Zengin Amerikalı bir kadın tablolarını satın aldığı ressam Picasso'yla bir toplantıda karşılaşır ve ona: "Tablolarınızı satın alıyorum ama itiraf edeyim ki anlayamıyorum." der. Picasso sorar: "Peki Çince anlıyor musunuz?" "Hayır! “der, kadın. Picasso taşı gediğine koyar ve: "Ama bir milyar insan anlıyor." der.

Picasso bu parçanın son cümlesinde verdiği yanıtla sanat eserine yönelik aşağıdakilerden hangisini vurgulamak istemiştir?

Konu Nedir? Konu, paragrafta ele alınıp işlenen olguya, kavrama, düşünceye, duyguya denir. Püf Noktası! Konuyu bulmak için “Parçada ne anlatılıyor, anlatılan nedir, bu parça neyi anlatıyor?” tarzında sorular sorulmalıdır. Püf Noktası! Bir parçanın konusu parçanın sonucu değildir. Parçanın konusu geneldir. Örneğin “sanatın kişiye kattığı değerler”, “sanatsal edimin toplumsallaşmaya katkısı”, “patates tarlasındaki işçilerin ağır çalışma koşulları” bir parçanın konusu olarak seçilebilir. Örnek: 1. Konu: Dar gelirli insanların yaşama bakışı Ana düşünce (sonuç): Dar gelirli insanlar yaşama genellikle dar bir pencereden bakar. 2. Konu: Genç yazarların konu seçimi Ana düşünce: Genç sanatçılar konu seçerken daha çok onları hemen parlatacak popüler konulara yönelirler. Dikkat! Dikkat edilirse ana düşünce konudan çıkarılan sonuçtur. Yani yazar önce anlatacak bir konu seçiyor, sonra da o konudan bir sonuç elde ediyor. Bu bilgilerden sonra testimizi çözebiliriz sanırım. 1. Parçanın bütününde bir kadının Picasso’nun eserlerine yönelik anlayışı ve Picas-so’nun ona verdiği can alıcı yanıt anlatılmaktadır. Ayrıca Picasso bu yanıtla sanat eserine yönelik bir sonuca ulaşılmasını bekliyor. Picasso kadına “Siz anlamıyorsunuz tablolarımı ama onları anlayanlar da var.” demek istiyor. Yani bir eserin herkese aynı şeyi hissettirmesi, duyurması beklenmemelidir, anlayışına ulaşmamızı istiyor.

Evrende tüm başarılar bir umuda, bir amaca sımsıkı sarılmaya bağlı. İnce, uzun gövdeli bir asma ağacı, cılız gövdesiyle uyuşmayan büyüklüğe nasıl ulaştı? Merak ettim bu soruyu, asma ağacını incelemeye çalıştım: Bir yere tutunmuş, dalından bir uzantıyı kördüğüm yaparcasına tutunduğu yere bağlamış, sonra yükselmiş. Yetişebildiği yere kendisini bir daha bağlamış... Bunu yükseldikçe yinelemiş, insan da bir asma gibidir aslında.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Bu soruda ana düşünceyi bulmamız istenmektedir. Şimdi ilk cümleyi seçeneklerle ilişkilendireceğim, izleyin! İlk cümle Seçenekler A) Beklentiler bir hedefe yönlendirildikçe gerçekleşir. B) Umudu güçlü olanın da başarısız olduğu dönemler vardır. C) Ne yaptığını bilen kişi, hedefine çabuk ulaşır. D) Başarı ve başarısızlık bizimle anlam kazanır. Evrende tüm başarılar bir umuda, bir amaca sımsıkı sarılmaya bağlıdır. E) Hayal etmek için hayal gücünün güçlü olması gerekir. Sizce hangi seçenek ilk cümleyle anlamca ilişkilendirilebilir? Sizin de dediğiniz gibi “Beklentiler bir hedefe yönlendirildikçe gerçekleşir.” seçeneği ilişkilidir. Dikkat! Ana düşünceyi ararken ilk ve son cümleyi göz ardı etmeyin!

(I) İnsan, kendini usul usul örer. (II) Bu, bazen bilinçli, bazen istemimiz dışında gerçekleşen bir süreçtir. (III) Ben aynı zamanda müthiş bir doğa tutkunuyumdur. (IV) Ağaçlık bir vadide sonsuz şarkısını söyleyen küçük bir dereciğin kıyısındaki bir köyde öğretmenlik yapıyorum. (V) Deli eder beni bunlar; böcekler, kuşlar, karıncalar... Ben burada kendini örmeyi öğrendim.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi yazarın ana düşüncesini vermektedir?

Bu parçada konuşan kişi özelde kendinden genelde ise insandan söz etmektedir. Ayrıca kendinden yola çıkarak genel anlamda insana ilişkin bir sonuca ulaşmaktadır. O sonuç da parçanın ilk cümlesinde verilmiştir: “İnsan, kendini usul usul örer.”

Kitap okumadan geçen bir yaşamı sürdürmek kadar acı bir şey olabilir mi? Daha önemlisi, böyleleri bunun bilincine de varamayacaklardır; hep kör, sağır, dilsiz yaşayacaklardır. Oysa doğal görmezler, sağır ve dilsizler, bu durumdan kurtulmak için hastaneye koşmaktadırlar. Kitap okumayanların bu durumdan kurtulmaları için kütüphaneye koşmaları gerekmektedir.

Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş bir yanıt olabilir?

Bu parçada kitaba uzak kalmanın doğurduğu sonuçlar üzerinde durulmuştur. Par-çanın konusu budur. Püf Noktası! Bir soruya verilecek yanıt parçanın konusuyla ilişkili olmalıdır. "Kitap okuyamamak, nasıl sonuçlar doğurur?" seçeneğini inceleyin sorulan sorunun konuyla ilişkili olduğunu göreceksiniz.

“Karınca ile Ağustosböceği” fablını bilirsiniz: Karınca bütün yaz çalışır, yazdan kışa hazırlanır; ağustosböceği de çalar, söyler, eğlenir. Bu fıkra hep karınca gibi çalışkan olmayı, ağustosböceği gibi tembel olmamayı öğütlemek için anlatılır. Belki öyledir ama insanların çalışmaya olduğu kadar eğlenmeye de hakları yok mudur dersiniz?

Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek görüşlerden biridir?

Bu parçada ana düşünce sorgulanmaktadır. Bu parçanın son cümlesini seçeneklerle ilişkilendirelim. Son cümle Seçenekler A) Eğlenmenin yeri ve zamanı olmalıdır. B) Çalışmak, her şeyin üstünde olmalıdır. C) Yarınlara uzanmak, zor ve beceri isteyen bir amaçtır. D) Çalışmanın yanında eğlenmeye de yer vermeliyiz. Ama insanların çalışmaya olduğu kadar eğlenmeye de hakları yok mudur dersiniz? E) İlerlemek, bir adım öteye atılmak için sürekli çalışmalıyız. Dikkat ederseniz son cümleyle “Çalışmanın yanında eğlenmeye de yer vermeliyiz.” seçeneği arasında muhteşem bir uyum vardır. Dikkat! Parçanın ana düşüncesini ararken parçanın özetini verecek genel anlamlı bir cümle bulun ve onu seçeneklerle ilişkilendiriniz!

Bütün gücüm ve umudum tükenmişti. Kendimi bir kayanın üstüne attım. Artık yukarı çıkacak halim yoktu. Yarı kapalı gözlerle sadece çevremi izliyordum.O da ne? Kayanın üzerinde bir çimen parçası! Gün ışığına bağlı bu bitki burada nasıl yaşıyordu! Köklerini leblebi büyüklüğündeki bir toprak parçasına sıkı sıkıya sarmalamış ışığın olmadığı bu ortamda yaşamaya çalışıyordu. Bu kadar umutsuz bir ortamda bile onun yaşama sarılmasından etkilenmiştim. Hemen kendimi toparladım ve umutsuzluğum umuda dönüşmüştü. O günden sonra umudu, umutsuzluğun ayak ucunda hep aradım.

Bunları söyleyen biri aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?

Parçanın son cümlesine bakın! En özetleyici cümle bu cümledir. Bu cümleden hem parçayla hem parçada konuşan kişiyle ilgili bir sonuca ulaşabiliriz. Son cümle Seçenekler A) Olaylar karşısında iyimserliğini ve gücünü koruyan B) Olaylar karşısında ne yapacağını şaşıran C) Her olaydan çabuk etkilenen D) Yaşadıklarını gereği gibi değerlendiremeyen o günden sonra umudu, umutsuzluğun ayak ucunda aradım. E) Zorluklarla ancak deneyimli insanların baş edebileceğine inanan – Yanıt sizce hangisi?

Bir yazarın dilinin denetimsiz olması düşünülebilir mi? Savrukluk, diline ne gelirse öyle yazmak, tümce bilgisini umursamamak romancı tutumu olabilir mi? Yazar; dil tutarlılığı, dil duygusu, sezgisi, sevgisi ve beğenisi için sözcük seçimine dikkat etmelidir.

Bu sözler aşağıdaki soruların hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

Bu parçada bir sanatçının sözcük seçimindeki duyarlılığından söz ediliyor. Yani parçanın konusu, yazarın sözcük seçimindeki titizliktir. Peki, bir yazarın sözcük seçimindeki titizlik yazının neyini belirler? Yazıdaki sözcük seçimi üslupla ilgilidir. O halde yazara sorulan soru üsluba ilişkin olmalıdır. Ayrıca üslubun önemini ortaya koymalıdır. O halde parça “Sanatçı için üslup kaygısı önemli midir?” seçeneğindeki soruya karşılık söylenmiştir denilebilir.

Francis Bacon'a göre: "Bilgi, tek başına bir güçtür." Bilginin tek başına bir güç olması ne demektir? Bilgi, nasıl bir güç olabilir? "Bütün bildiğim, bir şey bilmediğimdir." Sokrates, o büyük düşünür, bu sözüyle ne anlatmak istemiştir? Gerçekten hiçbir şey bilmediğini mi, yoksa bildiklerinin, bilmediklerinin yanında ne kadar az olduğunu mu vurgulamaya çalışmıştır?

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Püf Noktası! Bir parçanın konusu en çok tekrarlanan sözcükle ilgili olmalıdır. Püf Noktası! Bir parçada tanık gösterme varsa konu tanığın sözünün özeti olmalıdır. Yani konu tanığın sözünden seçilmelidir. Soruya bakıldığında Bacon’un bir sözü bizim için doğru yanıta götürecek önemli bir anahtardır. Şimdi Bacon’un sözünü seçeneklerle ilişkilendirelim. A) Bilginin bütünüyle kalıtsal olduğu B) Bilginin ne olduğu C) Bilgiye ulaşmanın güçlükleri D) İnsanın kendini tanımasının zorluğu Bilgi tek başına bir güçtür. E) Bilginin kaynağı ve yararları Görüldüğü gibi Bacon’un sözü bilgiyi tanımladığı ve açıkladığı için bu söz “Bilginin ne olduğu” seçeneğiyle ilgili olabilir.

Yaşam gerçek anlamda bir yarıştır, bir uzun koşudur. Bu uzun koşuda kim kendini daha iyi hazırlamışsa, diğerlerine göre bir adım da olsa öne geçecek; yarışı tekerlek farkıyla da olsa kazanacaktır. Bu ise bilinç işidir.

Bu parçaya göre "yaşamda başarılı olmanın" ön koşulu aşağıdakilerden hangisidir?

Koşul, bir sonucun doğması, gerçekleşmesi için öne sürülen gerekliliktir. Bu parça-ya göre, yarışı kazanmanın koşulu, iyi hazırlanmak, aynı zamanda yarışı kazanmanın çalışmaya bağlı olduğu bilinci taşımaktır. Bunu özetleyen seçenek de "İyi hazırlanmanın önemini kavrama"dır. Neden "Sürekli çalışma" değil diyenlere! Çalışmak var, doğru ama sadece çalışmak yeterli değil, çalışmanın gerektirdiği bilinci de taşımak gerekir. Parçanın son cümlesine iyi bakın!

Umutsuzluğa düşen birinin umutsuzluğu bir tarlada biten yabani bir bitki gibidir. Yavaş yavaş kişinin tüm benliğine egemen olmaya çalışır. Bu umutsuzluk anında, kişi yalnız kalmaya devam ederse bu yabani ot kendisini yok oluşa doğru götürür,işte gerçek dost böyle zamanlarda ortaya çıkar.

Bu parçaya göre "gerçek dost” un niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Parçanın son cümlesinde geçen “İşte gerçek dost böyle zamanlarda ortaya çıkar.” yargısı hangi zamanları işaret ediyor sizce? İyi zamanları mı yoksa zor anlarımızı mı? Parçaya göre gerçek dost, zor zamanlarımızda yanımızda olandır.

Niye rahatsız olayım ki? Bu yolu ben seçtim, yolculuğu da... Ben “Artık hangi menzilde konaklar yolculuğum?" sorusunun ardındayım şimdi. Son otuz yıldır önünde olduğum gibi... Sanatın sonu yoktur.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

Parçanın ilk cümlesinde “Niye rahatsız olayım ki?” sorusunu sorarak bir soruya karşılık verdiğine göre kendisine rahatsız olabileceği şeyle ilgili bir soru sorulmuştur. Bunun da anahtarı ikinci cümledir: Bu yolculuğu ben seçtim… Parçanın ilk iki cümlesinin anlamca ilişkili olabileceği seçenek, “Sanattan bunaldığınız anlar oldu mu?” seçeneğidir. Bu seçenek sanatçının ilk cümlede sözünü ettiği rahatsızlıkla ilgilidir. Ayrıca son cümlede geçen “Sanatın sonu yoktur.” yargısı “Vazgeçmek istediğiniz anlar oldu mu?” sorusuyla ilgilidir.

Dedemle babam kendi tarlamızda ekin biçmeye başladılar mı önlerindeki buğday kaçar gibi olur, ikisi de sanki birer orak kesilirdi. Oysa dedemle babamdan daha iri ve güçlü olan gündelikçiler, ikide bir oflar puflar, etrafa bakınır ve kendilerine bir konu bulup uzun tartışmalara dalarlardı.

Bu sözleri söyleyen kişinin beklediği halde göremediği durum, aşağıdakilerden hangisidir?

Bu parçada “oysa” bağlacının yer aldığı cümlede geçen yargı bizi doğru yanıta götürecektir. Bu cümlede geçen “Oysa dedemle babamdan daha iri ve güçlü olan gündelikçiler…” sözü konuşanın söylemek istediğini özetliyor. Bu sözleri söyleyen kişi güçlü olanın daha çok iş yapmasını beklerken beklediğini bulamıyor.

Lavantayı bu şehirde aldım dolabıma. Leylakla burada tanıştım Nasıl söylersiniz dargın olduğumu yaseminle…

Bu dizelerde şairin söz ettiği şehirle ilgili olarak özellikle belirtilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Şair lavantayı, leylağı, yasemini bu şehirde tanımış ve çiçekleri bu şehirde sevmiş-tir. Yani bu şehir şaire çiçekleri sevdirmiştir. O halde bu şehrin şaire çiçekleri sevmede kaynaklık ettiğini söyleyebiliriz.

Sevgili öğrenciler! Öğrenci, oyunla dersi bir uyum içinde yürütmeyi her ne pahasına olursa olsun, öğrenmek zorundadır. Ders çalışırken, zihin ister istemez yorulur. Bu yorgunluk sırasında araya bir başka uğraşı koymak gerekir. Bir roman, öykü, şiir, oyun... kitap okumak, müzik dinlemek, gazete, dergi okumak... Zihin yorgunluğu dediğimiz istek azalmasını önler.

Öğrencilerine çalışmak hakkında bu şekilde öğüt veren bir eğitmen, aşağıdakilerden hangisini önerebilir?

Parçanın tümünde önerilen şey, oyunla dersin uyum içinde olması gerektiğidir. Yani dengeli bir oyun-ders ilişkisi kurulmalıdır. Bunu özetleyen söz: Azı karar, çoğu zarardır. Dikkat! “Azı karar, çoğu zarardır!” sözünde de bazı işlerin dengeli yapılması düşüncesi işlenmektedir.

Sait Faik, Türkçenin dar sınırlarını zorlamış. Türkçe yazmış ilk gerçek hikayecidir. Gerçek Türkçesindeki kahramanları da gerçektir. Hikâyelerindeki dış dünya, Sait Faik'in gerçekliğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir.

Bu parçanın son cümlesiyle Sait Faik'in hikâyelerine yönelik anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Parçanın son cümlesine bakalım: “Hikâyelerindeki dış dünya, Sait Faik’in gerçekli-ğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir.” Bu cümlede geçen “cila” sözcüğünün neyi imgelediğini bulursak doğruya da ulaşmış oluruz. Cila ayakkabıya vurulunca güzel gösterir. Cila arabaya vurulunca parlak ve canlı gösterir. Demek ki cila güzellik unsurudur. O halde buradan “gerçeği güzelleştiren ögeler” kavramına ulaşabiliriz.

İnsanoğlunun, günümüze kadar üzerinde araştırma yaptığı, çok düşündüğü yine de çözemediği sorulardan birisi de dilin kaynağı meselesidir. Dil nasıl şekillendi? Dünyanın en eski dili hangisidir? İnsanlar neden ayrı diller konuşuyorlar? Sorularına bilimin getirdiği açıklamalar teori olmaktan öteye gidememektedir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi tartışılmaktadır?

Parçadaki “İnsanın çözemediği sorulardan birisi dilin kaynağı meselesidir.” sözüyle dilin nasıl ve nereden ortaya çıktığı sorununun tartışıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda “dilin nasıl ve nereden ortaya çıktığı” konusu tartışılıyor olabilir.

Şairin beslendiği coğrafya önemli ama asıl önemli olan, şairin beslendiği kaynaklardır. Bunlar, sokak da olabilir, ev içi de... Daha başka şeyler de... Ben olabildiğince geniş bir yelpazeye yaydım beslendiğim kaynakları.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

Bu parçada konuşan kişi, nelerden beslenerek yazdığını anlatmaktadır. O halde ona sorulmuş soru da bununla ilgilidir. O soru da görüldüğü gibi cevap ışıldıyor: Bir şairin şiirini yazarken beslendiği kaynaklar nelerdir?

Ancak şiir, yazıldığı dilin malıdır. O dilde okunmak şartıyla güzelliklere sahiptir çünkü şiir dilin özüdür, kokusudur, lezzetidir. Hepsinin birden doğurduğu özel ve canlı şekil ki aynı dilde bile başka bir şekilde tekrar edildi mi kendisi olmaktan çıkar çünkü mısra dediğimiz şey deniz köpüğü gibidir. Deniz köpüğünü dalgaların ucundan toplamaya kalktınız mı avucunuzda birkaç damla tuzlu su kalır.

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Bu parçanın bütününde “Şiir yazıldığı dilin malı olduğu için başka dile çevrilemez.” mesajı verilmek istenmiştir. Bu mesaj da "Şiir ancak yazıldığı dilde anlam ve güzellik kazanır." ifadesinde vardır.

Roman, öyle ki uzunluğu ve kısalığı bakımından hiçbir kurala bağlı değildir. Ve en eski zamanlardan beri de pek kısa, orta, uzun ve pek uzun romanlar bulunur. Romancıların eserlerini diledikleri gibi, yani daha doğrusu, ihtiyaç duydukları gibi yazmaya hakları vardır. Bu alanda herkes kendi sesini duyurur, kendi doğasını söyler.

Bu paragraftan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Bu parçada ana düşünce sorulmaktadır. Ana düşünceye ulaşmanın en kısa yolu ilk ve son cümleye odaklanmaktı. İlk cümleyi inceleyip seçeneklere baktığımızda “Uzun ya da kısa yazma romancının bileceği iştir, sınırlandırma getirilemez.” nin en kapsamlı yargı olduğu anlaşılacaktır.