İstanbul
+90 555 850 19 04
info@paragraftahiz.com

Sözcük Düzeyinde Anlam

ParagraftaHız

Sözcüklerin Anlam Özellikleri

Gerçek Anlam

Sözcük Düzeyinde Anlam Sözcüklerin herkesçe bilinen anlamına denir. Herkeste buna ilişkin ortak bir anlam vardır.

Püf Noktası! Gerçek anlam, akla ve mantığa aykırı değildir.

Yan Anlam

Gerçek anlamda olmayan bir sözcüğün somut bir kavramın ya da varlığın yerine kullanılmasıdır.

Örnekler:
Bu sabah güneşin ışıkları pencereme değiyordu.

Bu cümlede geçen “değmek” sözcüğü hem gerçek anlamında değildir hem de somut bir kavramın yerine kullanılmıştır. İşte bu duruma yan anlam denir.

Tam alnında bir sivilce çıkmıştı.

Aynı şekilde bu cümlede geçen “çıkmak” sözcüğü de beş duyuya seslenen bir ayrıntının yerine kullanıldığı için yan anlamdadır.

Mecaz Anlam

Sözcük Düzeyinde Anlam Gerçek anlamda olmayan bir sözcüğün soyut bir kavramın yerine kullanılmasıdır.

Püf Noktası!

Mecaz anlamda kullanılan bir sözcük akla ve mantığa aykırı bir kullanımdadır. Soyuttur. Göreceli bir anlamı vardır. Sözcük Düzeyinde Anlam

Örnekler:

  • Sanatçımız bugün sadece parantezler içinde yaşamaya çalışıyor.

Bu cümlede geçen “parantezler içinde yaşamak” ifadesi akla ve mantığa aykırı bir kullanım olduğu ve beş duyuya seslenmediği için mecazdır. Çünkü gerçekte sanatçının parantezler içinde yaşaması mümkün değildir.

  • Her sanatçının çocukluğu onun banka hesabıdır.

Yukarıdaki cümlede geçen “sanatçının çocukluğunun onun banka hesabı olması” gerçekte mümkün olmadığı için mecazdır.

Nicel Anlam

Sözcüğün algıya seslenen, somut anlamda kullanılmasıdır.

Örnek: Geniş balkonlu bir evde oturuyorum.

Bu cümlede geçen “geniş” sözcüğü ölçülebilir ve somut olduğu için niceldir.

Nitel Anlam

Sözcüğün algısal olmayan yani soyut bir anlamda kullanılmasıdır. Sözcük Düzeyinde Anlam

Örnek: Hiçbir şeyi kafaya takmayan, geniş bir insandı.

Yukarıdaki cümlede geçen” geniş” sözcüğü soyut bir anlam taşıdığı için nitel anlamlıdır.

Terimsel Anlam

Bir sözcüğün bilim, sanat ve meslek dalları için kullanılmış anlamına terimsel anlam denir.

Örnekler: endemik, enlem, boylam , açı, dize, uyak, redif vb.

Paragrafın Temeli Sözcük Düzeyinde Anlamdan Başlar.

Sanatsal / Düşsel Ögeler (Anlam Olayları)

Bir ifadede gerçek anlam dışılık varsa (fantastik anlamda kullanılmışsa) o ifadede anlam olayı veya başka türlü söyleyiş vardır. Bu duruma da düşsel öge veya anlam olayı denir.

Örnekler:

Halk diline yaklaşmaya da özen gösteren bu sanatçının dizeleri toprak kokan yağmur damlaları gibidir. Satırların arasından dökülür okuyucunun duygu dünyasına.

Yukarıdaki koyu yerlerde geçen ifadelerde gerçek anlam dışılık olduğu için anlam olayı, düşsel öge ve sanatsallık vardır. Sözcük Düzeyinde Anlam

Örnek Soru:
Aşağıdaki dizelerin hangisinde düşsel ögeler yoktur?

A) Gördüm sonbahar kanı

Çatlamış dudağında evrenin

B) Seyretsem derinliklerini gökyüzünün

Bulutların biçimden biçime girişini izlesem

C) Uçmasını öğrendim ben de

Mavisi eskimiş gökyüzünde

D) Bir rüzgâr geçti buradan

Koştum ama yetişemedim

E) Gecenin kâğıdında gözyaşının mürekkebi

Herkes kendi uçurumuna bir taş atıyor

                                 Yanıt: B

Not: Sözcükler gerçek anlamda kullanılmışsa düşsel öge (anlam olayı, başka türlü söyleyiş, sanatlıca söyleyiş) olmaz.

Ad Aktarması

Bir adın benzetme amacı olmadan başka bir ad yerine kullanılmasıdır.

Örnekler:

  • Pamuk teyze ölünce bizim ev uzun süre onu konuştu.
  • Bizim evin önündeki portakal bu yıl çiçek açmadı.

Yukarıdaki örneklerde geçen “ev” sözcüğü “evdeki insanlar” anlamında ve “portakal” sözcüğü de “ağaç” anlamında kullanıldığı için bir ad başka bir adın yerine geçmiştir. Bu anlam olayına “ad aktarması” denir. Sözcük Düzeyinde Anlam

Benzetme

Bir varlığı başka  bir varlık gibi düşündürme veya iki varlık arasında çeşitli yönlerden ilişki kurmadır. Örneğin bulutları, uçan kazlar gibi düşündürürsek benzetme yapmış oluruz

Örnekler:

  • Şehir narin bir boyna takılı zarif bir gerdanlık gibi duruyordu.
  • Karşımda kartal yuvası gibi yüksekteydi Mardin.
  • İnleyen bir bebeği andırıyor şu zavallı serçe.

Püf Noktası: Benzetme için ‘’gibi, misali, adeta, andırıyor, sanki vb.‘’ sözcüklerine yoğunlaşın.

Kişileştirme

İnsana ilişkin bir özelliği insan dışı kavramlar ve varlıklar için kullanmaya denir.

Örnekler:

  • Sesler liman sislerine boğulur
  • Gemiler yorgun ve uykuludur.

Bu dizelerde, “gemiler“e insana özgü verildiği için kişileştirilmiştir.

  • Ne vakit Maçka‘dan geçsem
  • Limanda hep gemiler olurdu
  • Ağaçlar kuş gibi gülerdi.

(Attila İlhan)

Bu dizelerde insana özgü bir nitelik olan “gülmek” eylemi ağaçlara yakıştırılmış. Bir başka deyişle “ağaçlar” kişileştirilmiş.

Dolaylama

Bir kavramı en az iki sözcükle anlatmaya denir.

Örnekler:

  • Balık = Derya kuzusu
  • İzmir = Ege’nin İncisi
  • Ankara = Türkiye’nin Kalbi
  • Atatürk = Ulu Önder
  • İnönü = Milli Şef
  • Afrika = Kara Kıta
  • Vatandaş = Sokaktaki adam
  • Askerlik = Vatan borcu

Yukarıda geçen ikinci sözcükler dolaylamadır.

Hem Gerçek Hem Mecaz Anlamlı Kullanım(Kinaye)

Bir ifadenin hem gerçek hem mecaz anlamı düşündürmesidir. Deyim ve atasözlerimizin çoğu kinayelidir. Kinayeli ifade hem gerçek hem mecazlıdır. Örneğin “Hamama giren terler.” sözünde gerçekten hamama giren kişinin terleyeceği anlamı olduğu gibi mecazen de bir işe girişen o işin zorluklarına katlanır anlamı da sezilmektedir. Sözcük Düzeyinde Anlam

Kinayeli Söyleyiş

Bir anlam inceliği elde etmek için sözün tersini kastederek sözü alaysamalı bir üslupla kullanmaya denir.

Örnekler:

  1. Dersin bitmesine yakın sınıfa gelen bir öğrenciye, “Ne kadar erkencisin!” denilmesi kinayeli söyleyiş örneğidir.
  2. O kadar başarılı bir doktor  ki ona giden her hasta melek olup uçuyor.

Bu cümlede “melek olup uçmak” ifadesinde alaya alma anlamı vardır çünkü “o kadar kötü bir doktor ki ona giden her hastanın öldüğü” vurgulanmış oluyor.

3. Akşamları eve geç gittiğimde babamın iltifatlarına kulak tıkardım.

Bu cümlede geçen “iltifat” sözcüğü tam tersi bir anlamda kullanılarak kinayeli söyleyişe başvurulmuştur

Sözcüğü İki Gerçek Anlamda Kullanma

Bir sözcüğü bir kez kullanıp iki gerçek anlamı sezdirmeye denir.

Örnekler.

Dedem evlenmek istemeyen kardeşime :‘’ Oğlum sarımsak da acıdır ama her evde lazım bir dişi.’’ derdi.

Bu cümlede geçen “dişi” sözcüğü hem “sarımsak dişi” hem de “bayan” anlamında kullanıldığından iki gerçek anlamda kullanma vardır denebilir.

– Sen de bazen benim gibi susar mısın?

Bu cümlede de “susar mısın” ifadesi hem susmak hem de “susamak” anlamını sezdirdiğinden iki gerçek anlamda kullanma vardır denebilir.

Somut Sözcükler

Algısal olan, varlığı duyularla algılanabilen sözcüklere somut sözcük denir. Yani bir kavram göz (görme), kulak (işitme), ten (dokunma), burun (koklama), dil (tatma) duyularına seslenen bir ayrıntı taşıyorsa somuttur, diyebiliriz.

Örnekler: Taş, ağaç, duvar, toprak…

Soyut Sözcükler

Algısal olmayan, varlığı duyu organlarıyla algılanmayan sözcükler soyut sözcüklerdir.

Örnekler: Düşünce, dert, kin, beklenti…

Somutlama

Soyut bir şeyi somut bir şey gibi düşündürmeye  denir. Somutlaştırmalar, genellikle kişileştirmelerle ve benzetmelerle yapılır.

Örnekler:

“Her gece yalnızlığımın sesi yankılanır penceremden dışarıya.”

Bu cümlede geçen “yalnızlık” sözcüğü normalde soyuttur ama insan gibi düşündürülüp somut özelliği verildiği için somutlama yapılmıştır.

“Akıl bazen bir kelebek olur gezinir çiçekten çiçeğe.”

Akıl” normalde soyut bir kavramdır ama bu cümlede “kelebek” gibi düşündürülüp somut özellik verildiği için somutlama yapılmış oldu.

Soyutlama

Somut anlamlı sözcüklerin mecazlaşıp anlamını kaybetmesine denir.

Örnek: Eşyalarını da yanına alıp gidince o, içimde genişçe bir boşluk oluştu.

Bu cümlede geçen boşluk sözcüğü normalde somut anlamlıyken somut anlamını yitirerek soyutlaşmıştır. Sözcük Düzeyinde Anlam

Duyular Arası Aktarma

Bir duyu alanına ilişkin bir kavramı başka bir duyu alnıyla ilişkilendirmedir.

Örnekler:

  1. Çiğ” tatma duyusu ile ilgili bir niteliktir. Ama “Evin yeni duvarları çiğ bir sarıya boyanmıştı.” cümlesinde geçen “çiğ” sözcüğü görme duyusu ile ilgili kullanıldığı için duyu aktarımı yapılmıştır.
  2. Keskin bir gül kokusu vardı bahçede.” Bu cümlede geçen “keskin” sözcüğünün normalde dokunma duyusuna seslenen bir ayrıntısı vardır. Ama bu cümlede koklama duyusuna seslenen bir anlamda kullanıldığı için duyu aktarımı yapılmıştır.

Dikkat! Bütün duyu aktarımı kullanımları mecazdır.

Sözcükler Arası İlişkiler

Anlamdaş Sözcükler

Aynı anlamı karşılayan sözcüklere anlamdaş sözcüklere denir.

Örnekler:

  • Didik didik etmek = Ayrıntılı olarak
  • İncelemek
  • Nesnel= Yansız= Tarafsız
  • Yollamak=Göndermek

Dikkat! Sözcüklerin anlamdaş olup olmadığı metin içindeki kullanımları belirler. Yani cümle dışında anlamdaş olan sözcükler cümle içinde anlamdaş olmayabilir. tersi de doğrudur.

Yakın Anlamlı Sözcükler

  • Düşünmek = tasarlamak
  • Bilmek=anlamak
  • Kabaca = üstünkörü
  • İleri gelmek=kaynaklanmak

Dikkat! Sözcüklerin yakın anlamlılığı kullanımları belirler. Metin içindeki kullanımları yakın anlamlı oluşları için en belirleyici olandır.

Örnek Soru:

Bu ozanımız, çevresini kuşatan varlıkların ayırıcı ve belirleyici özelliklerini inceden inceye algılıyor; bir  bakıma şiirini, yüreğinden çok, gözleriyle yazıyor.

Bu cümledeki “şiirini, yüreğinden çok, gözleriyle yazmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Görsel öğeleri ön plana çıkarmak
  • B) Belli bir iletiye yer vermekten kaçınmak
  • C) Belirli temaları kullanmak
  • D) Soyutlamalara başvurmak
  • E) Yaşananlardan yola çıkmak

Yanıt: A

Örnek Soru:

Turgut Uyar’ın “Şiir çıkmazda çünkü insan çıkmazda.” sözüne katılmadığımı belirtmek isterim. Bu iki durum arasında karşıtlık ilişkisi var bence. Yani insan çıkmazdaysa şiir çıkmazda olamaz. Aksine, şiir çıkmazdan beslenir. Bu, zaman zaman varoluşsal, bireysel çıkmazlar olur; zaman zaman da savaşlar, felaketler gibi toplumsal çıkmazlar… Peki bu hep böyle olmak zorunda mıdır? Tabii ki değildir. Çıkmazlar olmadan da yazılabilir çok iyi şiirler.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada geçen “Şiir çıkmazdan beslenir.” sözüne anlamca en yakındır?

A)Büyük ve eskimeyen şiirler, insanın dış dünyasıyla iç dünyasını kaynaştırarak anlatanlardır.

B) Şiirin evrenselliği insanın duygu dünyasına odaklanmasına bağlıdır.

C) Çözümsüz durumlar şiire kaynaklık eder.

D) Yeni şiir türlerinin oluşturulmasında, yaşananların payı vardır.

E) İyi şiirler, şairlerinden zengin bir birikim ister.

Yanıt: C

Karşıt Anlamlı Sözcükler

Anlamca birbirine ters düşen sözcükler karşıttır.

Örnekler:

  • Yazın başı pişenin kışın aşı pişer.
  • Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.
  • Tok, acın halinden anlamaz.
  • İyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder.
  • Akıllı düşününceye kadar, deli oğlunu everir.
  • Kurunun yanında yaş da yandı.

Dikkat! Karşıtlık sözcüklerin olumlu ve olumsuz anlamlarında aranmaz.

Örnekler:

“Gülmek” fiilinin olumsuzu  →  “gülmemek”  Karşıt anlamlısı  →  “ağlamak”

“Neşeli” sözcüğünün olumsuzu   →  “neşesiz”      Karşıt anlamlısı  →  “üzgün”

Kulağa Küpe! Bir sözcüğün karşıtını belirlerken cümledeki anlamı ve diğer sözcüklerle ilişkisi dikkate alınır.

Örnek :

“O güzel insanlar aramızdan ayrıldı.” cümlesinde geçen “güzel” sözcüğün karşıtı, normal şartlarda “çirkin” sözcüğüdür ama bu cümledeki kullanımına “çirkin” sözcüğü uygun düşmemektedir. Bunun yerine “kötü” sözcüğü tercih edilmelidir

Örnek Soru

I. Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu

Yaşını sordum, kimi seksen dedi kimi yüz

II. Önüme düştü konukseverce

Soluk kadife mantosu sırtında

III. Beni tek odalı köy yapısı kulübesine götürdü

En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayına

IV. Zamanı onda yitirdim ben

Yitik zamanlara onda eriştim

Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangilerinde birbirine karşıt çağrışımlar içeren sözler kullanılmıştır?

A) I. ve II.        B) I. ve III.           C) II. ve III.          D) II. ve IV.        E) III. ve IV.

Yanıt: E

Sesteş Sözcükler

Aralarında ses bakımından bir benzerlik, anlam bakımından bir farklılık bulunan sözcüklere sesteş sözcük denir.

 Örnekler:

  • Yaz geldi bizim oralara
  • Haydi sen bize bir mektup yaz
  • Depodaki bidonlar ağzına kadar dolu.
  • Bu mevsimde buralarda dolu yağar.
  • Ben, sizinle gelmek istemiyorum.
  • Çenesinde küçük bir ben vardı.

Kapsamlarına Göre Sözcükler

Kimi sözcüklerin karşıladıkları varlıkların alanı genişken kimilerininki daha sınırlı olabilir; sözcükler kapsam özelliklerine genel ve özel anlamlı olabilir.

En genel anlamlı sözcük varlıktır. Çünkü her canlı  varlık içine girer.

Genelden Özele Bir Sıralama Yapalım: Canlı==>hayvan==>kuş==>atmaca

Özelden Genele Bir Sıralama Yapalım:

Köy==>ilçe==>il==>ülke

Aşağıdaki cümlelerde genelden özele sıralanış vardır:

  • Köyümü, ailemi ve annemi özledim.
  • Kitabı özellikle romanı çok severim.

Aşağıdaki cümlelerde ise özelden genele doğru  sıralanış vardır:

  • El kesilir, kolu kurtarmak için.
  • Sözcükler cümleleri, cümleler paragrafı oluşturur.

Örnek Soru

Düşüncenin sıralanışı bakımından “Annesini, babasını, kardeşini, herkesi sürekli özlüyordu.” cümlesi ile aşağıdakilerden hangisi arasında bir benzerlik yoktur?

A) Yaşlıları, hastaları, çocukları, yardıma ihtiyacı olan herkesi arabalara bindirmelidirler.

B) Masaları, sandalyeleri, koltukları, evdeki bütün eşyaları onardılar.

C) İlk öğretmenini, bütün arkadaşlarını, yazları yaylada ailece geçirdikleri güzel günleri unutamıyordu.

D) Saz çalmayı, şarkı söylemeyi, konser vermeyi, her türlü müzik çalışmasını çok severdi.

E) Çimleri, çiçekleri, ağaçları, bahçedeki her şeyi sulamalısın.

Yanıt: C

Yansıma Sözcükler

Doğadaki nesnelerin ve canlıların çıkardıkları seslerin kulağa yansıyan anlamsız seslerine yansıma sözcük denir: cız, gür, fır, pat, tık, hav, mee, cik cik vb.

Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcükler yansımalardan türemiştir:

  • Yağın cızırtısını balkondan duydum.
  • Dün gece, suyun şırıltısından uyuyamadım.
  • Sabahlan koyun kuzu meleşir.

Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu sözcükler yansıma sözcük değil, çıkan sesin adıdır.

  • Aslanın kükremesiyle orman canlandı.
  • Kuşların ötmesi ne güzel.

Uyarı!  Yansımada mutlaka ses olmalıdır, ses anlamı yoksa yansıma değildir.

Kabartı, morartı, parıltı, ışıltı  vb. sözcükler yansıma değildir. Çünkü nesnelerden ve canlılardan yansıyan sesler değildir.

Sözcük Grupları

İkilemeler

Anlatımı güçlendirmek için eş anlamlı, karşıt anlamlı sözcüklerin veya aynı sözcüğün tekrar edilmesiyle oluşan söz gruplarıdır.

Oluşumları

Aynı sözcüğün tekrarlanmasıyla oluşan ikilemeler: mışıl mışıl, iri iri, ağır ağır vb.

Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşan ikilemeler: ileri geri, bata çıka, büyük küçük vb.

Eş anlamlı sözcüklerden oluşan ikilemeler: akıllı uslu, ses seda, güçlü kuvvetli vb.

Yakın anlamlı sözcüklerden oluşan ikilemeler: yalan yanlış, eş dost, şöyle böyle, ağır aksak vb.

Biri anlamlı, diğeri anlamsız sözcükten oluşan ikilemeler: eski püskü, eğri büğrü, yarım yamalak, çer çöp, konu komşu vb.

Her ikisi de anlamsız sözcükten oluşan ikilemeler: ıvır zıvır, eften püften, mırın kırın vb.

Uyarı: ikilemeler arasına noktalama işareti konmaz.

Deyimler

  • En az iki sözcükten oluşmuş ve insan topluluklarının durumlarını anlatmak için seçilen kalıplaşmış sözlere deyim denir: elden ayaktan düşmek, akla karayı seçmek, gözden düşmek, sevinçten havalara uçmak vb.

Dikkat! Deyimler genellikle mecaz anlamıyla kullanılan söz öbekleri olsa da gerçek anlamlı deyimler de vardır: ağzına bir şey koymamak, çoğu gitti azı kaldı, dosta düşmana karşı, hem suçlu hem güçlü vb.

Süper Soru ( yer demir gök bakır sorusu )

İnsanoğlunun çaresizliğe düştüğü, yaşadığı toplumsal ortamda bir başına, yapayalnız kaldığı ve başkalarının yardımına gereksinim duyduğu anlar vardır. Böyle zamanlarda her kapıyı çalar. Ne var ki bütün kapılar kapanmıştır yüzüne. Tam anlamıyla bir çaresizlik içindedir. Bir öyküye, bir romana konu olabilecek böyle bir durumu —- deyimiyle somutlaştırıcı bir biçimde ne güzel anlatmıştır Türkçemiz.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygundur?

  • A) ötesi çıkmaz sokak
  • B) havanda su dövmek
  • C) yer demir gök bakır
  • D) dört duvar arasında
  • E) iki arada bir derede

Yanıt: C

Örnek Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyimin arasına bir sözcük girmiştir?

A) Bakkalın müşterisi günden güne azalmış, işi iyice bozulmuştu.

B) Adam, işi yavaştan alıyor, bitirmek için çaba göstermiyordu.

C) Bu yaşına kadar vur patlasın çal oynasın türünden bir yaşam sürmüştü.

D) Dertsiz başımı derde sokamam, diyerek önerimizi geri çevirmişti.

E) Kendini büyük işler başarmış gibi gösteren biriydi.

Yanıt: A

Örnek Soru:

Onun yapıtlarının akıp gidiveren bir dili var. Kişiler, olaylar katmer katmer açılıyor okurun önünde. Okur, güçlü bir dil dünyasında olduğunu anlıyor. Hem de nefes alan, nefes veren bir dil dünyası.

Bu parçadaki altı çizili cümleyle belirtilmek istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Anlatılanların derin anlamlar içerdiği

B) Dilin zenginliğinden yararlanıldığı

C) Her tür okura seslenildiği

D) Etkileyici bir dil kullanıldığı

E) Bilgilendirip öğretme amacı güdüldüğü

                                                          Yanıt: A

Atasözleri

Bir durumu, bir olayı en az sözcükle ders verici bir anlayışla özetleyen özlü ve kalıplaşmış sözlere atasözü denir.

Önemli! Atasözlerinde amaç dinleyene ders vermektir. Bu nedenle her atasözünde bir ana düşünce ve iddia vardır.

  • Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
  • Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.
  • Dost ile ye, iç; alışveriş etme.
  • Hamama giren terler.
Her Sınavın İlacı Paragraftır.

Faysal DAL

Bilgi için Arayınız.
1
Bilgi için Arayınız.
Bilgi için Arayınız.