Yazar Arşivi

Sistemlere Göre Öğretmen Tipleri

Gönderen:

Sistemlere Göre Öğretmen Tipleri

 

Mekteb-i Suffa Tipi Öğretmen

İnsanoğlu varoluşunun anlamını kavramak ve varlığını devam ettirmek için merak,  tetkik, düşünme, bilgilenme, öğrenme ve öğretme gibi tecrübeleri yaşamaktadır.

Müslüman topluluk ve milletler eğitim öğretim faaliyetleri konusunda daha İslamiyet’in doğuşundan itibaren önemli çabalar sarf etmişlerdir. Sistemlere göre öğretmen tipleri yazımız bu noktada öğretmen tiplerini tahlil ediyor.

İlk Öğretmen Allah

‘Oku!’ mesajı ile başlayan Kur’an-ı Kerim, ilim kelimesini defalarca kullanmış (670 kez), düşünmeye davet etmiş hatta düşünmeyi emretmiştir. Yine yeryüzünde gezerek ibret almayı tavsiye ederek insanları yeni bilgiler ve düşünceler elde etmeye, yönlendirme ve teşvik etme noktasında merkezi bir rol oynamıştır. Bakara suresinde Hz Adem’in yaratılışının anlatıldığı 30.ve 34. ayetler arasında Rabbimizin ilk öğretmen olarak Hz.Adem’e kendisine yeryüzünde lâzım gelen her şey öğrettiği, hatta bu bilgiye sahip olmayan meleklerin salt bu bilgisinden dolayı Hz. Adem’in karşısında eğildikleri ve bu bilgiyi inkar eden Şeytan’ın da cehaletten dolayı kovulduğu görülecektir. Denilebilir ki insanın yaradılış gayesi öğrenmek ve öğretmektir.

Her İnsan Allah’ın Yeryüzüne Atadığı Bir Öğretmendir.

Rabbimizin mektubu olarak bize gönderilen kitaplarda hep öğrenmenin, bilgilenmenin ve öğretmenin önemi ve erdemi vurgulanmıştır. Bu anlamda esasen her insan bir öğretmendir. Bunun gereği olarak Rabbimizin öğretim yöntem ve tekniklerini edinip kendimizle, çevremizle iletişim kurmalıyız. Peki Yaradan’ın (Mutlak Öğretmen’in) öğretisini nereden öğreneceğiz, bu kaynağa nasıl ulaşacağız?

Tek yol Kur’an’dır. Kur’an bize nasıl bir öğretici olacağımızı, hangi yöntem ve teknikleri kullanacağınızı çok açık ve açıklamalı bir şekilde anlatmaktadır. Yeter ki bir öğretici olarak yönümüzü bu kaynağa çevirelim. Bu gün Batılı eğitimcilerin çoğu eğitim – öğretim program ve müfredatlarını oluştururken İlahi kitapların öğretim tekniklerini baz alarak yol almaktadır. Biz de maalesef Ana Kaynağı esas alıp, ondan yola çıkarak eğitimsel içeriğe ve yönteme yön vereceğimize, Kur’an’ı model alarak program hazırlayan Piaget, Ericsson vb.Batılı eğitimcilerin yöntemlerini model alıyoruz. Yazık!

İlk Tebliğci Resul Muhammed Mustafa (s.a.v)

Kur’an’ın ilk tebliğcisi Hz. Peygamber de hayatı boyunca eğitim-öğretim faaliyeti içinde olmuş ve risaletini ‘Ben öğretmen olarak gönderildim.’ diye isimlendirmiştir.
Öğretmen olarak gönderildiğini ifade eden peygamberimiz, her vesile ile çevresindeki insanların bilgi ile donanmasına çok büyük özen göstermiştir.
Bu donanım İslamiyet’in tebliğinin başlangıcından Peygamberimizin vefatına kadar ki yaklaşık yirmi yıllık süre içinde okuryazarlığın yüzlerce kat artmasıyla kendini göstermiştir. Ki İslamiyet öncesi Mekke’de okuryazar sayısının çok az olduğu bilinmektedir.

Ashab-ı Suffa

Medine’de Mescidü’n – Nebi’de “Ashab-ı Suffa” dediğimiz grubun bir eğitim sınıfı olduğu bilinmektedir. Yine daha Medine döneminin ikinci yılında gerçekleşen Bedir Savaşı’nda ele geçirilen esirlerden bir kısmının Müslüman çocuklara okuryazarlık öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmış olması da bu konudaki önemli uygulamalardandır. Peygamberimiz tarafından başlatılan ilim öğrenmeye teşvik, Müslümanlar tarafından ondan sonraki dönemde de sürdürülmüştür. Başlangıçta neredeyse dinî eğitimle sınırlı olan eğitim müfredatı, kısa sürede hayatın her alanını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yine mescidlerde başlayan eğitim; âlimlerin evleri, kitapçı dükkânları, mekteplerle ve çöle gönderilerek dil eğitimi alma gibi unsurlarla çeşitlenmişti.

Hülefâ-i Raşid Dönemi

Hülefâ-i Raşidîn döneminden itibaren Müslümanlar Arabistan Yarımadası dışında, İran ve Bizans’a bağlı olan birçok yeri fethettiler. Fetih hareketi sadece yeni toprakların fethiyle sınırlı kalmadı, bilakis buralarda var olan ilmi birikim de kısa zamanda tercümeler yoluyla Arapçaya aktarılarak hayatın her alanıyla ilgili o güne kadar üretilen bilgiler Müslümanların eline geçmiş oldu. Bu dönemlerde artık yavaş yavaş eğitim müesseseleri yerleşmeye, yeni bir şekil almaya başlamıştır. Peygamberimiz dönemi, Hülefâ-i Raşidîn ve Emeviler dönemlerinde eğitim işi tam anlamıyla kurumsal hale gelememiş bu konuda tam bir şekil ve herkesi kapsayan bir müessese oluşturulamamıştır. Öyle de olsa eğitim ve öğretim faaliyetlerinin ilahi bir görev olduğu ve aksatılmadan hayatın her alanında yaparak – yaşayarak anlayışıyla sürdürülmesi gerektiği bilinciyle hareket edilmiştir. Buna göre

1. Ashabb – ı Suffa’nın her üyesi bir öğrencidir.

2. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi bir öğretmendir.
( Bugün modern dünyanın eğitim anlayışında bu anlayış,” yapılandırmacı eğitim modeli ” diye isim almıştır. )

3. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi sadece kendinden değil, bütün toplumdan sorumludur.

4. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi ilahi bir misyonla yüklendiğini ve bireyi hem bu dünyaya hem de bu dünyadan sonraki yaşamına hazırlamak zorunda olduğunu bilir.

5. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi yaşam alanlarını kendi beğenisine göre değil, bireyin Mutlak Hâkim’in varlığını hissesebileceği şekilde düzenler.

6. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi insana ve evrendeki her canlıya sevgi ve sevecenlikle Allah için bakar.

7. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi yaşadığı her olumlu ve olumsuz duruma mutedil yaklaşır.

8. Ashab-ı Suffa’nın her üyesinin özsaygısı yüksektir.

9. Ashab- ı Suffa ‘nın her üyesi bu dünyada kiracı olduğunu, gerçek sahip olmadığını ve dünyadan yararlanma oranına göre bir bedel ödeyeceğini çok iyi bilir ve buna göre politikalar üreterek yaşamını sürdürür.

10. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi bir model olduğunu unutmaz ve bu modelliği Allah adına yaptığının farkındadır.

11. Ashab-ı Suffa ‘nın her üyesi hem keşfe çıkar hem keşfettirir.

12. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi- inansın ve inanmasın – her insana, nefret ve kin diliyle değil, sevgi diliyle yaklaşır. Onun sahip çıkacağı bir kini yoktur. Onun göstereceği bir merhameti vardır. “Öteki” diye bir insan yoktur ve her insana Allah’ı duyurur.

13. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi yeryüzünde Allah için gücü ele geçirmeye ve Allah için kullanmaya çalışır. Çünkü bilir ki bütün güç Allah’ındır.

14. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi yeryüzüne selamet getirmek zorunda olduğunu bilir.

15. Ashab-ı Suffa’nın tek kaynağı vardır: Kur’an. Bütün doğrularını bu kaynaktan edinir. Bu kaynağa dayanmayan hiçbir yasanın selamet getirmeyeceğini bilir.

16. Ashab-ı Suffa’nın her üyesi tek üçgeni vardır: Allah-Kur’an- Muhammed Mustafa.

Faysal Dal

0

Pratik Paragraf Programı

Gönderen:

Paragrafta FLAŞ Çözüm TEKNİKLERİ

28.Şub.2020 – 29.Şub.2020
??PRATİK PARAGRAF EĞİTİMİ ?KAZANIMLAR
1. Metinleri anlama ve yorumlama eğitimi alan her öğrenci, okuduklarını çok rahat yorumlar ve bütün paragraflı Türkçe, tarih, din kültürü, inkılap tarihi, felsefe; matematik, fen problem sorularının özünü, sorunun tam olarak ne istediğini anlayıp ona göre çözüm tekniği uygular.
2.Bu eğitimi alan her öğrenci, bir okuma kültürü ve modeli edinir.
3. Bu eğitimle her sorunun bir okuma tekniği ve çözüm modeli olduğunu karar.
LGS, TYT, DGS, ALES vb. ölçmelerde hızlı ve pratik olmayı, bağlantısal okumayı öğrenecektir. ?EĞİTİM SÜRESİ
Paragraflı Soru Tipleri ve Cozum Teknikleri eğitimimiz 10 saat sürmektedir.
?EĞİTİMİN VERİLME ŞEKLİ
Eğitim sınav soruları üzerinden bilgi, teknik, yorum, hız becerisi kazandırılarak işlenecektir.
? EĞİTİM BEDELİ
10 ders saati karşılığı 400 TL’dir.
?EĞİTMEN
Egitimleri PARAGRAFTAHIZ.COM adına Faysal Dal hocamız vermektedir.
?0555 850 19 04
0

Kitap Nasıl Okunur?

Gönderen:

OKUMA HAKKINDA HER ŞEY

Neden bazı insanlar bir kitabı bir kez okuduktan sonra hayatın her detayını hatırlıyor gibi gözüküyor da bazıları bir kitabı bıraktıktan birkaç gün sonra unvanı bile hatırlamakta zorlanıyor?
Cevap basit ama kolay değil. Burada önemli olan, ne okuduğumuz değil, nasıl okuduğumuzdur. Okuma alışkanlıkları sadece daha fazla okumanıza yardım etmekle kalmaz aynı zamanda daha iyi okumanıza yardımcı olur.

Aktif ve Pasif Okuyucular

Pasif okuyucular, okudukları kadar çabuk unuturlar. Öte yandan aktif okuyucular okuduklarının büyük kısmını elinde tutuyor. Bu iki tip okuyucu arasındaki diğer bir fark, okuma miktarının onları nasıl farklı şekilde etkilediğidir. Çok okuyan pasif okuyucular, biraz okuyan pasif okuyuculardan çok ileride değildir. Ancak aktif bir okuyucuysanız, işler farklıdır.
Aktif okuyucular ne kadar fazla okursa, o kadar iyi olurlar. Fikirlerini asmak için fikir alışkanlığını artıran bir zihinsel modeller örgüsü geliştiriyorlar. Aktif okuyucular iyi argümanları ve yapıları kötü olanlardan ayırmayı öğrenir. Aktif okuyucular daha iyi kararlar veriyorlar çünkü dünyayı onlar için işin büyük kısmını nasıl gerçekleştireceğini biliyorlar . Aktif okuyucular problemleri önler. Aktif okuyucuların başka bir avantajı var: Ne kadar çok okurlarsa o kadar hızlı okurlar .
Okulda okuduğun kitapları tekrar düşün. Zamanın geçişine rağmen, çoğumuz onlar hakkında çok şey hatırlıyoruz. Ayrıntılar bulanık olsa bile, temel çizimleri, ana karakterleri, dikkat çekici temaları ve motifleri hatırlayabiliyoruz. Niye? Birincisi, bu kitapları okurken aktiftir. Bunları sırayla sesli okuduğum, sahneleri oynattığımız ve hatta belki de film uyarlamalarını izlediğimiz sınıf tartışmaları ile onları aktif olarak okuduk. Bir sınıfa ayak bastığımızdan beri ne kadar sürerse sürsün, hepimiz okuma parçalarının kahramanlarını hatırlarız.

Etkili Okuma Alışkanlıkları

Çok fazla zaman harcadığımız her şeyde daha iyi olmak için bilinçli bir stratejiye sahip olmak mantıklı bir yaklaşımdır. Bilgiyi okumak ve tüketmek için çok zaman harcayabilsek de birçoğumuz bilinçli olarak okumamızın etkinliğini arttırıyoruz.
Okuduğumuz her kitaptan en iyi şekilde yararlanmak için, tükettiğimiz bilgilerden çıkardığımız sonuçları kaydetmek, yansıtmak ve uygulamaya koymak için bir planın olması hayati önem taşır. İlk olarak, okuma ile ilgili bazı yaygın yanlışları açıklayalım. İşte bildiğim şey:
Kalite, nicelikten daha önemlidir. Haftada yalnızca bir kitap okuyup, tamamen takdir edip özümserseniz, çok fazla dikkat etmeden kütüphanenin yarısına kayan birinden çok daha iyi olursunuz.

Okumalarını Filtrele!

Kitap seçiminde hiçbir kural yoktur. En çok satanlar, klasikler veya herkesin sevdiği kitaplar okumak zorunda değiliz. Aslında, diğer insanların okumadığı şeyleri okumaktan kazanılacak bir avantaj var. Bir kitabı ne kadar ilginç ve alakalı bulursak içeriğini gelecekte hatırlama olasılığımız o kadar yüksek olur.

İçeriği Al

Başlamak için iyi bir yer, kitap üzerinde ön araştırmalar yapmaktır. Bazı kitapların – örneğin, yazarın hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olduktan sonra – çok farklı bir anlamı var.
Daha eski kitaplar için tarihsel bağlamı anlamaya çalışın. Yabancı bir ülkede yazılmış kitaplar için kültürel bağlamı anlamaya çalışın. Sorulacak bazı yararlı sorular şunlardır:
 Yazar bunu neden yazdı? (Bir gündemleri var mıydı?)
 Onların geçmişi nedir?
 Başka ne yazdılar?
 Nerede yazıldı?
 Yazma sırasındaki politik, ekonomik ve kültürel durum neydi?
 Kitap çevrildi veya yeniden basıldı mı?
 Kitabın yazılması sırasında herhangi bir önemli olay (savaş, ekonomik çöküntü, liderlik değişikliği, yeni teknolojinin ortaya çıkışı) olmuş mu?

Kitabı Neden Okuduğunu Bilmelisin= Okuma Amacını Belirle!
 Bu kitabı ne için okuyorsun?
 Eğlence mi? Bir şeyi mi yoksa tanımadığın birini mi anlamak için?
 İşinde daha iyi olmak için mi? Sağlığını geliştirmek için? Bir beceri öğrenmek için mi?
 Bir iş kurmaya yardımcı olmak için mi?
Kitaptan ne almak istediğine dair bir fikrin olmalı. Sadece sonsuz miktarda yararsız bilgi toplamak istemezsiniz değil mi? Bu asla işe yaramaz.

Kaymağını Al

Bir kitabı okumaya başlamadan önce (özellikle kurgusal olmayan) konuyla ilgili bir fikir edinmek için indeks, içerik sayfası, önsöz ve ceketin içine göz atın. Kaynakça, bir kitabın tonunu da gösterebilir. En iyi yazarlar genellikle yazdıkları her bir kitap için yüzlerce kitap okurlar, bu nedenle iyi araştırılmış bir kitapta ilginç metinlerle dolu bir kaynakça bulunmalıdır. Kitabı okuduktan sonra, kaynakçaya bakın ve okumak istediğiniz kitapları not edin.

Kitabı Ortamınızla Eşleştirin

Her zaman pratik olmasa da kitapları konumumuza ve koşullara uydurmak güçlü olabilir. Kitaplar, sadece onu desteklemekten ziyade bir deneyimin parçası olduklarından daha büyük bir rezonansa sahip olacaklar.
Kitap seçerken, kendi durumunuza bir göz atın ve mevcut zorlukların üstesinden gelmenize yardımcı olabilecek türlere veya yazarlara karar verin. Durumunuz ne olursa olsun, birileri de aynı yerde idi. Birisi aynı duyguları hissetti ve aynı düşünceleri düşündü ve bunun hakkında yazdı. O kitabı bulmak sana kalmış.
Örneğin, seyahat mi, tatilde mi? Kitabınızı bölgeyle eşleştirin. Türkiye’nin önemli kentleri için Ahmet hamdi Tanpınar’dan “Beş Şehir” i okuyun. İtalya için Machiavelli; Montaigne’nin Denemeleri, Ernest Hemingway… Fransa için Georges Perec vb. Özellikle hiçbir yere gitmiyor musun? Vladimir Nabokov veya Henry Thoreau okuyun.
Kitap Gerçekten Sizinle İlgili Değilse Okumayın!
İşte söylenmemiş başka bir gerçek: Bu kitap sizi gerçekten ilgilendirmiyorsa Savaş ve Barış’tan alabileceğiniz herhangi bir merkezi ders başka şekillerde de öğrenilebilir. Aynı şey orada bilgeliğin % 99’u için de geçerli çünkü bilgelik birçok yerde mevcut. Ne yazık ki, çok fazla sayıda İngiliz aydınlatmalı profesör, “klasiklerin” bir tür benzersiz bilgelik unobtanium içerdiği fikrini desteklemiştir. Üzgünüm, ama bu saçmalık.

Daha iyi fikir şu anda sizin için harika ve ilginç görünen şeyleri okumak ve meraklarınızın organik olarak büyümesini sağlamaktır . Gerçeğe ve bilgiye olan yaşam boyu ilgi sizi birçok yoldan aşağıya sürükler. Çok çok özel bir neden olmadıkça, kendinizi hiçbir şeyi okumaya zorlamamalısınız. (Belki bir iş için belirli bir beceri öğrenmek için.)
Bu yaklaşım sadece daha eğlenceli değil, aynı zamanda gerçekten iyi çalışıyor. Siz, sizi ilgilendiren okumaya devam ediyorsunuz. Nassim Taleb’in sözleriyle, “Merak bir bağımlılık gibi zahmetlidir, tatmin etme girişimleriyle büyütülür. ”
Böylece, paradoksal olarak, daha fazla kitap okudukça okunmamış kitap yığınınız daha küçük olacak ve okuduğunuz kitap daha büyük olacak. Çünkü merakınız her okuduğunuzda büyüyecek. Bu, yaşam boyu öğrenmenin yoludur.

Kitap Deneyim Sahibi Yapar
Belki de Napolyon, işgal altındaki Rusya’nın tehlikeleri üzerine İsveç hesaplarını reddetmeseydi Rusların geleneksel savaş normlarına uymadığını öğrenmiş olabilirdi. Yol boyunca dünyayı kazanarak binlerce mil ülkenin geri çekilmesiyle teslim olmayacaklardı, hatta savaş kaybedeceklerini bile kabul etmiyorlardı. Ve ayrıca, Rus kışı gerçekten, gerçekten çok sert. 130 yıl sonra, Napolyon’un alacağı tecrübe ile Hitler’in aynı yoldan gitmesi şaşırtıcıydı. Aynı sonuçları aldı.
 Yararlanmayı bilirseniz kitapların bize öğretecekleri sınırsız bir bilgi ve deneyim vardır.
Kitapların sağlayabileceği ön silahlandırma ve uyarıcılıktan yararlanmak için askeri bir general olmanıza gerek yok. Kendinize sorun, kemiklerimin derinliklerinde olmanın hangi bilgi birikiminden faydalanacağım? Temel fizik veya ileri teknolojide keşifler yapmaya çalışmadığınız sürece başka biri muhtemelen aradığınız bilgiyi edinmiştir ve muhtemelen sizinle paylaşmak için bir kitapta bırakmışlardır.
Bilgelik için okumayı öğrenmek basit ama kolay değil. Yine de getirileri inanılmaz olabilir.
Ne kadar çok okursanız repertuarınızı o kadar fazla geliştirirsiniz . Artan miktarda, ilk önce stokunuza eklediğiniz bilgiler, içine koyduğunuz yeni şeylerle birleştikçe zamanla artacaktır. Buna bileşik oluşturma denir. Bu durum ilgiyle, yeni bilgi ile çalışır. Sonunda yeni, zorlu ve kafa karıştırıcı bilgi ile karşı karşıya kaldığınızda bu dinamik iç deponuzu hazırlamış olacaksınız.
Bir neofit olarak değil, kendi içgüdüleri yerine içgüdülerinin başkalarının deneyimleri ile bittiği bir kişi olarak tepki vereceksin. Hiçbir şeyin gerçekten yeni olmadığını müthiş zorlukların üstesinden gelinebileceğini ve üstesinden gelindiğini görmeye başlayacaksınız ve dünyanın nasıl çalıştığına dair temel gerçekleri öğrenmiş olacaksın.
Yani başkalarından öğren. Nereye gittiğinizi anlayın ve daha önce orada kimin olduğunu bulun. Bilgi, deneyimden gelir, ancak sizin deneyiminiz olmak zorunda değildir. Derin okuma, paniği ele geçirmenize ve başarı şansınızı en üst düzeye çıkarmanıza izin veren dünyayı anlamanıza yardımcı olur.
Hepimizin edebiyatın önemli olduğu hissine sahibiz ve birçoğumuz kategoriden tamamen kaçınıyor, kurgusal olmayanlardan çok daha fazla şey öğrenebildiğimiz zaman edebiyatı toplamanın zaman kaybı olduğunu hissediyoruz. Ancak edebiyat, zaman kaybı değildir. Aslında, edebiyat bize zaman kazandırır.
Edebiyat hızla öğrenmemizi arttırıyor. Hem kendimizinkini hem de diğer insanların deneyimlerini öğreniyoruz. Örneğin, boşanmanın, işinden ayrılmanın ve bir hevesle başka bir ülkeye uçmanın, bir ilişkiye girmenin, aşık olmanın veya birini öldürmenin nasıl bir şey olduğunu ve arkasındaki psikolojik süreçleri öğrenebiliriz.
Edebiyat başka hayatlar yaşamamızı sağlar. Bir Prenses ya da Prens olabiliriz ve zihinlerimizde gerçekte ne olduğunu keşfedebiliriz. Bu da kendimizi daha az yalnız hissetmemizi sağlar. İyi ya da kötü olabiliriz. Tabu cinsel fantezilerini ve daha fazlasını keşfedebiliriz. Daha önemlisi, günlük yaşamımızda bize genellikle ulaşılamayan bir dürüstlük ve güvenlikle keşfedebiliriz. Ödün vermek zorunda değiliz. Emerson’un yazdığı gibi, “Büyük yazarların çalışmalarında ihmal edilmiş düşüncelerimizi buluyoruz.”
Edebiyat aracılığıyla, karakterlerle ve ortak bir toplulukla duygusal bağlantılar geliştiririz. Eşsiz kibarlık ve teröre tanıklık edebiliriz. Ve bu deneyimler sayesinde kendimiz ve başkaları hakkında öğrenmeye başlarız. Doğru bölümleri okumak, yazarın bizi kendimizden daha iyi tanıdığını anlatabilir. Sadece hissettiğimiz şeylere tutarlılık verebilir. Eğer bölge bizsek, iyi edebiyat bizim iç evfrenimizin haritası olabilir .
Edebiyat bizi daha geniş bir yelpazeye yayıyor. Bakış açımızı, kendimizi başkalarının ayakkabısına koyarak değiştirmeyi öğreniyoruz. Kim olduğumuzu ve kim olmak istediğimizi öğreniyoruz. Ve seçimlerin ikinci dereceden sonuçlarını, kendimiz yaşamak zorunda kalmadan yaşarız.
Tüm edebiyat en az iki topluluktan oluşur: Okuyucu ve yazar. Ve her üye değerli bir rol oynar. Sartre’ın yazdığı gibi her biri diğerine güvenir; her biri, diğerine kendisinin istediği kadar taleplerine güveniyor.
Harika kitapların topluluğu o kadar büyük olur ki kültürümüzün bir parçası olur. Bu olduğu zaman, çalışma bize daha önce tanışmadığımız insanlarla deneyimlerimizi paylaşmamızı sağlıyor ve bu da bizi daha iyi küresel vatandaşlar haline getiriyor. Eco, “Kolektif hayal gücü için belirli karakterler bir şekilde gerçek oldu çünkü yüzyıllar boyunca onlara duygusal yatırımlar yaptık.” diye açıklıyor.
Birçok kuşak, Gurur’dan Elizabeth Bennett’i ve Üç Silahşörler’den önyargıyı ve Athos’u tecrübe etti. Bu hikayeler, kitap okumamış olanlar için bile ortak yapımızın bir parçası oldu. Bu karakterlerle zaman ve mekanı aşıyoruz. Elizabeth’in Dary’in mektuplarını okurken hissettiği neşe mi, yoksa Athos’un hissettiği hüzün mü? Ve en önemlisi ahlaki dersleri öğreniyoruz: Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.
Eco, edebiyatın bize kader hakkında öğreteceği çok şey olduğunu öne sürüyor çünkü birinin isteği ne olursa olsun, hikaye zaten yazılmış ve değiştirilemez. Bir okuyucu olarak, bilgiden daha fazlasını keşfediyoruz: Olayların gerçekleştiği ve her zaman belirli bir şekilde gerçekleşen keşif.
Hepimiz hikayeleri değiştirebilmeyi diliyoruz. Bir karakterle oturup şöyle diyebiliriz “Hey, bu intikamı düşünmüyor musun?” ya da “Ona karşı dürüst olun, sizi seviyor.” Bazen de kitabın sonunu yeniden yazıyoruz. Eco, bunun edebiyatın gücünün bir parçası olduğunu düşünüyor.
Kitaplar, kaderi değiştirme arzumuza karşı, değiştirmenin imkansızlığını somutlaştırıyor. Ve bunu yaparken, hangi hikayeyi anlatırlarsa anlatsınlar, aynı zamanda kendi hikayemizi de anlatıyorlar ve bu yüzden onları okuyup seviyoruz. Bu duygusal yatırım sayesinde dünyayı başkalarının gözüyle görmeye başlıyoruz.
Edebiyat, dilin ve kimliğin oluşturulmasına katılarak toplumun gelişmesine katkıda bulunur. Eco, “Dante olmasa, birleşik bir İtalyan dili olmayacaktı.” diyor. Her eser yazıldığı dilin sesidir. Hugo olmasaydı Fransızca, Yunus olmasaydı Türkçe, Ahmed- i Xani olmasaydı Kürtçe zengin bir dil haline gelemezdi.
Büyük toplulukları çeken edebiyat eserlerinde kullanılan dil, sözlüğe girer ve kolektif kimliğinin bir parçası haline gelir. Orijinal eseri okumamış olsanız bile etkisi sizin için erişilebilir. Örneğin, birçoğumuz Othello’da “kaçınılmaz bir sonuç” olduğunu biliyoruz? ya da birisine ‘gülüş hissesi’ demek için Windsor’un Eşleri’nden mi geliyorsunuz? Bu ifadeler Shakespeare’in eserlerinde başladı ancak büyük okur topluluğu bunları orijinal sayfalarının ötesine taşıdı ve artık onları edebiyatla ilişkilendirmediğimiz ölçüde günlük konuşmaların bir parçası haline getirdi. Edebiyatın bir diğer değeri de özgürlükle bağlantısıdır.
İnsanları zorlayan fikirleri ifade etme, insanlık durumunun özelliklerini yakalamak için dil oluşturmak, çoğunluğa aykırı olan ve bunu yaparken bizi rahatsız eden ön plana çıkma özgürlüğü. Sartre, “Yazma özgürlüğü vatandaşın özgürlüğüne işaret ediyor. Biri köleler için yazmaz. Nesir sanatı, nesrin demokrasiye sahip olduğu tek rejime bağlıdır. Biri tehdit edildiğinde, diğeri de… ”
Edebiyat soru sorar: Ya bunu yaparsa? Ya dünya böyle görünüyorsa? Karakterleri belirli bir zaman ve uzaya yerleştirir, belirli niteliklerle iç içe geçirir ve gitmesine izin verir. Yanlış kişiyle evlenirsek, değerlerimizi görmezden gelirsek veya bir savaşta hayatta kalırsak neler olabileceğini bize gösterir. Ve böylece bizi sorgulamamız için yalvarır: Doğru seçimi mi yapıyoruz?
Bu, elbette, bizim seçeneklerimizin ve dolayısıyla Sartre’ın demokrasi ile bağlantısı olduğunu ima eder. Her ikisini de yazmak ve okumak özgürlüğü içerir. Dolayısıyla edebiyatın değeri hikayelerden daha fazlasıdır, aynı zamanda başkalarına sağladığı bağlantı, geliştirebileceği topluluk duygusu ve desteklediği sosyal yapılardır.
Yazarın okuyucuyu aldatmama konusunda ahlaki bir görevi vardır. Medyamızın nasıl hile yapmak istediğini yazabilirsin. 24 saatlik haber döngüsünün yalnızca zaman doldurma ve reklam satmak için sayfa görünümleri oluşturma amacıyla nasıl yayınlandığını yazabilirsiniz.
Yazar, kağıdı doldurmak uğruna yazdığı anda okuyucuyu aldatıyor çünkü yazma konusundaki bahanesi, verecek bir şeyi olması. Para için yazmak [en], edebiyatın harabesidir. Sadece yazmaya değecek bir şey yazan konunun iyiliği için kesinlikle yazan adam gerçek bir yazardır.
Haberler yerine iyi kitaplar okumalıyız. Onları okumaktan daha çok, tekrar okumalıyız.
Kötü, iyiyi uzaklaştırır. Hem kötü hem de zamansız değer sunan kötü yazarlar, daha kârlı arayışlara harcanabilecek insanların zamanını ve dikkatini tekelleştiriyor.
Sadece para kazanmak ya da satın alınmak için yazıyorlar. Sadece yararsız değiller, aynı zamanda zarar da veriyorlar. Unutma ki aptallar için yazan adam her zaman büyük bir halk bulur. Kötü kitaplar entelektüel zehirdir aklı mahvediyorlar. Mevcut literatürümüzün onda dokuzu sadece halkın cebinden birkaç şilin çıkarmayı ve bunu başarmayı hedefliyor. Yazar, yayıncı ve eleştirmen güç birliği etmişcesine okuru yolunacak kaz gibi görüp faydalanmaya çalışıyorlar.

Okuduklarınızı Anlamada Mortimer Adler
Okurken hedeflerimizden biri, bir kitaptaki anahtar cümleleri bulmak ve açıklamaktır.
Bu anahtar cümleleri kabul edip etmememizden bağımsız olarak yazarın anlamını yakalamak için önce onları sindirmek zorundayız . Bu, kurgusal olmayanda kurgusal olandan daha kolaydır çünkü kurgusal olmayan yazarlar kitap boyunca aynı tanımlamaya sadık kalırken kurgusal yazarlarının anlamı değiştirebilir.Özellikle açıklayıcı kitaplarla çoğu zaman, temel cümleleri bulmaktan daha kolay anlaşılır. Hepimiz bu cümleleri okur ve onları anlıyormuş gibi hissederiz. Ne de olsa yazarın kullandığı kelimeleri anlıyoruz. Ancak Adler, daha ileri gitmemizi teşvik ediyor. Anlayışı göstermek için cümleyi kendi kelimelerinize koymanızı önerir. Bunu yaptıktan sonra anlamın somut bir örneğini sunmanızı önerir.

İşte Adler ve Van Doren’in konuşmasından çıkan bu sürecin bir örnek.
Adler:
– Orta çağlarda büyük filozoflar, tekrar tekrar, ‘Gerçek olan dışında hiçbir şey hareket etmiyor.’ demekten çok hoşlanıyorlardı. Bunun sizin için anlamı nedir? Bunu şimdi kendi sözlerinle söyle.
Van Doren:
– Sadece potansiyel bir şeyden zarar göremeyeceğim anlamına geliyor. Aslında bir şey olmadığı sürece, beni incitemez.
Adler:
– Bir şey olmadığı sürece sana zarar veremez. Bana anladığını göster bana. Bana zarar veremeyecek bir şeyin somut bir örneğini vererek… Çünkü gerçek değil.
Van Doren: Şey… muhtemel bir gök gürültüsü fırtınası beni ıslatamaz.

HIZLI OKUMAK SAÇMALIKTIR
Okuma, daha akıllı olmanın anahtarı iken hızlı okuma, bir şeyler öğrendiğinizi düşünmek için kendinizi kandırmanın süslü bir yoludur. Ünlü fizikçi Richard Feynman’in dediği gibi “Kandırılması en kolay kişisin.”Gerçekte hızlı okuma, sadece sayfaları hızlıca çevirmektir.
Hızlı Okumak Düşündürmez
Hızlı okuyorsanız okuduğunuz şeyi düşünmez ve zorlanmazsınız. Kritik değilsiniz. Mevcut bilgi ile bağlantı kurmuyorsunuz. Yazarla tartışmıyorsun. Bunların heps iş. Eğer işi yapmıyorsanız sadece yüzey bilgisi ile çekip gidiyorsunuz. Okuma zihinsel olarak zordur. Hızlı okumak, okumaktan daha kötü. Hızlı okumak size asla karıştırmaması gereken iki şey verir: yüzey bilgisi ve aşırı güven.
Herkesin Okuduğunu Okumayın
Okuma benim için önemlidir. Günlerimin çoğunu böyle geçiriyorum. Bu aynı zamanda bilgi kaynağıdır, bu yüzden yılda 100’den fazla kitap okurum.Yalnız okumak yeterli değil. Ne okuduğun da önemli. Çoğumuz yanlış şeyleri okuruz.
Yanlış kitaplar, benzersiz bir fikir edinmenize, problemleri diğerlerinden farklı bir şekilde görmenize, hatta daha fazla problem çözmenize yardımcı olmayacaklar. Bununla birlikte, sizi zekiymiş gibi gösterecekler. Çünkü başkalarının konuştuğu şeyler hakkında konuşabilirsiniz. Ancak, başkalarının yaptığı şeyi yaptığınızda başkalarının aldığı sonuçları alırsınız. Kazanmak için başkalarının göremediği şeyleri görmeniz gerekir. Diğer insanların bağlanamadığı şeylere bağlanmanız gerekir.
Okumak, başkalarını şaşırtan anlayışlar, bağlantılar ve anlayış geliştirmenize yardımcı olabilir. Bunu yapmak için, herkesin izleyebileceği şekilde aynı adımları takip edemezsin çünkü bu seni aynı yoldan aşağıya götürür. Bunu akılda tutarak, işte muhtemelen hiç duymadığınız beş kitap. Hayatınızı değiştirecek ve dünyayı yeni bir ışıkta görmenizi sağlayacak.
1. Kur’an
Evrenin sahbinden yarattıklarına gönderilimiş en güzel mektup.
2. 48 Güç Yasası, Robert Greene
Bu kitabı hiçbir zaman kapağında okumamıştım ama yasaların her birini okudum. Bundan daha fazlası, her bir kanunu çiğnedim. Sana bir örnek vereceğim. İlk yasa “Asla efendiyi aşma.” dır.
3. Xenophon’un Büyük Cyrus’u: Xenophon’dan Liderlik ve Savaş Sanatları
Bu kitap, yakın zamanda almadan önce bir yıl boyunca rafıma oturdu. Bu, bilinen en eski insan hakları beyanını yapan Yaşlı Cyrus olarak da bilinen Büyük Cyrus’un biyografisidir. Kitap liderlik dersleriyle dolu. İşte bir örnek. “Kısalık, emir komuta ruhudur. Çok fazla konuşma liderin çaresizliğini gösteriyor.
4. Hayatımın Herbert Simon Modelleri

Bir Kitap Nasıl Okunur?
Okumanın amacı, nasıl okunması gerektiğini belirler. Danielle Steel romanını okumak, Platon’u okumakla aynı şey değil. Okuma becerilerimizi geliştirmeden önce, okuma seviyelerindeki farklılıkları anlamamız gerekir. Bunlar bir seviye olarak düşünülür çünkü önceki seviyeyi kesin olarak anlamadan daha yüksek bir seviyeye gidemezsiniz. Okuma birikimlidirler.
1. İlköğretim Okuma
Bu, ilkokullarımızda okutulan okuma düzeyidir. Bu yazıyı okuyorsanız bunun nasıl yapılacağını zaten biliyorsunuzdur.
2. Muayene Okuma
Muayene okuma, yazarın planına bakmamızı ve daha derin bir okuma deneyiminin özelliklerini değerlendirmemizi sağlar.
 Kapağı Oku ve Önsöz Bak
Çalışmanın kapsamı hakkında bir fikir edinmek için kapağı ve önsözü hızlı bir şekilde okuyun. Bu, beyninizi yalnızca tamamen okuyabileceğiniz şeyler için kullanmayacak, aynı zamanda kitabı zihinsel olarak bir kategoriye yerleştirmenize yardımcı olacaktır.
 Kitabın Haritası Için Size Bir His Verecek Içindekiler Bölümünü Okuyun
Kitap seni nereye götürüyor? Oraya nasıl gideceksin? İçindekiler tablosuna bakmadan kaç kişinin okumaya daldığı şaşırtıcı ama yine de yazar içindekiler tablosuyla (kitabın omurgası gibi) gelmek için uzun zaman harcıyor. Kurgusal olmayan kitaplarda, ayrıntılı bir içindekiler tablosu olmadan bunları genellikle satamazsınız.
 Kitabın Dilini Anlayın
Bu, endeksi kaydırmak anlamına gelir. Bu, size yalnızca ele alınan konularla ilgili bir fikir vermeyecek, aynı zamanda kitabın diğer kişilere ve kitapta kullanılan jargona da bir fikir verecektir.
 Önemli Noktaları Tanımlayın
Bu noktada, jargon ve yazarın sizi götürdüğü yolculuk hakkında bir genel bakışınız vardır. Argümanın ana bölümünü tanımlamak nispeten kolay olmalı. Bu okuma parçalarına ve parçalara dalın. Nasıl yapılandırılmışlar? Kitabın geri kalanına ne kadar bağlı? Bu bitirmek istediğin bir yer mi? Sayfaları çevirin ve buraya birkaç paragrafla hatta sayfalarla dalın.
 Sonunu oku
Yazarlar genellikle son birkaç sayfadaki çalışmalarını özetleyen iyi bir iş çıkarmaktadır. Bu, işlerinde en önemli olduğunu düşündükleri şeyi özetliyorlar.

 Röportajı dinleyin
Bunun gerçek kitapla hiçbir ilgisi olmasa da röportajlar bir kitabın özeti.
Denetimsel (muayene) okumada bazı soruları cevaplayabilmelisiniz.
• Nasıl bir kitaptır?
• Ne hakkında?
• Yazar o genel konu hakkındaki fikrini veya anlayışını nereye ulaştırıyor?
• Kitabının yapısı veya planı nedir?
2. Analitik Okuma
Francis Bacon, bazı kitapların tadının çıkarılması, bazılarının yutulmasının ve bazılarının çiğnenmesi ve sindirilmesi gerektiğini belirtir.
 Analitik okumayı çiğnemek ve sindirmek gibi düşünebilirsiniz.
 Analitik okuma kapsamlı bir okumadır.
Bu noktada, zihninizi meşgul etmeye ve ne söylendiğini anlamak için gereken işe girmeye başlarsınız. Yazarla sohbet etmek için marjinali kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim.
Analitik okuma için dört kural vardır:
1. Kitabı tür ve konuya göre sınıflandırın.
2. Kitabın neyle ilgili olduğunu en fazla kısalıkla belirtin.
3. Ana kısımlarını sıralarına ve ilişkilerine göre numaralandırın ve bu kısımları, genel hatlarıyla belirttiğiniz gibi ana hatlarıyla belirtin.
4. Yazarın çözmeye çalıştığı sorunu veya sorunları tanımlayın.
Muhtemelen bu sesler oldukça kolay olsa da çok fazla iş gerektirdiğini göreceksiniz. Neyse ki zaten yaptığınız denetimsel okuma sizi bunun için hazırladı.
Denetimli bir okumadan sonra kitabı ve yazarın görüşlerini anlayacaksınız.
Ancak bu, daha geniş bir konuyu anlayacağınız anlamına gelmez. Bunu yapmak için aynı konudaki birkaç kitaptan bilgi sentezlemek için karşılaştırmalı okuma kullanmanız gerekir.
Yazarla Sohbet Edin
Francis Bacon der ki:
 Bazı kitapların tadını çıkar.
 Bazılarını yut.
 Bazılarını çok çiğne ve sindir.
Okuma ve yazma sıklıkla el ele gider. Okuma pasif bir beceri değil, aktif bir beceridir. Okuduğumuz kitabı çiğneme ve hazmetme yollarımızdan biri, başka birisinin yazdığı bir şey hakkında yorum yapmak. Bunu yazarla tartışarak yapın.
Bir kitap satın aldığınızda, tıpkı kıyafet veya mobilyada olduğu gibi içinde bir mülk kurarsınız. Bir kitabın tam mülkiyeti, yalnızca onu kendinizin bir parçası haline getirdiğinizde gerçekleşir ve kendisinin bir parçasını yapmanın en iyi yolu kitabın içinde yazılar yazarak not almak.
Analitik okuma, dizilimimin okuma becerilerimizi geliştirmenin yollarını gösteren dördüncü bölümüdür .
Analitik Okuma Kuralları
1. Birinci Kural
Ne tür bir kitap okuduğunuzu bilmeniz gerekir.
Bir roman mı okuyorsun, oyun mu yoksa bir çeşit açıklayıcı eser mi, bilgi ileten bir kitap mı? Öncelikle, bir anlamda doğru oldukları iddiasını örtülü veya açıkça dile getiren, esasen görüş, teori, hipotez veya spekülasyonlardan oluşan herhangi bir kitap, bilgi aktarır ve açıklayıcı bir çalışmadır.
Bu sadece hangi kitapların öncelikle öğretici olduğunu bilmek değil, aynı zamanda belirli bir şekilde öğretici olduklarını bilmekle ilgili bir soru değildir. Bir tarihin ve felsefi bir çalışmanın sağladığı bilgi türleri ya da aydınlanma aynı değildir. Bir fizik kitabı ve ahlaki konulardaki problemler aynı değildir ve yazarların bu tür farklı problemleri çözmek için kullandıkları yöntemler aynı değildir. Sadece bilgiyi iletmekle ilgilenen kitaplar kendilerini bir tür iletişim ile sınırlar ve gerisini başkalarına bırakır. Bilgiyi faydalı kılmak, bunu bilmenin ve nasıl yapıldığını bilmenin dönüşümünü içerir.
Teorik kitaplar size bir şeyin böyle olduğunu öğretiyor. Pratik kitaplar, yapmak istediğinizi veya yapmanız gerektiğini düşündüğünüz bir şeyi nasıl yapacağınızı öğretir.
Pratik kitaplar, bir şeyi doğru bir şekilde yapmanın argümanı ile birlikte bir şeyin nasıl yapılması gerektiğini size söyleyecektir. Teorik bir kitap, aksine, bir şeyin “doğru” olduğunu iddia edecektir.
Her kitabın yapısı vardır. Bu bizi analitik okuma için ikinci ve üçüncü kurallara götürür.
İkinci kuralı
Bu, tüm kitabın mümkün olduğunca kısaca ne hakkında olduğunu bulunuz.
Üçüncü kural
Bir tuğla yığını ile diğer yandan oluşturabilecekleri tek ev arasında bir fark var. Tek bir ev ile ev koleksiyonu arasında bir fark var.

Bir kitap tek bir ev gibidir. Farklı kullanım alanlarına sahip, farklı odalara, farklı boyutlarda, farklı boyut ve şekillerde odalara, farklı görünümlere sahip bir konak. Odalar kısmen bağımsızdır. Her birinin kendi yapısı ve iç dekorasyonu vardır. Fakat kesinlikle bağımsız ve ayrı değiller. Kapılar ve kemerler, koridorlar ve merdivenlerle, mimarların “trafik düzeni” olarak adlandırdıkları şeyle bağlanırlar. Bağlandıkları için her birinin yaptığı kısmi işlev, tüm evin yararına payını arttırır. Aksi halde ev yaşanabilir olmazdı.
Analoji neredeyse mükemmel. İyi bir ev, iyi bir ev gibi düzenli bir parça düzenlemesidir. Her büyük bölüm belirli bir bağımsızlığa sahiptir. Evler az ya da çok yaşanabilir olduğundan, kitaplar az ya da çok okunabilir durumdadır. Adler’in iddia ettiği en iyi kitap, en anlaşılır yapıya sahip olanlardır.
Kitabı Her Yönüyle Değerlendirmelisiniz.
Çok basit bir örnek ne demek istediğimizi gösterecek. Konuşmaya yeni başlayan iki yaşında bir çocuk, “iki artı iki, dört” diyebilir. Nesnel olarak bu, doğru bir ifadedir fakat çocuğun çok fazla matematik bildiği sonucuna varmak yanlış olur. Aslında, çocuk muhtemelen ifadenin ne anlama geldiğini bilmeyecekti ve bu nedenle, ifadenin kendisi yeterli olsa da çocuğun hala konuyla ilgili eğitime ihtiyacı olduğunu söylemek zorunda kalacağız. Benzer şekilde, bir kitabın ana teması veya noktası hakkındaki tahmininizde haklı olabilirsiniz ancak yine de nasıl ve neden belirttiğiniz gibi gösterme alıştırması yapmanız gerekir. Okuyucular kitabın iskeletini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Yazar iskelet ile başlar ve onu kemiklerin etrafına et koyarak örter.
Dördüncü kural
Yazarların problemlerinin ne olduğunu bulmaktır.
Bir kitabın yazarı bir soru veya bir dizi soru ile başlar. Kitap görünüşte cevap veya cevapları içeriyor. Yazar, size soruların ne olduğunu söyleyip söylemeyebilir, ayrıca çalışmasının meyvesi olan cevapları size verebilir. İster yapsın ister yapmasın veya özellikle de yapmasaydı, soruları olabildiğince tam olarak formüle etmek bir okuyucu olarak sizin görevinizdir. Kitabın cevaplamaya çalıştığı ana soruyu belirtebilmelisiniz ve eğer asıl soru karmaşıksa ve çok fazla kısmı varsa alt soruları da söyleyebilmelisiniz.
Yani, yazarın kitabı yazarken ne düşündüğünü keşfedebileceğinizi düşünebilirsiniz.
Bir Kitabın Ne Hakkında Olduğunu Nasıl Buluyorsunuz?
1. Kitabı tür ve konuya göre sınıflandırın.
2. Kitabın neyle ilgili olduğunu en fazla kısalıkla belirtin.
3. Başlıca parçalarını sıralarına ve ilişkilerine göre numaralandırın ve tüm parçaları ana hatlarıyla belirttiğiniz gibi ana hatlarını belirtin.
4. Yazarın çözmeye çalıştığı sorunu veya sorunları tanımlayın.

Okuma Sanatı: Zorlu Bir Okuyucu Nasıl Olmalı?
Okumamızı geliştirmek için doğru soruları doğru sırayla sormayı öğrenmemiz gerekir.
Unutma, bir kitap okumak, eğlence dışında herhangi bir sebeple, esasen kitaplara soru sorma (ve onlara yeteneğinin en iyisini yanıtlama) için bir çabadır.
Herhangi bir kitap hakkında sormanız gereken dört ana soru var
Okumak doğru soruları doğru sırayla sormak ve cevap aramaktır.
Her Kitaptan Sormanız Gereken Dört Ana Soru Vardır:
• Bu kitap ne hakkında?
• Ayrıntılı olarak ne söyleniyor ve nasıl?
• Bu kitap tamamen ya da kısmen doğru mu?
• Kitapta olan ne?
Bunların hepsi zor iş gibi geliyorsa haklısınız. Çoğu insan bunu yapmaz. Seni ayıran şey bu.
3. Sintopik Okuma
Bu aynı zamanda karşılaştırmalı okuma olarak da bilinir ve bütün okuma çeşitlerinin en zorudur. Syntopical Reading, aynı konuda birçok kitap okumayı ve fikirleri, kelimeleri ve tartışmaları karşılaştırmayı içerir.
Bu görev, ilgili bölümleri tanımlamak, terminolojiyi tercüme etmek, cevaplanması gereken soruları çerçevelemek ve sıralamak, sorunları tanımlamak ve cevaplarla konuşarak üstlenilir.Amaç, belirli bir kitabı genel olarak anlamak değil, konuyu anlamak ve derin bir akıcılık geliştirmektir.Bunların hepsi bilgi boşluklarını tanımlamak ve doldurmakla ilgili.
Sintopik okuma için beş adım vardır:
1. İlgili Pasajları Bulma
Doğru kitapları bulmanız ve ardından ihtiyaçlarınızı en iyi karşılayan pasajları bulmanız gerekir. Dolayısıyla ilk adım, ilgili olarak tanımladığınız tüm eserlerin denetimli bir okunmasıdır.
2. Yazarı Şartlara Getirmek –
Analitik okumada, anahtar kelimeleri ve bunların yazar tarafından nasıl kullanıldığını tanımlamanız gerekir. Bu oldukça basittir. Her yazar kendi argümanlarını çerçevelemek için muhtemelen farklı terimler ve kavramlar kullandığından, süreç artık daha karmaşık hale geliyor. Yazarın dilini kullanmak yerine, kendi dilinizi kullanmak zorundasınız. Kısacası, bu çeviri ve sentezde bir alıştırmadır.
3. Soruları Net Hale Getirmek –
Yazarın çözmeye çalıştığı sorunlara odaklanmak yerine, cevaplandırılmasını istediğiniz sorulara odaklanmanız gerekir. Tıpkı kendi terminolojimizi oluşturmamız gerektiği gibi yazarların da cevap verdiği sorunlarımıza ışık tutarak kendi önerilerimizi oluşturmalıyız. Soruları, yazarların tamamının veya çoğunun cevapları olarak yorumlanabileceği şekilde çerçevelemek önemlidir. Bazen sorularımıza cevap alamayabiliriz çünkü yazarlar tarafından soru olarak görülmemiş olabilirler.
4. Sorunları Tanımlama
Birden fazla yanıtın olduğu açık bir soru sorduysanız bir sorun tanımlanmıştır. Şimdi şartlarınıza çevrilmiş olan karşıt cevaplar, birbirleriyle ilişkili olarak sipariş edilmelidir. Bir konudaki birden fazla bakış açısını anlamak, akıllı bir fikir oluşturmanıza yardımcı olur.
5. Tartışmayı Analiz Etme
Sorularımızın hiçbirinde tek bir tartışılmaz gerçeği bulmamızı beklememiz olasıdır. Cevabımız, karşıt cevapların çatışmasıdır. Değer, bu yazarlarla yaptığınız tartışmadır. Artık bilgilendirilmiş bir fikriniz olabilir.
Bir kitabı işaretlemek neden okumak için vazgeçilmezdir?
Birincisi, sizi uyanık tutar. Sadece bilinçli değil, geniş uyanık.
İkincisi, eğer aktifse okuma, düşünmektir ve düşünme sözlü veya yazılı olarak kendini ifade etme eğilimidir. Ne düşündüğünü bildiğini ama ifade edemediğini söyleyen kişi genellikle ne düşündüğünü bilmez.
Üçüncüsü, tepkilerinizi yazmak, yazarın düşüncelerini hatırlamanıza yardımcı olur.
Bir kitap okurken sen ve yazar arasında bir konuşma olmalı. Muhtemelen, yazar konu hakkında senden daha fazla şey biliyor eğer değilse muhtemelen kitabını rahatsız etmemelisiniz. Fakat anlayış iki yönlü bir operasyondur; öğrenicinin kendisini sorgulaması ve öğretmeni sorgulaması gerekir. Öğretmenin ne dediğini anladıktan sonra öğretmenle tartışmaya istekli olması bile gerekir. Bir kitabı işaretlemek, kelimenin tam anlamıyla, farklılıklarınızın veya yazarla yaptığınız anlaşmaların bir ifadesidir. Ona ödeyebileceğin en yüksek saygıdır.
Adler, bir kitabı işaretlemenin birçok yolu olduğunu savunmaya devam ediyor. Önemli noktaların altını çizmenizi, altı çizili olmak için çok uzun bir geçidi vurgulamak için kenar boşluğuna dikey çizgiler çizmenizi, kitapta en önemli açıklamaları vurgulamak için boşluğa yıldız, yıldız işareti veya başka bir “doodad” koymanızı tavsiye eder. Bir argümanın doğal gelişiminde yapılan bir nokta dizisini gösterme marjı, marjın diğer sayfalarının sayfa numaralarını, kitapta başka nerede yazarın aynı puanları aldığını, anahtar kelimeleri veya cümleleri daire içine aldığını ve sorularınızı yazdığını hatırlatmak için (ve belki de cevapları) kenar boşluğunda (veya sayfaların üstünde veya altında).
Okumak Yazarla Diyalog Kurmaktır
Bir kitap okumak, sen ve yazar arasında bir konuşmadır.
Yazar muhtemelen konu hakkında senden daha fazla şey biliyordur; eğer değilse, muhtemelen kitabını rahatsız etmemelisiniz. Fakat anlayış iki yönlü bir operasyondur; öğrenicinin kendisini sorgulaması ve öğretmeni sorgulaması gerekir. Öğretmenin ne dediğini anladığı zaman, öğretmenle tartışmaya istekli olması bile gerekir. Bir kitabı işaretlemek, kelimenin tam anlamıyla, farklılıklarınızın veya yazarla olan anlaşmalarınızın bir ifadesidir. Ona ödeyebileceğin en yüksek saygıdır.
Kitap Nasıl Okunur?
Akıllı Okumanın Klasik Rehberi
1. Bir bütün olarak kitabın konusu nedir? Kitabın ana düşüncesini ve yazarın ana düşünceyi somutlaştırmak için başvurduğu yan düşünceleri bulmalısınız.
2. Ayrıntılı olarak ne söyleniyor ve nasıl? Yazarın belirli mesajını oluşturan ana fikirleri, iddiaları ve argümanları keşfetmeye çalışmalısınız.
3. Kitap tamamen ya da kısmen doğru mu? İlk ikisini cevaplayana kadar bu soruyu cevaplayamazsınız. Doğru olup olmadığına karar vermeden önce ne söylendiğini bilmek zorundasın. Ancak bir kitabı anladığınızda ciddi bir şekilde okuyorsanız kendi kararınızı vermeniz zorunludur. Yazarın aklını bilmek yeterli değildir.
4. Neden okudum? Kitap size bilgi verdiyse önemini sormalısınız. Yazar bu şeyleri bilmenin neden önemli olduğunu düşünüyor? Onları tanımanız sizin için önemli mi? Eğer kitap sizi sadece bilgilendirmediyse ayrıca aydınlattıysa bunu sorarak daha fazla aydınlanma istemelisiniz.
Okurken soru sormak, sizi daha iyi bir okuyucu yapar. Ama daha fazlasını yapmalısın. İstediğiniz soruları cevaplamaya çalışmalısınız. Bunu zihninizde yapabilmenize rağmen, Adler elinizde bir kurşun kalemle yapmanın çok daha kolay olduğunu savunuyor. “Kalem,” diyor, “Siz okurken uyanığınızın işareti haline geliyor”.
Bir kitap satın aldığınızda, aynı kıyafet veya mobilyada olduğu gibi, içinde bir mülk kurarsınız. Ancak, satın alma işlemi aslında yalnızca bir kitap durumunda sahip olma önceliğidir. Bir kitabın tam mülkiyeti, yalnızca onu kendinizin bir parçası haline getirdiğinizde gelir ve kendisinin bir parçasını yapmanın en iyi yolu – ki aynı şey budur – içinde yazarak okumaktır.
 Ne tür bir kitap bu?
 Bir bütün olarak neyle ilgili?
 Konuyla ilgili anlayışımızı geliştirmek için yazarın koyduğu plan nedir?
Bu cevaplar zihninizde taze olduklarında kaydedilmelidir.
Okumak kayak yapmak gibidir. İyi yapıldığında, bir uzman tarafından yapıldığında hem okuma hem de kayak, zarif ve uyumlu aktivitelerdir. Yeni başlayanlar tarafından yapıldığında her ikisi de garip, sinir bozucu ve yavaştır.
Okurken Not Almanın En Etkili 3 İlk Yolu
Başlamadan önce: Kitabı önsöz, dizin, içindekiler tablosu ve ceketin içini okuyarak filtreleyin.Bu, yazarın sizi nereye götüreceğini ve daha da önemlisi kullanacakları kelimeleri söyler.
Okurken etkili bir şekilde not almanın üç adımı vardır:
Birinci Adım
Bir kitap aldığımda ilk yaptığım şey önsözü, içindekileri ve iç ceketi okumak. Genelde, indekse de göz atacağım.
Okurken not alıyorum. Bakmam gereken kelimeleri çevreliyorum. Ben argüman için kritik olduğunu düşündüğümü işaret ediyorum. Beni ilginç yapan her şeyin altını çiziyorum. Sınırdaki bir deli gibi yorum yapıyorum. Varsayımlar ile uğraşmaya çalışıyorum.
Temel olarak, yazarla bir konuşma yapmaya çalışıyorum. Belki de sorularım bir sonraki sayfada veya bir sonraki bölümde cevaplandırılacaktır. Belki onlara cevap verecek başka bir kitap bulmalıyım.
Her bölümün sonunda az önce okuduğum şeyleri özetleyen birkaç madde işareti yazıyorum. İşim bittiğinde kitabın tamamının kısa bir özetini yazıyorum ve sonra başkalarının yaptığı bir şey yapıyorum. Kitabın yaşlanmasına izin veriyorum.
İkinci adım
Kitabı tekrar açtığımda, yazdığım her karalamayı, altı çizili ve yorumu tekrar okudum (sanırım hala yazımı okuyabilirim). Bazen yapamam.
Kitabı ikinci defa okuduğumda aynı kişi değilim, iki şey değişti: (1) Kitabın tamamını okudum ve (2) Dünyada göründüğü şey üzerinde uyuma şansım oldu.
Üçüncü Adım
Birkaç gün bekleyin. Ardından kitabı gözden geçirin ve alıntıları elle kopyalayın ve bunları depoya veya genel kitabınıza koyun. Bu notları, okuduğum fikirleri birbirine bağlamak ve sentezlemek için kullanıyorum.
Hatırlamaya yardımcı olmak için fikirleri zaten aklınızdaki bir şeye bağlayın. Bu fikrin bir devamı mı? Bir fikrin yerini mi alıyor? Farklı bir disiplinde aynı fikir mi? Bu bağlantıları notlarıma ekliyorum ve aklımda delip geçiyorum.

0
24 Sayfa 1 12345...»
error: Bilgi: İçerik Korumalıdır !