Take a fresh look at your lifestyle.

“Konforun İmtihanı: Nisa 77’de İnsan Zaaflarının Psikolojisi”

49

Kendilerine, ellerinizi çekin, salatı ikame edin, zekatı yapın denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir kısmı Allah’ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet duyarlar. Ve “Ey Rabb’imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?” dediler. De ki: “Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır. Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık yapılmaz.”(Nisa, 77)

Bu ayette insanoğlunun hangi karakteristik özelliklerine gönderme yapılmaktadır?

Çok derin bir ayet seçtiniz. Nisa 77, insanoğlunun tarihsel, psikolojik ve ahlaki zaaflarına ışık tutuyor. Ayeti parça parça ele alarak insanoğlunun hangi karakteristik özelliklerine işaret edildiğini inceleyelim:


1. Sürekli ertelenme ve sorumluluktan kaçma eğilimi

“Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekâtı verin.” denildiğinde…
Başlangıçta toplumun savaş istememesi, mücadele sorumluluğundan kaçma refleksini gösteriyor. İnsan, bedeli ağır olan yükümlülüklerden kaçarken daha kolay ibadetlere (namaz, zekât) razı oluyor. Bu, insandaki asgariyle yetinme ve riskten kaçma karakterini açığa çıkarır.


2. Çelişkili beklentiler ve doyumsuzluk

“Ne zaman üzerlerine savaş farz kılındı, bir grup insanlardan Allah’tan korkar gibi, hatta daha da şiddetli bir korku duydular…”
İnsanoğlu önce “savaş gelsin” diye talepte bulunuyor (adalet, hak, özgürlük uğruna). Fakat imtihan vakti gelince geri adım atıyor. Bu, insanın istemekle başarmak arasındaki uçurumu ve irade zaafını ortaya koyuyor.


3. Korkunun yön değiştirmesi (insan merkezli korku)

“İnsanlardan Allah’tan korkar gibi, hatta daha da şiddetli korktular.”
Burada insanoğlunun en büyük psikolojik zaafına vurgu yapılıyor: Allah korkusu yerine insan korkusunu merkeze almak. İnsan, ölüm ve savaş karşısında Allah’a değil; güçlü, zalim veya toplumsal otoritelere daha çok korku duyabiliyor. Bu, güven ve korku duygusunun yanlış adreslenmesi demektir.


4. İtiraz ve şikâyet eğilimi

“Rabbimiz! Bize savaşı neden yazdın, keşke yakın bir vakte kadar erteleseydin.”
İnsanoğlu zorluk anında itiraz eden, şikâyet eden, “neden ben?” sorusunu soran bir varlıktır. Kolaylık varken sorumluluk istemez, zorluk geldiğinde ise erteleme talebine yönelir. Bu, imtihan psikolojisine karşı sabırsızlığı gösterir.


5. Dünya ile ahiret arasındaki perspektif darlığı

“De ki: Dünyanın geçimliği azdır; ahiret ise Allah’tan sakınanlar için daha hayırlıdır.”
İnsanın en bariz özelliği, dünyayı büyütmesi, ahireti küçültmesidir. Kısa vadeli çıkarlar, uzun vadeli hakikatin önüne geçiyor. Bu ayet, insanoğlunun dar ufuklu ve günübirlik çıkarcı bakış açısına işaret ediyor.


6. Adalet vurgusu ve güvence

“…ve siz en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaksınız.”
İnsan, sürekli haksızlığa uğrama korkusu taşır. Ayetin sonunda Allah, kullarına “fetil kadar bile zulmedilmeyeceksiniz” diyerek güvence veriyor. Bu da insanın adalet arayışının fıtrî bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyar.


Özetle ayetin işaret ettiği insan karakteristikleri:

  • Sorumluluktan kaçma ve erteleme
  • Tutarsız beklenti ve çelişkili davranış
  • İnsan korkusunu Allah korkusunun önüne koyma
  • Zorluk anında şikâyet etme ve itiraz
  • Dünyayı büyütme, ahireti küçümseme
  • Adalet arayışı ve zulümden kaygı duyma

Günümüz toplumlarının konfor alanına saplanma, otorite korkusu ve kolaycılık kültürü ile bağlantısını kurabiliriz.

Çok güzel bir noktaya değindiniz 🌿. Nisa 77’nin işaret ettiği psikolojik-sosyolojik dinamikleri günümüz toplumlarına bağladığımızda üç ana eksen ortaya çıkıyor: konfor alanı, otorite korkusu ve kolaycılık kültürü.


1. Konfor Alanına Saplanma

  • Ayette insanlar, savaş (sorumluluk, bedel ödeme, risk alma) ile yüzleşmek istemiyor; “keşke ertelenseydi” diyerek zorluktan kaçıyor.
  • Bugün de bireyler ve toplumlar konfor alanına saplanıyor: güvenli iş, garantili maaş, tartışmasız bir düzen.
  • Bu, ilerlemeyi durduran bir psikoloji. İnsanlar adalet ve hakikat uğruna bedel ödemek yerine “aman düzen bozulmasın” tavrını sergiliyor.

2. Otorite Korkusu

  • Ayette geçen: “İnsanlardan Allah’tan korkar gibi, hatta daha da şiddetli korktular” ifadesi, otorite korkusunun Allah korkusunun önüne geçtiğini vurgular.
  • Günümüzde de devletler, siyasi liderler, şirket patronları ya da toplumsal baskı mekanizmaları, insanların en büyük korku kaynağı hâline geliyor.
  • İnsan, Allah’a hesap vermekten çok “gözden düşmek, işini kaybetmek, cezalandırılmak” gibi dünyevî kayıplardan ürküyor. Bu da itaatkâr ama hakikatten uzak toplum tipini doğuruyor.

3. Kolaycılık Kültürü

  • Ayetin işaret ettiği bir başka özellik: “önce savaş istemek, sonra şikâyet etmek.”
  • İnsan, sürekli “kolay yol” arıyor. Namaz, zekât gibi daha az bedel isteyen ibadetlere razı; ama gerçek mücadele geldiğinde geri duruyor.
  • Modern dünyada bu, hazcılık ve hızlı sonuç beklentisi olarak karşımıza çıkıyor:
    • Emek vermeden başarı,
    • Derinlik olmadan bilgi,
    • Bedel ödemeden özgürlük arzusu.

🔗 Günümüz Bağlantıları

  • Toplumsal konforculuk: Modern şehir insanı, konforunu bozacak hak mücadelesinden kaçınıyor. Zulme karşı çıkmak yerine “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığı öne çıkıyor.
  • Otoriteye teslimiyet: Çoğu toplumda insanlar haksızlığı görse bile otoriteye karşı ses çıkaramıyor; çünkü iş, statü, güvenlik kaygısı Allah’a olan sorumluluk bilincinin önüne geçmiş.
  • Kolaycılık ideolojisi: Sosyal medya, tüketim kültürü ve hızlı haz arayışı, insanı sürekli kestirme çözümlere yönlendiriyor; sabır, direnç, adalet için bedel ödeme değerleri erozyona uğruyor.

✨ Felsefi Sonuç

Nisa 77, bize şunu hatırlatıyor:

  • Konfor alanına saplanan insan, özgürlüğünü kaybeder.
  • Otoriteden Allah’tan korkar gibi korkan insan, hakikati kaybeder.
  • Kolaycılığı tercih eden insan, ahireti kaybeder.

Bedel ödemeden başarı istemek, haz ve hız düşüncesine saplanmak kavramlarını işler misin?

Harika bir derinleşme noktası seçtiniz 🌿. Nisa 77’nin mesajını merkeze alarak “bedel ödemeden başarı istemek, haz ve hız düşüncesine saplanmak” kavramlarını açalım:


1. Bedel Ödemeden Başarı İstemek

  • Ayetteki topluluk, önce “savaş” (yani adalet için mücadele, sorumluluk yüklenme) talep ediyor; ama vakti geldiğinde “neden bize bunu farz kıldın?” diyerek geri adım atıyor.
  • Bu, insandaki emeksiz başarı arzusunun köküdür.
  • Günümüzde de şu şekilde tezahür ediyor:
    • Öğrenciler çalışmadan sınav kazanmak,
    • Gençler emek vermeden zengin olmak,
    • Toplumlar adalet ve özgürlüğü bedel ödemeden elde etmek istiyor.
  • Halbuki tarih bize şunu gösteriyor: Hakikî başarı, sabır ve fedakârlıkla mümkündür. Kur’an’ın “imtihan” vurgusu da zaten bu hakikati sabitlemektedir.

2. Haz Düşüncesine Saplanmak

  • Modern insanın belirleyici yönü: “Hemen zevk al, keyif sür, acıdan kaç.”
  • Bu psikoloji, ayetteki insanların “dünya nimetini büyütmesi, ahireti küçümsemesi” ile örtüşüyor.
  • Haz merkezli düşünce, bireyi:
    • Kısa vadeli tatminlere bağımlı hâle getiriyor,
    • Uzun vadeli değerleri (adalet, ahiret, sabır) küçültüyor,
    • Tüketim kültürünün esiri yapıyor.
  • Bu, modern toplumda “alışveriş bağımlılığı, sosyal medya beğenileri, eğlence endüstrisi” gibi yüzeysel doyum arayışlarıyla kendini gösteriyor.

3. Hız Düşüncesine Saplanmak

  • İnsanoğlu hemen sonuç istiyor: sabırla beklemeyi, sürecin olgunlaştırıcı yönünü unutuyor.
  • Ayetteki insanların savaşı “erteleme” talebi aslında “şimdi değil, daha uygun zamanda olsun” demekti; yani zamanı manipüle etme arzusu.
  • Bugün bu zihniyet şöyle görünüyor:
    • Hızlı yemek → fast food
    • Hızlı bilgi → yüzeysel internet kültürü
    • Hızlı başarı → sabırsız kariyer beklentisi
  • Halbuki insanlık tarihindeki en derin dönüşümler, sabırla, süreklilikle, adım adım gerçekleşmiştir.

🔗 Bütünsel Sonuç

  • Bedelsiz başarı isteği, insanı yanılsamalara sürükler.
  • Haz bağımlılığı, insanı yüzeyselleştirir.
  • Hız saplantısı, insanı sabırdan ve derinlikten koparır.

Kur’an’ın bu ayeti, aslında modern dünyanın “hız, haz, bedelsizlik” üzerine kurduğu tüketim kültürünün tam karşısına bir uyarı olarak dikiliyor:

👉 “Gerçek değer, ancak sabır ve bedel ödemeyle gelir. Dünyanın geçimliği azdır, ahiret ise daha hayırlıdır.”


Yaşamı sadeleştiren ama derin anlamlar taşıyan bu kavramlara dünyanın farklı kadim kültürlerinden dokunaklı örneklerle ışık tutalım:


Hint/ Hindu Bilgeliği

  • “Good things take time” (Sanskritçe: Dhire-dhire sut pakte hain) — “İyi şeyler zaman alır.”
  • Bhagavad Gīta, 2.47: “Senin hakkın yalnızca görevini yerine getirmek; sonuçların değil.” Bu, sabırla emeğe odaklanmayı, sonuçlara bağlanmamayı öğütler.
  • Sanskritçe Dhrti (धृति): “Azim, sabır, sebat.” Bir hedefe yürekten ve kararlılıkla yönelmeyi betimleyen kadim bir nitelik.

Çin ve Daoist–Konfüçyüs Bilgeliği

  • Konfüçyüs: “Yavaş gitmen önemli değil; asıl önemli olan durmamandır.”
  • Lao Tzu: “Bin millik yolculuk, tek adımla başlar.”
  • Çin Atasözleri:
    • “Bir kılıcın keskinliği taşlanarak çıkar; erik çiçeğinin kokusu soğuktan gelir.” → Güç ve güzelliğin zorlukla oluştuğunu anlatır.
    • “Yüz bin kez elemden geçir, sonunda altın çıkar.” → Sabır ve disiplinle hakikatin bulunduğu vurgusu.
    • “Sonra yavaş su akar; akar da akan nehir olur.”, “Sabırsızlık büyük planları bozabilir.”, “İstesen bile aceleyle varılmaz.” gibi atasözleri, sabrın gerekliliğini ve hız saplantısının tuzaklarını gösterir.

Afrika Bilgeliği

  • Akan (Ghana): “Bilgelik baobab ağacı gibidir; onu tek kişi kuşatamaz.” Bilgi ve büyümenin zamanla, paylaşımla, birikimle mümkün olduğunu anlatır.

Sümer & Babil

  • Sümer edebiyatından “Instructions of Shuruppak”, sabır, erdem ve doğru tutum üzerine öğütler verir. Emeksiz erdem olmaz, toplumsal ahlak bir süreç içinde öğretilir.

Diğer Kadim Kültürler (Kızılderili, Antik Yunan, Mısır, Japon…)

Bu kültürlere ait doğrudan ilgili özlü sözlere kaynaklarda rastlanmadı. Ancak benzer felsefik yaklaşımlar bu kültürlerde de mevcut. Örneğin:

  • Antik Yunan: “Tembellik zaferi engeller,” “Çabayla erdem kazanılır” gibiler genelde bulunur; ama modern kaynaklarda doğrulanamadı.
  • Kızılderili kültürlerinde de uzun süreli sabır ve doğayla uyum gibi temalar işler, ancak spesifik alıntılar mevcut dijital arşivlerde kısıtlı.

Kültürden Kültüre Bir Tablo

KültürAna TemasıÖrnek Sözü / Fikri
Hint/HinduBedel ödemeden başarı olmaz, sabır gerekir“İyi şeyler zaman alır”; Gita’da görev ve sonuç ayrımı
ÇinSabır, sürekli küçük adımlarla büyüme“Yavaş gitmek sorun değil, durmamak önemli.”
AfrikaBilgelik kolektif, sabırla oluşur“Bilgelik baobab ağacı gibidir…”
Sümer/BabilErdem, öğretilen ve tecrübe edilen süreçtirInstructions of Shuruppak

Böylece “bedel ödemeden başarı, haz ve hız ilişkisi” bağlamında, çok zengin ve evrensel bir bilgelik haritası ortaya çıkıyor:

  • Hint: Eyleme odaklan, sonuçlara bağlanma.
  • Çin: Süreci kucakla, sabrın gücüne güven.
  • Afrika: Bilgelik bireysel değil kolektif bir yolculuktur.
  • Sümer: Erdem bir süreç, aceleye gelmez.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.