Take a fresh look at your lifestyle.

Kur’an’ın Lensinden Kâfir Kimdir?

129

İnnellezine keferu ve matu ve hum kuffarun ulaike aleyhim la’netullahi vel melaiketi ven nasi ecmain.(Bakara, 161)

Kur’an’ın bütünlüğü içinde kalarak “kâfir” kavramının semantik, etimolojik, morfolojik ve kadim dinlerdeki anlamsal ve mantıksal açıklamasını tane tane açıklayalım:

Elbette. Bakara Suresi 161. ayette geçen “kâfir” kavramı, Kur’an’ın bütünlüğünde hem dilbilimsel (semantik, etimolojik, morfolojik) hem de teolojik ve tarihsel düzlemde katmanlı anlamlar içerir. Bu kavramı çok yönlü şekilde açıklayalım:


I. Etimolojik Açıklama | “Kâfir” Kelimesinin Kökeni

  • Kâfir (كافر) kelimesi, Arapça “k-f-r (ك-ف-ر)” kökünden gelir.
  • Bu kökün asıl anlamı, örtmek, gizlemek, saklamaktır.
    Örneğin:
    • Çiftçi için kullanılan “kâfir” ifadesi, toprağı tohumla örttüğü için bu kökten gelir. (Yani mecazî değil, literal anlamda bir örtme vardır.)
    • Gece de karanlığıyla örttüğü için bu kökten türeyen kelimelerle ifade edilir.

Bu bağlamda, kâfir kelimesi ilk etapta gerçeği örten, hakikati gizleyen kişi anlamını taşır. Yani kâfirlik bir “olumsuzluk eylemi” değil, ahlaki bir tutumdur: gerçeği bile bile örtme, bastırma ve görmezden gelme hali.


II. Morfolojik Tahlil | Kelimenin Yapısal Analizi

  • Kâfir (فاعل vezninde): “Bir fiili süreklilik ve bilinçle yapan kişi” anlamındadır.
  • Küfr (كُفر): Masdar formudur; örtme, nankörlük, reddetme anlamlarına gelir.
  • Tekfir (تَكْفِير): Birini kâfir saymak, yani “hakikati örttüğüne hükmetmek.”
  • Küffâr (كُفَّار): Kâfirin çoğuludur. Yoğunlaştırılmış/yoğunluk kazanmış bir küfrü ifade eder.

Bu formlar, kavramın hem bireysel hem toplumsal düzeyde uygulanabilirliğini ortaya koyar. Yani kişi hem bireysel olarak hakikati örtebilir hem de bir küfür sisteminin parçası hâline gelebilir.


III. Semantik Derinlik | Kur’an’da “Kâfir” Ne Anlama Gelir?

Kur’an’da “kâfir” kelimesi her zaman aynı düzlemde kullanılmaz. En az beş bağlamda karşımıza çıkar:

  1. Hakikati örten kişi:
    Bilerek, isteyerek, çıkar veya kibir nedeniyle ilahi mesajı reddeden kişi.
  2. Nankörlük eden kişi:
    Allah’ın nimetlerini inkâr eden, şükretmeyen insan (bkz. İbrahim 7).
  3. Gerçeği örtbas eden toplum/kültür:
    Batılı değerleri üstün gören, hakikatin üzerini sistematik olarak örten yapılar.
  4. Savaşan inkârcı:
    Müslümanlara karşı düşmanlık besleyen ve organize olan topluluk (Tevbe Suresi gibi savaş ayetlerinde bu bağlam vurgulanır).
  5. Geçici küfür hâli:
    Mü’min olup sonra inkâra düşen kişi ya da eylem (Nisa 137 gibi ayetlerde bu geçişkenlik vurgulanır).

IV. Kadim Dinlerde “Kâfir” Benzeri Kavramlar

1. Yahudilikte:

  • Keri (כָּרֵת)” kavramı: Tanrı’nın sözünü bilerek reddeden, cemaatten kesilen kişi.
  • “Avon” ve “Pesha” kelimeleri: Bilinçli isyan, hakikate karşı suç.

2. Hristiyanlıkta:

  • “Apostate” (dinden dönen) veya “Heretic” (sapkın):
    Hakikati bildiği hâlde sapan veya onu değiştiren kişi.
  • İncil’de “truth suppressors” (Rom. 1:18): Gerçeği bastıranlar.

3. Hinduizm ve Budizm:

  • Dharma’ya karşı gelen kişi: Kozmik düzenin farkında olup onu bozan kişi, ruhsal küfür olarak kabul edilir.
  • Budist gelenekte: “Avijja” yani “cehaletle gerçeği örtmek”, aydınlanmanın tersi olarak “karanlıkta kalma.”

4. Stoacılık ve Konfüçyüsçülükte:

  • Hakikati bile bile reddetmek, erdemsizliğin temelidir.
    • Stoacılar buna “apatheia” (ilahi düzene duyarsızlık) der.
    • Konfüçyüs’te “Yi’ye (義) aykırı yaşamak”, ahlaki inkâr anlamı taşır.

V. Kur’an’ın Bütünlüğünde Kâfirlik Ne Değildir?

  • Sadece inanmayan demek değildir.
  • Bazen fiildir (küfre girmek), bazen haldir (küfür hâlinde olmak).
  • Bazen de karakterdir (kibirli, nankör, inatçı ve sorumsuz kimlik).

Kur’an’a göre kâfir, bir inançsız değil; bilerek hakikatten uzaklaşan, üstelik bu durumu gizleme, örtme veya saptırma çabası içinde olan kişidir.
Bu anlamda “kâfirlik”, epistemolojik bir reddediş değil, ahlaki bir suçtur.


VI. Sonuç: Ayetteki Kâfir Kimdir?

Bakara 161’de bahsedilen “kâfirler”, bilerek gerçeği inkâr eden ve bu hâl üzere ölenlerdir.
Buradaki lanet;

  • İlahi rahmetten uzaklaşma,
  • Meleklerin şahitliğiyle dışlanma
  • Ve toplumsal hafızadan da silinme anlamı taşır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.