisi. Dikkat edilirse I. cümlede buluşlar olanaksız bir düş gibi düşündürülmüştür.



Bu bibliyografya hazırlanırken, yazarla ilgili çok sayıda haber ve köşe yazısı incelenmiş, bunla dan, eleştirel çalışmalarda kullanılabilecek olanlar seçilmiştir.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Ana konuyu bulalım Ana konu: yazarla ilgili hazırlanan bibliyografya 2. adım Ana konunun hangi özelliklerine değinildiğini bulalım: - Hazırlanma aşamasında haber ve köşe yazılarının incelenmesi - Sadece eleştirel nitelik taşıyanların seçilmesi Dikkat! Fıkra gazetelerde günlük konuları irdeleyen yazı türleridir. Bu bilgiye göre seçenekler incelendiğinde B şıkkında geçen yargı öncül cümleden rahatlıkla çıkarılabilir.



Beğenilme ve çok satma kaygısı duymayan bu yazarın dili üzerinde bir iki araştırma yapılmış ancak dilinin niteliğiyle ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır.

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Öncelikle sözü edilen ana konuyu bulalım. Ana Konu: yazar 2.adım Sözü edilen yazarın hangi özelliklerine değinilmiş, bunları tespit edelim. - Çok beğenilme ve satma kaygısı olmayan. - Dili üzerinde az araştırma yapılan - Dilinin niteliğine ilişkin kapsamlı araştırma yapılmayan.



Eser incelemelerinde öne çıkarılan düşüncelerden biri, yazarın, edebiyatın her şeyden önce bir “dil kurma” işi olduğu düşüncesine inanması gerektiğidir.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Öncelikle sözü edilen ana konuyu bulalım. Ana Konu: Eser incelemeleri 2.adım Ana konun hangi özellikleri ele alınmış, onu bulalım: - Eser incelemelerinde birtakım görüşler öne çıkarılması. - Edebiyat dile dayanan bir sanattır.



Yapıtları üzerine yazılmış inceleme yazılarının sayısı, onun nitelik açısından ciddi bir okur kitlesine sahip olduğunu gösterir.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Öncelikle sözü edilen ana konuyu bulalım. Ana Konu: Herhangi bir sanatçı 2.adım Şimdi sözü edilen sanatçının hangi özellikleri ele alınmıştır. -Yapıtları üzerine çok inceleme yazısı yazılması -Nitelikli bir okur kitlesine sahip olması. Nitelik nedir? 1. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet: ? 2. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. 3. fel. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik. Nicel nedir? Niceliklerle ilgili, sayısal hesaplara ilişkin. Yani nitelik bir şeyin kalitesiyle ilgili ama nicelik sayısıyla ilgili. O halde eğer yazarı nitelikli okur kitlesi okuyorsa bu yazarın da kaliteli ve ustalık seviyesine ulaştığını gösterir.



Öyle çok köşe yazarı türedi ki bunların çoğu bırakın dili iyi kullanmayı, bir konuyu eli yüzü düzgün anlatmayı, aynı konuyu defalarca işleyip okurları bezdirmeye başladı.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Öncül cümledeki ana konuyu bulalım. Ana konu :köşe yazarlığı 2.adım Ana konunun hangi nitelikleri ele alınmış? Onları tespit edelim: 1.Çok köşe yazarı türemesi. 2.Kalitesiz oluşları ve niteliksiz ürün ortaya koymaları. 3.Benzer konuların dışına çıkamamaları. 4.türedi ki.. Demek ki daha önce yok .



Kelebek türlerinin hem ticari amaçlarla koleksiyonerlere satılmak için toplanması hem de bilimsel çalışmalar için yurt dışına çıkarılması özellikle “Apollo”, “Melissa” gibi türlerin yok olmasına yol açmakta.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Önce metinde sözü edilen konuyu tespit edelim. Dikkat edilirse ana konu kelebeklerdir. 2.adım Kelebeklerin hangi özelliğinden söz edilmiş ,onu bulalım. 1.ticari amaçlarla koleksiyonerlere satılması. 2.bilimsel amaçlar için yurt dışına çıkarılması. 3. “Apollo”, “Melissa” gibi türlerin yok olmasına yol açılması.



İlk öykülerindeki etkileyicilik, onun tümüyle öyküde kalıp bu türde yoğunlaşacağını düşündürüyordu.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleden kesin çıkarılabilecek bir yargıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM 1.adım Önce cümlede sözü edilen konuyu bulalım. Cümlede bir yazardan söz ediliyor. 2.adım Sözü edilen yazarın hangi özellikleri verilmiştir, onu bulalım. 1.ilk öyküleri etkileyici 2.öyküde kalacağı düşünülüyordu. Dikkat edilirse yazar, öyküde kalmamış başka türler de denemiştir. Eğer öyküde kalacağı düşünülmüşse yazar öyküde sabit kalmamıştır anlamı da çıkar.



Selülit, derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan bir hastalıktır.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleden kesin çıkarılabilecek bir yargıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Bu tip sorularda olabildiğince tarafsız ve yorumsuz bir anlayışla öncül metinden bir sonuç çıkarmalıyız. Öncüldeki sözü edilen konuyu ya da kavramı belirlemeliyiz. Öncülde sözü edilen kavram selülitti. Selülitin neyi belirtiliyor onu bulalım. 1.derinin alt tabakasında oluşur. 2.yağ tabakasının hemen çevresinde oluşur. 3.bir tür hastalıktır. Unutmayın! Seçenekler bunlardan biriyle ilgili olmak zorundadır.



İçinde bir Türk hamamı ve Mimar Sinan’ın bir eserinin de bulunduğu çarşıda, Halep’ten alınması gereken her şeyi bulmanız mümkün.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılabilir?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Yargıda geçen “ Halep’ten alınması gereken her almanız mümkün” ifadesinden yanıtın B olduğu açıktır.



Deniz ve göller açısından zengin olan Türkiye’nin, bu olanağı iyi değerlendirdiğini ve balıkçılık sektöründe dünya çapında önemli bir düzeye geldiğini söyleyebiliriz.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümleden kesin çıkarılabilecek bir yargıdır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Bu tip sorularda olabildiğince tarafsız ve yorumsuz bir anlayışla öncül metinden bir sonuç çıkarmalıyız. Seçenekleri inceleyelim 1.Türkiye deniz ve göller bakımından zengin ama dünya çapında olduğuna dair bir bilgi yok. 2.Başka alanlardan söz edilmediği için buna ilişkin bir çıkarım yapılamaz. 3.Deniz ve göllerden sadece balıkçık yönünden yararlanma açısından dünya çapın olduğu belirtilmiş. Örneğin taşıma ve ulaşım açısından dünya çapında olduğuna değinilmemiş. 4. Türkiye’nin dört tarafının denizlerle çevrili olduğuna dair bir bilgi yoktur. 5.Bu seçenekteki bilgiye ulaşılabilir. Çünkü balıkçılık alanında Türkiye dünya çapında bir düzeye ulaşmıştır.



"İnsanın bazen mırıltısı, bazen çığlığıdır öykü. Ölüme karşı başkaldırıdır. Kör geceye tutulan şavktır. Çölde bulunan vahadır. Bir anlığına bile olsa, bağımsızlıktır. Ölümlü, çaresiz hayatlarımızda, bir kavalcının nefesindeki ezgi.Bir ekmekçidir, koca hamur teknesine saldığı güzel mayadır..."

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Mecaz (Değişmece) Nedir? Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak, başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. Sözcüğe mecazlı anlam yüklenmesinde iki ana yöntem vardır: a) Benzetmelerden yararlanılarak gerçekleştirilen anlam aktarmamaları b) Benzetme dışı ilgilerle gerçekleştirilen mecazlar (Mecaz-ı mürsel, ad aktarması) Uyarı! Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da, sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır. Bu parçada öykü başkaldırı, gece, ezgi vb. kavramlara benzetilerek mecaz anlama geçiş sağlanmıştır. Kavramlara İnsana Özgü Nitelik Vermek Nedir? İnsana ait nitelikleri başka kavramlar için kullanmaya kişileştirme denir. Parçada öykü bir ekmekçi gibi düşündürüldüğü için kişileştirme vardır. Şiirsellik Nedir? Anlatımda mecazlardan yararlanmaya denir. Parçanın bütününde mecaz anlama başvurulduğu için şiirsellik vardır. Tanımlama Nedir? Bir Kavramın ne olduğunu belirlemeye denir. Parçada öykünün öznel tanımlamaları yapılmıştır. Deyim Nedir? En az iki sözcükten oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir. El ele vermek, gözden düşmek, göz koymak…vb. Dikkat! Deyimi oluşturan sözcükler gerçek anlamıyla düşündürülmek istenmez. Bu parçada deyime yer verilmemiştir.



"Toplumda insanlar arası güvensizlik, iletişimsizlik ve bencillik artarak devam ediyor. İnsanlar arasındaki uçurum her gün artıyor. Bu tablo karşısında derin bir ümitsizliğe düştüğümüzde bazen öyle insani olaylarla karşılaşıyoruz ki birden bire yüreğimizdeki kireçler çözülüyor; umutsuzluklar çiçek açan umutlara dönüyor. Bir sanatçımız için düzenlenen konser de bunlardan biri. Amansız bir hastalığa yakalanan bu müzisyeni iyileştirmek, onun tedavi masraflarını karşılamak için bütün müzisyen arkadaşları seferber olmuşlar.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Seçenekleri tek tek irdeleyelim. 1. Mecaz anlam, sözcüğün gerçek anlamının dışında soyutluk ilişkisi içinde kullanılmasıdır. Metinde mecaz anlamda kullanılan birçok sözcük vardır. Örneğin yüreğimizdeki kireçlerin çözülmesi… 2. Parçada geçen “ümitsizliğe düşmek “ sözü deyimdir. 3. Kavramalara insana ait nitelikler verilmemiştir. 4. Bir anlatımda mecaz anlam varsa şiirsellik vardır. Dikkat edilirse parçada mecazlar var. 5. Yüreğimizdeki kireçlerin çözülmesinde kavramlar arası aktarma yapılmıştır. Çünkü duygular kireç gibi düşündürülmüştür.



Elbette ben de herkes gibi, anlaşılmak isterim ama onaylanma isteğinin tehlikeli olduğunu da bilirim. Çünkü film izleyicisinin homojen bir yapısı yoktur. Beğenmeyenlerin yarattığı olumsuz havayı umursamamak doğru bir tutum olmadığı gibi beğenenlerin de kölesi olmamak gerekir. Bir başka anlatımla, yönetmenin görevi, seyircinin beklentilerini yerine getirmek değildir. O, idealleri doğrultusunda, bedeli ne olursa olsun kendisi için önemli olanın peşinden koşmayı, gerekirse izleyicinin algılama düzeyini yükseltmek için eleştirilme riskini de alabilmelidir.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Kanıları Belirtmek Nedir? Görüş ve düşüncelere kanı denir. Bireyin belli bir konudaki süreğen ya da kalıcı düşünce, yargı ve değerlendirmelerinin toplu ürünü. bk. görüş, tutum. Parçanın bütününde yazar bir konu hakkındaki kişisel görüş ve düşüncelerini anlatmıştır. Bu nedenle parçada ağır basan anlatım kanısal anlatımdır.



“ Şiir yazmış bir kimse başkasına zarar vermez.” Orhan Veli mi söylemişti bunu? Sanatın işlevini ve yararını çok ince bir biçimde açıklayan bu söz, her kesimden okura da adanmalıdır, diyorum. Çünkü işlev açısından ele alınırsa yukarıdaki cümle yalnız şairi değil, şiir okurunu da kavrayan bir öz taşıyor. Roman okurunu da, öykü okurunu da.

Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerin hangisi kullanılmıştır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Tanık Gösterme Nedir? Herhangi bir kanıyı ispatlamak için konusunda uzman bir kişinin o konudaki görüş ve düşüncelerini dayanak yapmaya denir. Dikkat! Tanığın ( şahit ) görüşü alıntılama yöntemi ile verilebileceği gibi (sözünü olduğu gibi alma) sadece düşüncesi de aktarılabilir. Bu parçada da sanatın işlevi ilgili kanılar belirtilirken Orhan Veli tanık gösterilmiştir.



(I)Şiir üzerine çok düşünen onu bu kadar önemseyen biri olmama karşın niçin roman da yazdığımı sorabilirsiniz. (II)O zaman size derim ki şiir, söylemekten çok susma işidir.(III) Şiir söylediklerinizi değil söylemediklerinizi anlatan bir türdür.(IV)İşte o susup anlatamadıklarımı öykü ve romanlarımda anlatırım.(V) Mümkün olduğu kadar kapalı olmasını istediğim şiirlerimin ana hatlarını roman ve öykülerim verir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca en yakındır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Bir Cümlenin Yakın Anlamlısı Nasıl Bulunur? Bir cümlenin yakın anlamlısını bulmak için her cümlenin yüklemini ve yüklemden önce gelen sözcüğü ya da söz öbeğini belirleyin. Yüklem ve yüklemden önce gelen sözcüklerin yansıttıkları anlam bakımından yakın olan cümleler anlamca en yakın olur. Örnek: – Bir şiir seçkisinde herkes beğendiğini seçer. Bu cümlenin yakın anlamlısı: – Antolojilerde şiir seçimi için kişisel beğeniler ön plana çıkar. Püf Noktası! Konu ve vurgulanan düşünce bakımından aynı mesajı veren cümleler anlamca yakındır. Şimdi sorumuzu kolaylıkla çözebiliriz: (II)O zaman size derim ki şiir, söylemekten çok susma işidir.(III) Şiir söylediklerinizi değil söylemediklerinizi anlatan bir türdür. Dikkat edilirse art arda gelen bu cümlelerde şiirin aynı anlama gelen tanımı yapılmıştır.



(I) Ben öykü ve romanlarımda sözcüklerden oluşan bir dünya kurarım. (II)Yazdıklarım yazınsal bir tat taşır. (III)Ne var ki bunlardan kimileri sinema ya da televizyon dizisi için senaryolaştırılıyor.(IV) İşte o zaman onlar benim yapıtım olmaktan çıkıyor. (V)Çünkü bu tür metinlerde görüntüden oluşan bir dünya kurmak gerekiyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangileri arasında anlamca bir “karşıtlık “oluşturulmuştur?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Karşıtlık (Söz sanatı terimi) Birini ötekinin yardımıyla değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık.Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması. Dikkat! Yargılar anlamca karşıt olabilir. Yargılar arasında anlamca zıtlık oluşturmak için çeşitli bağlaçlar kullanmak gerekir: “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” bağlaçları, aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, cümleyi birbirine bağlar. -Çok tembeldi ama başarılı oldu. -Bu işe başlıyorum, ancak bugün bitiremem. -Altmış yaşında, kır saçlı fakat dinç bir adam bağırdı. -Bunları götür yalnız diğerlerini getirmeyi unutma. Not: Bir cümle bu bağlaçlardan biriyle başlayabilir. Bu durumda bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi birbirine bağlamış olur. ... Ne var ki sanatçıyı bu yüzden eleştirmek doğru olmaz. Bu bilgilerden sonra sorumuzu incelediğimizde metnin III. cümlesinde “ne var ki” bağlacının kullanıldığı görülmektedir. Önemli Bir cümlede “ne var ki” bağlacı varsa kendisinden önce gelen cümleyle arsında bir zıtlık vardır?



I. Günümüzde sinemanın edebiyata göre daha çok ilgi görmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

II. Sinemanın, kimi düşünceleri insanlara aktarması edebiyat yapıtına göre daha kolay mıdır?

III. Öykü ve romanlarınızdan esinlenerek yapılan filmler yeterli ilgiyi görüyor mu?

IV. Bir yazar televizyon ve sinemaya uyarlanan yapıtlarında bu kadar yanlışa düşer mi?

V. Yazarlığınızın yanı sıra yönetmenlik de yapıyorsunuz, hangisini daha çok benimsiyorsunuz?

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangisi “yanıt gerektirmeyen bir soru cümlesi ”dir?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Kaç Çeşit Soru Cümlesi Vardır? Soru cümleleri gerçek soru (yanıt beklenen) ve sözde soru (yanıt beklenmeyen) cümlesi olmak üzere ikiye ayrılır. Sözde soru cümleleri biçimce soru cümlesi olmasına karşın anlamca soru cümlesi değildir. Çünkü bu türden cümleler bir soru sormak amacıyla değil, düşünceyi daha çarpıcı ifade etmek amacıyla soru cümlesi biçiminde kurulmuş cümlelerdir. -Böyle bir teklife kim hayır diyebilir? (Böyle bir teklife kimse hayır diyemez.) -Senin ne kadar dürüst olduğunu bilmez miyiz? ( Senin ne kadar dürüst olduğunu çok iyi biliyoruz.) Not: Bu tür cümleler, cümlenin anlamını olumluluk-olumsuzluk yönünden etkiler. -Böyle bir teklife kim hayır diyebilir? / biçimce (olumlu, anlamca olumsuz) -Senin ne kadar dürüst olduğunu bilmez miyiz? (biçimce olumsuz, anlamca olumlu) Buna göre seçeneklere incelendiğinde IV. cümlede geçen yargının gerçek soru cümlesi olmadığı görülecektir. -Bir yazar Televizyon ve sinemaya uyarlanan yapıtlarında bu kadar yanlışa düşer mi?(yanıt beklenmeyen soru)



Gerçek bir yazar, romanında, öykülerinden farklı olarak okurlarını söylem tuzağına düşürmemelidir.

Bu cümle anlamca aşağıdakilerden hangisine anlamca en yakındır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Yakın Anlamlı Cümle Nedir? Bir cümleye anlamca en yakın cümleyi bulmak için o cümlenin yüklemi ve öncesindeki sözcüklere yoğunlaşmalıyız. Başka bir deyişle yüklemin önündekini ve yüklemi iyi anlarsan o cümleye anlamca en yakın cümleyi kolaylıkla bulursun. -Kendini yenilemeyen, hep aynı şeyleri söyleyen bir yazardı. Bu cümlede geçen altı çizili söze yoğunlaşırsan bu cümlenin yakın anlamlısını çabuk bulursun. Püf Noktası! Yakın anlamlı cümleler konuya bakış açısı yönünden benzeşen cümlelerdir. Dikkat! Yakın anlamlı cümleler arasında konu ve vurgu birliği olmalıdır. 1.Konu, bir cümlede ele alınan, işlenen olay kişi, nesnedir. Konuyu bulmak için cümlenin yüklemine “Anlatılan nedir?” sorusu sorulmalıdır. 2.Vurgu, bir cümlede özellikle belirtilmek istenen duygu ya da düşüncedir. Cümlede “Anlatılmak istenen nedir?” sorusunun cevabı aranmalıdır. Bir cümlenin vurgusu o cümleden elde edilen mesajdadır. Şimdi verilen cümlenin konusunu bulalım. Konu: Gerçek bir yazar Konuya Bakış Açısı: Sanatçının romanlarında öykülerinde farklı bir anlatım özelliği sergilemesi gerektiği



(I) Ben sizlere ancak bu işin tekniğini öğretebilirim. (II)Siz de nitelikli kitaplar okuyarak bu tekniği pekiştirebilirsiniz, bu olanaklıdır.(III) Öte yandan dünyanın dersini de alsanız, yeteneksizseniz bunun bir yararı olmaz. (IV)Ayrıca, çok iyi bir kaleminiz olabilir ama eğer hayata bir itirazınız yoksa onu olduğu gibi benimsiyorsanız kesinlikle iyi bir yazar olamazsınız.(V) Çok iyi bir reklam yazarı olursunuz, zengin de olursunuz, o kadar.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde koşul anlamı vardır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Koşul-Sonuç (Şart-Sonuç) Nedir? Bir olayın veya durumun gerçekleşmesinin, başka bir olayın veya duruma bağlı olduğunu belirten cümlelerdir. Bu tür cümlelerde birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı). ŞİFRE Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-se” şart ekiyle sağlanır.“ise”, “-ince”, “-dikçe”, “mi”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanabilir. - Temiz bir dünya istiyorsan yerlere çöp atma. - Müzik dinleyebilirsin ama sesini fazla açmayacaksın. - Bizim buralara yağmur yağdıkça her yer toprak kokardı. - Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. - Akşam baban gelsin, alışverişe çıkarız. -İstediğin her şeyi alırım, yeter ki sınıfını geç. UNUTMA Cümleye istek, dilek anlamı katan” –se, -sa”ile koşul anlamı veren –se, -sa ekini karıştırmamak gerekir. İstek cümleleri de”–se, -sa” eki almasına rağmen, koşul anlamı taşımaz. Örnek - Otobüsle gelmese de trenle gelse.(istek) Buna göre seçenekler incelendiğinde (III) Öte yandan dünyanın dersini de alsanız, yeteneksizseniz bunun bir yararı olmaz. (IV)Ayrıca, çok iyi bir kaleminiz olabilir ama eğer hayata bir itirazınız yoksa onu olduğu gibi benimsiyorsanız kesinlikle iyi bir yazar olamazsınız. Yargılarında koşul anlamı vardır.



(I) Bir zamanlar benim fotoğraf çekme tutkum vardı.(II) Bir sürü fotoğraf çektim, çoğunu da kitaplarımda kullandım. (III) Sonra birdenbire fotoğraf çekmeyi bıraktım.(IV) Çünkü fotoğrafını çektiğim şeyler üzerinde hiç düşünmediğimi ve bir süre sonra onları anımsama gereği bile duymadığımı fark ettim.(V) Yaptığım sadece, elimde bir makineyle dolaşıp deklanşöre basmaktı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden itibaren “özeleştiri” yapılmıştır?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM Değerlendirme Bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirleme. Kişisel Özeleştiri Kişinin kendini değerlendirdiği eleştiriye denir. Kişi kendinin iyi ve kötü yanlarına ilişkin bir yorum yaparsa özeleştiri yapar. Bu bilgiler ışığında soruya bakılacak olursa IV. cümleden itibaren yazarın kendine dönük bir eleştiri yaptığı görülecektir.



(I)Yüksek yaylalardan dağlara, derin vadilerden ormanlara, el değmemiş göllere, metrelerce yükseklerden akan çağlayanlara hayranlıkla baktım.(II) Baharda, düzlükleri bin bir renge büründüren çiğdemlerin, orkidelerin, süsenlerin kokusunu doyasıya içime çektim. (III)3000- 4000 m yükseklikteki buzlu dorukların görüntülerini ve rüzgârı hiç eksik olmayan nemsiz yaz havası beni köyüme götürdü.(IV) Bu olağanüstü ortamda yaşarken edindiğim dostların sıcak, konuksever davranışlarını unutabilir miyim hiç? (V) Doğanın, mutluluğun kaynağı olduğunu buralarda keşfettim.Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde “izlenim” e başvurulmuştur?

ÖĞRETEN ÇÖZÜM İzlenim Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba, imaj.Buna göre seçeneklere incelendiğinde I. cümlede geçen “ hayranlıkla izledim” ifadesi yazarda hayranlık izlenimi uyandırmış. Ayrıca “beni köyüme götürdü” sözü de yazara köyünü hatırlattığı için “izlenim” anlamı vardır.



Dünyada 10.000 dolayında kuş türü var, bunların 6.600’den fazlası hızla azalmakta.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

1.adım Öncelikle öncül cümlede sözü edilen ana konuyu bulalım. Ana konu: Dünyadaki kuş türlerinin sayıca azalması. 2. Adım Şimdi de ana konunun hangi özelliklerinin ele alındığını bulalım. - 10.000 dolayında kuş türünün varlığı - bunlardan 6.600 ünün azalması DİKKAT! Kuş türü sayısıyla kuş sayısını karıştırmamak gerekir. Tükenmekte olan türler 6600 civarında olduğu için "Tükenmekte olan türler, kalan türlerden fazladır."çıkarımında bulunulabilir.



Dil bilimle ilgili sözlükler, ana dilini daha çok, çevrenin dili olarak açıklamaktadır.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

1.Adım Ana konuyu belirleyelim. Ana Konu :Ana dili 2. Adım Ana konuya ilişkin hangi ayrıntıların verildiğini tespit edelim. - Sözlüklerin ana dilini çevrenin ürünü olarak görmesi - Daha çok çevrenin ürünü olması Şifre “Daha çok” karşılaştırma bildirir.



İki-üç yaş arasındaki çocuklar, yetişkinler üzerindeki güçlerini keşfetmeye ve bunu sık sık denemeye eğilimlidirler.

Bu cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılır?

1.Adım Ana konuyu tespit edelim. Ana Konu: İki –üç yaş çocukların davranış özellikleri. 2.Adım Ana konunun ayrıntılarını bulalım. - İki – üç yaş çocukların büyüklerde güçlerini keşfetmeleri - Bu güçlerini sık sık kullanmaya çalışmaları - Bazı davranışların çocuklarda bazı yaşlara özgü olması.



(I)Onun öykü serüvenine baktığımızda, öykülerinin yükselen değil, düşen bir başarı grafiği izlediğini görürüz.(II)Bu da ilk öykülerindeki yoğun şiirsel dilin, sonrakilerde tümüyle kaybolduğunu gösterir.(III) Son iki kitabı, usta bir öykücünün elinden çıkmış, sıradan öyküler içerir.(IV) Artık özgünlük arayışları, yazma sıkıntısına dönüşmüştür. (V)Sonuçta yazma sıkıntısı ve özgünlük arayışları, öykünün kendisi olmaya başlar.(VI) Bu kurgu ve mekaniklik ise öykülerdeki sıcaklığı, içtenliği örter.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde bir “çıkarım” yapılmıştır?

Çıkarım Nedir? Bir saptamadan veya iddiadan(kişisel kanı, görüş, tez) elde edilen sonuca çıkarım denir. ŞİFRE-1 Çıkarım için “ o halde, sonuç olarak, demek ki, nitekim, öyleyse…vb.” sözcükleri aranır. Peki Bunlar Yoksa ? ŞİFRE-2 ‘’Bu da___dığını gösterir’’ kalıbının bulunduğu cümle cevaptır. Metin incelenirse II. cümlede geçen “Bu da ilk öykülerindeki yoğun şiirsel dilin, sonrakilerde tümüyle kaybolduğunu gösterir.” yargısında çıkarım yapıldığı görülecektir



(I) Günlükler, yazan kişinin hem kendisiyle hem yaşadığı dönemle hem de o günlükleri okuyacak olanlarla kurduğu içtenlikli bir diyalogdur. (II)Bu yazarımız da günlüklerinde her şeyi olduğu gibi yazıyor.(III) Düş kırıklıklarını, öfkelerini, sevinçlerini, karşılaştığı ilginç olayları ve kişileri anlatırken “kendisini kendisi yapan” süreci de bizimle paylaşıyor: sevdiği kahvehaneler, girdiği polemikler, evin akan damı, hakkında yazılanlarla ilgili kişisel yorumları, gördüğü rüyalar, her şey…(V) Bu günlükleri okurken zaman zaman gülmekten katılıyorsunuz.(V) Zaman zaman da onunla birlikte ağlıyor, birilerine kızıyorsunuz.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi “ tanımsal “nitelik taşımaktadır?

Tanım Nedir? a.Bir kavramın ya da bir nesnenin sınırlanması, belirlenmesi. b. Kavramın içeriğini kuran belirtilerin gösterilmesi c.Bir kavramın ya da bir sözcüğün anlamının belirtilmesi. 1. Sözcük tanımı (verbal tanım): a. Sözcüğün anlamını dildeki anlamına geri giderek belirtme. (Ör. demokrasi: halk egemenliği.) b. Bir sözcüğün anlamını bilinen başka bir sözcükle belirtme. (Ör. müselles: üçgen) 2. Ad tanımı (nominal tanım): Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tanımlanacak olanı belli bir sözcüğe ya da sözcüklere bağlanarak saptama . 3.Kavram tanımı (Aristoteles'te): Bir kavramın daha yüksek yakın cinsi ile onu bu cinsten ayırt eden tür ayrımını belirtme. 4.Nesne tanımı (real tanım): (nesnenin açıklanması) .Bir nesneyi yalnız başkalarından ayırmakla kalmayıp, anlamın iç ve özlü ayrımlarını ortaya çıkarmayı amaçlar. Nesne tanımı, kısa olmalı, gereksiz belirlenimlerden kaçınmalı; tam olmalı, zorunlu olan bütün belirtileri vermelidir. Dikkat! Tanım ararken cümlenin yüklemine “Nedir veya neye denir?” soruları sorulmalıdır. Şifre Sadece yüklemlere odaklan, gereksiz yere zaman kaybetmezsin! Buna göre seçenekler incelendiğinde I. cümlenin yüklemine “nedir?” sorusu sorulabilir. “Günlükler, yazan kişinin hem kendisiyle hem yaşadığı dönemle hem de o günlükleri okuyacak olanlarla kurduğu içtenlikli bir diyalogdur.”



(I)Bu şairimizin büyük bir titizlikle yazdığı şiirleri giderek yetkinleşip olgunlaşıyor. (II)Her kitabı bir öncekini aşıyor, derinleştiriyor, bütünlüyor. (III)Okurun duyarlığını geliştiriyor.(IV) Böylece çağının, toprağının, insanının tarihi oluyor onun şiiri. (V)Sessiz, usul usul akan, kişisel ve toplumsal bir tarih.(I)Bu şairimizin büyük bir titizlikle yazdığı şiirleri giderek yetkinleşip olgunlaşıyor. (II)Her kitabı bir öncekini aşıyor, derinleştiriyor, bütünlüyor. (III)Okurun duyarlığını geliştiriyor.(IV) Böylece çağının, toprağının, insanının tarihi oluyor onun şiiri. (V)Sessiz, usul usul akan, kişisel ve toplumsal bir tarih.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin açıklamasıdır?

Açıklama Nedir? Açıklama, kısaca izahat demektir. Bir kavramı açan, onu aydınlatan, onun hakkında bilgi veren izahata açıklama denir. Bir başka deyişle açıklama “bilgilendirme” demektir. Püf Noktası! Bir cümlenin kendinden önceki cümlenin açıklaması olması için o cümlede “Başka bir deyişle, yani, zira, çünkü…” gibi ögelerin olması gerekir. Bunlar yoksa bile bizim zihnen bunları yakıştırmamız gerekir. Örneğin bu sorunun birinci cümlesinde geçen “şiirlerinin giderek yetkinleşip olgunlaşması” kavramı, kendinden sonra gelen “ her kitabı bir öncekini aşıyor, derinleştiriyor, bütünlüyor” sözleriyle aydınlatılmıştır.



(I)“Mükemmel”in peşine düşmüş her birey için yaşam zordur.(II) Böyle bir tutum içinde olanlar, kendi yaşamını ve çevresindekilerin yaşamını zorlaştırır.(III) Çünkü onlar bir tür ulaşılmazın peşine düşmüşlerdir. (IV)Bunun için, ulaşma aşaması onlara keyif verir, onun uğruna mücadele etmekten zevk alırlar. (V)Divan edebiyatı şairleri gibi, sevgili değildir onların derdi, sevgiliye kavuşma yolunda çektikleri cefadır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden sonra gelen cümlenin nedenidir?

ŞİFRE: Bir cümlenin kendinden sonra gelen cümlenin nedeni olması için o cümleden sonraki cümlede “ bunun için, bundan dolayı, bu yüzden, bu sebeple…vb.” bağlayıcı ögelerin olması gerekir. Peki Ya Bunlar Yoksa? O zaman da bu bağlantı ögelerini ekleyebildiğiniz cümleleri bulup bu cümleden önce gelen cümleyi seçmeniz gerekir. Dikkat edilirse IV. cümlede “bunun için “ ilgeci kullanılmıştır. Bu durumda yanıt bu cümleden önce gelen cümlede aranır. .(III) Çünkü onlar bir tür ulaşılmazın peşine düşmüşlerdir. (IV)Bunun için, ulaşma aşaması onlara keyif verir, onun uğruna mücadele etmekten zevk alırlar.



(I)Bu şairimizin hiç unutamadığım özellikleri alçakgönüllülüğü ve hoşgörüsüydü. (II)Edebiyatla uğraşmanın sürekli çalışmak olduğunu belirtirdi. (III)Bazen ben birinin şairliğini beğenmediğimi söylesem, “Söylenme, yıllardır şiir yazar o. On tane bile iyi dizesi olsa, birini şair olarak nitelemek için yeterlidir bu.” derdi.(IV) Bu sözlerini rehber edindiğim için şairler hakkında yorum yaparken dikkatli eleştiriler yaparım.(V) Artık ben onun geldiği noktaya geldim : Bir tek iyi bir dizesi olsa iyi şair yazarım.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde dolaylı anlatıma başvurulmuştur?

Dolaylı Anlatım Nedir? Birinci kişinin ağzından değil de ikinci kişilerin ağzından aktarmaya denir. Püf Noktası! Dolaylı anlatım ararken ………………… dığını söyledi. ………………… eceğini belirtti. (söyledi) gibi cümle yapılarını aramalısınız. Buna göre seçenekler incelendiğinde II. cümlede geçen “Edebiyatla uğraşmanın sürekli çalışmak olduğunu belirtirdi.” cümlesinde dolaylı anlatıma başvurulmuştur.



(I) O benim yalnızca sevdiğim, beğendiğim bir şair değil, en yakın dostumdu. (II)Kırklı yıllardan doksanlı yıllara kadar süren bir dostluktu. (III)Şiirlerinde her zaman canlı, hareketli, coşkuluydu. (IV)Her zaman yeni duyarlıklar arayan biriydi.(V) Belki, çok yazmayan ama her dizesi ışık veren, insanın içine işleyen, etkin, kalıcı…

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde yazarın özgünlüğüne ilişkin bir yargı vardır?

Soruyu çözmeden önce anlatımın nitelikleri hakkında biraz bilgi verelim. ÖZGÜNLÜK (YENİLİK-FARKLILIK): Bir anlatımın diğerlerinden ayrılan yönü, bir anlatımı diğerlerinden ayıran nitelik. YALINLIK: Süssüz anlatım, söz sanatlarına dayalı olmayan anlatım demektir. DURULUK: Anlatımı gereksiz ek ve sözcüklerden arındırmaya denir. YOĞUNLUK: Az sözcükle çok şey anlatmaya denir. Anlamı derinleştirmek, anlatımı özlü hale getirmektir. (özlülük) AKICILIK: Rahat söyleyiş, rahat okunurluk, sözcüklerin rahatlıkla söylenebilmesi yeteneğidir. SÜRÜKLEYİCİLİK: Konunun etkileyici olması, okuru sarması, heyecanlandırması anlamına gelir. DOĞRULUK: Sözcüklerin dil bilgisi kurallarına ve anlam özelliklerine uygun kullanılmasıdır. Şimdi sorumuzu çözebiliriz. Buna göre IV. cümlede geçen” Her zaman yeni duyarlıklar arayan biriydi.” yargısında yazarın özgünlüğüne ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. UNUTMA! Bir şairin başkalarından ayrılabilmesi için kendi yolunu bulması gerekir. Kendi yolunu bulmak da özgünlük, farklılıkla ilgilidir.



(I) Bu yıl on beşincisi yapılacak olan Altın Koza Film Festivali, ülkemizde ve dünyada çekilen uzun ve kısa metrajlı filmlerle belgeselleri, sinemaseverlerle buluşturmayı hedefliyor. (II) Festivalde, on üç bölümde toplam yüz doksan beş film gösterilecek. (III) Tüm filmlerin ücretsiz olarak izlenebileceği festivalde, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması” yer alıyor. (IV) Yarışmada, son dönemde çekilen Türk filmleri Altın Koza için yarışacak. (V) Bu yıl festivalde, Akdeniz ülkelerinden gelecek yabancı yönetmenler de ağırlanacak.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “aynı etkinliğin tekrarlanacağı” anlamı vardır?

Benzer bir etkinliğin tekrarlanması için daha önce yapılan bir etkinliğin tekrar yapılacağı anlamı olmalıdır. Örnek: - Bu yıl da onlarla aynı yerde panel yapılacak. Buna seçenekler incelendiğinde III. cümlede geçen ” Tüm filmlerin ücretsiz olarak izlenebileceği festivalde, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması” yer alıyor.” İfadesinde aynı etkinliğin tekrarlanacağı anlamı vardır?



(I)Yorum, ele alınan konuyu düşünsel arayışlarla irdeleyip belirgin kılmayı gerektirir. (II)Bilgi, yorumun besleyici ögesidir. (III)Sağlam bilgiyi ancak o alanın uzmanları verebilir. (IV)Bu yüzden bilginin bağlayıcılığı vardır ama yorumun yoktur. (V)Yorumun düşünsel alanı geniştir .(VI)Yorum yaparken görsel-işitsel kaynaklardan, okunanlardan yararlanma olanağı vardır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri arasında neden-sonuç ilgisi kurulabilir?

Unutma! Bir cümlenin nedeni genellikle ya kendisinden önce ya da kendisinden sonraki cümledir. Püf Noktası! İki cümle arasında “çünkü, zira, bu nedenle, bundan dolayı…” gibi ilgiler varsa bu cümleler arasında “neden-sonuç” ilgisi vardır. Örnekler: 1. Sınav var, bu yüzden heyecanlıyım. I. cümle II. cümle 2. Ders çalışıyorum çünkü yarın sınavım var. I. cümle II. cümle Kısacası bir cümlede “zira, bu yüzden, çünkü, bunun için…vb.” bağlantı ögeleri varsa o cümle ve ondan önceki cümle arasında “neden-sonuç “ anlamı vardır. Metinde geçen cümleleri incelendiğinde dikkat edilirse IV. cümlede “ bu yüzden “ bağlantı ögesinin kullanıldığı görülecektir. (III)Sağlam bilgiyi ancak o alanın uzmanları verebilir. (IV)Bu yüzden bilginin bağlayıcılığı vardır ama yorumun yoktur. O halde yanıtımız III. ve IV. cümledir.



I. Öncelikle vazoya yerleştirdiğiniz çiçeklerin yapraklarının suya değmemesine dikkat edin.

II. İki günde bir vazodaki suyu dinlenmiş suyla değiştirin.

III. Suyu mikroplardan arındırdığı için her su değişiminde bir yemek kaşığı çamaşır suyunu vazoya koyun.

IV. Her su değişiminde çiçek saplarını çapraz olarak 5 cm kesin.

V. Çiçeği doğrudan güneş alan yerlere koyarsanız çiçeğin kurumasına yol açarsınız.

Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde örtük bir öneri vardır?

Örtük Nedir? Üstü kapalı olarak dile getirilen anlam ya da içerik. Dikkat edilirse I.de “dikkat edin”, II. de “değiştirin” ,III. de”vazoya koyun”, IV.de “kesin” önerileri açkıca belirtilmiştir. Ama V.de “Çiçeği güneş alan yerler doğrudan koymayın.” diye açıkça belirtilmiyor. “Koyarsanız kurumasına yol açarsanız:” şeklinde dolaylı olarak belirtiliyor.



(I) On beş yıllık bir şiir serüveninden bu denli az şiir seçmem, o dönemde bazı şiirlerimi yadsımamdan kaynaklanıyor. (II) Bunlar İkinci Yeni ve aşk şiirleridir. (III) Sanki onları ben yazmamışım gibi bir kenara ittim. (IV) Zaten o yıllarda iyi bir şair olduğuma ben de inanmamıştım. (V) Bu yanılgıyı hem gidermek hem de geçirdiğim şiir evrelerini okurlara gözleme olanağı vermek istiyorum. (VI) Okurlarımın bu konuda anlayışlı olacaklarını düşünüyorum.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?

Dikkat! Anlatımın akışını bozan cümle parçada geliştirilmek istenen düşünce ve konuyla ilgili olmayan cümledir. Parçada işlenen konunun başka bir boyutu ele alınıyorsa ya da geliştirilmek istenen düşünceyle ilgili olmayan bir düşünce geliştirilmişse akış bozulur. Bu parçanın bütününde şair şiir seçkisine şiirlerinin bir kısmını alıp bir kısmını almama gerekçelerine değiniyor. Fakat parçanın ikinci cümlesinde geliştirmek istediği düşüncenin dışına çıkarak şiirlerin konusuna (tematik özelliklerine) değiniyor. Bu durumda ikinci cümle anlatımın akışını bozmuş olmaktadır. Şekil olarak da bakıldığında I. cümlede bir yadsımadan söz ediliyor. III. cümlede bu yadsımanın gerekçesine değiniyor. Ama II’de konuya bakış değişmiş şiirlerin konusunun ne olduğu belirtiliyor.



Toplumsal hayatla unuttuğumuz ve çoğu kez farkında olmadığımız bir şey var, kendimize ait olduğumuz kadar topluma da ait olduğumuz. Bunu göz önüne almadığımız, bunun şuuruna varmadığımız an toplumsal huzursuzluklar artar. Toplumların en çok rahatsız oldukları dönemler bunu göz ardı edenlerin toplumda arttığı dönemlerdir.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?