İstanbul
+90 555 850 19 04
info@paragraftahiz.com

Kategori: Kişisel Gelişim

ParagraftaHız

Tiyatro Tarihi ve Türk Tiyatrosu

Tiyatro sahnede, bir seyirci topluluğu önünde, oyuncular tarafından canlandırılmak üzere yazılan edebî türdür. Tiyatro tarihi yapılan araştırmalara göre Antik Çağ Yunan medeniyetine kadar dayanmaktadır. Türk tiyatrosunun macerası da geleneksel tiyatromuz olan Karagöz, Ota oyunu ve Meddah gösterilerinden sonra Tanzimat dönemiyle modern bir kimliğe bürünmüştür.

Tüm Yönleriyle Roman Türü

Roman; yaşanmış ya da yaşanması mümkün olay veya durumların kişi, yer ve zamana bağlı olarak okuyucuda heyecan ve zevk uyandıracak şekilde anlatıldığı uzun edebî türdür.

Türk Edebiyatında HİKÂYE Türü ve Özellikleri

Türk Edebiyatında HİKÂYE Türü ve Özellikleri konusuna derinlik kazandırmadan önce Hikayenin ne olduğunu belirlemek gerekir. Hikâye bir ya da birkaç kişinin başından geçen dar ve kısa hayat olaylarını anlatan yazıdır. Hikâyede olay, fazla genişletilmez, ikinci plandaki kişilere yer verilmez. Hikâyenin konusu gerçek yaşamdan alınabileceği gibi gerçeğe uyacak şekilde yazarın hayal kurma yetisinden çıkabilir.

YENİ TÜRK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

Yeni Türk edebiyatı nazım biçimleri Tanzimat Edebiyatıyla şiir hayatımıza girmiş, Servet – i Fünun Edebiyatıyla yaygınlık kazanmıştır. Tanzimat’ın ikinci nesli şairi olan Abdülhak Hamit Tarhan ve Recaizade Mahmut Ekrem’le başlayan Batı edebiyatı kaynaklı bu yeni tip uyak dizilişi ve nazım biçimleri özellikle Servet – i Fünun döneminde Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’le iyice ilerlemiştir. Şimdi bunları tek tek inceleyelim:

Konularına Göre Şiir Türleri

Konularına göre şiir türleri isimlendirilirken genellikle o şiirin ne anlattığına, neye ilişkin olduğuna bakılır. Edebiyatımızın her döneminde yazılan şiirler ve türleri belirlenirken hep bu kıstasa göre hareket edilmiştir. Şiir türü şiirin içerik kısmıdır. Şimdi bu şiir türlerini ve niteliklerini inceleyelim:

HALK EDEBİYATI NAZIM TÜR ve ŞEKİLLERİ

Halk edebiyatı nazım şekilleri v e türleri üç gruba ayrılır. Gruplama yapılırken daha çok içeriğe ve hangi kesimin bu şiirleri söylediğine bakılmıştır. Eğer ortak halk bilinciyle söylenmişse Anonim denmiştir. Eğer elinde sazıyla bir aşık bu şiirleri seslendirmişse Aşık Tarzı denmiştir. Tekkede tasavvuf konularını işleyen biri sufi söylemişse buna Tekke denmiştir.

Divan şiiri nazım şekilleri ve türleri konusunu işlerken şunu göz önünde bulundurmamamız gerekir: Her edebiyatın kendi bünyesi ve özelliklerine uygun nazım şekilleri ve türleri vardır. Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra Türk edebiyatı Arap ve Acem (Fars) edebiyatlarının etkileri altına girmiş, bu arada bu iki edebiyatın nazım şekilleri de benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara yanında milli nazım şekilleri olan dörtlüklerin de az çok değiştirilerek ve yeni adlar altında kullanıldıklarını görüyoruz. Nazım şekilleri, eski edebiyat kitaplarında "Eşkâl-ı nazm" adı altında incelenirdi.

DİVAN ŞİİRİ NAZIM ŞEKİLLERİ VE TÜRLERİ

Divan şiiri nazım şekilleri ve türleri konusunu işlerken şunu göz önünde bulundurmamamız gerekir: Her edebiyatın kendi bünyesi ve özelliklerine uygun nazım şekilleri ve türleri vardır. Türklerin İslâmiyet’i kabul etmelerinden sonra Türk edebiyatı Arap ve Acem (Fars) edebiyatlarının etkileri altına girmiş, bu arada bu iki edebiyatın nazım şekilleri de benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara yanında milli nazım şekilleri olan dörtlüklerin de az çok değiştirilerek ve yeni adlar altında kullanıldıklarını görüyoruz. Nazım şekilleri, eski edebiyat kitaplarında “Eşkâl-ı nazm” adı altında incelenirdi.

Divan şiiri nazım şekilleri ve türleri konusunu işlerken şunu göz önünde bulundurmamamız gerekir: Her edebiyatın kendi bünyesi ve özelliklerine uygun nazım şekilleri ve türleri vardır. Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra Türk edebiyatı Arap ve Acem (Fars) edebiyatlarının etkileri altına girmiş, bu arada bu iki edebiyatın nazım şekilleri de benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara yanında milli nazım şekilleri olan dörtlüklerin de az çok değiştirilerek ve yeni adlar altında kullanıldıklarını görüyoruz. Nazım şekilleri, eski edebiyat kitaplarında "Eşkâl-ı nazm" adı altında incelenirdi.

KAFİYE VE REDİF

Çoğu zaman mısra sonlarında, bazen da mısra içlerinde ya da başlarında ses benzerliğini sağlayan sözcüklere kafiye denir. Türkçe Sözlük’te “uyak” denen kafiyeye, Halk şairlerimiz “ayak” demektedirler.

HECE ÖLÇÜSÜ (VEZNİ)

Dizelerdeki hecelerin sayısına ölçüyü hece ölçüsü denir. Bu ölçüye ozanlar “parmak hesabı” da demişlerdir. Bu ölçünün de kendine özgü özellikleri, incelikleri ve ahenk düzenleri vardır.

Hece ölçüsü, her mısradaki hece sayısının eşitliğine dayanan bir ölçüdür. Yani ilk mısrada kaç hece varsa, öteki mısraların tümünde de o kadar sayıda hece olacaktır.
Hece ölçüsünde uzun hece, kısa hece; kapalı hece, açık hece diye bir sorun yoktur. Sözcüklerdeki bütün heceler bir değerde ve bir karakterdedir.

Divan şiiri nazım şekilleri ve türleri konusunu işlerken şunu göz önünde bulundurmamamız gerekir: Her edebiyatın kendi bünyesi ve özelliklerine uygun nazım şekilleri ve türleri vardır. Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra Türk edebiyatı Arap ve Acem (Fars) edebiyatlarının etkileri altına girmiş, bu arada bu iki edebiyatın nazım şekilleri de benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara yanında milli nazım şekilleri olan dörtlüklerin de az çok değiştirilerek ve yeni adlar altında kullanıldıklarını görüyoruz. Nazım şekilleri, eski edebiyat kitaplarında "Eşkâl-ı nazm" adı altında incelenirdi.

Aruz Ölçüsü

Aruz ölçüsü, Arapların icadıdır. Onlardan Acemlere geçmiştir. Acemler aruz ölçüsünün bazı kalıplarını kendi dillerinin özel yapısına uydurmuşlar, böylece bir Acem aruzu meydana getirmişlerdir. Daha sonra Acem edebiyatıyla sıkı ilişki kuran Türk şairleri de aruzu, Acemlerden aldılar. Fakat Türk şairleri, aruzu Türk zevkine göre işlediler ve böylece bir Türk aruzu meydana getirdiler. Aruz, Türk edebiyatında o…
Devamı

Bilgi için Arayınız.
1
Bilgi için Arayınız.
Bilgi için Arayınız.