Genç bir yazarın, sevdiği yazarları seçmesinin her zaman önemli bir adım olduğuna kuşku yok. Sonunda yazı yolunun üstündeki her dönemeçte bir yazarla karşılaşır genç yazar ve sevdiği yazarların niteliği, gideceği yolun ucunun baştan görülmesini sağlar...

Bu parçada anlatılanlar aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir?

Özgünlük Nedir? Bir sanatçının kendi kişisel özelliklerinden yola çıkarak geliştirdiği yaratıcı ve farklı teknik. Öykünmecilik Nedir? Yazarı yazdıklarında başkasından etkilenmesi, onları izlemesi. Buna göre parçada geçen sanatçının yolunun üstünde sanatçılarla karşılaşması öykünmecilikle ilgilidir Ama gideceği yolun niteliği de özgünlükle ilgilidir.



1. Devrik cümleler kullanılmıştır.

2. Hayal ürünü öge içermektedir.

Aşağıdakilerin hangisinde yukarıda verilen iki özellik bir arada kullanılmıştır?

Devrik Cümle Nedir? Yüklemi sonda olmayan cümleye denir. Hayal Ürünü Öge Nedir? Düşsel ögelerin kullanıldığı anlatıma denir. Okurda bir konuyla, bir kavramla ilgili uzak çağrışımlar yaratmak amacıyla kullanılır. Bu durum anlatımı akıl dışına çıkarma yoluyla sağla¬nır. Bir başka deyişle, düşsel ögede kavramların gerçekle bağı koparılır. Dikkat Düşsel (hayali) öge kullanmanın diğer adı “soyutlama” dır.



Herhangi bir resimden söz eden bir yazıyı okuduktan sonra, siz gene de bu resmin kendisini oku-maya çalışın. Kuşkusuz, bu okuma sizden çok özel bir çaba ister. Ancak bu çabanın sonunda yepyeni bir dünya keşfedeceğinizi unutmayın. Biz yazarların sözcükleri bir pusula işlevi görür, o kadar... Ama pusula sanatsız ve süssüz olmalıdır.

Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir?

Açıklık Anlatılanın kuşkuya, belirsizliğe yer vermeyecek biçimde anlaşılır olma özelliğidir Anlatımda açıklık; sözcüklerin, deyimlerin uygun yerde ve anlamda, noktalama işaretlerinin eksiksiz ve yerli yerinde kullanılmasıyla sağlanır. Duruluk Duruluk, düşünceyi yeterli sözcük ya da sözcük öbeği kullanarak anlatmadır. Duru bir anlatımdan tek sözcük çıkarılamayacağı gibi, tek sözcük de eklenemez.. Özlülük Az sözle çok şey anlatma niteliğidir. Gerekli olduğu kadar sözcük kullanarak okuyucuyu düşündüren, onun söylenenlerden yola çıkarak çağrışımlara ulaşmasına olanak veren, derinliği ve anlam yoğunluğu olan anlatım, özlü bir anlatımdır. Dikkat! Özlü anlatım aynı zamanda derin ve yoğun anlatımdır. Yalınlık Yalınlık, anlatımın süsten, gösterişten, özentiden, basmakalıp söyleyişlerden uzak olması niteliğidir. Yazıyı ya da yapıtı elden geldiğince yalınlaştırma, yani fazlalıkları atarak en az sözle en çok şeyi söyleme, onu yalnızca en güzele, en kusursuza değil, aynı zamanda en doğala da yaklaştırır. Doğallık Gerçeklik duygusunu zedeleyici ve yadırgatıcı olmayan, yapaylıktan uzak anlatım; doğal bir anlatımdır. Doğallık bir duygu ya da düşünceyi içten geldiği ya da olduğu gibi anlatmadır. Doğal anlatım aynı zamanda herkesin konuştuğu ve yazdığı sözcüklerden malzemesini oluşturmaktır. Akıcılık Anlatımda; dilin takılacağı pürüzlerin, ilgiyi azaltacak ve dağıtacak duraksamaların bulunmaması demektir. Kısaca kolayca ve istekle okunan bir yazıda akıcılık niteliği vardır. Akıcılığı sağlamak için: okurken kulağa hoş gelmeyen, akışı engelleyen aynı ya da yakın seslerden oluşmuş sözcüklerin kullanılmaması. Çeşitlilik Anlatımda tekdüzeliğin aşılmış olmasıdır. Bu da kısa ve uzun cümlelerin, devrik ve kurallı cümlelerin yerinde kullanılmasıyla; değişik yapılı, değişik yüklemli, değişik kipli cümlelere yer verilmesiyle sağlanır. Özgünlük Duygunun, düşüncenin, kavramın ya da bir gerçeğin anlatımının, anlatana özgü nitelikler taşımasına özgünlük denir. Özgün yazılarda sanatçı, başkasının yazılarından farklı ürünler ortaya koyar. Kendini kanıtlamış, kendine bir yol çizebilmiş sanatçıların anlatımı özgündür. Etkileyicilik Etki; bir kimsenin ya da nesnenin başka bir kişi ya da nesne üzerindeki gücüdür. Etkileyicilik, bu gücü kullanarak kişiyi ya da nesneyi zor kullanmadan değiştirmeye çalışmaktır. Sanat yapıtlarının tümünde kişiyi az çok etkileyen bir yan vardır. Bu yapıtların yaygın bir üne kavuşmaları, etkileyicilikleriyle orantılıdır. Sürükleyicilik Yazının merak ögesi ağır bastığı için bir çırpıda okunabilme özelliğidir. Dikkat Akıcılık ve sürükleyicilik aynı kavramlar değildir. Dikkat edilirse parçanın genelinde gösterilenlerin dışında başka gerçekler de var eserlerde mesajı verilmek isteniyor. Bu da sanat eserlerinin yoğun içerikli ürünler olduğunu göstermektedir. Dikkat “Yoğunluk- özlülük -derinlik “ kavramları birbiriyle ilgilidir.



İnsanoğlunun çaresizliğe düştüğü, yaşadığı toplumsal ortamda bir başına, yapayalnız kaldığı ve başkalarının yardımına gereksinim duyduğu anlar vardır. Böyle zamanlarda her kapıyı çalar. Ne var ki bütün kapılar kapanmıştır yüzüne. Tam anlamıyla bir çaresizlik içindedir. Bir öyküye, bir romana konu olabilecek böyle bir durumu” yer demir gök bakır” deyimiyle somutlaştırıcı bir biçimde ne güzel anlatmıştır Türkçemiz.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

Özlülük Nedir? Sözün bir etki bırakmak amacıyla en az sözcükle ifade edilmesidir. Özlü anlatım daha çok deyim, atasözleri ve imgesel anlatımda karşımıza çıkar. Bu parçada Türkçenin özlülüğüne vurgu yapılmıştır. Bir öykü ve romana konu olabilecek genişlikte olan bir konuyu Türkçe “yer demir gök bakır” deyimiyle en az söze indirgeyebilmiştir.



Onun kaleminden çıkan yazıları hemen tanırsınız; Çünkü onun yazıları kimsenin yazısına benzemez. Okurken dilinizin takıldığı bir cümle olmaz. Sanki düz yolda gidiyorsunuz gibidir. Öyle yazıları vardır ki beni günlerce uykusuz bırakmıştır. Yaşamımda birçok değişikliği onun yazılarına borçluyum.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemektedir?

ÖZLÜLÜK: Az sözcükle çok şey ifade etme. ÖZGÜNLÜK: Kendi özelliklerini yansıtma. AKICILIK: Rahat ve kolay söyleyiş ETKİLEYİCİLİK: Yazının okurun düşünce dünyasını değiştirebilmesi SÜRÜKLEYİCİLİK: Okurun kitabın özellikle konusunu ilginç bulup merak edip elinden atamaması Buna parça incelendiğinde 1. Yazıların hemen tanınması özgünlükle 2. Okurken dilin takılmaması akıcılıkla 3. Yazıların uykusuz bırakması sürükleyicilikle 4. Yaşamımdaki birçok değişim ona borçluyum yargısı etkileyicilikle ilgilidir.



Şiirlerinden hiçbir sözcüğü çıkaramazsınız. Dizeleri billur bir su gibi akar gider. Rahat bir söyleyişi vardır. Anlatımını boyamayı sevmez. İster ki okuyan herkes bu şiirlerden bir şeyler anlasın.

Bu parçada

I. Akıcılık

II. Yoğunluk

II. Bütünlük

IV. Yalınlık

V. Açıklık

kavramlarının hangisinden söz edilmemiştir?

AKICILIK: Seçilen sözcüklerin zorlanmadan çıkarılabilmesi özelliği YOĞUNLUK: Anlatımın mecaz ve imgesel olması ya da anlatımın derin ve özlü olması BÜTÜNLÜK:Anlatımın gereksiz sözcüklerden arınık olması YALINLIK: Süssüz ve mecazsız anlatım AÇIKLIK:Anlatımın anlaşılır olması Dikkat edilirse parça anlam yoğunluğuyla ilgili bir yargı içermemektedir.



Rengi uçmuş, sıradan yaşamımızda kendimize bir ziyafet çekmek istediğimiz zaman kitapların kapağını aralarız. Büyük bir açlıkla sayfaları çeviririz. Gözlerimiz sözcükleri iştahla birer birer yerken zamandan ve mekândan kopuveririz. Başka insanların, başka diyarların görünmez konukları oluveririz. Bu deneyimin ardından yaşadığımız ana geri döndüğümüzde ise ruhumuzda kopan fırtınalar ya şiddetlenir ya da dinginleşir ama her zaman bir şeyler değişir içimizde.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

Etkileyicilik Nedir? Etki, bir kimsenin ya da nesnenin başka bir kişi ya da nesne üzerindeki gücüdür. Etkileyicilik, bu gücü kullanarak kişiyi ya da nesneyi zor kullanmadan değiştirmeye çalışmaktır. Sanat yapıtlarının tümünde kişiyi az çok etkileyen bir yan vardır. Sanat yapıtlarının gücü alıcısını izleyicisini değiştirmesindedir. Sürükleyicilik Nedir? Yazının merak ögesi ağır bastığı için bir çırpıda okunabilme özelliğidir. Sürükleyicilikte esas olan konun ilginç olması ve merak ögesinin ağır basmasıdır. Parçada geçen” . Büyük bir açlıkla sayfaları çeviririz. Gözlerimiz sözcükleri iştahla birer birer yerken zamandan ve mekândan kopuveririz.” ifadeleri sürükleyicilik ve etkileyicilikle ilgilidir.



Kişiliğimizin oluşup gelişmesinde okuduklarımızın büyük payı vardır. Her yazar, kişiliğimizin temeline ayrı bir taş koyar. Bu, edebiyatın temel işlevlerinden biridir.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

Etkileyicilik Nedir? Etki, bir kimsenin ya da nesnenin başka bir kişi ya da nesne üzerindeki gücüdür. Etkileyicilik, bu gücü kullanarak kişiyi ya da nesneyi zor kullanmadan değiştirmeye çalışmaktır. Sanat yapıtlarının tümünde kişiyi az çok etkileyen bir yan vardır. Sanat yapıtlarının gücü alıcısını izleyicisini değiştirmesindedir. Bu parçada geçen” Her yazar, kişiliğimizin temeline ayrı bir taş koyar.” Yargısı sanat yapıtının izleyicisini,alıcısını değiştirme gücüne Gönderme yapılmıştır.



İşte size oradan yazıyorum. Kapım ardına kadar açık, etraf günlük güneşlik.Işık içinde pırıl pırıl, güzel bir çam korusu karşımda, yamacın eteklerine uzanıyor... Ufukta Alplerin zarif tepeleri beliriyor... Çıt yok... Ancak, uzaktan uzağa bir kaval sesi, lavanta çiçekleri arasından bir kuşun ötüşü, yoldan da bir katır çıngırağı... Bütün bu güzel manzara, ancak ışıkla can buluyor.

Yazar, bu metnin anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurmuştur?

Anlatıma Şiirsellik Katmak Nedir? Lirik ögeler, mecazlar ve benzetmelerden yararlanarak yapılan anlatıma şiirsel anlatım denir. Unutma Eksiltili (tamamlanmamış) cümleler kullanmak da anlatıma şiirsellik katar. Dikkat edilirse bütün bu parçada mecazlı ve eksiltili anlatıma başvurulmuştur.

Yeni romanını merakla bekliyordum. Olaylar beni öyle etkiledi ki bir gecede bitirdim romanı. Olay-ların şaşırtıcılığı beni uyutmadı. Kullandığı sözcüklerin hepsi bizden. Pazardan domates alırken kullandığımız bir dille oluşturmuş yazılarını.

Bu parçada geçen altı çizili sözcükler aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir?

AKICILIK: Seçilen sözcüklerin zorlanmadan çıkarılabilmesi özelliği YALINLIK: Süssüz ve mecazsız anlatım DOĞALLIK: Gerçeklik duygusunu zedeleyici ve yadırgatıcı olmayan, yapaylıktan uzak anlatım; doğal bir anlatımdır. Doğallık bir duygu ya da düşünceyi içten geldiği ya da olduğu gibi anlatmadır. Doğal anlatım aynı zamanda herkesin konuştuğu ve yazdığı sözcüklerden malzemesini oluşturmaktır. ETKİLEYİCİLİK: Yazının okurun düşünce dünyasını değiştirebilmesi SÜRÜKLEYİCİLİK: Okurun kitabın özellikle konusunu ilginç bulup merak edip elinden atamaması DURULUK: Anlatımı gereksiz ek ve sözcüklerden arındırma Bu açıklamalara göre altı çizili sözcükler incelendiğinde öyle etkiledi ki bir gecede bitirdim-Sürükleyicilik ve etkileyicilik Kullandığı sözcüklerin hepsi bizden -Doğallık

Turgut Uyar’ın canlı konuşma diliyle soyut deyimleri yan yana kullanması mükemmeldir. “Arz-u Hal” adlı ilk eserinde vezinli ve kafiyeli şiirler denemiştir. Ahenkli mısralarında halk deyimlerinden yararlanmıştır. Çoğu mısraları iyi işlenmiş olmakla birlikte bunlar arasına nesre benzeyen parçalar katmasını yadırgıyorum.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soyutlama Nedir? Soyutlama da, somutlamanın tam tersi bir özelliğe sahiptir. Yani aslında somut olan bir şeyi soyut gibi kullanmak, somut olan sözcüğü soyut anlamda kullanmaktır. Örnekler: Attığı taş kafamı yardı. Bu cümlede taş sözcüğü somut anlamlıdır. Elle tutulabilir bir varlıktır. Şimdi ise taş sözcüğünü soyut anlamda kullanalım: Çok taş kalplisin. ( Bu cümlede de taş sözcüğü, duygusuz anlamında kullanılmıştır. Yani somutken soyut yapılmıştır. ) Bu parçada dikkat edilirse soyutlama yapılmamıştır.



(I)Tarihî mutfak kültürümüz derinlemesine incelenmediği için bugün doğru bildiğimizi sandığımız birçok bilginin yanlış olduğunu anlıyoruz. (II) Örneğin “mücver” bir yemeğin adı değil, pişirme tekniğinin adı. (III)Kayıtlara dayanarak yaklaşık yirmi değişik “mücver” yemeğinden söz edebiliriz. (IV) Ama günümüzde sadece sakız kabağından yapılan mücver biliniyor. (V) Aslında, sadece yemeğin yapımı değil, yemeğin yapımı ve tüketimi sırasında aile içi ilişkilerin güçlenmesi ve sosyalleşmenin sağlanması istenir. (VI) Bu nedenle tarihî mutfak kültürü içinde kalmış ve unutulmuş yemeklerimizi incelemeli ve onları uyarlayarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız.(VII) Kendine özgü özellikleri olan bir mutfak kültürünün varlığı ancak bu yolla sağlanabilir.

I. Bilgi güncellenmesi

II. Gerekçe bildirme

III. Kendince olabilmeyi becerme

IV. Sayıp dökmelere değinme

Bu parçada yukarıdakilerin hangileri çıkarılamaz?

-“Bugün doğru bildiğimizi sandığımız birçok bilginin yanlış olduğunu anlıyoruz” yargısından bilginin güncellendiğini çıkarabiliriz. -VI. cümlede geçen” bu nedenle” sözünden parçada bir gerekçe bildirildiği anlaşılmaktadır. -“ Kendine özgü özellikleri olan” sözünden de kendince olabilmeyi becerme anlamı vardır. O halde parçada sayıp dökme yoktur. SAYIP DÖKME NEDİR? (Söz sanatı terimi) Bir işin türlü hallerini, bir şeyin bütün parçalarını zihne çarpacak şekilde art arda sıralayıp söyleme. ? Örnek-1 Bir mühendisi, bir şairi, bir doktoru, hattâ ismini bile ömrünüzde işitmediğiniz her hangi bir mesleğe mensup birini, hiç anlamadığınız bir işten dolayı beğenir gibi olunuz, derhâl...? - Ahmet Haşim. Örnek-2 Her şeyi göze alanlar, aysız bir gece vakti yalnız kabı kacağı, tası tarağı, yatağı yorganı değil; ellerindeki nasırı, soludukları dağ kokusunu, içlerindeki sesleri, dedelerinin anlattıkları göç hikâyelerini, yaşayıp biriktirdikleri ne varsa güçleri yettiğince yüklediler kamyona.



Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden sonraki cümlenin “gerekçe” sidir?

Neden Nedir? Bir şeyi etkileyen, oluşturan, doğuran şey. Etkileyici neden: Başlangıçta bulunan edici, yapıcı, etkileyici neden. Ereksel neden: Bir son, erek güden neden. Etkileyici neden, bir başka olayı doğuran, bir olayı ya da bir eylemi yaratan varlığı göstermek için; Amaçsal neden de, bir edimi gerçekleştirmek üzere güdülen ereği göstermek için kullanılır. Bunların her ikisi de gerekçedir. Şifre Bir cümlede “bu nedenle, bu yüzden, bundan dolayı, bu sebeple, o yüzden… vb.” sözcükler varsa o cümleden önce gelen cümle bu cümlenin nedeni olur. Nasıl Yani? Yani böyle bir sorunun cevabını ararken parçada yukarıdaki sözcüklerin geçtiği cümleyi belirleyin. Diyelim ki VI. cümlede bu nedenle sözünün gördünüz. Yanıt V. cümle olur. Bulduğunuz yerden önceki cümleyi cevap olarak seçiniz. Bu soruda dikkat edilirse VI. cümlede de “bu nedenle” sözü kullanılmış. Bu durumda yanıt V. cümledir.



Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Aklında Kalsın! Bir parçada değinilmeyeni bulabilmek için öncelikle parçanın başından ve sonundan ikişer cümleyi okuyup seçeneklerle ilişkilendirin mutlaka en az üç seçenek elersiniz. Baştan iki cümle Tarihî mutfak kültürümüz derinlemesine incelenmediği için bugün doğru bildiğimizi sandığımız birçok bilginin yanlış olduğunu anlıyoruz. Örneğin “mücver” bir yemeğin adı değil, pişirme tekniğinin adı. Bakın mesela ikinci cümleden B seçeneğine değinildiğini görüyorsunuz. Son İki Cümle Bu nedenle tarihî mutfak kültürü içinde kalmış ve unutulmuş yemeklerimizi incelemeli ve onları uyarlayarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Kendine özgü özellikleri olan bir mutfak kültürünün varlığı ancak bu yolla sağlanabilir. Otantik Nedir? Eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan, özgün. Sizce bu iki cümleden C ve E elenir mi? Bence elenir. “Onları uyarlayarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız.” İfadesinde sentezleme yapmak anlamı vardır. Sentez Nedir? Element veya başka maddeleri bir araya getirerek bileşik cisimler oluşturma, bireşim. V. cümlede geçen “sadece yemeğin yapımı değil, yemeğin yapımı ve tüketimi sırasında aile içi ilişkilerin güçlenmesi ve sosyalleşmenin sağlanması istenir.” yargısından D’ye değinildiği görülmektedir. O halde belli oldu. Dikkat Önce baştan iki cümle sonra seçenek ele. Bu bitti mi sondan iki cümle okuyup sonra seçenek ele.



Bu parçada numaralanmış cümleleri arasında yargısal karşıtlık vardır?

Yargısal Karşıtlık Nedir? Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi. Şifre “fakat, tersine, ama, lakin, oysa, oysaki, halbuki.” İki yargıyı karşıtlık ilgisiyle bağlar. IV. cümle incelendiğinde “ama” bağlacının kullanıldığı görülecektir. O halde III. cümle ve IV. arasında yargısal karşıtlık vardır, denebilir.



Bazı çocuk psikolojisi kitaplarında annelerin ve babaların tutarlı olmaları, aynı davranışa her zaman aynı tepkiyi göstermeleri gerektiği belirtilir. Örneğin, “Bugün kızdığımız bir davranışa, ertesi gün de kızmalıyız yoksa tutarsız davranmış oluruz.” denir. Ama aslında bu ilke insanın doğasına aykırıdır. Dinç ve neşeliyken çocuğumuzun katlanabildiğimiz bir davranışına, yorgun ve sıkıntılıyken katlanamayabiliriz.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sorumuzu daha önceki sorularda açıklamadığımız bazı kavramları açıklayarak çözmeye başlayalım. Öyküleyici Anlatım Nedir? Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Öyküleyici anlatımda olay, bir zaman sırasına göre, birbirini izleyen eylemler halinde verilir. . Öyküleyici anlatımda temel amaç okuyucuyu olay içinde yaşatmak ve onu bu yolla etkilemektir. Dikkat! Öyküleme, anlatım tekniği bakımından betimlemeye benzer; ancak betimlemede yazarın izlenimleri söz konusuyken öykülemede olayın aktarımı, eylemlerin oluş sırasına göre verilişi esastır. Sanatsal Öyküleme: Okuyucuyu olay içinde yaşatmayı ve olaya ortak etmeyi amaçlar. Öykü ve roman gibi edebi türlere özgü olan bu öyküleme türünde olaylar canlı bir akış içinde verilir. Dil, öznel ve etkileyicidir. Örnek : Sokağın ortasında yapayalnız kalan ihtiyara yaklaştım. Saygılı ve sıcak bir şekilde iyi olup olmadığını sordum. Beni duymadı. Omzuna dokunup biraz daha yüksek sesle yineledim sorumu. Tuhaf tuhaf bana baktı. Sanki "niye böyle bir soru soruyorsun," der gibi. Açıklayıcı Öyküleme: Bilgilendirme, öğretme amaçlı betimleme türüdür. Bir olayın, bir deneyin oluşumu anlatılırken, bir aracın işleyişi ya da bir işin yapılışı açıklanırken bu anlatım biçimi kullanılır. Olaylar, eylemler düz bir anlatımla verilir. Örnek : Atatürk bir davet üzerine Almanya'ya gitmişti. Bir askeri üste, şereflerine uçaklarla gösteriler yapılmak isteniyordu. Askeri üsse gösteri yapacak olan uçaklardan birine de Atatürk'ün binmesi kararlaştırıldı. Planlanan törende zamanı gelince Atatürk, uçağa doğru ilerlemeye başladı. Kişileştirme nedir? İnsan dışı varlıkları ve kavramları insan gibi düşündürmeye denir. Örnek: - Yine ağlıyor bulutlar. - Sevimli bir yazdı geride bıraktığımız. Parçada kişileştirme yapılmamıştır. Karşılaştırma Nedir? Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese. Parçada geçen “Dinç ve neşeliyken çocuğumuzun katlanabildiğimiz bir davranışına, yorgun ve sıkıntılıyken katlanamayabiliriz.” Yargısında karşılaştırma yapılmıştır.



Yunus Emre’nin yaptığı gibi biz de dil dergâhımıza eğri odun sokmayalım. Çoğunlukla gençler, bazen de usta yazarlar konuşmalarında, yazılarında birisinden söz ederken “akl-ı selim insan” sözünü kullanıyorlar. Hâlbuki “akl-ı selim sahibi insan” yerine “akl-ı selim insan” dendiğinde dilin ne mantığı kalıyor ne de dil bilgisi kuralı. Böyle söyleyenleri, yazanları uyaralım ki dilimiz ucube bozukluklarla dolmasın.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?

Konu Nedir? Konu, paragrafta ele alınıp işlenen olguya, kavrama, düşünceye, duyguya denir. Püf Noktası! Konuyu bulmak için “Parçada ne anlatılıyor, anlatılan nedir, bu parça neyi anlatıyor?” tarzında sorular sorulmalıdır. Püf Noktası! Bir parçanın konusu parçanın sonucu değildir. Parçanın konusu geneldir. Örneğin “sanatın kişiye kattığı değerler”, “sanatsal edimin toplumsallaşmaya katkısı”, “patates tarlasındaki işçilerin ağır çalışma koşulları” bir parçanın konusu olarak seçilebilir. Dikkat! Bir parçanın konusu aranırken; 1. Giriş cümlesine odaklan! 2. Sonuç cümlesine odaklan! 3. Giriş ve sonuç cümlelerini seçeneklerle ilişkilendir, hangisi genel olarak ilgiliyse doğru seçenek odur. Şimdi parçanın ilk ve son cümlesinden neyin sözü edilmiş bulmaya çalışalım. İlk Cümle Yunus Emre’nin yaptığı gibi biz de dil dergâhımıza eğri odun sokmayalım. Son Cümle Böyle söyleyenleri, yazanları uyaralım ki dilimiz ucube bozukluklarla dolmasın. Dikkat edilirse bir dil yanlışından ve onun nasıl giderileceğinden söz edilmiş.



(I)Kısa sürede yaşamımı değiştirdi İnternet. (II)Milyonlarca belgenin orada hazır beklemesi ve benden yalnızca bir “tık” uzaklıkta olması mutluluk verici.(III) Ne yazık ki böylesine iyi bir şeyin olumsuz yanları da var.(IV) İnternette, birçok doğru bilginin yanı sıra yanlış bilgiler de yer alıyor. (V)Bu nedenle, oradan edindiğimiz bilgileri kullanırken daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi “neden” bildirmektedir?

Şifre “Bu nedenle, bu yüzden, bunun için vb.” sözcüklerden önce gelen yargı kesinlikle neden bildirir. Dikkat edilirse V. cümlede “bu nedenle” sözü kullanılmıştır.

Bu parçadan

I. Bir durumu değerlendirme

II. Yakınmada bulunma

III. Öngörüde bulunma

IV. Öneriler sunma

V. Hayıflanma

bildirme durumlarından hangisi yoktur?

Değerlendirme Bir şeyin nitelik ya da niceliği üstüne yapılan çalışma sonucu varılan yargı. Bir şeyin iyi ve kötü yönlerini inceleyerek belirten yargı. Dikkat Değerlendirmede daima bir durum iyi veya kötü yönleriyle yorumlanır. Yakınmak Sızlanmak, sızlanarak anlatmak, şikâyet etmek. Öngörü Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma. Gelecekteki olayları önceden sezinleme. Öneri Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif. Hayıflanma Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek Kaybedilen bir fırsat için üzülmek. Şifre -1 “Ne yazık ki” daima hayıflanma bildirir. Şifre-2 Bir yüklemde “dikkatli olmamız gerekiyor. “ ifadesi varsa kesinlikle öneri vardır. Dikkat edilirse parçada İnternet’e ilişkin yorumlamalar da yapılmıştır. Ama gelecekte bir işin nasıl olacağına ilişkin bir öngörü yoktur. Ayrıca parçada bir şikayette bulunma anlamı da yoktur.



(I)Yazı, bir düşüncenin, harflerden oluşan sözcükler aracılığıyla yazım kurallarına uygun olarak bir nesne üzerinde sunulmasıdır. (II) Konuşmaysa bir düşünceyi belirten sözcüklerin seslendirilmesi diye tanımlanabilir. (III) Konuşmada, anlatılmak isteneni el, kol ve yüz hareketleri, ses tonu destekler. (IV) Sesin alçaltılıp yükseltilmesi, sese ezgi katılması konuşmayı etkili kılar. (V) Yazıda kullandığımız noktalama işaretleri duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmeye, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmaya yarar. (VI) Bu nedenle noktalama işaretlerinin nerede hangi amaçla kullanıldığını iyi bilmek gerekir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Öznellik Kişileri, nesneleri yazarın kişiliğine bağlı olarak, yazarın duygularına göre yansıtan anlatım özelliği. Nesnellik Kişileri, nesneleri, yazarın kişiliğinden bağımsız olarak, duygulardan arındırılmış anlatım. Karşılaştırma Kişi ve nesnelerin benzer veya farklı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese. Açıklama Bir olay ya da bir kavramı örtük ve kapalı yönleriyle çözümleyerek, tüm içeriklerini sayıp dökerek açıklığa kavuşturma. Başka bir deyişle bilgilendirme. Yukarıdaki bilgilendirmelere bağlı olarak seçenekler incelendiğinde doğru cevabın E olduğu görülecektir. Neden? Çünkü “ bu nedenle, bu yüzden, bundan dolayı gibi sözcükler taşıyan cümleler kendinden önceki cümlenin nedeni değil, sonucudur.



Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde tanımsal bir nitelik vardır?

Tanımsal Nitelik Nedir ? Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif. Şifre Bir cümlenin yüklemine nedir veya neye denir sorularını sorup cevap alabiliyorsak o cümlede tanımsal bir nitelik var demektir. Buna göre birinci ve ikinci yargılara bakıldığında yazı ve konuşmanın niteliklerinin tam ve eksiksiz bir şekilde verildiği görülmektedir.



Bu parçadan

I. Yazı duygu ve düşünceleri anlatan bir araçtır.

II. İyi bir yazı için yazanın sahip olması gereken bazı beceriler vardır.

III. Konuşma ve yazı farklı amaçlara hizmet eder.

IV. Yazılarda konuşmayla aktardığımız jest ve mimikleri göstermemiz beklenemez.

V. Yazı imsel, konuşma sessel özellikler taşır.



yargılarından hangisine varılamaz?

Dikkat “varılamaz, çıkarılamaz, söylenemez…vb.” soru tiplerinde sadece açık anlamları değil metindeki verilen sözcüklerden çıkarılabilecek örtülü anlamları da bulmak gerekir. Şimdi sorumuzu çözebiliriz. 1. “Yazıda kullandığımız noktalama işaretleri duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmeye, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmaya yarar.” Yargısından I no’lu yargıya ulaşılabilir. 2.” Noktalama işaretlerinin nerede, hangi amaçla kullanıldığını iyi bilmek gerekir.” Yargısından II no’lu yargı çıkarılabilir. 3.Parçada yazının harflere dayalı, konuşmanın ise sese dayalı olduğu belirtildiği için V no’lu yargıya da varılabilir. Ama metinde ne açık ne de örtük olarak III. ve IV. yargılara ilişkin bir açıklama yoktur.