Blog

OKUMA HAKKINDA HER ŞEY

Posted by:

OKUMA HAKKINDA HER ŞEY

1. Kitap Nedir?

Bir kitap tek bir külliye gibidir. Farklı kullanım alanlarına, farklı boyut ve şekillere sahip  odalara, farklı görünümlere sahip bir külliye. .. Odalar kısmen bağımsızdır. Her birinin kendi yapısı ve iç dekorasyonu vardır. Fakat kesinlikle bağımsız ve ayrı değiller. Kapılar ve kemerler, koridorlar ve merdivenlerle, mimarların “trafik düzeni” olarak adlandırdıkları şeyle bağlanırlar. Bağlandıkları için her birinin yaptığı kısmi işlev, tüm külliyenin yararına payını arttırır. Aksi halde ev yaşanabilir olmazdı.

Külliyeler  az ya da çok yaşanabilir olduğundan kitaplar da az ya da çok okunabilir durumdadır. Ama düzensiz, karışık ve sadelikten uzak evlerde yaşam nasıl zorlaşıyor ise  kompoze edilmemiş ve sadelikten uzak kitapları okumak da o kadar zordur. Adler’in iddia ettiği gibi en iyi kitap, en anlaşılır yapıya sahip olanlardır.

2. Kitap Nasıl Oluşur?

1. Aşama

Her kitabın bir yazılma amacı vardır. Kurgusal olan bir yapıt mı yoksa didaktik bir yapıt mı? Yazar önce bunun kararını verir. Kurgusal olan kitaplar genellikle kurmacasal bölgesine seslenir okurun. Yani anlatılanları okurun zihninde canlanabilir ve yaşanabilir kılmaktır yazarın amacı. Ama kurgusal olmayan kitaplarda daha çok didaktik ayrıntılar ağır basar. Yazar bu kitaplarda bir şeyler öğretmeye çalışır.

2. Aşama

Yazar iskelet ile başlar ve onu kemiklerin etrafına et koyarak örter. Yazar amacına göre iskeleti et ile donatmaya  çalışır. Kitabın  iskeleti, ana konu ve bu konuyla ilgili verilmek istenen mesajda saklıdır. Kitabın süsü olan etler de yazının ana mesajına götüren benzetmeler, karşılaştırmalar, alıntılar, tanıklar, sayısal veriler, sayıp dökmeler, somutlamalar, soyutlamalar vb. düşünceyi geliştirme yollardır. Gerçek bir yazar yazısını bu yolla süsleyip okuruyla buluşturur ama sistem ve kompozisyon kaygısı taşımayan yazarlar çalakalem ve sistemsiz bir üslupla yazarak okurunu belirsizlik girdabında yorar. Okur da bir an önce bu girdaptan kurtulmak için can atar. Böyle çok kitap, raflarda okunmamış olarak çürümeye mahkum olmuştur. Okunabilir olmadıktan sonra yazmanın bir anlamı da yoktur kanımca.

3. Aşama

Yazar bu aşamada nasıl bir üslupla yazması gerektiğine karar verir. Yani kitabın dilini oluşturur. Çünkü genelde edebiyatın, özelde kitabın ana malzemesi dildir. Gerçek bir yazar bir dil işçisidir. Yazdığı eserin dilini bir kuyumcu titizliği ile örer. İyi bir kitabın sahip olması gereken anlatımsal nitelikler vardır. Bir kitap bu niteliklere sahip değilse içerik ne kadar sürükleyici olursa olsun geleceğe kalamaz, yaşarlığını koruyamaz. Bakın Yunus’a, çağları delen sesi olmasaydı günümüze ulaşır mıydı? Ya Mevlana, Ulu Bilge Yesevi salt içerikleri ile mi günümüze ulaştılar? Onları da yaşatan dilleridir.  Şimdi bir eseri yaşatan bu niteliklerin neler olduğunu belirtelim.

Yalınlık: Gerçek bir kitap sade bir dille yani basit ama etkili bir üslupla yazılmalıdır. Fazlaca süslemeler yapmadan, kıvamında ve miktarınca süs kullanılarak yazılmalıdır. Amacından uzak mecazlar kitabın değerini düşürür, Okunurluğunu azaltır. Sırf bu yüzden nice kitap tarihin tozlu raflarında kalmıştır.

Duruluk: İfadelerde aynı anlama gelen eklerin ve sözcüklerin birlikte kullanılması bir anlatım kusurudur. Örneğin yazar kitabında, “Ahmet görev ve sorumluluklarının bilincinde olan bir çocuktur. ” demişse anlatım pürüzlü olur. Çünkü “görev ve sorumluluk” sözcükleri anlamca eştir. Bir kitabın niteliğini duruluk da belirler. Yazar metninde duru bir yol tercih etmelidir. Bu da bir dil işçiliği demektir. Anlatımındaki pürüzleri işçilik yaparak gidermeyen yazarların kitapları maalesef tozlu raflarda yıllarca bekler.

Açıklık: İyi bir kitapta anlam tek ve nettir. Yazar söylemek istediklerini belirsizlikten uzak bir söyleyişle ifade ederek okuruyla buluşturur. Sözcüklerinin yerini seçemeyen, onları yanlış yerde kullanan, noktalama işaretlerini nereye koyacağını bilmeyen bir yazar ne denli güçlü içerikte eser yazarsa yazsın kalıcı olamaz. Örneğin yazar kitabında “Baba evini köyün baskısından terk etmişti. “diye bir cümle kurmuşsa anlatım belirsizleşir çünkü bu cümlede sözü edilen bir baba olabileceği gibi “baba evi” takımı da olabilir. O halde açık olmayan bir anlatım da okunur olmaya engeldir.

Akıcılık: İyi bir anlatım akıcı olmalıdır. Yani telaffuzu kolay sözcüklerden ifade oluşturulmalıdır. Yazar, zor söylenen yabancı kelimelerden uzak durmalı ve okurunu yormamalıdır. Okurun yorulması kitabın tozlu raflara atılması demektir.

Anlamca Doğruluk: Yazar kitabında sözcükleri anlamına ve işlevine uygun kullanmalıdır. Örneğin, “Bulunduğumuz helikopter ölüm tehlikesi atlattı. “denemez. Çünkü helikopter ölmez. Keza “Doktor, geçirdiğim rahatsızlığı başarıyla ameliyat etti.” denemez çünkü rahatsızlık ameliyat edilemez.

Sonuç: Yazarın seçtiği bir sözcük onu yaşatır da öldürür de. Yazarın sorumluluklarından biri, ana dili bilinci gelişmiş, ana dilini doğru ve etkin kullanan bir okur kitlesi oluşturmaktır. Yazmaya yeltenen herkesin böyle bir misyonu olmalıdır. Konfüçyus’ün dediği gibi dil bozuksa her şey bozuktur. Öyleyse yazar önce dil varlığını zengin tutmalı ve anlatımını pürüzlerden arındırarak yazmaya girişmelidir.

3. Kitap Nasıl Okunur?

Neden bazı insanlar bir kitabı bir kez okuduktan sonra her detayını hatırlıyor gibi gözüküyor da bazıları ise bir kitabı bıraktıktan birkaç gün sonra yazarın adını bile hatırlamakta zorlanıyor?

Cevap basit ama kolay değil. Burada önemli  olan, ne okuduğumuz değil, nasıl okuduğumuzdur. Okuma alışkanlıkları sadece daha fazla okumanıza yardım etmekle kalmaz aynı zamanda daha iyi okumanıza yardımcı olur .

Aktif ve Pasif Okur

Pasif okuyucular, okudukları kadar çabuk unuturlar. Öte yandan aktif okuyucular okuduklarının büyük kısmını elinde tutuyor. Bu iki tip okuyucu arasındaki diğer bir fark, okuma miktarının onları nasıl farklı şekilde etkilediğidir. Çok okuyan pasif okuyucular, biraz okuyan pasif okuyuculardan çok ileride değildir. Ancak aktif bir okuyucuysanız, işler farklıdır.

  • Aktif okuyucular ne kadar fazla okursa, o kadar iyi olurlar.
  • Aktif okurlar, fikir alışkanlığını artıran zihinsel modeller örgüsü geliştirirler
  • Aktif okuyucular iyi argümanları ve yapıları kötü olanlardan ayırmayı öğ
  • Aktif okuyucular daha iyi kararlar veriyorlar çünkü kendilerine has bir okuma modeli geliş
  • Aktif okuyucular not alarak okur ve kitaptaki yazarla içsel söyleşi yaparlar.
  • Aktif okuyucular küçük adımlar ilkesiyle hareket ederek kitabı özü Daha doğrusu kitabın sözcüklerini ve cümlelerini çok çiğneyerek içselleştirirler.
  • Aktif okuyucuların başka bir avantajı daha var: Ne kadar çok okurlarsa o kadar hızlı

Okulda okuduğumuz  kitapları tekrar düşünelim. Zamanın geçişine rağmen, çoğumuz onlar hakkında hâlâ çok şey hatırlıyoruz. Ayrıntılar bulanık olsa bile temel çizimleri, ana karakterleri, dikkat çekici temaları ve motifleri hatırlayabiliyoruz. Niye? Çünkü bunları sırayla sesli okuduğumuzda aktiftik ve kitabın içindeydik. Örneğin, kitaba ilişkin sorular hazırlıyorduk; yazarın konusunun ne olduğunu, hangi mesajlari vermek istediğini, kahramanlarını, varsa mekanları, yazarın üslubunu, kullanılan anlatım biçimini, düşünceyi geliştirme yolunu saptamaya çalışırken zihnimiz aktifti ve kitabın içindeydik.

Okuduğumuz her kitaptan en iyi şekilde  yararlanmak için, tükettiğimiz bilgilerden çıkardığımız sonuçları kaydetmek, yansıtmak ve uygulamaya koymak için bir planın olması hayati önem taşır . Unutmayin ki kalite, nicelikten daha önemlidir. Ayda yalnızca bir kitap okuyup tamamen özümserseniz üstünkörü okuyan ve  kütüphanenin yarısını bitiren  birinden çok daha iyi olursunuz.

Okumak plansız ve gelişigüzel olamaz. Okumanın bir kültürü ve modeli vardır. Her model de bireyseldir. Başkasına uyan model sana uymayabilir. Herkes kendi okuma stilini keşfetmek zorundadır. Bunun için ilk adım kişinin nasıl anladığını ve nasıl okuyabildiğinin farkına varmasıdır.

4. Hızlı Okumalı mıyız?

Günümüz insanı -özelde öğrencisi- sinema seyircisi gibi birçok şeyi unutturacak çok görüntüyle karşı karşıya bırakıldığı için okuduklarına odaklanamamak ve okuduklarını anlamamak gibi sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Hal böyle olunca “edilgen göz” olmaktan öteye gidemeyen bir okur modeli gelişmiştir. Bu okur modeli her şeye çok hızlı baktığı için gördüklerini didikleyecek bir zihin yapısından uzaklaşıyor. Çünkü durağan görüntüler belli bir hızın üzerinde gösterildiğinde beyin okuduklarına odaklanamamaktadır. Oysa etkin bir okuma için okurun okudukları üzerinde anlamlar kurması, metinde derinleşmesi ve bunları yaşamıyla ilişkilendirmesiyle mümkündür. Çünkü anlamak metindeki sözcükleri işitsel olarak duymak ve seslendiriyor olmak değildir; okunan ve işitilen sözcüklerin etkileşiminden  doğan düşünceleri kavramaktır. İşte, “hızlı okumak” dediğimiz “hızlı bakmak” eylemi, aslında bir aldatmacadan başka bir uğraş değildir. Hızlı okumanın tek yolu, aslında daha fazla okumaktır.

5. Hangi Kitapları Okumalıyım?

Kitap seçiminde hiçbir kural yoktur. Ama senin seçimler yapabilmen için okuma filtreleri geliştirmen iyi bir yol olacak. Yani sana uymayan ve seninle ilgili olmayan kitabı okumaya girişmemelisin çünkü kitaplar da insanlar gibidir. Nasıl ki yoldan geçen her insanla yoldaşlık yapmıyorsan her kitapla da kol kola giremezsin.  Ayrıca kitabı çok satanlar, klasikler veya herkesin sevdiği kitaplar okumak zorunda değiliz. Aslında, diğer insanların okumadığı şeyleri okumaktan kazanılacak bir avantaj var: özgün bakış.

Kazanmak için başkalarının göremediği şeyleri görmeniz gerekir. Diğer insanların bağlanamadığı şeylere bağlanmanız gerekir.

Okumak, başkalarını şaşırtan anlayışlar, bağlantılar ve anlayış geliştirmenize yardımcı olabilir. Bunu yapmak için, herkesin izleyebileceği şekilde aynı adımları takip edemezsin çünkü bu seni bu adımlar seni uçuruma yuvarlayabilir.

 

 Kitap Okumada Stratejiler Nelerdir?

  • Bir kitabı ne kadar ilginç ve bize ilişkin bulursak içeriğini gelecekte hatırlama olasılığımız o kadar yüksek olur.
  • Kitaba başlamadan önce  kitapla ilgili  ön araştırmalar yapmak mantıklı bir yoldur.
  • Bazı kitapların  yazarı hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olmak kitabı sizin için ilginç hale getirebilir.
  • Tarihî kitaplar için tarihsel bağlamı anlamaya çalışı
  • Yabancı bir ülkede yazılmış kitaplar için kültürel bağlamı anlamaya çalışı

Kitapla İlgili Sorulacak Bazı Yararlı Sorular Şunlardır:

  • Yazar bunu neden yazdı?
  • Hangi koşullarda yazdı?
  • Başka neler yazdı?
  • Nerede yazıldı?
  • Yazma sırasındaki politik, ekonomik ve kültürel durum neydi?
  • Kitap çevrildi veya yeniden basıldı mı?
  • Kitabın yazılması sırasında herhangi bir önemli olay (savaş, ekonomik çöküntü, liderlik değişikliği, yeni teknolojinin ortaya çıkışı) oldu mu?

Örneğin  1815 yılının Nisan ayında Endonezya’daki Tambora Yanardağı’nda büyük bir patlama oldu. 1816 yazında İngiliz yazar Mary Shelley, bu doğa olayı yüzünden günlerce kapalı alanda yaşamak zorunda kaldı ve 1818’de yayımlanan ünlü “Frankenstein”adlı korku romanını işte bu günlerde kaleme aldı.

6. Okuma Nedenini Bilmelisin

Bu kitabı ne için okuyorsun? Eğlence için mi, yoksa tanımadığın birini anlamak için mi? İşinde daha iyi olmak için mi, yoksa  sağlığını geliştirmek için mi? Bir beceri öğrenmek için mi, yoksa bir iş kurmaya yardımcı olmak için?

Kitaptan ne almak istediğine dair bir fikrin olmalı. Sadece sonsuz miktarda yararsız bilgi toplamak istemezsiniz. Bu size asla yakışmaz  değil mi?

Kitap seçerken, kendi durumunuza bir göz atın ve mevcut zorlukların üstesinden gelmenize yardımcı olabilecek türlere veya yazarlara karar verin. Durumunuz ne olursa olsun, birileri aynı yerde idi. Birisi aynı duyguları hissetti ve aynı düşünceleri düşündü ve bunun hakkında yazdı. O kitabı bulmak sana kalmış.

6.Kitabın Kaymağını Al

Bir kitabı okumaya başlamadan önce (özellikle kurgusal olmayan), konuyla ilgili bir fikir edinmek için içerik sayfası, ön söz ve ceketin içine göz atın.  Kaynakça, bir kitabın tonunu da gösterebilir. En iyi yazarlar genellikle yazdıkları her bir kitap  için yüzlerce kitap okurlar, bu nedenle iyi araştırılmış bir kitapta ilginç metinlerle dolu bir kaynakça bulunmalıdır. Kitabı okuduktan sonra, kaynakçaya bakın ve okumak istediğiniz kitapları not edin.

7. Okurken Kitabı İşaretleyin

Çoğumuza kitaplar kutsal bir şeymiş gibi öğretildiği için  çoğumuz, kitabın sayfa köşelerini katlama, kenar boşluklarına  yazı yazmayı korkunç bir iş olarak gördük. Ancak ne okuduğunuzu hatırlamak istiyorsanız kitapların işaretlenmemiş kalmasını unutun. Kitapları işaretlemek aynı zamanda yazarına duyulan bir saygıdır. Çünkü kitabın kenar boşluklarında yazdığınız notlar ve cümleler aynı zamanda yazarı ciddiye aldığınızı, onunla ilgili olduğunuzu  gösterir.

Bir kitaba ilk yazdığınızda sinir bozucu olabilir ancak uzun vadede zengin bir anlayışa ve yazarla bir bağlantı duygusuna yol açar.

Kitap okuyucusu ile kitap yazarı arasındaki bağ, entelektüel ve sanatsal çapraz gübrelemenin bir aracı olan daima sıkı bir simbiyotik (karşılıklı birbirini besleme) olmuştur. Yazarın sözleri, okuyucunun aklındaki bir katalizör (oluşumu hızlandıran)görevi görerek, yeni görüşlere, ilişkilere ve algılara ilham verir.

8. Sıkıldığında Durdur ve Bırak

Okumayı seven insanlar hiçbir zaman berbat bir kitabı bitiremezler.

Schopenhauer’ın bir zamanlar yazdığı gibi, “ Kötü kitaplar zihinsel zehirdir; aklı yok ediyorlar. Hayat kötü bir kitabı bitirmek için çok kısa.”

Bu nedenle kötü kitaplardan uzak durun. Zamana direnen ve insanlığa bir mesajı olan yazarlara yönelin.

9. Sağlıklı Okuma Alışkanlıkları Oluşturun

Her gün kendinize belirli bir miktarda okumak, derinlemesine  bir alışkanlık yaratır. Günde 30 sayfa bir  alışkanlık oluşturun. Zaten güçlü bir okuma alışkanlığına sahip olanlarımız için bu tamamen gerekli değildir. Okuma alışkanlığı ve sevgisini kazanan kişiler için böyle bir gereklilik yoktur.

 10. Kitap Gerçekten Sizinle İlgili Değilse Okumayın!

Bir kitap sizi gerçekten ilgilendirmiyorsa okumayın. Örneğin,  “Suç ve Ceza” dan alabileceğiniz herhangi bir merkezi ders başka şekillerde de öğrenilebilir. Size seslenen ve nirengi noktanızı yakalayan yazarların kitaplarını daha çok severek okursunuz.

11.  Öğrendiklerinizi Uygulayın

Demek kitabı bitirdin. Şimdi ne olacak? Öğrendiklerinizi nasıl kullanabilirsiniz? Sadece, belirsiz bir “Ah evet, o yazarın söylediklerini tamamen yapmalıyım!” duygusuyla gitmeyin. Bir plan yapmak için zaman ayırın ve kitaptan anahtar derslerin nasıl uygulanacağına karar verin. Unutmayın ki yaşantımızda değişim yapmayan kitaplar okunmamış demektir. Okuduğunuz kitaptan aldıklarınızı yaşamda kullanmaya başlarsanız müthiş zengin kimlik kazanırsınız. Kitap vakit geçirmek için okunmaz.

Reklam ve Para İçin Yazan Kitaplardan Kaçının

Bazı yazarlar sadece para kazanmak ya da satın alınmak için  yazıyorlar. Sadece yararsız değiller, aynı zaman da  zarar veriyorlar. Mevcut literatürümüzün onda dokuzu halkın cebinden birkaç kuruş çıkarmayı ve bunu başarmayı hedefliyor.  Yazar, yayıncı ve eleştirmen güçlerini birleştirip okurun cebine  var gücüyle saldırıyor. Sen bu tip reklam kokan kitaplardan kaçmalısın çünkü atalarımız, aç anansa da kaç, demişler.

Unutma ki gerçek ve büyük yazarların her biri kişiliğimizin üstüne bir taş koyarlar. Bunların eserleri nice fırtınalardan sonra elimize ulaşmıştır. Zamana direnen bu yazarları bulup peşinden gitmeliyiz. Vesselam!

Faysal DAL

 

 

 

 

 

 

0
  Related Posts

Add a Comment


Şu an çevrimdışısınız

Yardım? Soru sor
error: İçerik Korumalıdır !!